Metalist ile Etiketlenmiş Yazılar
Rijkaard-Meleke-Arafat Üçgeni
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 24 Temmuz 2009 tarihinde gönderildi
Huyumuz kurusun, her işi son güne bırakmaya bayılırız. Doğalgaz faturasının son günü 100 kişinin arasına girer bekleriz. Koskoca bitirme tezini pazartesi sabahı okulda bitiririz. Askere 35 yaşında çocuğumuzla gideriz. Mesai saatine salise kala ofise girmeye çalışırız. Biri dese ki, gece saat 03:23′de deprem olacak, 03:21′e saat kurarız, 03:22′de evden çıkarız. Kısacası, biz oyuna son dakika gireriz, golümüzü atarız, sonrasını Allah’a bırakırız.
Evet, biz biraz ters milletizdir.
UEFA yetkilisi gelir, elini torbaya sokar, Kazakistan’ın bilmem ne takımını, Macaristan’ın MTK’sını, 69.paralel’den Tromso’yu, Valerenga’yı, İzlanda’ları, Slovenya’ları, Satanist Metalist’leri çeker, göbek atarız. Sonra adamlar bizi elerler, mahalle takımına elendik deriz. Adamlar yarı finale çıkarlar, “Orta sahadaki zenciyi alsaydık şimdi şampiyonduk” deriz.
Bize Sevilla çıkar, eleriz, Sevilla küçümsedi ondan oldu deriz. İnter’i, Manchester’i, Liverpool’u yeneriz, eksiklerdi deriz. 1-2 tane genç koyarız, niye oynattın deriz. Oynatmayız, bu maçta oynatmayacaksın ne zaman oynatacaksın deriz. Gençlerin hepsini koyarız, “Yahu insan 1-2 tane koyar, hepsini niye koyuyorsun?” deriz. Ya bütün bunları diyen adam 1 kişi, yani biz abartıyoruz, ya da inanılmaz bir bilgi kirliliği var, biz görmüyoruz.
Bir kere ortada bir sorun var mı, ona bakmak gerekir.
Evet sorun var.
Var-dı.
Fakat Rijkaard bunu son anda gördü ve düzeltti. Baktı ki, pabuç pahalı, baktı ki, yukarıdan uyarılar geliyor, hemen kendini sağlama aldı. Bu sorun Aragones’li Fenerbahçe’de de vardı, Hiddink’li Fenerbahçe’de de vardı, Del Bosque’li Beşiktaş’da da vardı. Bu arkadaşlar zaten, daha “sorun mu, ne sorunu, shorun mu?” derken gönderildiler. Bu arkadaşlar, bizleri sadece teorik olarak tanıdıkları için, bizleri disiplinli, sistematik, etik, iş ahlakı yüksek, hiç bir işi son ana bırakmayan, çalışkan, akıllı, mantıklı, şansını iyi kullanmayı bilen bir topluluk zannettikleri için, kısacası bizleri Avrupa’lı zannettikleri için, bizlere 4-3-3, 3-5-2, ful pres, orta saha sürekli pas, hızlı çık dediler ve kulübelerine çekildiler. Ne bizim sosyal yapımızı bildiler, ne kendileri taviz verdiler, ne tavsiye aldılar.
20 Temmuz tarihli yazısında Uğur Meleke der ki, “Rijkaard, Tobol maçı kadrosuyla yatırım yaptı. Belli ki, bu Şampiyonlar Ligi şampiyonu hoca için bir futbol maçının hedefi, yalnızca o gün alınacak 5-0’lık galibiyetten ibaret değil. Ama onun maçı kaybetse bile kaybetmek istemediği başka şeyler var galiba. Kampta daha çok çalışanın, daha iyi performans verenin oynayacağına olan itimadı gibi…”
Evet, Uğur Meleke ve böyle düşünenler haklı çıktılar. Rijkaard, kampta iyi çalışanlara hakkını verdi. Rijkaard, gençler bir kısmını kapı dışarı etti, bir kısmını “Ben size adam olamazsınız demedim, A takımı oyuncusu olamazsınız dedim” diye PAF’a geri gönderdi. Baktı ki, Emre Çolak renkli ekranda çok gözüküyor, onu hemen Polis Radyo’suna geri gönderdi.
Rijkaard bunu çok az geç anladı veya anlattılar.
Şimdi ona göre kadro kuracak, taktik bulacak ve ciddi maçlar yapacaktır. Her genci Arda veya Arsenal’li genç gibi olacak zanneden Türk sporsevere de ayriyeten bir basın toplantısı düzenleyecektir.
İstanbul’daki rövanşta, Galatasaray bu takıma, TOKİ’nin göstereceği herhangi bir sahada, Arda ile, Kewell ile, Baros ile çıkar 20 atar, geçer gider. Sakın yanlış anlaşılmasın, Rijkaard aynı genç kadro ile çıksın, yine 20 atma potansiyeli var. Fakat, Galatasaray’ın Rus Ruleti oynayacak ne canı var, ne zamanı var, ne de şansı var.
Belki bu konu daha uzun ama, Galatasaray’ın yeni transfer yapacak parası da yok.
Galatasaray’ın yeni bir stat için parası da yok.
Galatasaray’ın belki de Rus Ruleti için tabanca ve tek kurşun alacak parası bile yok.
Ona rağmen hala Erhan diyorlar, Mehmet Güven diyorlar, Yaser diyorlar.
Bilmiyorlar ki, Galatasaray Tobol’a elensin, Adnan Polat’ı Yasser Arafat bile kurtaramayacak.
Adnan Polat, Aragones, Arda, Beşiktaş, Fenerbahçe, Futbol, Galatasaray, İstanbul, Liverpool, macaristan, Metalist, RTE, Türk, uğur meleke
Skibbe-ül Düldül
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 24 Şubat 2009 tarihinde gönderildi
Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş’ı aynı potaya koyup, tek bir köşede, tek bir kalemde, tek bir yazıda yerin dibine sokabileceğimiz gün bugündür.
Ve Lig tarihinde ilk kez 5 yiyen Galatasaray’da Skibbe kovuldu. Bu son hareketle 3 büyük kulübün birbirinden hiç bir farkının kalmadığı artık ortada. İptidai yönetimler, cahil transferler, saçma sapan demeçler, çingenelikler vs..vs..
Skibbe’ye dönelim; Skibbe’nin tazminatını gösteren bir fatura var mı bilmiyorum, fakat Adnancıların egolarını gösteren bir sayaç var. Oradan faturalandırabiliriz.
Feldkamp, Hollmann, Saftig, Souness, Gerets, tekrar Feldkamp, Cevat Güler, Michael Skibbe, şimdi de Bülent Korkmaz ve tekrar Feldkamp.
2 Adnancının, beraber çalıştığı bilmem kaç dönemde, bilmem kaç teknik direktörü içeren liste.
“Garibim Bülent” albümü ile Top 10’a en sondan yapılan giriş ve 1.5 senelik sözleşme, zaten yeni bir teknik direktörün yolda olduğunu da gösteriyor.
Peki neden Adnancılar, Azizciler, Demirörenciler devamlı orda, fakat teknik direktörler geliyor gidiyor?
Bunun için kökümüz olan Padişah ve Vezir-i Azam mantığını birazcık bilmek yeterlidir.
Mesela Osmanlı Futbol Tarihi der ki;
İstanbulspor’un fethinde çok başarılı olan Sultan 2.Adnan, bir Fenerbahçe cenkinden sonra Selçuk-500 akçe, Mehmet-300 akçe, Fuat-100 akçe, Aykut-Sıfır akçe ibarelerini gösteren bir Prim-i Teşvik Belgesi ile yakalanıp yine Sultan 1.Adnan tarafından iğdiş edilmekten kurtulmuş,
Sultan 1.Adnan ile Galata Saray’a her gelişinde yeni bir Yeniçeri Ağası getirtmiş, ama bütün cenkleri kendileri yönetmiş, her Yeniçeri’nin devşirilmesinde bizzat başrol oynamış, eğer saltanatları ile ezemeyeceği bir Ağa ise, devrin sonunda adamları sürdürmüş, eğer ezebileceği bir adam ise, direk kellesini uçurtmuşlardır.
Bu artık bütün devletlerde aynıdır, fakat bazı farklılıklar yok değildir.
Mesela Taş-ül Beşik ve Bahçe-ül Fener’de , Vezir-i Azam bile yoktur. Padişah, Yeniçeri soyunma odasına girer, küfrünü eder, kelleyi alır gider.
Orda Vezir-i Azam ile kaybedilecek vakit de yoktur.
Bu devletler cenklerde yenilirler, hatta denir ki, bu Anadolu Beylikleri ne zaman gelecek, şu 3 büyük devlete şamarını indirecek?
Bir kere 93 Harbinde Kocaeli Dereboyu, Galata Saray’ı kuşatır, cenk 5-4 biter, lakin Galata Saray yendiği için çok müthiş bir cenk olarak anılır,
Bunlar tekrar gelirler, kılıçtan 5-2 geçirirler,
Sonra denir ki Galata Saray bu cenkte kötüydü, Ağası yetersizdi, o yüzden Anadolu’nun en kötü beyliğine yenildi.
Ama bilmeyiz ki, aynı gün İspanya’nın en kötü ordusu Espanyol, gider Barcelona Eyaleti’ni kendi topraklarında darmaduman eder.
Böyle bir zaferde deriz ki, gavur adam işte, ne savaşıyorlar, ne cesurlar. Topları var, tüfekleri var.
Aslında burada Yeniçeri Ağalarının hiç bir suçu yoktur, olsa olsa onları seçip getiren ve devleti duraklama ve gerileme dönemine sokan tahtların acizliği olabilir.
Belki Ağaların sadece karakter eksikliği ve biraz da şanssızlığı vardır.
Çünkü son cenkte Çek Çarı Baros o penaltıyı atsa, İspanya Dükü Aragones Sivas ve Trabzon kafaya oynamıyorken gelse, Kapıkulu Komutanı Ertuğrul Paşa Metalist ayaklanmasına denk gelmese şu an hepsinin görevlerini sürdürme veya başarılı olabilme ihtimali bulunabilir.
Tarih dersi bu kadar. Şimdi sıra bedende.
Bu hafta, Trabzon, Fenerbahçe, Ankara, Galatasaray ve Kayseri maçlarında sonucu direkt etkileyecek pozisyon veya pozisyonlar yoktu. Sadece Gaziantep – Beşiktaş maçında belki Antep lehine bir penaltı verilebilirdi. (Sivok’un Beto’u çekmesi) Fakat skoru etkileyecek bir durum yoktu. Burda en önemli pozisyon, Sivas – Eskişehir maçında, Faruk’un eline çarpan ve Eskişehir lehine verilmeyen penaltı var. Çünkü durum 1-1 olacak.
O halde Hakemcell Süper Lig Puan durumumuzu hesaplayalım;
1. Beşiktaş 40
2. Sivas 39
3. Trabzon 38
4. Ankara 38
5. Kayseri 34
6. Fenerbahçe 34
7. Galatasaray 33
Ben size son birşey daha söyleyeyim.
Sivas – Eskişehir maçının yan hakemi Orkun Aktaş benim çok yakın arkadaşım. Kendisi Makina Mühendisi. Benim dürüst, sessiz, terbiyeli, akıllı, toptan anlayan ender arkadaşlarımdan biridir. Eğer o da 10 metre ötesindeki pozisyonu göremiyorsa, kabul ediyorum; bu hakemlik hakkaten manyak bir şey. Yapacak bir şey yok.
Ankara, Aragones, Beşiktaş, Fenerbahçe, Futbol, Galatasaray, İstanbul, Metalist, Skibbe
Satanist Metalist Megahed
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 29 Kasım 2008 tarihinde gönderildi
Fenerbahçe bilmem kaçıncı Beşiktaş derbisine çıkıyor. En son Kadıköy’de Lig’de Nisan 2005’te Beşiktaş’a yenilmiş.
Bence Galatasaray derbisinden hiç bir farkı yok. Ama maç sonu haberler aynı olur; yenerse ohhh her şey süt liman, yenemezse Aragones gone…
Sorun o değil ki. Sorun, Fenerbahçe’nin 30 senedir her maçının final olması. Yahu bir takımın her maçı kilit maç olur mu? Porto dönüm maçı, Tokat anahtar takım, Keçiörengücü çıkış maçı…
Sorun o da değil bence. Sorun, Fenerbahçe’nin bu sene ki taktiğini sistemini her şeyini Metin Şentürk’ün bile bilmesi. Aragones’i gönderip yerine Commodore 64 koy, press play on tape, 60.dakikada David’i çıkartır, Kazım’ı sokar. Hadi bilemedin, işlemci eski dersin, David’i çıkartır, Maldonado’u alır. Aslında şu son değişikliği dedem bile yapmaz. Rahmetli….
Yok yok sorun o da değil dersen, sorun, bu maçı Fenerbahçe alırsa bir de Kiev’i yendi mi, Şubat’a transfer de yok sorun da yok.
Sorun bunların hiçbiri aslında…Sorun, yeni hiçbir şeyin denenmemesi. Forvet sıkıntın var. Colin Kazım’ı Güiza ile forvette denesene be birader, sırtı dönük oynuyor işte. Vederson-Carlos yap işte. Görüyorsun, Uğur olmuyor. Veya Uğur-Vederson yap. Ya en kötü Maldonado’u koyana kadar PAF takımından Erben’i koy. Sana ne yararı var Maldonado’nun. Metalist’deki Brezilyalı’ya bak, bir de bizimkine.
Yahu sorun o da değil be anacım, anlamıyoruz…
Sorun, Alex 5 senedir 100 gol 100 asist ile kimilerin gözünde ilah olmuş, kaptan olmuş, belirli bir yeri var Fenerbahçe’de…
Aragones, 6 ay süre istiyor, hadi bu seneyi kaybettik, 2010’u da ben veriyorum…
Ama ikisinin de 2 sene sonra “Hacettepe’den Megahed’i alalım, ben onu çok değişik bir yerde kullanıcam, ya bir de Erenköyspor’den Taner Erbil’i izledim, onu alalım. Erkilet’ten Yavuz’u beğendim. Ben size 5 tane 15 yaşında İspanyol veya Brezilyalı çocuklar getiriyorum.” diyecek o idari becerisi, o kapasitesi yok gibi duruyor. Biri Maldonado’yu , öbürü Josico’yu getiriyor. Dedem 60 dakika eli başının arasında yere bakıyor. Hagi hem futbolcu iken hem antrenör iken, yedek kulübesini yıkıyor, Feldkamp 100 yaşında mosmor çizgide ayakta duruyor şampiyon yapıyor, Löw koskoca Almanya Milli Takım’ını yönetiyor.
Bence Aziz Başkan yanlış zamanda yanlış yerde istikrar arıyor.
Gerçi…
10 senedir klupteki tek istikrarlı şey Başkan’ın kendisi gibi duruyor..
Arşivler
- Mayıs 2012
- Nisan 2012
- Mart 2012
- Şubat 2012
- Ocak 2012
- Aralık 2011
- Kasım 2011
- Ekim 2011
- Eylül 2011
- Ağustos 2011
- Temmuz 2011
- Haziran 2011
- Mayıs 2011
- Nisan 2011
- Mart 2011
- Şubat 2011
- Ocak 2011
- Aralık 2010
- Kasım 2010
- Ekim 2010
- Eylül 2010
- Ağustos 2010
- Temmuz 2010
- Haziran 2010
- Mayıs 2010
- Nisan 2010
- Mart 2010
- Şubat 2010
- Ocak 2010
- Aralık 2009
- Kasım 2009
- Ekim 2009
- Eylül 2009
- Ağustos 2009
- Temmuz 2009
- Haziran 2009
- Mayıs 2009
- Nisan 2009
- Mart 2009
- Şubat 2009
- Ocak 2009
- Aralık 2008
- Kasım 2008

Son Yorumlar