Ümit Özat ile Etiketlenmiş Yazılar

Senden özür dilerim Alex

Bir kere de Altan ağabey yazmıştı.
Senden özür dilerim Alex diye.

Ben de senden özür diliyorum Alex ağabey.

Ama yıllarca senin futbolunu eleştirdiğim için değil.
Senin koştuğun kilometreyi eleştirdiğim için değil.
Senin yaptığın sprint sayısını eleştirdiğim için değil.
Getirdiğin Mal donado için hiç değil.

Bunca yıl;
Seni Önder Turacı’ya mahkûm ettiğimiz için özür diliyorum.
Seni Ali Bilgin ile oynattığımız için özür diliyorum.
Seni Deniz Barış ile tanıştırdığımız için özür diliyorum.
Senin memleketinden getire getire Wederson’u getirdiğimiz için özür diliyorum.
Seni Bilica ile aynı otobüse bindirdiğimiz için özür diliyorum.
Senden Güiza’ya pas atmak zorunda kaldığın için özür diliyorum.
Senin arkanı Yasin Çakmak’a bıraktığımız için özür diliyorum.
Seni Can Arat ile muhatap ettiğimiz için özür diliyorum.
Senin hayatına Josico’yu, Aragones’i soktuğumuz için özür diliyorum.
Seni Kemal Aslan ile paslaşmak zorunda bıraktığımız için özür diliyorum.
Sana gidiciksin diyip, Gökhan Emreciksin’i hemen göndermediğimiz için özür diliyorum.
Seni Türk forvetini Burak Yılmaz ve İlhan Parlak’dan ibaret olduğunu zannettirdiğimiz için özür diliyorum.
Senin hayatına Kazım Kazım gibi bir adam soktuğumuz için özür diliyorum.
Seni Tuncay Şanlı’ya ara pası atmak zorunda bıraktığımız için özür diliyorum.
Sol bekte Ümit Özat’la, sağ açıkta Appiah ile oynadığın günler için özür diliyorum.
Murat Hacıoğlu diye bir adamla antrenman yaptığın için özür diliyorum.
Servet Çetin’in sümüğünü, Serkan Balcı’nın gözyaşlarını yakından gördüğün için özür diliyorum.
Rüştü’ye geri pası atmak zorunda kaldığın için özür diliyorum.
Senden Mateja Kezman’a orta yapmak zorunda kaldığımız için özür diliyorum.
Recep Biler’i ilk 11’de gördüğün anlar için özür diliyorum.
Roberto Carlos diye Mahmut Hanefi’yi getirdiğimiz için özür diliyorum.
Sonra gerçeği gelince, gitmesine de izin verdiğimiz için özür diliyorum.
Anelka ile Nobre’yi, Van Hooijdonk ile Serhat’ı aynı anda gördüğün için özür diliyorum.
Semih ile forvette daha fazla vakit geçiremediğin için özür diliyorum.
Zafer Biryol’la bile oynadığın için özür diliyorum.

Senden özür diliyorum Alex.

Bunca yıl bunları sana çektirdiğimiz için.
Bunca yıl, senin yanına toptan anlayan bir tane adam koyamadığımız için.
Bunca yıl senden Emre’yi, Niang’ı, Dia’yı, Stoch’u, Jobo’yu sakladığımız için.
Bunca yıl, hala Bekir ile, Özer ile, Selçuk ile, Uğur Boral ile, Caner ile uğraştığın için.

Hakkını helal et Alex.
Senden kulübüm adına özür diliyorum.

, , , , , , , , , , , , , , , ,

10 Yorum

7+

Bu yazı şiddet, küfür, korku ve gerilim içermektedir, lütfen bu yazıyı çocuklarınıza okutmayınız.

Outlook

Bu yazıyı yazar kimliğimi bir kenara koyup Fenerbahçe taraftar kimliğimle yazıyorum. Bu arada yazar kimliğimin de içine oturayım.

Fenerbahçe’nin bugünkü durumunda olmasının sebebi ne Daum, ne Fırat Aydınus, ne Güiza, ne Deniz, ne de Aziz Yıldırım’dır.

Bu tablonun sebebi Fenerbahçe taraftarıdır.

Fenerbahçe taraftarı öyle rastgele bir taraftar değildir. Fenerbahçe taraftarı müthiş enteresandır. Bir kere rengarenktir. Kimyası çok farklıdır. Fiziği de çok farklıdır, çünkü Mecidiyeköy’deki o pis hava Kadıköy’de yoktur. Fenerbahçe taraftarı, maçtan önce Bağdat Caddesi’ni doldurur, saatlerce bira içer, tonlarca patates yer, eğlenir ve İngilizler gibi yürüyerek stada gider. Fenerbahçe taraftarı takımını en çok seven taraftar grubudur, çünkü çok az manyaktır. Bundan yıllar evvel deplasmanlara limitli seyirci alınırken Fenerbahçe, Beşiktaş’dan, Galatasaray’dan 10000 bilet ister, 5000’e izin gelir; lakin Beşiktaş ve Galatasaray taraftarı 5000 bilet ister, maça 1000 kişi gelir. Fenerbahçe seyircisi halis Türk seyircisidir. Fenerbahçe halkın takımıdır. Fenerbahçe bizden biridir. Yani, Fenerbahçe Türkiye’dir.

İşte o yüzden Fenerbahçe seyircisi mankafadır. Cahildir. Zekası yeterli değildir. Kültürsüzdür. Fenerbahçe seyircisi, Güiza’ı ağlatır, kafasına oklava verir, 3 gün sonra ağzına baklava verir. Belki de yeryüzünde havalimanında futbolcu karşılayan ilk klüptür. Fenerbahçe seyircisi Deniz’i yuhalar, Tarık’ı yuhalar, Rıdvan’ı yuhalar, Rüştü’yü döver, Müjdat’ı kovalar, fakat onu alanlara, onu oraya getirenlere bağırmayı akıl edemez. Ya da gücü yetmez. Bir de, 2 gram akılları kalmıştır, onu da çok sevgili ağabeyleri Rıdvan Dilmen almıştır. Öyle ya, Rıdvan Dilmen ilk 8 hafta Fenerbahçe’yi Barcelona yapmış, sonraki 8 hafta Beşiktaş şampiyon olur demiş, 3 hafta önce yine Barcelona yapmış, Beşiktaş havlu atmıştır demiş, şimdi de “Bu kadro ile bu iş olmaz” demiştir. Halbuki bütün sezon kadro aynıdır. Beşiktaş’a da artık birşey diyecek insafı kalmamıştır.

Fenerbahçe yönetimleri de Türk odunluğuna sahip olduğu için ve sıfır profesyonel olduğu için Fenerbahçeliler yıllarca yönetimlerden de çekmiştir.

Örneğin;
- Fenerbahçe 32 senedir yıpratıcı, uzun boylu forvet arar. Elin gavuru Mars’da su bulmuştur, Fenerbahçe hala aradığı yıpratıcı forveti bulamamıştır.
- Her mahallede, her sahada, top oynanan her odada 2 çocuktan biri Fenerbahçe forması giyer, fakat 32 senedir Fenerbahçe’de bir çocuk iki kere üst üste maç oynamamıştır. Genç Semih bile futbola Özçamdibispor’da başlamıştır. Zaten 32 senede 600 futbolcu arasında hala sadece Semih ve Tuncay’ı konuşmak utanç vericidir.
- Fenerbahçe her sene ama her sene trilyonluk flaş transferler yapar. Fenerbahçe bu yüzlerce flaş transferlerden Baliç ve Okocha dışında hiçbirinden para kazanmamıştır.
- Sadece Fenerbahçe’de kovulan teknik direktörler ve futbolcular geri gelir.
- Fenerbahçe Bolu’da, Ağrı’da, Lagos’da, Çin’de tesis açmasına rağmen, seyircisiz bir İstanbul Büyükşehir Belediye takımı Fenerbahçe’yi her sene yenebilmektedir. Zaten bu kafa olduğu sürece de Fenerbahçe daha çok Ozan İpek ve İskender meşhur edecektir.

Bir teori de bütün bu dangalaklıkları “Lise” altyapısı ile açıklar. Örneğin, 10 futbolseveri bir araya getirsek, ki bunların kesin 4’ü Galatasaray’lıdır, 4’ü Fenerbahçe’lidir, 2’si Beşiktaşlıdır; herhangi bir sosyoloğa sorsanız Fenerbahçe’lileri hemen ayırdecektir. Çünkü Fenerbahçe’linin kültür seviyesi, konuşma yeteneği, 2 kelimeyi bir araya getirme refleksi, cahilliği, zekası ve futbol zekası hemen kendini belli eder. Çünkü tekrarlıyorum; Fenerbahçe, 8 yıllık zorunlu eğitime daha yeni geçmiş bir Türkiye’dir. Galatasaray Lisesi ve Beşiktaş Anadolu Lisesi burada Fenerbahçe Lisesi’nden çok kalın çizgilerle ayrılmıştır. Ha bu demek değildir ki, Fenerbahçe’den zeki, kültürlü ve işini bilen bir insan yetişmemektedir, veya Galatasaray ve Beşiktaş’da devamlı saygın, zeki insanlar görev almaktadır. Fenerbahçe’de son 5-10 seneye bakıldığında Kemal Dinçer, Aykut Kocaman ve Ali Koç gibi en azından ne dediği anlaşılan, saygılı, pratik zekalı, prezantabl, dinamik insanlar da yetişmiştir. Fakat ondan öncesi Hasan Özaydın, Ömer Çavuşoğlu ve Erol User’dir. Yani yontma taş devridir. Bu arada Fenerbahçe’de yeni karakterler yetişirken Galatasaray’da Adnan Sezginler, Beşiktaş’da Yıldırım Demirörenler de kontra olarak görev almaktadır.

O zaman bu mantıkla her Galatasaray’lı veya Beşiktaş’lı çocuğun o liselerden çıkması mı gerekir? Hayır, gerekmez. Bir çocuğun öğrenme yaşının 3, karar verme yaşının 4, karakterinin oluşma yaşının 5 olduğunu varsayarsak, çocuk zaten TV’den Aziz Yıldırım, Yıldırım Demirören, Adnan Sezgin, Faruk Süren, Süleyman Seba, Metin Oktay, Metin Tekin, Arda, Fatih Terim, Hasan Şaş, Oğuz Çetin, Recep Çetin’i izleyerek hangi takımın ona daha yakın olduğuna karar verecektir.

Başa dönersek, Aziz Yıldırım ve Daum’un bugünkü tabloda hiçbir suçu yoktur. Çünkü onların kapasiteleri o kadardır. Çünkü onlar gelip geçicidirler. Çünkü onlar dublördür. Dublörler bu kadar performans verirler. Taraftar, kalıcıdır. Taraftar masaya yumruğunu vurmalıdır. Taraftar belirleyicidir. Digitürk ihalesinin rakamından, Kazım’ın seks partnerine kadar herşeyi taraftar belirler.

Diyorlar ki, Daum İ.B.B maçında saçmaladığı için Fenerbahçe yenilmiştir. Peki, Daum ilk defa mı saçmalamıştır? En önemlisi Daum kendi kendine mi Fenerbahçe’ye gelmiştir? Herhalde zamanında Appiah’ı ve Selçuk’u sağ açık oynatan rahmetli babam değildir. Veya dayım yüzünden Ümit Özat Almanya’ya kaçmamıştır. Seyirci ile kavga edip 10 saniye sonra Semih’i oyuna alan kaynım mıdır, eltim midir? Tabi ki Daum’dur.

Ya da, Aziz Yıldırım hiç mi saçmalamamıştır? 1 ayda 55 milyon Euroluk transfer yapan, her sene en az 1 kere kurumlardan istifa edip geri gelen, 12 senede 4 Lig-0 kupa-1 çeyrek final getiren, “devre arasında transfer yararlı olmaz” diyip Appiah, Nobre ve Anelka’yı devre arasında alan, “biz sene başlarında doğru transfer yaparız ve karşı takımı ısıracağım” deyip 4 tane Emre, 4 tane Appiah ve 2 tane Tuncay alması gerekirken sene başında bayanlar liginden Sos Dantos’u ve Baroni’yi alan bir başkan hiç saçmalamamıştır desek ne derece doğru olur?

Veya 5 yaşındaki çocuğun bile Fenerbahçe’nin savaşan adama ihtiyacı olduğunu bilmesine rağmen Brezilya’dan Sos Dantos ve Baroni ikilisi ile dönen, yeryüzünün Uğur Dündar ile en dürüst Fenerbahçelisi sayılan Aykut Kocaman’ın kafasına silah mı dayamışlardır, transferden komisyon mu almıştır, yoksa o da saçmalama hakkını mı kullanmıştır? Fenerbahçe 1 milyon dolara Mehmet Topal’ı bulamazken, bedavaya Mustafa Sarp’ı alamazken, 10 milyon Euro’ya Baroni ve Sos Dantos’u nasıl almıştır? Elalem Emre Çolak’ı, Necip’i oynatırken Fenerbahçe takımı risk almak istemediğinden mi oynatmak istemiyordur, yoksa bu futbolcuları ortaya çıkaracak futbol zekası olan hiç kimse bulunmamaktadır? Daum, Aziz Yıldırım veya Alex bir maç seyrederken, “şu çocuk çok iyi çocuk, bunu oynatalım veya alalım” diyebilecek kapasitedeler midir? Örneğin heykelini dikmeyi düşündüğümüz Alex, kefil olarak Maldonadoyu getirirken, Aziz Yıldırım Aragones için “tam benim çalışmak istediğim teknik adam” derken futbol zekalarını mı ortaya koymaktadırlar?

İşte yukardaki sebepler yüzünden suç bu karakterlerde değil, eğitim seviyesini güncellemeyen, vizyonu geliştirmeyen, hala kombine alan, hala Digitürk alan, hala forma alan, ve hala Fırat Aydınus kırmızı vermeliydi diyen ileri zekalıdadır.

Çünkü o dingil, İBB maçındaki Deniz’in golünde yardımcı hakeme yüklenir, fakat Lille maçındaki Emre’nin golünü konuşmaz.
Çünkü o ingot, kıçıkırık 5.sınıf Brezilyalı’nın ufacık bir hareketi ile mest olur.
Çünkü o ötektoit, her maça gider, protesto edeceği yerde etmez, protesto ederken yanlış adamı eder, seveceği yerde döver, döveceği yerde sever.
Çünkü o kütüğe aslında Aziz Yıldırım ve Daum bile fazladır.
Çünkü o “Biz pazara kadar değil, mezara kadar sevdik” diyen arkadaş bilmez ki, onun mezarını ilk ziyaretçisi ben olacağımdır.
Çünkü o aks bilmez ki, maça gitmeyince yönetim gider.

Ve yine bilmez ki, küçük beyinler Güiza’yı, orta beyinler Daum’u, büyük beyinler yönetimi tartışır.

http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/13980560.asp

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

20 Yorum

Özer mi Alex mi?

Özer Hurmacı, Altay maçında iyi oynadı, topla hızlı çıktı, şut çekti, öldürücü paslar attı, 2 tane de gol attı. Lakin, Özer hayatının en büyük hatasını yaptı. Çünkü, Özer bunları Alex’in Fenerbahçe’sinde yaptı.

ozer_basin_041109__H6T4xMe2_

Futbol alemimizde, devre arası gibi medyanın boş kaldığı vakitlerde gündeme hep aynı konu gelir.
O konu, Alex mi Hagi mi’dir.

Bu karşılaştırma, bamya mı daha lezzetli, whopper menü mü daha lezzetlidir diye sormak gibi birşeydir. Bamyacılar, whopper’in ateşte pişmesini ve ekstra acısını bahane ederler, bamya daha faydalıdır, kabızlığı giderir gibi şeyler eklerler. O sırada sen mayonezi ağzına sıkıyorsundur.

Şimdi gündemde Özer mi Alex mi sorusu vardır.
Ne yazık ki,  “Alex gidince, onun yerine geçmek ister misin” sorusuna kibarca “Neden olmasın” diyen Özer, sabah “Alex’in aklını alırım, Alex kim ulan” gibi manşetler görmüştür.

Öncelikle Özer genç değil, 23 yaşında eşşek kadar bir delikanlıdır.
Alaman altyapısı, mütevazi kişiliği, maç sonundaki sakin demeçleri, saçı, başı, her şeyi ile büyük bir takıma uyabileceğini göstermiştir.

Özer mi Alex mi sorusu sorulursa, cevabı çok nettir.
Şu an Semih’e “88 dakika hiç koşma, adam geçme, pres yapma, fakat son 2 dakika ne yaparsan yap” deseler Semih’in Alex gibi, 100 gol-100 asist ile oynamaması hiç de mucizevi değildir.
Kaldı ki, Alex 5 senede her “Türkiye’nin en iyi futbolcusu kim” sorusuna devamlı “Semih” yanıtını vermiştir.

İşte Özer’in kafasını kullanması gereken yer şu andır.
Çünkü Alex’in istemediği, parmakla göstermediği oyuncu Fenerbahçe’de barınamaz.
Son 5 senede, Tuncay, Anelka, Appiah, Luciano, Tümer, Ümit Özat, Kezman, Roberto Carlos, Nobre, Aurelio, van Hooijdonk, Zico, Aragones gibi isimler gelip geçmiş, sadece 2 isim hep kalmıştır.

O da Alex ve Semih’tir.

Özer, kendi kariyeri ve Türk futbolu için yakında bir karar verecektir.
Çünkü, Alex varken Özer oynayamaz.
Oynasa da oynatmaz.
Alex ile Özer oynatılır, ortaya “Sergen-Şifo Mehmet yan yana oynamaz” gerizekalıları çıkar.
Özer, top oynar, “İşte yeni Alex” derler.

E ulan eski Alex’den memnun değilim ki, niye yenisini isteyeyim?

, , , , , , , ,

2 Yorum

3.5

Fenerbahçe biraz kapandı, biraz şanslıydı, biraz Bilica vardı, biraz Baroni vardı, biraz direk vardı, biraz topla çıktı ve 1-0 aldı. Maçın özeti bu.

3mayis1989_nezihi_ridvan_hasan

Fenerbahçe, şu an iki ligde de lider.

Fakat şu ana kadar yaptıklarının, yapacaklarının teminatı olmaya yetmediğini, Kazım’ın takometresinden Daum’un demeçlerine kadar, bundan sonraki her hareketin kaderlerini belirleyeceğini zaten Mustafa Denizli, Ertuğrul Sağlam ve Tolunay Kafkas’ın onlara öğretmiş olduğunu varsayıyoruz.

Gruptan sonraki maçlarda Fenerbahçe’nin Twente gibi rakipleri çok arayacağını da biliyoruz.

Orta sahadaki Tioté’nin, sol açık Stoch’un Twente tarafından nasıl bulunduğunu düşünmek dahi istemiyoruz.

Fenerbahçe’nin genel olarak en büyük sorunu şu;
Fenerbahçe rahat futbol oynaması için her sene gidecek, en az 7.5 tane Fenerbahçeli futbolcu transfer edecek.
Fenerbahçeli futbolcu ne demek?
Fenerbahçeli futbolcu, Erdoğan, Müjdat, Şenol Ustaömer, Vokri, Kemalettin, Metin Diyadin, Ümit Özat, Johnson, Appiah, Aurelio, Tuncay, Oğuz, Brian Steen Nielsen, van Hooijdonk demek.

Peki bize 3.5 attırtan buçukluklar kim?
Ali Nail, Sercan, Demir Hotiç, Tarık, Benhur, Kostadinov, Selahattin, Sergio, Simao, Kezman, Beschastnykh, Recep, Dos Santos, Roberto Carlos, Burak, Selçuk, Güiza, Alex, Kazım, Ali Bilgin, Önder, Deivid.

İlginç olan, son 10 senede böyle yüzlerce isim buluyorsunuz, zaten son 5 yıl en tavan yapan dönem.

Fakat 1985-1990 arasına bakıyorum, ruhsuz 5 kişi bulamıyorum.
Adamların lakapları var zaten. Deli Nezihi, raporlu Schumacher, Arap İsmail.
Yakına geliyorum, 1995 senesinin en ruhsuz adamı belki Boliç.
Hele 1988 öncesi Engin, Cem, Fikret, Selçuk, Pesiç, Rıdvan, Alpaslan, İlyas’dan geçilmiyor.

Bir de diyorsunuz ki, Brezilyalılar neden Emre’yi şikayet ediyor?

Yani benim koşmaktan lifim, cifim, tepem atacak,
Bir bakacağım orada Güiza ofsayttan, Alex birinin arkasından, Dos Santos 360’dan bana bakıyor.

Meşhur bir laf vardır.
Tembele kapıyı ört demişler, yel gelir örter demiş.

Fenerbahçe’de daha meşhur bir laf vardır.
Ayağını yorganına göre uzat, uzat uzat uzat, ohhh süper…

, , , , , , , , , , , , , , ,

5 Yorum

Bunu kesin Almanak lazım

Hürriyet’ten size bir yeni bir hizmet. 2008-2009 Ceplig. Bu yazıyı yazıcınızdan çıktı alın, katlayın, artık cebinize mi sokarsınız, cüzdanınıza mı koyarsınız, ne yaparsınız bilemem, fakat seneye okumadan gelmeyin.

 
2008-2009 sezonu Galatasaray – Denizli maçı ile başladı.

Almanya’da Ümit Özat, kalp kası iltihaplanması geçirdi, sahada yığılıp kaldı.

Tayyip Erdoğan, Ankaragücü ve Ankaraspor’un birleşmesini istedi.

Güiza, Bağdat Caddesi’nde sigara içerken görüntülendi.

VfvB Ruhrort/Laar takımın Türk futbolcusu Sezgin Özhan, takım fotoğrafı sırasında cinsel organını gösterdi.  

Appiah 9 ay sonra topa vurdu.

Uğur Boral pas hatası yaptı.

Hıncal Uluç, Belçika maçından sonra Milli Takım’a teğet geçti, Emre Belezoğlu’na çarpraz girdi, Emre’nin annesi fenalaştı.

Lincoln ülkesine gitti.

Lincoln İstanbul’a döndü.

Yine Belçika maçından sonra Fatih Terim, Osman Tamburacı’ya “Ulan ben senin bıyığını ananı avradını s….” dedi, Tamburacı, “Anam Fatih Terim’i affetmeyecek” dedi.

Aziz Yıldırım, İhsan Topaloğlu’nun programına katıldı, Zico’ya sadece %20 zam yapabileceğini, Zico’nun da bunu kabul etmediğini söyledi; halbuki bundan 8 ay sonra katılacağı bir programda Zico’nun kardeşi yüzünden ayrıldıklarını söyleyecekti.

Kazım Kanat toprağa verildi.

Uğur Boral pas hatası yaptı.

Ümit Özat’a Temmuz ayında FC Köln doktoru tarafından kalp ritm bozukluğu teşhisi koyulduğu ortaya çıktı.

5.haftada Galatasaray’ın sakat sayısı 12’e ulaştı.

Ultraslan’ın kurucusu Alpaslan Dikmen vefat etti.

Maldonado kendisine iyi baktığını, bunun da meyvelerini toplamaya başladığını söyledi.

Renk bilimci Metin Yahya Üster, Beşiktaş’ın renklerinin sarı-mor, yeşil-koyu pembe olması halinde takımın enerji gücünün artacağını söyledi.

Ertuğrul Sağlam ve Sinan Engin istifa ettiler, Mustafa Denizli hemen göreve başladı.

Adnan Polat, Ümit Davala’yı kovdu; “Antrenmandan 10 dakika önce gelip, 10 dakika sonra gidiyor. Bir memur zihniyeti ile hareket ediyordu.” dedi.

Skibbe yardımcılarının işine son verildiğini İstanbul’a dönünce öğrendi.

Uğur Boral pas hatası yaptı.

Güiza, “Türkiye’de fazla kalacağımı sanmıyorum” dedi.

Berkant, uyuşturucu kullandığı şüphesiyle 1860 München’den kovuldu.

İbrahim Kaş, Aragones’in çok iyi bir hoca olduğunu söyledi.

Lincoln ülkesine gitti.

Lincoln İstanbul’a döndü.

Aragones’in yardımcısı Cesar Mendiondo, “Luis, karşısına Tanrı bile çıksa asla havlu atmaz” dedi. Deivid, ayağı kırıldıktan ve annesini kaybettikten sonra ilk maçında gol attı, ağladı.

Ahmet Çakar, Arda’ya “Karabaş” dedi.

Rıdvan Dilmen’in kardeşi intihar etmeye çalıştı, sebebinin Rıdvan Dilmen olmadığını söyledi.

Sergen Yalçın, “Maldonado bence futbolcu değil, saçını kestirmiş, Şanlıurfasporlu oyunculara benzemiş. “ dedi, Urfa’lı bir avukat Sergen’i mahkemeye verdi.

21 yaşındaki Arda’nın maçta kalp ritmi bozuldu, hastahaneye kaldırıldı.

TRT’de Bursasporlu Yusuf’un Beşiktaş maçı görüntüleri yayınlandı, Mehmet Demirkol “Yusuf’un hareketler güzel ama bariz küfür var. Keşke yayına verilmeseydi” dedi.

UltrAslan-Uni’li Anıl Aydın toprağa verildi.

Seyrantepe için Araplarla ortaklık başladı.

Uğur Boral pas hatası yaptı.

Cemal Aydın, Ankaragücü – Fenerbahçe maçı öncesi maçın hakemi Halis Özkahya’yı aradı, Aydın disiplin kurulana verildi.

Aragones, “Ankaragücü maçından alınan 1 puan iyidir” dedi.

Yıldırım Demirören, elinde lazer pointer ile “Özcan Oal bu penaltımızı yedi, Talat Tokat ofsayttan golümüzü vermedi” diye sunum yaptı. 

Devlet Bakanı Başesgioğlu’nun oğlu, Gümüşhane maçını bastı.

Beşiktaş PAF takımı Fenerbahçe’yi 4-1 yendi, 3 golü Batuhan attı.

Faruk Yalçın vefat etti.

Uğur Boral pas hatası yaptı.

Op. Dr. Ertuğrul Gür, müslüman olmaları halinde Carlos ve Edu’yu sünnet edebileceğini söyledi. Sinan Engin, Giresunspor’un Asbaşkanlığına getirildi.

Brezilyalılar, Aziz Yıldırım’ın Millenium Park Evlerini uzak diye beğenmediler.

Emre Belezoğlu, bir gazeteciye “Seni sabaha kadar döverim” dedi.

Aragones, “Ben devre arasında yapılan transferleri desteklemiyorum” dedi.

Beşiktaşlı taraftarlar Demirören’i istifaya davet etti.

Aragones’in “’Günaydından daha çok s….git diyorum” sözü yılın sözü seçildi.

Serkan Balcı, “Bizi sadece 3 büyükler zorlar” dedi.

Lincoln ülkesine gitti.

Lincoln İstanbul’a döndü.

Gönenspor maçında, bir anne çocuğunu kavgadan korumak için sahaya daldı.

Arda, Emre Belezoğlu’nun düğününden dönerken kaza geçirdi.

Uğur Boral pas hatası yaptı.

Yusuf, Yıldırım Demirören’in 8.Fenerbahçe’li futbolcusu oldu.

Gordon Milne’nin tercümanı bıyıklı ağabeyimiz Ali Emeç vefat etti.

Tanju, Galatasaray otelinden kovuldu.

Galatasaray’ın vergi borcu 120 taksite bölündü.

Aragones, yılın en iyi hocası seçildi.

Luxemburgo, damadı Maldonado’yu transfer etmek istediğini söyledi.

Galatasaray, Kanaltürk’e yasak koydu.

Aziz Yıldırım, Kutlualp için “Viyana’ya giderken uçakta tuvaletin üstünde oturuyordun” dedi.

Ümit Karan, Sivas maçı sonrası “13 senedir Birinci Lig’de oynuyorum ve bugüne kadar hiçbir hakeme küfür etmedim.” dedi.

Galatasaray, Sivas maçının tekrar oynanmasını istedi.

Güiza, 4 aydır Nuria ile seks yapmadığını söyledi.

FIFA, Appiah konusunda Fenerbahçe’yi haklı buldu.

Sivas’lı İbrahim Dağaşan, santraya Filistin bayrağı dikti.

Celal Kolot, Ernst için “Baki’nin Alma versiyonu” dedi.

Uğur Boral pas hatası yaptı.

Çorlu Sanayispor, Yattara’nın yeğenini transfer etti.

Galatasaray’ın sakat sayısı 14’e ulaştı.

Balili, Türk vatandaşlığına geçti, ismi Atakan oldu.

Uğur Boral pas hatası yaptı.

Transfer edildiği gün “Burası Fenerbahçe gibi değil” diyen Kezman PSG’de kadro dışı bırakıldı.

“Galatasaray Türkiye’dir” adı altında 7 maddelik bir açıklama yayımlandı.

Galatasaray, Kayseri maçından sonra taraftarlar yürüyüş yaptı.

Fulya Süleyman Seba Kompleksi açıldı.

Mesut Özil, “Türk Milli Takımda oynamayı hiç düşünmedim ki” dedi.

Lugano, 5.golünü attı, Güiza’yı geçti.

Bursaspor TV kuruldu.

Duisdorf’lu Türk kaleci, hakemi dövdü.

Selçuk Şahin, köfteci açtı.

Emin Cankurtaran vefat etti.

Taner, Galatasaray maçında 4 gol attı, tarihe geçti.

Lincoln ülkesine gitti.

Lincoln İstanbul’a döndü.

Skib bıraktı, Bülent Korkmaz 2.5 senelik anlaşma imzaladı.

Karadeniz Gazetesi, Alanzinho için “10 trilyonluk maskot” dedi.

Güiza’nın eski eşi kampta seviştiklerini söyledi, Güiza milli takım kadrosunda çıkartıldı.

Sadri Şener, “Trabzon insanı genlerinden sabırsız” dedi.

Burak, Aragones kalırsa takımdan ayrılacağını söyledi.

Fenerbahçe, PAF takımından Özgür Çek ile 5 yıllık profesyonel sözleşme imzaladı.

Uğur Boral, Sivas maçı sonrası “Fener’le kimse alay edemez” dedi.

Uğur Boral pas hatası yaptı.

Şekip Mosturoğlu, Appiah için “Fenerbahçe’nin manevi değerlerine zarar vermiş bir futbolcunun Fenerbahçe’yle yollarının ben kesişmeyeceğini düşünüyorum” dedi.

Amigo Sefa, 1 yıl maçlardan men cezası aldı.

Çin Beşiktaşlılar Derneği, Çin Seddi’ne bayrak astı.

Volkan Ballı, “Kötü günler geride kaldı” dedi.

Seyrantepe bir kere daha greve gitti.

Uğur Boral pas hatası yaptı.

Kilimli Belediyespor ile Erdemirspor maçının hakemi, birbirlerine sert giren iki futbolcuyu saha dışına çıkarıp, 10 saniye kol kola girerek durma cezası verdi.

Fenerbahçe Deivid ile 3 senelik daha sözleşme imzaladı.

Lincoln ülkesine gitti.

Lincoln İstanbul’a döndü.

Kadir Has Stadının açılış maçında Volkan Ballı çimleri beğenmedi, 20 tane dev fan sahayı kuruttu. Galatasaray “Seyrantepe, 29 Ekim 2009’da bitecektir” şeklinde açıklama yaptı.

Meira “Zenit’e gitmeyi düşünmüyorum” dedi, ardından bavullarını toplamaya başladı.

Emre Belezoğlu boğaz kesti, 1 maç ceza aldı.

Ümit Özat, futbolu bıraktı.

Uğur Boral pas hatası yaptı.

Seyrantepe işçileri, “”Paralarımızı vermezlerse Fenerbahçe bayrağı asacağız” dediler.

Emreciksin, “Hayatımda hiçbir zaman sarhoş olmadım” dedi.

Lincoln, 10 küsür bavulla İstanbul’dan kaçtı.

Bülent Uygun, “O kulübe belediyeden ruhsatsızdı. O yüzden kırdım” dedi.

Alper Tezcan, UEFA madalyasını 200.000 TL’e sattı.

Eintracht Braunschweig’li Semih Aydemir, koşu antremanında tramvaya binip bir kaç durak sonra takıma katıldı, sonra kovuldu.

Emre Belezoğlu, “Yere tükürürken bile dikkat eder hale geldim” dedi.

Gökmen Özdenak, “Ersen Martin, Ricky Martin’in kardeşi, baba bir, anneler ayrı” dedi.

Lincoln İstanbul’a geri geldi.

Erhan Albayrak’ın “Lokum” adlı fuhuş operasyonunda ifadesi alındı.

İspanya’ya yenilgisinden sonra Volkan “Işık gözümü kamaştırdı. Eğer suçlu var ise hepimiz suçluyuz” dedi.

Eren Talu’nun eşi Defne Samyeli “Kocam, delilik yapıyor” dedi.

Uğur Boral pas hatası yaptı.

Polis, Beşiktaş taraftarı ile karşılaştı, su sıktı, biber gazı kullandı.

Batuhan, Fenerbahçe maçı öncesi gece kamptan Ortaköy’e geçti.

Arda, yeni telefon hattı için “Kızlar beni Galatasaray hattından arayamazlar. Çünkü ben özel hayatımla iş hayatımı birbirine karıştırmıyorum” dedi.

Batuhan, “Beni Real Madrid’e bile alacaklarını bilsem bir daha böyle bir şey yapmayacağım” dedikten sonra 2 gün sonra 3 bayanla fotoğrafları piyasaya sürüldü.

Galatasaray – Fenerbahçe maçında 4 ölü, 5 yaralı; Lugano kafa attı, Emre ısırdı.

Volkan, Arda’yı aradı, “Erkeksen gelirsin.” dedi.

Sabri, “Emre, beni öldüreceğini söyledi” dedi.

Yıldırım Demirören, “Tezgah kelimesi Türk Futboluna zarar verir” dedi.

Ümit Özat, FC Köln’de antrenörlüğe başladı.

Tugay, rezerv takıma gönderildi.

Uğur Boral pas hatası yaptı.

Fatih Tekke, 7.yabancı oyuncu olarak oyuna girdi, 3-0 hükmen yenilgi beklenirken, para cezası verildi.

Adnan Polat, “Tamamlandığında ortaya muhteşem bir eser çıkacak. Bir dünya yıldızı stadımızı görünce daha kolay imza atacak” dedi.

Arda güvenlik görevlisini kapıya sıkıştırdı.

Ersun Yanal istifa etti.

Bülent Uygun, “İpler bizim elimizde” dedi.

Deivid’in eşi ile Alex’in eşi kuaförde barıştı.

Uğur Boral pas hatası yaptı.

Serdar Kulbilge, klübe ihtarname çekti, kadro dışı kaldı.

Sedat Balkanlı vefat etti.

Gökmen Özdenak, “Futbolculara pornografik paralar ödeniyor” dedi, Ahmet Çakar’ın  “O kelime astronomik olabilir mi” sorusuna, Özdenak “Hayır, pornografik. Porno. Erotik değil yani. Porno yani, işin sonu” diye cevap verdi.

Fenerbahçe, Real Madrid – Barcelona maçında Barcelona’dan çok etkilendiklerini, Beşiktaş’ı öyle yendiklerini söylediler.

Lincoln ülkesine gitti.

Lincoln İstanbul’a döndü.

Rıdvan, stoper Gökhan için Aragones’den özür diledi.

Arda’nın silahlı t-shirt giydi.

Hacettepe maçından sonra taraftar striptiz klubünde Arda’ya tepki gösterdi.

Skibbe’nin şantajcısı kadın polis hapse girdi.

Uğur Boral pas hatası yaptı.

Fenerbahçe, kupa finalinde Bobo’yu aldı.

Alex de Souza’nın eşi, “Burası bize uğursuz geldi. Bir daha final maçına gelmeyeceğim. Büyük bir hayal kırıklığı içindeyim” dedi.

İlhan Cavcav anjiyo oldu.

Aziz Yıldırım, “Aragones ve oyuncu seçiminde hata yapmadık” dedi.

Fatih Terim’in parmağını denizin dibinden çıkardılar.

Volkan Demirel, Antalya’da lüks yat yaptırdı.

Aziz Yıldırım, Aragones’in tazminatı yok dedi.

Lincoln, salonda çalıştı.

Uğur Boral pas hatası yaptı.

Lucescu, bir kupa daha kazandı.

Aziz Yıldırım, bir tesis daha açtı.

Lincoln ülkesine gitti.

Lincoln İstanbul’a döndü.

Abdülrahim Albayrak, UEFA kupası finalinde sahaya girdi.

Alex, “Ronaldinho gelirse rahatsız olmam” dedi.

Batuhan’ın kırmızı da geçti, ehliyeti yoktu, polis ceza kesti.

Aziz Yıldırım, 3 yıl şampiyon olacağız dedi.

Anelka, gol kralı oldu.

Batuhan, takımın otobüsünü kullandı.

Adnan Polat, Beşiktaş galip gelince sevinçten ağladı, Cemal Demirören’le şakalaştı, elini uzatıp çak dedi.

Tuncay, küme düştü.

Sinan Engin, Kanaltürk’ten Manisa’ya transfer oldu.

Seyrantepe’de iptal süreci başladı,

TOKİ Eren Talu’ya ihtar çekti.

Güiza, “Beni göndermeyin, seneye kral olurum” dedi.

Tugay Manchester City ile anlaştı.

Beşiktaş şampiyon oldu.

Volkan Demirel, Aragones’ten Fenerbahçe formasına imza aldı.

Lincoln, ülkesine gitti, daha dönmedi.

Ve Uğur Boral pas hatası yaptı.

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Yorum yok

Allah'tan Ümit Özat Kesilmez

Milletvekili kalp krizi geçirmez, hortumcu sittin sene sıcakta bayılmaz, anarşistin hayatta dili boğazına kaçmaz, ama Ümit Özat’ın kalp ritmi bozulur…Bana sakın adaletten bahsetmeyin.
 
Bir adam düşünün.

Ne İngilizcesi, ne Almancası, 
Ne italyan favorileri, ne abuk sabuk saçı, ne jölesi, ne can simidi gibi boyunluğu,
Ne “Beni sadece Tanrı yargılar” dövmesi,
Ne düşük çorapları, ne halat gibi kolyeleri,
Ne çifte pasaportu, ne top model karısı, ne Porsche’si, ne küpesi,
Ne dopingi, ne trilyonları, ne magazini,
Ne yalanı, ne cezası, ne itirazı, ne kumarı,
Ne yere eldiven atması, ne yere forma atması, ne hakeme kanını sürmesi,
Ne “İleri-geri koşuyorum, benim suçum yok” gibi bir açıklaması,
Ne Avrupa’dan “Bunlar ırkçı, beni oynatmadılar” diye kös kös geri gelmesi,
Ne küfürü, ne yedek klübesini tekmelemesi, ne arkadan tekmesi,
Ne diğer kaptanlar ile takunya kavgası,
Ne ırkçılık hükmü, ne hapis olayı,
Ne gırtlak kesmesi, ne silah olayı, ne çek olayı,
Ne içki ile yakalanma, ne kadro dışı kalma olayı var.

Tek birşeyi var.

Sivas nüfus kağıdı.
Ve biraz pis sakal ve gözyaşı.

Bu aksesuarlarla Avrupa’ya gitti.
Türk’ün Avrupa’daki ilk kaptanı oldu.

Hani derler ya…
“Adam babamın oğlu değil, tanımam etmem, ama severim.”

Ben ne tanırım, ne futbolunu severim Ümit Özat’ın.
Ne sevdim, ne yakıştırdım Fenerbahçe’ye.
Hiç de özlemedim.

Ta ki bu haftaya kadar.

Çünkü bu hafta Fenerbahçe maça, takımdaki, klüpteki, yönetimdeki dedeleri anlatan “Yaşlılar Haftası kutlu olsun” pankartı ile sahaya çıkarken,
Almanya’da basın toplantısında gözleri dolmuş “Futbolculuğum bugüne kadarmış” cümlesi ile genç futbol kalbi duruyordu.

Çünkü bu hafta, Washington’u kalp krizi geçirdi diye sabah ülkesine gönderen Fenerbahçe’nin, resmi sitesinde “Volkan Demirel Akmerkez Fenerium’da” manşetteyken,
Elin gavuru FC Köln, oğlumuza jübile sözü verip, yardımcı antrenörlük diplomasını almasını sağlıyordu.

Çünkü Kocaelispor maçında takımın en isabetli pas yüzdesine Deniz Barış sahip iken,
Bu hafta bana, “Futbolu bırakıyorum”dan sonra sanki sahada bir futbolcu vefat etmiş gibi hissettiğimi, diğer insanların Ernst’lerle yeni Ümit’lere koştuğunu, Ümit Özat gibi bir adamın belki futbol olarak değil ama kafa olarak Fenerbahçe’deki eksikliğini ve Fenerbahçe’nin de ne kadar Ümitsiz olduğunu hatırlatıyordu.

Bu hafta gerçekten özledim Ümit’i.
Ve üzüldüm…

Çünkü…

O basın toplantısında Ümit’i gördüm, üzerinde forma yoktu,
Turkcell Süper Lig’de çok forma gördüm, içinde hiç ümit yoktu.

, , , , ,

Yorum yok