Semih ile Etiketlenmiş Yazılar

Senden özür dilerim Alex

Bir kere de Altan ağabey yazmıştı.
Senden özür dilerim Alex diye.

Ben de senden özür diliyorum Alex ağabey.

Ama yıllarca senin futbolunu eleştirdiğim için değil.
Senin koştuğun kilometreyi eleştirdiğim için değil.
Senin yaptığın sprint sayısını eleştirdiğim için değil.
Getirdiğin Mal donado için hiç değil.

Bunca yıl;
Seni Önder Turacı’ya mahkûm ettiğimiz için özür diliyorum.
Seni Ali Bilgin ile oynattığımız için özür diliyorum.
Seni Deniz Barış ile tanıştırdığımız için özür diliyorum.
Senin memleketinden getire getire Wederson’u getirdiğimiz için özür diliyorum.
Seni Bilica ile aynı otobüse bindirdiğimiz için özür diliyorum.
Senden Güiza’ya pas atmak zorunda kaldığın için özür diliyorum.
Senin arkanı Yasin Çakmak’a bıraktığımız için özür diliyorum.
Seni Can Arat ile muhatap ettiğimiz için özür diliyorum.
Senin hayatına Josico’yu, Aragones’i soktuğumuz için özür diliyorum.
Seni Kemal Aslan ile paslaşmak zorunda bıraktığımız için özür diliyorum.
Sana gidiciksin diyip, Gökhan Emreciksin’i hemen göndermediğimiz için özür diliyorum.
Seni Türk forvetini Burak Yılmaz ve İlhan Parlak’dan ibaret olduğunu zannettirdiğimiz için özür diliyorum.
Senin hayatına Kazım Kazım gibi bir adam soktuğumuz için özür diliyorum.
Seni Tuncay Şanlı’ya ara pası atmak zorunda bıraktığımız için özür diliyorum.
Sol bekte Ümit Özat’la, sağ açıkta Appiah ile oynadığın günler için özür diliyorum.
Murat Hacıoğlu diye bir adamla antrenman yaptığın için özür diliyorum.
Servet Çetin’in sümüğünü, Serkan Balcı’nın gözyaşlarını yakından gördüğün için özür diliyorum.
Rüştü’ye geri pası atmak zorunda kaldığın için özür diliyorum.
Senden Mateja Kezman’a orta yapmak zorunda kaldığımız için özür diliyorum.
Recep Biler’i ilk 11’de gördüğün anlar için özür diliyorum.
Roberto Carlos diye Mahmut Hanefi’yi getirdiğimiz için özür diliyorum.
Sonra gerçeği gelince, gitmesine de izin verdiğimiz için özür diliyorum.
Anelka ile Nobre’yi, Van Hooijdonk ile Serhat’ı aynı anda gördüğün için özür diliyorum.
Semih ile forvette daha fazla vakit geçiremediğin için özür diliyorum.
Zafer Biryol’la bile oynadığın için özür diliyorum.

Senden özür diliyorum Alex.

Bunca yıl bunları sana çektirdiğimiz için.
Bunca yıl, senin yanına toptan anlayan bir tane adam koyamadığımız için.
Bunca yıl senden Emre’yi, Niang’ı, Dia’yı, Stoch’u, Jobo’yu sakladığımız için.
Bunca yıl, hala Bekir ile, Özer ile, Selçuk ile, Uğur Boral ile, Caner ile uğraştığın için.

Hakkını helal et Alex.
Senden kulübüm adına özür diliyorum.

, , , , , , , , , , , , , , , ,

10 Yorum

3000 Ispartalı

Yıllarca Aykut Kocaman maçı seyrettim.
Tonlarca Aykut Kocaman röportajı izledim.
Yarım düzine de Aykut Hoca basın toplantısına katıldım.

Adamcağız şu ana kadar 1 kere güldü.

Onda da Aykut Hoca niye gülmüyorsun dediler, adamcağız ona güldü.

Fakat ben eminim Aykut Hoca evinde de gülmüyordur.
Bayramda da gülmemiştir, yılbaşında da gülmeyecektir.

Nasıl gülsün ki?

22 senede sadece bir adet “Iniesta” Gökay çıkmış, adam nasıl gülsün?

Elalem anti-maddeyi bulmuş, sen yıpratıcı forvetini yeni bulmuşsun, adam nasıl gülsün?

Baskette, voleybolda, istopta, yakartopta, yağlı güreşte, deve güreşinde her yerde Fenerbahçe birinci, futbolda dördüncü, adam nasıl gülsün?
Geçen sene üstteki takımları yeniyordun, alttaki takımları yenemiyordun. Şimdi alttaki takımlara 5 atıyorsun, üsttekileri yenemiyorsun, adam nasıl gülsün?
Adamcağız tee Brezilya’lardan Andre Santos’u, Baroni’yi getirmiş, sen herifleri yuhalıyorsun, adam nasıl gülsün?

Buca 12 maçta 5 gol atmış, sana Kadıköy’de bir maçta 2 gol atmış, adam nasıl gülsün?

Avrupa’dan elenmiş, 30 milyon zarar var, Fenerbahçe Uche’sini daha yeni bulmuş, adam nasıl gülsün?

3000.golü gözden çıkardığın, Boğa Heykeli’nin yerine heykeli dikilecek, babaannemin bile benden çok sevdiği, belki de Fenerbahçe’nin gelmiş geçmiş tek adamı atmış, adam nasıl gülsün?

3000 gol oldu, ama 300 Ispartalı Andre Santos, Baroni, Bilica, Kazım, Güiza, Selçuk, Uğur Boral hala Fenerbahçe’den maaş alıyor, adam nasıl gülsün?

Bu kafayla giderse 5000. golü genç Semih atacak, adam nasıl gülsün?

Yahu 25 senedir tribünde ağlayan taraftar dolu, 50 senedir Fenerbahçe’li olan bir adamın sevinme geni kaybolur, adam nasıl gülsün?

http://www.haberturk.com/yazarlar/574406-3000-ispartali

http://www.htspor.com/fenerbahce/haber/574430-3000-ispartali

, , , , , , , , , ,

6 Yorum

Yüzde yüz haklı

Taraftar, “Ben çocuğuma ne diyeceğim” diyor.

Yüzde yüz haklı.
Adamcağız, 60.dakikada Fenerbahçe 1-0 öndeyken çocuğunu yatırmış, sabah çocuk kalkıyor 1-2.

Rıdvan Dilmen, “Ben Aykut Hoca’yı nasıl eleştireyim?” diyor.

Yüzde yüz haklı.
Zaten elimizde topu topu 3 tane Fenerli var. Biri Aykut, diğeri Acun, öbürü Ercan Saatçi.

Emre, sahada çok agresif.

Yüzde yüz haklı.
Ben öyle ter akıtacağım, Baroni bana öyle bakacak. Bırak sahayı, ben daha otobüste birilerine yatarak girerim.

Volkan Demirel “Bazı arkadaşlar kendini sahaya veremiyor. Herkes taşın altına elini sokmalı.”

Yüzde yüz haklı.
Kazım Kazım, Baroni, Stoch, Andre Santos o gün isterlerse oynarlar, istemezlerse oynamazlar.

Aykut Hoca “Volkan’ın sözleri doğru bir saptama değil. Öncelikle herkes kendi performansını saptamalı.”

Yüzde yüz haklı.
Saptama aslında doğru, ama Kazım Kazım, Baroni, Stoch, Andre Santos’u ben getirmişsem, hiçbir futbolcum böyle bir demeç veremez diyor.

Aykut Hoca 1995’de “Türkiye’de başarının ölçüsü birinci olmak. Bu yanlış. Şu anda yenildikleri için Trabzonsporlular suçlanacak. Şu an onların yerinde biz de olabilirdik. Kazandığımız için çok sevinçliyim ama onlar adına da üzülüyorum.”

Yüzde yüz haklı.
Sistem yanlış. O zaman tekrar bu sistemde işin ne?

Ali Şen, bunun üzerine Aykut Hoca’yı kovuyor.

Yüzde yüz haklı.
Başkanın hiç bir futbolcusu böyle bir demeç veremez. Demek ki insan ne olacağım demeli.

Kayseri deplasmanında kulübende stoperin yok, Kadıköy’de Eskişehir maçında hem Bilica var, hem Bekir.
Sen Niang’ı, Dia’yı, Stoch’u 1 ay önce almıyorsun, Fenerbahçe Young Boys’a, PAOK’a eleniyor, kulübün zararı en az 10 milyon Euro.
Lugano bugüne kadar 15 maç ceza almış, sen hala sezona Lugano – Bilica ile başlıyorsun.
Sen Yobo’yu 10 maç sonra buluyorsun, demek ki senin kafanda hala Bilica var.
Sen Alex’i küstürüyorsun, sonra çocuk gibi öpüyorsun barışıyorsun.
Sen Gökhan Ünal’ı oynatıyordun, bir anda adamı sildin, Semih’e döndün. Şimdi Semih’i de silersin.
Sen Kazım’ı, Baroni’yi kovuyorsun, sonra pencereden içeri alıyorsun. Sen Güiza’yı da yakında bacadan içeri alırsın.
Sen Okan’ı oynattın, sonra çocuk kayboldu.
Selçuk sakatlanmasa Mehmet Topuz hala sağ açık oynayacaktı.
Özer sakatlanmasa sol açık oynayacaktı.
Uğur Boral sakatlanmasa, Uğur Boral oynayacaktı.

Bunları yazıyorum,
Çünkü yüzde yüz haklıyım.

Ama gördüğünüz gibi.
Fenerbahçe’de problem yok.

Çünkü herkes yüzde yüz haklı.

, , , , , , , , , , , ,

Yorum yok

Semihgül’ün suçu ne?

9 hafta geçti.
4 hafta da Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi elemesi oynandı.
Etti sana 13 maç.

Bu 13 maçta görüldü ki, Daum’un, Zico’nun, Aragones’in Fenerbahçe’si ile Aykut Hoca’nın Fenerbahçe’sinin arasında en büyük fark ne Dia, ne Niang, ne de Diang.

Eski Fenerbahçe ilk 5’deki her rakibini yenerdi, son 5’deki takımlara puan kaybederdi.
Şimdiki Fenerbahçe ilk 5’i yenemiyor, son 5’e fark atıyor.

Bu sene Trabzon’a, Kayseri’ye, Beşiktaş’a, Galatasaray’a, PAOK’a, Young Boys’a kaybedilmiş yığınla puan ve maç var.
Fakat Kasımpaşa’ya, Konya’ya, Gençlerbirliği’ne atılmış düzine şeklinde gol var.
Fenerbahçe ilk 5’de sadece Antalya’ya 4 golü var, lakin daha oynanmamış Bursa ve Karabük maçları var. Özellikle bence Kadıköy’deki Karabük maçı daha korkunç.

Bir de “Efsane geri döndü” denilen Fenerbahçe, 6.hafta Kasımpaşa yerine Karabük ile oynasaydı, şimdi belki de Rijkaard’ın yerine Aykut Hoca bavul toplamıştı. Veya Galatasaray, 7.hafta Karabük yerine Kasımpaşa ile oynasaydı, şu an Neeskens’in gözü mor değildi.

Bu arada bütün bunların bir iyi yanı var, bir de kötü yanı var.

İyi yanı, demek ki takım artık maç seçmiyor. Eskiden sadece derbi veya Avrupa maçlarına motive olan bir Fenerbahçe vardı. Şimdi her şey standart gözüküyor.

Kötü yanı, sen ilk 5’deki takımları yenersen, dolaylı yoldan 4×3’den (bir takımın Fenerbahçe olduğunu düşünelim) 12 puan, 12 puan x 2 maç, eşittir 24 puan, genelde derbi maçlara 6 puanlık maç denir, 24×2=48 puan belki cebe koyarak lige başlıyorsun. İşte o yüzden eski Fenerbahçe ligin 8-10.haftalarında liderlik koltuğuna oturmuş oluyordu.

Bu ilk 5 dediğimiz büyük takımlara, veya iyi oynayan takımlara, veya takım gibi takımlara karşı Fenerbahçe’nin skor anlamında ne zaman üstünlük sağlayacağını sadece Aykut Hoca biliyor.

Fakat Aykut Hoca bir şeyi daha iyi biliyor.
Fakat uygulayamıyor.

Sezon başında ıvır zıvır bütün adamları göndererek radikal kararlar alan Aykut Hoca hala Semih’i değil, 70 dakika Alex’i düşünüyor.
Hem de geçen hafta Özer’in sakatlanması ile şansa oyuna giren ve oyunu çeviren Semih’i.

Ve Aykut Hoca, şunu da biliyor.
7 senede Semih, Alex kadar görev alsaydı, belki Alex gibi 100 gol-100 asist değil, fakat en azından 50 gol-50 asist ile oynardı.

Aykut Hoca, şunu da biliyor.
Şu an Alex’in ölmüş ise, 10 numarada oynayacak adam kesin Semih’tir.

Ve Aykut Hoca, Alex’e artık koşamıyor diyenlere, en güzel cevabın “Ulan 2003’de de bu adam koşmuyordu ki” olduğunu da biliyor.

, , , , , ,

12 Yorum

Dersimiz Alamança değil, Türkçe

Hain.
Hıyanet eden, ihanet eden (kimse); kötü bir niyet taşıyan. zarar vermekten, üzmekten ya da kötülük yapmaktan hoşlanan (kimse), hayın. Kimi vakit sitemli bir seslenme olarak kullanılır.

Hain kelimesini cümle içinde kullanalım.
“Ben Türk değilim, ben Alman’ım. Ben Türk bile olsam, Real Madrid’e gitmem için Yunanistan’da bile oynarım. Ben hain değilim. ”

Guus.
guus Augustus (Latince) isminin bir çeşidi, büyük, mükemmel, ihtişamlı.

Cümle içinde kullanalım.
“Ben Türkiye’de oturmam. Bana 8 milyon verin. Bana Arda’yı getirin. Oğuz, bana Arda’yı, Sarbi’yi, Gökhan Gönül’ü getir. Oğuz bana su getir. Oğuz gel. Oğuz git.”

Hiddink.
Anlamı, Yumuşak kalpli kadın.

Cümle içinde…
“Oğuz, bana Arda’yı getirirsen kızmazsın dimi canım?”

Rijkaard; zengin kimse, (argo) para babası.
Frank; (İngilizce) dürüst, (Latince) özgür, (germence) cirit

Cümle içinde kullanalım.
“Size dürüst olayım. Arda sakat. Antrenmanda yüklenirseniz sakatlanır. Hayır, benim umurumda değil. Ben Galatasaray’da nasıl olsa paramı alıyorum, cirit atıyorum. Ama yine de Arda başarı demektir, o da para demektir.”

Arda; Hükümdar veya kumandan asası, İşaret olarak yere dikilen çubuk, halef, ardından gelen (Erkek)

Cümle içinde…
“Benim bir an önce Avrupa’ya gitmem lazım. Burada bir asaya sap olamadım. Sinem’e ayakkabı almam lazım. Sinem’e kürk almam lazım.”

Oğuz.
1. Mübarek, saf ve iyi yaratılışlı. 2. Genç, sağlam, güçlü. 3. Anlayışı kıt, bön. 4. Köylü. Tosun. 5. Türk efsanelerinde geçen büyük bir kahraman. Büyük bir Türk boyu.

Cümle içinde kullanalım.

“Lorant’ın kuyusunu kazdım. Yetmedi. Bana Guus Hiddink’i verdiler. Volkan’ı kestim, Topal’ı sildim, Nihat’ı koydum, Semih’i koydum, Tuncay’ı koydum. Hala anlamadılar. Daha çok şeyler yapacağım. A Milli takım benim olacak.”

, , , , , , ,

3 Yorum

Alex le Sonsuza?

Şimdi yazacaklarımı 7 yaşında bir çocuk da, 77 yaşında bir dede de anlayacaktır.
 
Alex, Fenerbahçe’nin gelmiş geçmiş en yararlı futbolcusudur.
100 gol -100 asist ile oynayan bir oyuncu eminim bir daha gelmeyecektir.
Alex, Toni Schumacher’den de, Uche’den de, belki Rıdvan Dilmen’den bile daha tapılan bir futbolcu olmuştur.
O kadar sevilmiştir ki, statta bir tribünü oluşmuştur. Özel bir kitlesi vardır.
Kalamış’taki 5-6 yaşındaki çocukların tümünün ismi belki de Aleks’tir.
X harfini muhtar klavyede bulamadığından böyle dansöz ismi şeklinde koymuş da olabilir.
 
Alex, Fenerbahçe’nin gelmiş geçmiş en yararlı futbolcusudur fakat benim için en iyi futbolcusu değildir.
Örneğin ben, şu ana kadar ben 10000 rüya gördüysem, hiçbirinde Alex yoktur.
Ben halı saha takımı kursam, altın 11 yapsam, Alex en son aklıma gelir.
Ben forma alsam, Alex isminden önce, benim için arkasına yazılacak yüzlerce isim bulunmaktadır.
 
Ben Alex’çi değilimdir.
Benim futbol kitabımda Alex’in yeri yoktur.
100 gol atsa da benim kafamdaki 10 numara Alex değildir.
Benim futbol anlayışımda, Pesiç-Repçiç’in yeri vardır, Oğuz Çetin’in büyük yeri vardır, Revivo’nun sağlam yeri vardır, Pierre van Hooijdonk’un inanılmaz bir yeri vardır, fakat Alex’in yeri yoktur.
Ben mahalle arasında maç yapan küçük çocukların “Arda çalımlarla gidiyor..”, “Quaresma şut ve gooool”, “Hagi topu aldı”, “Gökhan Zan, ve maalesef çakrası kırıldı” diye konuştuklarını duymuşumdur fakat “Alex, harika bir gol” dediklerini çok az duymuşumdur.
 
Aykut Hoca, Alex tarzı futbolcuları sevmeyebilir.
Fakat şurada hata yapmaktadır.
Alex’in bu takımdan kesin silinmesi gerekir, fakat Alex gönderilecek ilk oyuncu değildir.
 
Örneğin, Aykut Kocaman’ın bu seneki en iyi transferi, Niang değildir.
Aykut Kocaman’ın bu seneki en iyi transferi, Deniz Barış, Ali Bilgin, Vederson, Önder Turacı, Colin Kazım ve Güiza’nın kovulmasıdır.
Daha kovulacak en az 5 adam daha var iken, Alex’i kesmek büyük handikaptır.
Maalesef Aykut Hoca, Alex’i bazı duayenlerin gazıyla aniden silmiştir.
 
Ve Aykut Kocaman’ın unuttuğu çok önemli bir konu daha vardır.
Alex, beyaz Brezilyalıdır. Gözlük takar, çünkü kitap okur. Kafalıdır.
Vederson gibi kafası tüp değildir. Yani zekidir.
 
Alex’in istemediği hiçbir oyuncu takımda duramamıştır.
Kezman, Güiza, Pierre van Hooijdonk, hepsi şutlanmıştır.
Alex ile birlikte tek sevdiği futbolcu olan Semih, yıllardır bu takımdadır.
 
Aykut Hoca her ne kadar tecrübeli de olsa, bu konuda karakteri gereği toydur.
Alex isterse, çaycı dahil herkesi, yerini değiştirtme, göndertme gücüne sahiptir.
 
Buna ister Brezilya mafyası denebilir, ister başka bir şey denebilir.
Fakat Alex’in pozisyonu Başkan’ın ayakta alkışladığı Sakarya maçında belli olmuştur.
 
Alex, yıllardır bu takımın futbolcu-sportif direktörüdür.

http://www.facebook.com/photo.php?pid=14909258&id=700105229&op=1&view=all&subj=133230486718894&aid=-1&oid=133230486718894&saved#!/photo.php?pid=14973666&id=700105229&fbid=10150254891410230&subject=133230486718894&ref=mf

, , , , , , , , , , , , ,

Yorum yok

Nedeni çok basit

Diyorlar ki…
Türkiye baskette, voleybolda final oynarken,
Neden futbolda PAOK, Kaparty Lviv gibi abuk sabuk takımlara eleniyor?

Nedeni ne Alex.
Ne Aykut Qcaman.
Ne Rijkaard.
Ne 4-4-1-1.
Ne de 4-8-15-16-23-42.

Nedeni çok basit.

Türkiye, Fransa maçında havalarda uçuyor, ters alley-ooplar, onlar-bunlar…
Kenarda Selçuk, Semih’in kafasına balonla vuruyor.

Soruyorlar…

Nasıl oluyor da, Sırbistan’ı eliyoruz, Amerika’ya bile kafa tutuyoruz, her sene bir final oynuyoruz;
Fakat;
Futbolda Dünya Kupası 3.sü olsak, Avrupa Kupası’na gidemiyoruz.
Avrupa 3.sü olsak, Dünya Kupası’na gidemiyoruz.
Yahu 150 senedir neden İngiltere’ye bir gol atamıyoruz?

Kaldı ki, basket ata sporumuz değil…
“Bir tarafı yere yakından korkacaksın” diye bir atasözümüz var, fakat aynı atanın “anam avradım olsun” diye yemini var.
Yine kaldı ki; memleketin boy ortalaması bir Hülya Avşar, basenlerin ortalamasını hiçbir fizikçi hesaplayamaz.

Nedeni ne dağların Ege’ye dik uzanması, ne de Ergenekon.
Nedeni çok basit.

Kerem traşını olmuş, Engin şirin, Oğuz fizikli, Semih tatlı, Ender futbol yorumcularından daha iyi konuşuyor.
Öbür taraftan;
Selçuk’da 3 karış sakal, simsiyah bir tip, hepsi eşofmanı beline bağlamış, belki ayaklarında takunya, Arda’nın benim kadar gıdısı var, pikniğe gelir gibi giyinmiş iğrenç bir türkuaz güruh.

Şimdi…
Kim demiş, uzun boylu adamın beynine oksijen gitmez diye?
Kim demiş, “Boyu uzun, aklı kısa” diye?

Ve kim demiş,
Türk Futbolunun marka değeri 400 milyon dolardır ve doğrudur diye?

http://www.facebook.com/photo.php?pid=14909258&id=700105229&op=1&view=all&subj=133230486718894&aid=-1&oid=133230486718894&saved#!/photo.php?pid=14909260&id=700105229&fbid=10150251751495230&subject=133230486718894&ref=mf

, , , , , , , , , ,

Yorum yok

Genç Osman vs. Genç Semih

Tarih’de iki genç vardı…

Biri, Osman Gazi’den sonraki II.Osman idi,
Biri, Semih Bayülgen’den sonraki 2.Semih idi.

Biri, 14 yaşında padişah oldu,
Biri, 14 yaşında Fenerbahçe’ye transfer oldu.

Biri, Osmanlı’nın 16. Padişahı oldu,
Biri, Fenerbahçe’nin 1600. Forveti oldu.

Biri’nin annesi, Mahfiruz Haseki Sultan, Rum’du,
Biri, İzmir doğumluydu.

Biri, onlarca öğretmen gördü, Arapça, Farsça, Latince, Yunanca ve İtalyanca konuştu,
Biri, onlarca forvet gördü, Portekizce, İspanyolca, Rusça, Felemenkçe, Sırpça, Senegalce duydu.

Biri, hiçbir zaman kendine uygun bir sadrazam bulamadı,
Biri, hiçbir zaman kendine uygun bir teknik direktör bulamadı.

Biri, ona sahip çıkacak akıllı ve sadık bir dost bulamadı,
Biri, Alex’i yanına aldı, yine de kimse ona sahip çıkmadı.

Birinin yerine amcası Sultan Birinci Mustafa getirildi,
Birinin yerine dayısı Mamadou Niang getirildi.

Biri, hacca gitmek istedi, gidemedi,
Biri, opsiyonunu kullandı, gidemedi.

Biri, heybetli, yüksek himmet sahibi, yiğit, fevkalede bir binici idi.
Biri, kambur, zayıf, fevkalede bir sırtı dönük forvet idi.

Biri, Kapıkulu Ocakları’nı reddetti.
Biri, Fenerbahçe kaptanlığını reddetti.

Biri, Yeniçerilerin ayaklanmasında öldü.
Biri, Taraftar ayaklanmasında doğdu.

Bunların ikisi de genç idi.
Bunların ikisi de bir şeyler yapmaya çalıştı….

“Bir şah-ı âli şan iken şah-ı cihana kıydılar,
Gayretli, genç bir aslan iken şah-ı cihana kıydılar.”

http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/15630335.asp

, , , ,

1 Yorum

Alex’in 3. çocuğu

Ve Alex 3.kez baba oldu.

Allah analı babalı büyütsün, ufaklığın ismi Felipe.

Bir sonraki çocuğun ismi;
Sürpriz; Dunga.
Plase; Maicon.
Favoriler; Derin, Ada, Su, Bal, Tereyağ, Semih, İstanbul, Dereağzı.

Bu 3.çocuk, Aykut Hoca’nın Fenerbahçe’de yapmak istediği devrimin kanıtı.
Neden mi?

Bir araştırma yapsan, dünyadaki tüm liglerde;
En çok doğuran Brezilyalı bizde.
En çok hamile gol sevinci ile sevinen Brezilyalı bizde.
En çok takımdan ayrı çalışan, kampa geç katılan Brezilyalı bizde.

Yahu bütün millet Lincoln’u bekliyordu, adam darbukalı fotoğraf göndermişti.

Adamlar Türkiye’de o kadar rahatlar ki..

Merak etmeyin Dünya Kupası’nda da öyleler.

İşte Aykut Hoca bunları bildiği için ona göre kadro yapmaya çalışıyor.
Neden mi?

Turnuvaya başlarken Güney Amerikalılar’a şakşakşak, en büyük Messi, Avrupalılar rezil.
Sonra?
Yarı finalde sadece Gana’yı eleyen Uruguay, geri kalanlar Avrupalı.

Güney Amerikalılar’ın ve Akdeniz ülkelerinin klasik sorunu.
Finali getirememek…
Tıpkı Denizli ve Trabzon’daki gibi…

Almanların tek olayı..
Finali getirmek…

Türklerin olayı…
Nerede abuk sabuk Brezilyalı, Arjantinli, Şilili varsa onları getirmek.

Yahu bir kişi de çıksın desin ki,
Kardeşim bizim senelik sıcaklık ortalamamız 13.5 derece.
Bize en uygun ülke Brezilya değil, İspanya’dır, Almanya’dır, Fransa’dır desin.

Fakat bizimkilerin ne yaptığını sen çok iyi biliyorsun.
Hürriyet’ten bir haber :

“Kocaeli’nin Gebze ilçesinde yapılan geleneksel futbol turnuvası maçında izleyicilerden birinin devamlı Vuvuzela çalması nedeniyle kavga çıktı. İki takım futbolcularının kavgayı yatıştırma girişimleri sonuç vermeyince, polis kavgayı biber gazı kullanarak sonlandırdı.”

İşte bu…

Türk Futbolu açılımı…

http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/15245984.asp

, , , , , , , , , , , , ,

2 Yorum

Daum-u Memnu (Veda)

Ve merakla izlenen Daum-u Memnu dizisi müthiş bir finalle bitti. Hem de ne final.

“Adnan Daum” köşkü, yatı, katı, oğlu “Nihal Marcel”i aldı gitti.
“Matmazel de Koch”, Daum ile gitti. Hoop hemen arabanın önüne oturdu.
Daum’un karısı ağladı, Gazi sucukları ağladı, Euro/TL paritesini takip edenler ağladı.
“Bihter Aykut Kocaman” kalemi şakağına dayadı, imzayı attı, intihar etti.
“Behlül Güiza” köşkten tam kaçıyordu, evin şişman kahyası “Süleyman Efendi Del Bosque”, Güiza’yı kadroya almadı, çocuğun yine saçı sakalına karıştı. Mezarında “Genç Beşir Semih”i ziyaret etti. Çünkü Güiza kalınca Semih de öldü.
“Firdevs Mahmut Uslu”ya 11 seneden sonra felç geldi.

Köşke Maldonado, Josico, Ali Bilgin, Burak, Fabiano, Aragones, Kezman, Edu, Sergio, Simao devamlı birileri girip çıktı.

Daum-u Memnu.
Yani Yasak Daum.

Konusu; Denizli maçından sonra yasaklanan bir teknik direktörün, Trabzon maçında tekrar yasaklanmasına kadar yaşadığı milyon Euroluk dram.
Türü; Bilim kurgu-fantastik-komedi-dram.

Daum-u Memnu.
Almanya’daki ismi de “Memnun Daum”.

Fakat merak etmeyin, bu dizi burada bitmedi.
Tekrar çekilir.
Bu kafa ve bu para olduğu sürece sonsuza kadar çekilir.

Ve her Türk dizisinde ve filminde olduğu gibi en son iyiler ölür.
Tıpkı Rıdvan Dilmen gibi…
Tıpkı Oğuz Çetin gibi…

Fakat bir kişiye hiçbir şey olmaz.

Çünkü o ölürse film biter…

http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/15180880.asp

, , , , , , , , , , , , , ,

5 Yorum