Ofsayt ile Etiketlenmiş Yazılar

Kuşak

Yayıncı kuruluş bir şeyi artık çok iyi anlamalı.

Ya Türkiye’de derbi maçı olduğu gün, Manchester United – Liverpool maçını canlı vermeyecek.
Ya Manchester United – Liverpool maçının olduğu güne derbi maçı koydurmayacak.
Ya da çıkacak diyecek ki, “Beyler biz sizden marka değeri için 400 milyon dolar almıştık, buyrun size para üstü;399 milyon dolar.”

Çünkü artık hiçbir şey eskisi gibi değil.

Bir kuşak düşünün…
TRT2’de gecenin bir yarısına kadar Gullit acaba saçını kestirdi mi, Baggio acaba nasıl oynadı, Kubilay Türkyılmaz bugün gol attı mı diye beklerken, bir kuşak tuvalette 3G Berbatov’u seyrediyor.

Tabi o 3G’nin tuvaletteki G’sini burada yazarak herşeyi berbat etmeye gerek yok.

Fakat bu kuşak, aynı gün Nani’yi de, İbrahim Üzülmez’i de sağ açık gördü.
Bu kuşak, Cüneyt Çakırkeyif ile tanıştı.
Bu kuşak, 50 yaşındaki Aurelio ile, Nobre ile, Selçuk ile, Andre Santos ile, Baroni ile tanıştı.
Bu kuşak, bir maçta 50 ofsayt, 100 kere hakem itip-kakma, 500 tane faul, 1000 adet küfür, 5000 pas hatası gördü-duydu.
Oysaki aynı kuşak, öğlen İngiltere’deki maçta toplam sadece 3 ofsayt, 26 faul, 1000 tane şut görmüştü.

Bu kuşak bunları tadarken, maalesef zehir bir kuşak daha geliyor…

Bizim yeğen 5 yaşında somon yiyor, brokoli yiyor, dvd’den Spaydır Meni koyuyor, PSP oynuyor.

Ben balığı ilk 15 yaşında yemişim.
Brokoliyi 2010’da görmüşüm.
Brüksel La Hanası’nı futbol takımı zannediyorum.
Babam kontrol kalemi istemiş, ben evde kontrol marka kalem aramışım.
Annem, gezmeye çıkacak diye ayağında beni 100 km hızla sallamış. Beynim Süheyl Uygur olmuş.
Rıdvan Hoca, hala tahtada 4-4-1-1 diyor, Toraman diyor.

Sence bu gelecek kuşak bunları yer mi?

Somonu, Brüksel lahanasını değil…
Sence bu kuşak 10 sene sonra Türkiye Süper Lig Hıyar’ını yer mi?

, , , , , , , , , , , ,

Yorum yok

Hüseyin Göçek vs Beşiktaş

Bu derbiden sonra yine gördük ki, Beşiktaş’ın bu hale düşmesinin sebebi ne Hüseyin Göçek, ne Oğuz Sarvan, ne Mustafa Denizli, ne de Bobo’dur.

Beşiktaş’taki bu durumun sebebi yine Beşiktaş’ın kendisidir.

Hayatım boyunca 2 pozisyon aklımdan çıkmamıştır. Ve çıkmayacaktır.

Biri, Van – Beşiktaş maçında Metin Tokat’ın frikik-el pozisyonu, diğeri bu seneki Fenerbahçe – İ.B.B. maçındaki Güiza’nın son adam pozisyonudur.

Ben bu pozisyonların dışında bir kelime bile hakem konuşmamış, yazmamış, küfür etmemiş, eleştirmemişimdir. Öyle ki; Gökhan Gönül’ün kafasını eğdiği için atıldığı Galatasaray maçında da, Beşiktaş – Samsun maçında da, Arif Erdem’in oynadığı maçlarda da sakinliğimi korumuşumdur.

Amacım, yine hakem konuşmak değildir.

Amacım, hafriyat yapan Bilicaları, penaltıyı, ofsaytları, sarı kartları göremeyen yardımcı hakemleri, 1 metre önündeki pozisyonda kendine güvenmeyip yardımcılarını dinleyen hakemleri eleştirmek değildir.

Amacım, senenin başından beri gırtlak kesen, her pozisyonda İtalya’dan öğrendiği kendi ayağını rakibinin ayağına takma tekniğini uygulayan Emre Belezoğlu, sudan kafası yaralanan ve ölümden dönen Keita, klüpteki çaycıya bile yatarak giren Lugano, antrenmanda dudak patlatan Metin Oktay’ın veliahtı Arda, 48 dilde hakeme itiraz edebilen Bülent Korkmaz, bir tek Sadık Deda’yı dövmeyen Hagi dururken, Bilica’nın bir hareketinden dolayı 8. çocuğunu ve okuma yazmayı çok az bildiğini yazan gazeteciyi yermek hiç değildir.

Amacım, Beşiktaşlı herkesin bazı şeyleri kabullenmesini hızlandırmaktır.

Zira;

Beşiktaş, derbi tarihi boyunca bir maçta hiç bu kadar dayak yememiş, bu kadar aleyhine hata görmemiş ve bu kadar yok sayılmamıştır.
Fakat Beşiktaş’ın sorunu zannedildiği gibi Hüseyin Göçek değildir. Zira bu maçı Yıldırım Demirören yönetse, o da penaltı veremeyecektir, Bilica’yı atamayacaktır, veya Ernst’i atacaktır, İbrahim Toraman yine dayak yiyecektir.

Beşiktaş’ın sorunu bir türlü “anti-fair play endüstriyel futbol”a uyum sağlayamayan kabuğudur.

Çünkü Beşiktaş Süleyman Seba’dır. Beşiktaş Rıza Çalımbay’dır. Samet’tir. Kadir’dir. Gökhan’dır. Metin’dir. Beşiktaş kibarlıktır. Naifliktir. Saygıdır. Alçakgönüllülüktür. Disiplindir. Örftür. Beşiktaş Nouma’yı göndermektir. Beşiktaş Feyyaz’ı göndermektir.
Beşiktaş Hagi değildir. Beşiktaş Keita değildir. Beşiktaş Colin Kazım değildir. Beşiktaş Arda değildir. Beşiktaş Tanju değildir.
Beşiktaş Aykut Kocaman’dır. Beşiktaş Şenol Güneş’tir. Beşiktaş’ın yıldızı Ernst’tir, Fink’tir, Sivok’tur, Walsh’dur, Wilson’dur.

Beşiktaş’ın sorunu, orta vadede Türkiye’de 2 büyük kalacağını, uzun vadede 1 büyük kalacağını hala anlayamamasıdır.

Beşiktaş’ın öyle veya böyle önünde sadece 2 alternatif vardır.

Ya stat yapmayacak, transfer yapmayacak, var gücüyle kulis yapacak, dedikodu yapacak, kavga yapacak.
Ya da gidecek A2 takımındaki çocukların ismini Engin, Recep, Gökhan, Kadir, Ulvi, Rıza, Şenol, Mehmet, Walsh, Halim, Zeki, İsmail, Turan, Saffer, Metin, Ali, Feyyaz olarak değiştirecek.

İşte o zaman gerisi teferruat olacaktır.

http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/14487413.asp

, , , , , , , , , , , , , , , ,

4 Yorum

Analizsizsiniz

Fenerbahçe Gençlerbirliği maçında seyircisini mest etti, hakem yine Fenerbahçe’nin 3 puanını yedi, Baroni ne kadar faydalı bir oyuncu olduğunu bir kez daha gösterdi, Fenerbahçe 3 kulvarda da emin adımlarla ilerliyor…İşitme ve görme engelliler için hazırladığımız haber özetlerini okudunuz, şimdi haberler.

Bu sene şampiyonluk barajı 77 puan, 65 puan toplayan şampiyon olur, 50-99 puan arası şampiyonu belirler.

Bunlar benim değil.
En değerli adamların ligin başında yaptıkları yorumlar.
İçlerinde Galatasaray 150 gol atar diyen de vardı, Beşiktaş küme düşer de diyen.

Bunları hangi organlarından çıkarıyorlar bilmiyorum.
Artı, ben yarın ne yiyeceğimi bilmiyorum, 34 maçta sen nasıl buldun bunları?
Diyarbakır’ı, Ankaraspor’u, Sivas’ı, Daum’u, Baros’u sakatlığını, Yılmaz Vural’ı, tribünden atılan adamı nasıl bildin?
Lig’de küme düşecek takım kalmamış, Mustafa Denizli bile Bursaspor’u bilememiş, sen neyi tahmin ediyorsun?
Çizgi oyuncusu olmayan bir takımda Güiza gol kralı olur diyen yorumcudan tut da, 5 kupa alacağız diyen klüp başkanına kadar herkes atıyor.

Neden?
Çünkü yorumcuya ceza yok.

Hakeme, futbolcuya, taraftara herkese ceza var, yorumcuya ceza yok.
E sen hakemi ofsayttan 10 maç dinlendirip, Sevilla maçından sonra Ahmet Çakar’ı dinlendirmezsen imam-cemaat-metan gazı-gübre hikayesi hemen gündeme gelir.

Atıp tutmak serbestse; bak dinle o zaman kalan maçların analizi nasıl olur..

Önce Bursa.
Puan 55. Galatasaray maçından sonra oynayacağı için Denizli maçını 2-1 alır. Lig lideri olduğu gün stres başlar. Büyükşehir 2-2 biter. Antalya maçı 0-0 biter, Gençlerbirliği maçı 1-1 biter. Antep’i ağırlarlar 0-0 biter, Galatasaray maçını yenmeleri gerekir, o yüzden 2-2 biter, Kayseri maçını 1-0 alırlar, Ankaraspor 3-0 hükmen biter. Son maça Galatasaray ile kafa kafaya girerler, Beşiktaş maçı 1-1 biter. Maçta hakem hatası vardır, sahaya inerler. 3 maç ceza alırlar. Etti sana 70.

Galatasaray.
Trabzon’u 3-2 alır, Fenerbahçe’yi 1-0 yener. Golü Baros atar. Bu maçtan 5 maç ceza alır. Sivas’ı 4-1 yener, Diyarbakır hükmen, Manisa can çekişiyordur, 2-1 Manisa alır, Bursa maçı seyircisiz oynanır 2-2, Büyükşehir Belediye’yi 10-0 yener, Gökhan Zan o maçta tekrar sakatlanır. Antalya maçında Necati gol atar, 1-1 biter, Gençlerbirliği maçını 3-1 alır. Etti sana 73.

Beşiktaş.
Kasımpaşa 1-1 biter, Eskişehir’e 1-0 yenilirler. Ankaragücü maçı 1-0 Beşiktaş’ın, Trabzon maçı da 1-0 Beşiktaş’ın. Beşiktaş Kadıköy’e gelir, 2-1 yenilirler, Sivas’ı 1-0 yenerler, Diyarbakır maçı 3-0 hükmen, Manisa maçı 1-0 Beşiktaş’ın, Bursa maçı 1-1 biter. Denizli istifa eder. Etti sana 68.

Fenerbahçe.
Gaziantep maçı 0-0, Galatasaray’a 1-0 kaybederler. Yönetime 3 yıllık şampiyonluk sözü hatırlatılır. Kayseri’yi 1-0 yener, Ankaraspor hükmen, Beşiktaş maçını 2-1 alır, bu sefer yönetim medyaya 3 yıllık şampiyonluk sözünü hatırlatır. Kasımpaşa’ya 2-1 mağlup olur, zemin bozuktur. Eskişehir’e 2-1 mağlup, hakem bozuktur. Ankaragücü maçı 0-0, kupa finalinde Trabzon’a kaybeder. Fener aradığı forveti Bokofogo’da bulur. Daum gider. Aykut Trabzon maçına çift forvet çıkar. Trabzon maçı 3-2 biter. Etti sana 63.

En son Trabzon.
Galatasaray’a saldırır, 3-2 kaybeder. Kayseri maçını 2-1 alır, Ankaraspor hükmen, Beşiktaş’a saldırır 1-0 kaybeder. Kasımpaşa maçı 2-2, Eskişehir’e 2-1 kaybeder, Ankaragücü maçı 2-0 Trabzon’un, Denizli kümede kalma mücadelesi verir, 1-1 biter, Fenerbahçe’ye 3-2 yenilirler. Etti sana 54 puan.

Al sana kalan maçların analizi…
Nasıl olsa ceza yok anasını satayım.

Zaten çocuğum olsun hemen yorumcu yapacağım.
Evde küçük Uluçlar, küçük Çakarlar, küçük Rıdvanlar istemek benim de hakkım.

http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/14131855.asp

, , , , , , , , , , , , ,

5 Yorum

3D Holigan

Bu haftanın olayı tabi ki, 3D gözlüklü İngiliz taraftarı. Bu bir milat. Belki 3-5 seneye kalmadan, evimizde Messi’ye yatarak gireceğiz, Gattuso ile kavga çıkaracağız, Servet’in ılık sümüğünü hissedeceğiz. Bildiğim kadarı ile birinin bu konuda planları var. Yani gerçekten bir sanal stadyum yaratmak, seni o stadın içine sokmak, ve böylece evinde veya pub’unda stat havasını yaratmak. Fakat bu acaba teknoloji holiganı durdurur mu, onu bilmiyorum. Çünkü holigan dediğin 3 boyutlu da şişe fırlatır, o şişenin altından da eğilir.

95904442_001Sky

Peki, millet 3D maç seyrediyor, o sırada biz ne yapıyoruz? 

17 takımlı bir Lig’e 400 milyon dolar veriyoruz.

En güzel geceyi, Pazar gecesini Sabri’ye ayırıyoruz.

En az 5 tane maçı 3’er dakika seyredebiliyoruz.

Güç bela tribünün üstüne koyduğumuz kameradan güç bela ofsayt yakalamaya çalışıyoruz.

Bırak 3D gözlüğü, Lig’in Avatar’ını kovuyoruz.

“Ziya Abi ile benim kafamı kaldır, Gökmen Abi’nin kellesini ikiye böl, şimdi geri al yavaş yavaş oynat” işlemcisi ile yorum yapıyoruz. 

Ne 3 boyutu anam, biz Sky TV’de olmayan 4. boyutu çoktan yakalamışız, şimdi 5.boyutu arıyoruz.

, , ,

5 Yorum

3.47 Trabzon treni

Fenerbahçe güzel  kapandı, biraz bastı, Güiza koştu, Alex istedi, Santos yeni transfer gibiydi. Kısacası Fenerbahçe rakibine baktı, maçını seçti ve kazandı.

3230-5T2E4O5Q

Bu haftanın gündemini veriyorum: DTP, Aşk-ı Memnu, Hüseyin Fidan.
Hüseyin Fidan malum Trabzon maçının batak yan iki hakeminden biri.

Hakemler konusunda tek felsefem olmuştur.
Oynat, dur, geri al, adamın donu daha önde ama kıçı daha arkada, çizgiyi geçti mi, bilgisayardan bak, tuvalet kağıdı koy, bak bariz gol değil gibi…

Hiçbiri ile ilgilenmem. Hiçbir pozisyonu bahane etmem. 50 yıl önceki hiçbir pozisyonu gündeme getirmem. 10 sene önceki maçın hakemini bırak, sabah ne yediğimi unuturum.
Fakat tek pozisyonda hakemin lisansını yırtarım.

Eğer bir insan arkadan tekmeye hala kırmızı kart gösteremiyorsa, o adamı 400 milyon dolarlık pazarın içinde barındırmam.

Trabzon maçındaki pozisyonda öyle bir pozisyondu.
3.47 m. ofsayt.

Evet, adamın lisansını yırtalım. Fakat bu pozisyona dikkat edin.
Bir tane Trabzonlu futbolcu tepkisi yok.
Çünkü maçın içinde değiller. Sadece deli dana gibi koşuyorlar.
Şimdi hakemin lisansı ile birlikte futbolcuların da mı belgelerini yırtalım?

Neden itiraz edemiyorlar biliyor musunuz?
Çünkü hiç biri profesyonel değil.
Biri iddiacı, biri kebapçı, biri benzinci, öbürü tekstilci.

Hakem, niye hata yapıyor biliyor musunuz?
Biri polis, biri astsubay, öbürü tüccar.

Sen trilyonluk ihaleye hazırlanıyorsun, senin hakemin 3.Lig futbolcusundan az alıyor.
Adamın kimbilir kafasında ne vardı o an?
Kirası mı, düğünü mü, çocuğu mu?
Kimbilir.

Maça bakalım.
Fenerbahçe taktiği 4-4-1-1 değil. Fenerbahçe’nin taktiği artık 1-0.
Takım oturuyor, kapanıyor, kimse yerinden kaldıramıyor. Yıllardır en iyi yaptığı şey kontratak.

Güiza’nın kompleksi de çok kötü oturdu. Fenerbahçe adamı gol atsın diye aldı, adam gol atamayınca üzülüyor, bari koşayım diyor. Çok kritik bir gol daha attı, çok kritik bir gol daha kaçırdı.

Trabzon treni kaçırmak istemiyorsa acilen Umut’la falan ilişkisini kesecek.
Yerine doğru dürüst bir hücumcu alacak. Bu Fatih Tekke mi olur, Gökhan Ünal mı olur bilmem.
Fakat ofansif anlamda Güiza’dan daha verimsiz bir forvet kimdir diye sorsan inanın Umut derim.
Koşuyor, her topa kafa sokuyor, ısırıyor, kendini paralıyor.

Fakat Trabzon ondan ne istiyor?
Tek şey.

Gol.

, , , , , , , ,

Yorum yok

3.5

Fenerbahçe biraz kapandı, biraz şanslıydı, biraz Bilica vardı, biraz Baroni vardı, biraz direk vardı, biraz topla çıktı ve 1-0 aldı. Maçın özeti bu.

3mayis1989_nezihi_ridvan_hasan

Fenerbahçe, şu an iki ligde de lider.

Fakat şu ana kadar yaptıklarının, yapacaklarının teminatı olmaya yetmediğini, Kazım’ın takometresinden Daum’un demeçlerine kadar, bundan sonraki her hareketin kaderlerini belirleyeceğini zaten Mustafa Denizli, Ertuğrul Sağlam ve Tolunay Kafkas’ın onlara öğretmiş olduğunu varsayıyoruz.

Gruptan sonraki maçlarda Fenerbahçe’nin Twente gibi rakipleri çok arayacağını da biliyoruz.

Orta sahadaki Tioté’nin, sol açık Stoch’un Twente tarafından nasıl bulunduğunu düşünmek dahi istemiyoruz.

Fenerbahçe’nin genel olarak en büyük sorunu şu;
Fenerbahçe rahat futbol oynaması için her sene gidecek, en az 7.5 tane Fenerbahçeli futbolcu transfer edecek.
Fenerbahçeli futbolcu ne demek?
Fenerbahçeli futbolcu, Erdoğan, Müjdat, Şenol Ustaömer, Vokri, Kemalettin, Metin Diyadin, Ümit Özat, Johnson, Appiah, Aurelio, Tuncay, Oğuz, Brian Steen Nielsen, van Hooijdonk demek.

Peki bize 3.5 attırtan buçukluklar kim?
Ali Nail, Sercan, Demir Hotiç, Tarık, Benhur, Kostadinov, Selahattin, Sergio, Simao, Kezman, Beschastnykh, Recep, Dos Santos, Roberto Carlos, Burak, Selçuk, Güiza, Alex, Kazım, Ali Bilgin, Önder, Deivid.

İlginç olan, son 10 senede böyle yüzlerce isim buluyorsunuz, zaten son 5 yıl en tavan yapan dönem.

Fakat 1985-1990 arasına bakıyorum, ruhsuz 5 kişi bulamıyorum.
Adamların lakapları var zaten. Deli Nezihi, raporlu Schumacher, Arap İsmail.
Yakına geliyorum, 1995 senesinin en ruhsuz adamı belki Boliç.
Hele 1988 öncesi Engin, Cem, Fikret, Selçuk, Pesiç, Rıdvan, Alpaslan, İlyas’dan geçilmiyor.

Bir de diyorsunuz ki, Brezilyalılar neden Emre’yi şikayet ediyor?

Yani benim koşmaktan lifim, cifim, tepem atacak,
Bir bakacağım orada Güiza ofsayttan, Alex birinin arkasından, Dos Santos 360’dan bana bakıyor.

Meşhur bir laf vardır.
Tembele kapıyı ört demişler, yel gelir örter demiş.

Fenerbahçe’de daha meşhur bir laf vardır.
Ayağını yorganına göre uzat, uzat uzat uzat, ohhh süper…

, , , , , , , , , , , , , , ,

5 Yorum

Abdest alayım kafama sıkın

Yıllar evvel haraçsever bir kaç arkadaş, Maçka’da Fatih Tekke’yi köşeye sıkıştırır; “İstediğimiz parayı vermezsen ayaklarına sıkar futbol yaşantını bitiririz” der. Fatih, bir kaç saniye düşünür, düğmelerini çözer, kollarını sıvar ve cevap verir; “Size para veremem. Abdest alayım, kafama sıkın.”

fatih_tekke_20080515103743

Merak etmeyin Kasımpaşa maçı ile Arsenal – Chelsea maçını karşılaştırmayacağım.
Yine merak etmeyin, dünyada hangi ırk El Clásico maçı yerine Sivas – Beşiktaş maçını seyretti diye de sormayacağım.
Aramızda neden 500 yıl fark olduğunu zaten herkes biliyor.
Fakat ben size bir örnek daha vereyim.

Kasım ayı Futbol Extra dergisinde şöyle bir yazı; UEFA bu sene Avrupa Ligi’ni lanse ederken, Monaco’daki kura çekimine çok önemli bir adam çağırdı. Bu adam, 1971 senesinde Ferencváros’a, eski UEFA kupasının ilk golünü atarak tarihe geçmişti. Fakat ne bu adamın o ilk golden haberi vardı, ne de eski klübünün, ne de federasyonun. Adamcağız, telefonda haberi alırken belki de kendini Yavuz’un Minibüsü’nde zannetti.

Bu adam, eski PTT’li, Fenerbahçeli Yaşar Mumcu idi…

**************

Aynı sayıda Fatih Tekke röportajı da vardı.
Fatih Tekke, aynı Fatih Tekke.
Kızıyor, dobra konuşuyor, eleştiriyor, üzülüyor, özlüyor, namazını kılıyor, evde yumurta kırıyor, iyi-kötü çıkıyor topunu oynuyor.
Ruhu ile, namusu ile, cesareti ile, iş ahlakı ile, iş disiplini ile…
Ve şerefi ile…

Şeref diyince, Fenerbahçe için ne taktikten bahsetmeye yüzüm yeter, ne Alex’i, Önder’i, ne Deivid’i, ne Kazım’ı anlatmaya terbiyem el verir.

Ve daha kötüsü, Fenerliye soruyorsun, Beşiktaş maçı için bir gram üzülmemiş veya şaşırmamış.
Çünkü Beşiktaş’ı Anadolu Klübü olarak görüyorlar.

Ve Fenerbahçe iki haftada, 2 Anadolu klübünden (!) 6 gol yiyor.
Kızmıyor.
Şaşırmıyor.
Penaltılara ve ofsaytlara itiraz bile etmiyor.

Malesef, 6 gol yiyen Fenerbahçe 2009 takımı değil…

Fenerbahçe’nin ruhu 6 gol yemiş.
Fenerbahçe’nin ruhu seyircisiz.
Fenerbahçe’nin ruhu, Aykut’u, Rıza’sı, Fatih Tekke’si gitmiş.

Fenerbahçe’nin ruhu tuz ruhu olmuş, sen hala tek forvet diyorsun, çift ön libero diyorsun…

, , , , , , , , ,

3 Yorum

Anınıza koyayım

Bilmeyen yoktur, Yıldırım Akbulut bir gün Azerbeycan’a gidiyor. Toplantının sonunda Azeri lider kadehini kaldırıyor; “Beyler, çok güzel bir toplantıydı. Hepinizin anısına koyayım” diyor. Yani bu gece anılarınızda kalsın anlamında. İşte ben de, o derbiyi, o geceyi bize yaşatan herkese teşekkür ediyorum. Anınıza koyayım.

2

Dünyanın derbisi…
Kıtaların derbisi…
Kainatın derbisi…

Kıchımın derbisi…

Göz var, izan var, internet var, teknoloji var, rakamlar var.
Ve hala kandırıyorlar…

Gavurun maçını 600 milyon hane izlemiş, seninkini kim izlemiş?
4 hane.
Babaannen, kaynın, eltin, görümcen.

Adamlara holigan diyorsun, barbar diyorsun, atılan şişe sıfır, senin hakemin kafasına zum yapıyorsun, ne var?
3 dikiş.

Peki adamlar kibar veya kültürlü oldukları için mi bir şey atmıyorlar?
Yoksa, tecavüz, kürtaj, uyuşturucu, adam öldürme oranı senin bilmem ne katın olan bir ülke, bir şeyden mi tırsıyor da atmıyor?

Kameramanı kafasına da votka şişesi atmışlar, ulan peki kameramandan ne istediniz diyorsun…
Kendi spikeri bile “Derbi maçında olur bunlar” diyor.

Hakeme maaş veriyorsun, Arda’ya da trilyonluk ceket…
Sonra gol ofsayt, penaltı penaltı değil, maçı niye iptal etmedi diyorsun.

Sünnetsizler öğlen sıcağında maç yapıyor, pas hatası yok…
Senin haspaların, en güzel akşamı bloke etmişler, 3 pas yok.

River-Boca maçı, Arjantin iflas etti diyorsun, orada hayvanlar gibi yaşanıyor diyorsun…
Seninkiler insan müsveddesi bile değil, daha maçı bile beklemeden yaban domuzu gibi birbirine giriyor.

Yahu maç öyle gergin ki, arkadaşım bile Arda’nın pozisyonundan sonra elinde çay varken eşine çelme takıyor.

Ha, bir de adamlarda sınırsız klas yabancı var diyorsun…
Sen kulübende Brezilya Milli Takım sol beki, İspanya forveti, Premier Lig oyuncusu bekletiyorsun.

Bu derbi neye benziyor biliyor musun?

Var mısın yok musun da hep Brad Pitt gibi herifler, fondöten prensesler yarışır.
Yahu o yarışmada bir tane başı bağlı kız veya bir Kürt genci yarışamaz mı? Bir tane içimizden bir insan yarışmaya başvurmamış mıdır? Ulan hep mi güzel bizim insanımız? Hiç mi yamuğumuz yumuğumuz yok bizim? Derbimiz gibi herşeyimiz dünyanın en iyisi mi?

Sen hiçbir şeyi pazarlayamıyorsun. Derbiyi pazarlıyorum zannediyorsun, fakat içi bomboş. Sadece kavga var, gürültü var. Zaten yurtdışında izlese izlese WWF seyircisi izler bizim maçı. O da şov zanneder gerizekalı.

Bir de sen elini korkak alıştırmışsın, elin Baroni’si, Keita’sı, Lugano’su, gelip burada dayılık taslıyor.
Arda’yı, Emre’yi yaşken eğmen lazım, adamlar Kurtlar Vadisi – Süperlig gibi dolaşıyor.
Sonra toplum yozlaşıyor çünkü o 20 yaşındaki Arda’nın kıçı arkada, gıdısı önde yürüyüşünü, kıyafetini, tipini örnek alıyor.

Ben ne Fenerbahçe’deyim, ne Galatasaray’da…
Ne taktiğinde, ne pozisyonunda…
Zaten 10 senedir skor da belli..

Fakat hala inanamıyorum…
Hakemin kullanması gereken en önemli organını yaralıyorsun, sonra müthiş derbi başlasın diyorsun.
Yahu sıkıyorsa mahkemede hakimin kafasına bir şey atsana?
Bakalım duruşma nerede başlıyor?

Peki bir futbol maçı ne zaman iptal olur, başlar ya da başlamaz? Onu da yaz kitaba.
Mesela de ki, 3 dikişe başlar, 13’e başlamaz.
Yağlı kazık ile başlar, iğdiş edilirse 15 dakika durur.

Her zamanki gibi boşuna konuşuyoruz, boşuna…

Terörist şu an elini kolunu sallayarak geziyor, hakemin kafasına sadece ufak bir şişe atsan seni nasıl hapse sokabilirler ki?
Cem Garipoğlu bile belki şu an “Ben teröristim” dese yırtacak, sen hala bana Güiza diyorsun, Elano diyorsun, Aydın diyorsun, hala 4-3-3-1-2-1 diyorsun..

Biz, boşuna yazıyoruz, çiziyoruz, boşuna…

, , , , , , , , , , , , ,

10 Yorum