Maldonado ile Etiketlenmiş Yazılar

Daum-u Memnu (Veda)

Ve merakla izlenen Daum-u Memnu dizisi müthiş bir finalle bitti. Hem de ne final.

“Adnan Daum” köşkü, yatı, katı, oğlu “Nihal Marcel”i aldı gitti.
“Matmazel de Koch”, Daum ile gitti. Hoop hemen arabanın önüne oturdu.
Daum’un karısı ağladı, Gazi sucukları ağladı, Euro/TL paritesini takip edenler ağladı.
“Bihter Aykut Kocaman” kalemi şakağına dayadı, imzayı attı, intihar etti.
“Behlül Güiza” köşkten tam kaçıyordu, evin şişman kahyası “Süleyman Efendi Del Bosque”, Güiza’yı kadroya almadı, çocuğun yine saçı sakalına karıştı. Mezarında “Genç Beşir Semih”i ziyaret etti. Çünkü Güiza kalınca Semih de öldü.
“Firdevs Mahmut Uslu”ya 11 seneden sonra felç geldi.

Köşke Maldonado, Josico, Ali Bilgin, Burak, Fabiano, Aragones, Kezman, Edu, Sergio, Simao devamlı birileri girip çıktı.

Daum-u Memnu.
Yani Yasak Daum.

Konusu; Denizli maçından sonra yasaklanan bir teknik direktörün, Trabzon maçında tekrar yasaklanmasına kadar yaşadığı milyon Euroluk dram.
Türü; Bilim kurgu-fantastik-komedi-dram.

Daum-u Memnu.
Almanya’daki ismi de “Memnun Daum”.

Fakat merak etmeyin, bu dizi burada bitmedi.
Tekrar çekilir.
Bu kafa ve bu para olduğu sürece sonsuza kadar çekilir.

Ve her Türk dizisinde ve filminde olduğu gibi en son iyiler ölür.
Tıpkı Rıdvan Dilmen gibi…
Tıpkı Oğuz Çetin gibi…

Fakat bir kişiye hiçbir şey olmaz.

Çünkü o ölürse film biter…

http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/15180880.asp

, , , , , , , , , , , , , ,

5 Yorum

7+

Bu yazı şiddet, küfür, korku ve gerilim içermektedir, lütfen bu yazıyı çocuklarınıza okutmayınız.

Outlook

Bu yazıyı yazar kimliğimi bir kenara koyup Fenerbahçe taraftar kimliğimle yazıyorum. Bu arada yazar kimliğimin de içine oturayım.

Fenerbahçe’nin bugünkü durumunda olmasının sebebi ne Daum, ne Fırat Aydınus, ne Güiza, ne Deniz, ne de Aziz Yıldırım’dır.

Bu tablonun sebebi Fenerbahçe taraftarıdır.

Fenerbahçe taraftarı öyle rastgele bir taraftar değildir. Fenerbahçe taraftarı müthiş enteresandır. Bir kere rengarenktir. Kimyası çok farklıdır. Fiziği de çok farklıdır, çünkü Mecidiyeköy’deki o pis hava Kadıköy’de yoktur. Fenerbahçe taraftarı, maçtan önce Bağdat Caddesi’ni doldurur, saatlerce bira içer, tonlarca patates yer, eğlenir ve İngilizler gibi yürüyerek stada gider. Fenerbahçe taraftarı takımını en çok seven taraftar grubudur, çünkü çok az manyaktır. Bundan yıllar evvel deplasmanlara limitli seyirci alınırken Fenerbahçe, Beşiktaş’dan, Galatasaray’dan 10000 bilet ister, 5000’e izin gelir; lakin Beşiktaş ve Galatasaray taraftarı 5000 bilet ister, maça 1000 kişi gelir. Fenerbahçe seyircisi halis Türk seyircisidir. Fenerbahçe halkın takımıdır. Fenerbahçe bizden biridir. Yani, Fenerbahçe Türkiye’dir.

İşte o yüzden Fenerbahçe seyircisi mankafadır. Cahildir. Zekası yeterli değildir. Kültürsüzdür. Fenerbahçe seyircisi, Güiza’ı ağlatır, kafasına oklava verir, 3 gün sonra ağzına baklava verir. Belki de yeryüzünde havalimanında futbolcu karşılayan ilk klüptür. Fenerbahçe seyircisi Deniz’i yuhalar, Tarık’ı yuhalar, Rıdvan’ı yuhalar, Rüştü’yü döver, Müjdat’ı kovalar, fakat onu alanlara, onu oraya getirenlere bağırmayı akıl edemez. Ya da gücü yetmez. Bir de, 2 gram akılları kalmıştır, onu da çok sevgili ağabeyleri Rıdvan Dilmen almıştır. Öyle ya, Rıdvan Dilmen ilk 8 hafta Fenerbahçe’yi Barcelona yapmış, sonraki 8 hafta Beşiktaş şampiyon olur demiş, 3 hafta önce yine Barcelona yapmış, Beşiktaş havlu atmıştır demiş, şimdi de “Bu kadro ile bu iş olmaz” demiştir. Halbuki bütün sezon kadro aynıdır. Beşiktaş’a da artık birşey diyecek insafı kalmamıştır.

Fenerbahçe yönetimleri de Türk odunluğuna sahip olduğu için ve sıfır profesyonel olduğu için Fenerbahçeliler yıllarca yönetimlerden de çekmiştir.

Örneğin;
- Fenerbahçe 32 senedir yıpratıcı, uzun boylu forvet arar. Elin gavuru Mars’da su bulmuştur, Fenerbahçe hala aradığı yıpratıcı forveti bulamamıştır.
- Her mahallede, her sahada, top oynanan her odada 2 çocuktan biri Fenerbahçe forması giyer, fakat 32 senedir Fenerbahçe’de bir çocuk iki kere üst üste maç oynamamıştır. Genç Semih bile futbola Özçamdibispor’da başlamıştır. Zaten 32 senede 600 futbolcu arasında hala sadece Semih ve Tuncay’ı konuşmak utanç vericidir.
- Fenerbahçe her sene ama her sene trilyonluk flaş transferler yapar. Fenerbahçe bu yüzlerce flaş transferlerden Baliç ve Okocha dışında hiçbirinden para kazanmamıştır.
- Sadece Fenerbahçe’de kovulan teknik direktörler ve futbolcular geri gelir.
- Fenerbahçe Bolu’da, Ağrı’da, Lagos’da, Çin’de tesis açmasına rağmen, seyircisiz bir İstanbul Büyükşehir Belediye takımı Fenerbahçe’yi her sene yenebilmektedir. Zaten bu kafa olduğu sürece de Fenerbahçe daha çok Ozan İpek ve İskender meşhur edecektir.

Bir teori de bütün bu dangalaklıkları “Lise” altyapısı ile açıklar. Örneğin, 10 futbolseveri bir araya getirsek, ki bunların kesin 4’ü Galatasaray’lıdır, 4’ü Fenerbahçe’lidir, 2’si Beşiktaşlıdır; herhangi bir sosyoloğa sorsanız Fenerbahçe’lileri hemen ayırdecektir. Çünkü Fenerbahçe’linin kültür seviyesi, konuşma yeteneği, 2 kelimeyi bir araya getirme refleksi, cahilliği, zekası ve futbol zekası hemen kendini belli eder. Çünkü tekrarlıyorum; Fenerbahçe, 8 yıllık zorunlu eğitime daha yeni geçmiş bir Türkiye’dir. Galatasaray Lisesi ve Beşiktaş Anadolu Lisesi burada Fenerbahçe Lisesi’nden çok kalın çizgilerle ayrılmıştır. Ha bu demek değildir ki, Fenerbahçe’den zeki, kültürlü ve işini bilen bir insan yetişmemektedir, veya Galatasaray ve Beşiktaş’da devamlı saygın, zeki insanlar görev almaktadır. Fenerbahçe’de son 5-10 seneye bakıldığında Kemal Dinçer, Aykut Kocaman ve Ali Koç gibi en azından ne dediği anlaşılan, saygılı, pratik zekalı, prezantabl, dinamik insanlar da yetişmiştir. Fakat ondan öncesi Hasan Özaydın, Ömer Çavuşoğlu ve Erol User’dir. Yani yontma taş devridir. Bu arada Fenerbahçe’de yeni karakterler yetişirken Galatasaray’da Adnan Sezginler, Beşiktaş’da Yıldırım Demirörenler de kontra olarak görev almaktadır.

O zaman bu mantıkla her Galatasaray’lı veya Beşiktaş’lı çocuğun o liselerden çıkması mı gerekir? Hayır, gerekmez. Bir çocuğun öğrenme yaşının 3, karar verme yaşının 4, karakterinin oluşma yaşının 5 olduğunu varsayarsak, çocuk zaten TV’den Aziz Yıldırım, Yıldırım Demirören, Adnan Sezgin, Faruk Süren, Süleyman Seba, Metin Oktay, Metin Tekin, Arda, Fatih Terim, Hasan Şaş, Oğuz Çetin, Recep Çetin’i izleyerek hangi takımın ona daha yakın olduğuna karar verecektir.

Başa dönersek, Aziz Yıldırım ve Daum’un bugünkü tabloda hiçbir suçu yoktur. Çünkü onların kapasiteleri o kadardır. Çünkü onlar gelip geçicidirler. Çünkü onlar dublördür. Dublörler bu kadar performans verirler. Taraftar, kalıcıdır. Taraftar masaya yumruğunu vurmalıdır. Taraftar belirleyicidir. Digitürk ihalesinin rakamından, Kazım’ın seks partnerine kadar herşeyi taraftar belirler.

Diyorlar ki, Daum İ.B.B maçında saçmaladığı için Fenerbahçe yenilmiştir. Peki, Daum ilk defa mı saçmalamıştır? En önemlisi Daum kendi kendine mi Fenerbahçe’ye gelmiştir? Herhalde zamanında Appiah’ı ve Selçuk’u sağ açık oynatan rahmetli babam değildir. Veya dayım yüzünden Ümit Özat Almanya’ya kaçmamıştır. Seyirci ile kavga edip 10 saniye sonra Semih’i oyuna alan kaynım mıdır, eltim midir? Tabi ki Daum’dur.

Ya da, Aziz Yıldırım hiç mi saçmalamamıştır? 1 ayda 55 milyon Euroluk transfer yapan, her sene en az 1 kere kurumlardan istifa edip geri gelen, 12 senede 4 Lig-0 kupa-1 çeyrek final getiren, “devre arasında transfer yararlı olmaz” diyip Appiah, Nobre ve Anelka’yı devre arasında alan, “biz sene başlarında doğru transfer yaparız ve karşı takımı ısıracağım” deyip 4 tane Emre, 4 tane Appiah ve 2 tane Tuncay alması gerekirken sene başında bayanlar liginden Sos Dantos’u ve Baroni’yi alan bir başkan hiç saçmalamamıştır desek ne derece doğru olur?

Veya 5 yaşındaki çocuğun bile Fenerbahçe’nin savaşan adama ihtiyacı olduğunu bilmesine rağmen Brezilya’dan Sos Dantos ve Baroni ikilisi ile dönen, yeryüzünün Uğur Dündar ile en dürüst Fenerbahçelisi sayılan Aykut Kocaman’ın kafasına silah mı dayamışlardır, transferden komisyon mu almıştır, yoksa o da saçmalama hakkını mı kullanmıştır? Fenerbahçe 1 milyon dolara Mehmet Topal’ı bulamazken, bedavaya Mustafa Sarp’ı alamazken, 10 milyon Euro’ya Baroni ve Sos Dantos’u nasıl almıştır? Elalem Emre Çolak’ı, Necip’i oynatırken Fenerbahçe takımı risk almak istemediğinden mi oynatmak istemiyordur, yoksa bu futbolcuları ortaya çıkaracak futbol zekası olan hiç kimse bulunmamaktadır? Daum, Aziz Yıldırım veya Alex bir maç seyrederken, “şu çocuk çok iyi çocuk, bunu oynatalım veya alalım” diyebilecek kapasitedeler midir? Örneğin heykelini dikmeyi düşündüğümüz Alex, kefil olarak Maldonadoyu getirirken, Aziz Yıldırım Aragones için “tam benim çalışmak istediğim teknik adam” derken futbol zekalarını mı ortaya koymaktadırlar?

İşte yukardaki sebepler yüzünden suç bu karakterlerde değil, eğitim seviyesini güncellemeyen, vizyonu geliştirmeyen, hala kombine alan, hala Digitürk alan, hala forma alan, ve hala Fırat Aydınus kırmızı vermeliydi diyen ileri zekalıdadır.

Çünkü o dingil, İBB maçındaki Deniz’in golünde yardımcı hakeme yüklenir, fakat Lille maçındaki Emre’nin golünü konuşmaz.
Çünkü o ingot, kıçıkırık 5.sınıf Brezilyalı’nın ufacık bir hareketi ile mest olur.
Çünkü o ötektoit, her maça gider, protesto edeceği yerde etmez, protesto ederken yanlış adamı eder, seveceği yerde döver, döveceği yerde sever.
Çünkü o kütüğe aslında Aziz Yıldırım ve Daum bile fazladır.
Çünkü o “Biz pazara kadar değil, mezara kadar sevdik” diyen arkadaş bilmez ki, onun mezarını ilk ziyaretçisi ben olacağımdır.
Çünkü o aks bilmez ki, maça gitmeyince yönetim gider.

Ve yine bilmez ki, küçük beyinler Güiza’yı, orta beyinler Daum’u, büyük beyinler yönetimi tartışır.

http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/13980560.asp

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

20 Yorum

2009 hadi baş baş

2009, Fenerbahçe için çok sıradan geçti. Üst üste galibiyetler, rekorlar, bomba transferler, skandal transferler, kelepçeler, grup seksler, trafik kazaları, şike iddiaları. Oğlum 2010, burası Fenerbahçe. Kendine güveniyorsan gel.

noel

Şimdi sayın okurum,
Bayanlar Voleybol’da Lig birincisi kim? Hem de yenilgisiz…
Fenerbahçe.

Peki Bayanlar Basketbol’da yenilgisiz birinci kim?
Fenerbahçe.

Boston’da yapılan bilmem ne kürek yarışlarında kim birinci oldu?
Fenerbahçe.

T.B.M.M’de, yılın en başarılı atletleri ve en başarılı antrenör ödülünü alan Karin Melis Mey, Fatih Avan ve Metin Altıntaş hangi takımdalar?
Fenerbahçe.

Türkiye Kısa Kulvar Yüzme Şampiyonası’nda kim şampiyon?
Fenerbahçe.

Peki, Türkiye Büyükler Ferdi Boks Şampiyonası’nda kim takım halinde şampiyon?
Fenerbahçe.

Bayanlarda Masa Tenisi Liginde yenilgisiz lider kim?
Fenerbahçe.

UEFA Avrupa Ligi H grubu lideri kim?
Fenerbahçe.

Ziraat Kupası 3.Kademe A Grubu lideri kim?
Fenerbahçe.

İlk yarıyı kim lider kapadı?
Fenerbahçe.

Diğer branşlarda en kötü derecesi üçüncülük olan kulüp kim?
Fenerbahçe.

Peki, biz kim için yazıyoruz çiziyoruz yıllardır; Wagenhaus gitsin, Hotiç gitsin, Tarık gitsin, Preko gitsin, Sergio gitsin, İlker gitsin, Oktay gitsin, Celil gitsin, Simao gitsin, Fatih Akyel gitsin, Beschastnykh gitsin, Serkan gitsin, Aragones gitsin, Maldonado gitsin, Burak gitsin, Ali Bilgin gitsin, Gökhan Emreciksin gitsin, Uğur gitsin, Deniz gitsin, Önder gitsin, Kazım gitsin, Güiza gitsin, Anelka gelsin, Appiah gelsin, van Hooijdonk gelsin, Gökhan Gönül gelsin, Aykut Kocaman gelsin, Ali Koç gelsin, Özer oynasın, gençler oynasın diye?

Kimin iyiliği için yazıyoruz?

Göttingen mi?

Nein.

Fenerbahçe.

www.emrahoner.com

, , , , , , , , , , , , , , , ,

Yorum yok

Fener bu, hem sever hep döver

Efes Pilsen son maçta Fenerbahçe’ye 79 sayı attı, şampiyon oldu ve dayak yedi. Herkes farkındaydı ki, maç bitince sahaya koşup tekme atan o fıçı görünümlü arkadaş, 79 tane fıçı efes devirip maça gelmişti. Malesef, Allah’ın sopası yok fakat tribünün sopası var.

 

Geçen haftaki o Adana Adliyesi görüntülerine benzeyen final maçından bahsetmeyeceğim, merak etmeyin.  

Kill For You, Roberto Carlos, “6 Kasım’da 6-0” formalı basketbol seyircisinden de bahsetmeyeceğim, yine merak etmeyin.
“Kendini bilmez birkaç taraftarın yaptığını koskoca Fenerbahçe’ye mal etmemek lazım” klişesinden bahsetmeyeceğim, hiç hiç merak etmeyin.

Çünkü kendini bilmez taraftar sayısı Türkiye’de 6-7’dir. Bizim sokakta bir amca var, onla beraber 8. Kaynımın kayınçosu, 9. Bir de Rambo var, 10. Bunlar topu topu 10 kişi.
Bu arkadaşlar şansa o maça hep beraber gitmişler ise olay çıkar. Biri eksik olsun, başkanlar fair-play ödülü alır.

Fakat bir gerçek var ki;
Her ne kadar Fenerbahçeli taraftar 4-0’lık Samsun maçından sonra antreman basıp Müjdat’ı, Arap İsmail’i sopa ile kovaladıysa da, Rüştü’yü cipinde tekmelediyse de, kesinlikle bu tür olaylar sadece Fenerbahçe’ye has birşeydir diyemiyorum. Çünkü daha bir kaç sene önce Beşiktaş tribününde gencecik çocuk öldürülmüştü, Trabzon’da taş yağmıştı, Sami Yen’de tribün çökecekti vs…
Zira, bu sorun sosyoloji temaları içerdiğinden iddia ediyorum, Türkiye’de F1 takımı kurulduğu anda, birkaç kendini bilmez piste girer Button’a balata saplar, Kovalainen’i kovalar, Alonso’yu da rüzgar tüneline sokar. Allahtan adamlar final maçını görmüşler de, F1’i kapatıyorlar.

Burada tek suçlu Efes’tir. Efes’in en büyük suçu Fenerbahçe’yi yenmektir.
En suçsuz da o tekme atan arkadaştır.
Çünkü yöneticiler geçen sene onu ve onun gibileri doldurmuş, yarı final demiş, kupa sözü vermiş, 3 sene şampiyonluk demiştir.
O arkadaş süper kadro diye kombine almış, fakat karşısında Emreciksin’i, Belezoğlu’nu, Ali Bilgin’i, Burak’ı, Güiza’yı bulmuştur. Taraftar sinirlidir, çünkü kandırılmıştır. Taraftar sinirlenince o an karşısına ilk çıkana, zenci de olsa, beyaz da olsa girer.

Kandırılmak ve Efes deyince aklıma bir şey geldi.

Geçenlerde ETS ile Bodrum Voyage Charm’daydık.
Manzara süper. Deniz süper. Kaleye karşı eşini al, rakını al, buzunu al.
Otel ultra herşey dahil, limitsiz yerli yabancı içki.
Ama yalan da limitsiz.

Bira istiyorsun, Efes ücretsiz, diğerleri ücretli.
Nasıl olur? Limitsiz yerli yabancı içkideki olaya bak.
Efes de Efes değil zaten.
Sahildeki barda fıçı bira var, şişe bira yok.
Gittim sordum, şişe bira yok mu dedim?
Yok dediler.
Sonra öğrendim ki, resepsiyondaki barda varmış.
Her yarım saatte bir 5 kat yukarı çıktım. Garson resepsiyondan getirmiyor çünkü. Anam ağladı.
Sabah açık büfeye girdim. Taze portakal suyu alayım dedim.
2.5 TL dediler. Ne parası dedim? Taze portakal suyu paralı dediler.
Yahu, mayomun içide bozuk para mı taşıyacağım ultra herşey dahilde?
Tamam, mayoma da bazı şeyler dahil fakat sınırsız bir yere gelmişim parayı nereden bulayım sabah sabah? Ayrıca niye para getireyim?
Votka istiyorsun, sadece bir marka var. Viski istiyorsun, bir marka var. Onunda ismini ilk defa duydum. Diğer bildiğin bütün markalar ekstra.
Alakart restoranına gittik. Tatsız tuzsuz bir kavun geldi. Biraz daha istedik. Menüde kavun bu kadar dediler. Yahu yukarıda sınırsız kavun var, git getirsene. Getirmiyorlar. Ben rakıya kızarmış ekmek mi banayım? Öyle kaldık.
Sabah bir peynir yedik. İnanılmaz lezzetli.
Bir baktım, akşam o peynirden yok.
Dedim, “Sabah bir peynir vardı, rakı ile iyi gider, o peynirden kalmadı mı?”
Dediler, “Ağabey, o peyniri akşam çıkartamıyoruz. Yasak.”
Zannedersin, Tümen Komutanı emretmiş.

İşte aynı Fenerbahçe.
Dışardan müthiş transferler, paralar, pullar, altın karmalar, imza şovlar.
İçine bir giriyorsun, Uğur Boral, Maldonado, Deniz Barış.
Soruyorsun, yıldız transfer yok mu?
Var işte, 30 milyonluk Mehmet Topuz diyorlar.
Başka yok mu, diyorsun.
Yok ekstraya girer, diyorlar.

, , , , , , , , ,

Yorum yok

Hepimiz Mehmetiz, hepimiz Topuz

Kayserili’ye sormuşlar, “2 kere 2 kaç eder?” diye. “Alırken 3, satarken 5″ demiş. Bir de deveye sormuşlar, “Neden boynun eğri?” diye. Deve, “Öyle dümdüz git” demiş. Daha soruyu anlamamış deve.

Linç Tv Spor Paketinin önümüzdeki sezonun fragmanı televizyonlarda dönmeye başladı.
Aziz Yıldırım, Yıldırım Demirören, Ahmet Çakar, Kayseri Belediye Başkanı, Menajer Metin Korkmaz, Rıza Ağacık, Süleyman Hurma, ve tabi ki Mehmet Topuz başrollerde.
Rıdvan Dilmen var bir de. Konuk başrol.
Çok sağlam bir sezon bizi bekliyor.
Lost’taki Hugo, Dr. Jack hepsi burada.
 
Filmde neler olmakta, hemen bir inceleyelim… Önce Beşiktaş.
Tabi ki Yıldırım Demirören, bakın Beşiktaş demiyorum, istediği futbolcuyu alabilir. İsterse kendi bile oynar, isterse Ahmet Çakar’ı bile oynatabilir. Fakat 6 ay önce de Yusuf’u Trabzon’dan çekip alan bir başkan etiklik ile ilgili hiç bir mesaj veremez, vermemelidir. Kaldı ki burada saygısızlık konusuna hiç girmezsek iyi olur, zira Yıldırım Demirören, Aziz Yıldırım’ın 2 senedir Mehmet Topuz ile ilgilendiğini de zaten bilmektedir. Lakin, en son söz: Demirören isterse, 50 milyona Volkan Demirel’i bile alabilir. Kimse ne karışabilir, ne fikir beyan edebilir.
 
Sonra Kayserispor…
Tabi ki hiçbir futbolcu beyaz eşya değildir. Belki sadece Maldonado gırgır, Sabri kettle olabilir. Ve tabi ki hiçbir kulüp hiçbir futbolcuya da sahip değildir, onun sadece emeğini kiralamıştır. Fakat anaannem bile bir çiçeği bir balkondan diğer balkona koyarken, onunla konuşur, halini hatırını sorar, buraya geçmek ister misin der. Be kardeşim, ya Beşiktaş’ın damarına basmak için yapıyorsunuz, ya Mehmet Topuz’a gıcığınız var, ya çok pis Kayserililiğiniz tuttu, ya da öyle bir gurur var ki, yıllardır Aziz Yıldırım’a vermiş olduğunuz sözü hiç unutmadınız. Bunların hepsi ya da hiçbirisi olsa dahi, yine de insan Mehmet Topuz’a bir haber verir. Veya Mehmet Topuz hala bizim futbolcumuz der, Fenerbahçe’yi de geri çevirir, Beşiktaş’ı da.
 
Hanım da Kayserili, hemen sordum, sence Mehmet Topuz kime gider diye. Cevap: “Para yatmış ise Fenerbahçe’ye, çek verdiler ise Beşiktaş’a” dedi.
 
Şimdi Mehmet Topuz…
İster Beşiktaş forması giy, ister Şalvarspor donu giy, ister çıplak oyna. Bu demeçlerle alacağın parayı 2′ye katladın. Gerçek Kayserili olmuşsun. Sen hiç korkma, kafana takma, Emre Belezoğlu’nu bile unuttu bu insanlar, Mehmet. 45 saniyede 30000 kişi öldü, unuttular Mehmet. Forma olayını da unuturlar, Mehmet. Biz kazanamadık, sen ye Aziz Yıldırım Demirören’in paralarını Mehmet. Hepimiz senin arkandayız, hepimiz Mehmet Topuz’uz, Mehmet.
 
Ve tabi ki Fenerbahçe…
1 senedir bu köşeden, yıllardır her yerden, Fenerbahçe’nin futbolcudan önce karakter transfer etmesi gerektiğini söyleriz. Mesela Aurelio, Emre Belezoğlu değil. Mesela Brian Steen Nielsen, Uğur Boral değil. Mesela Anderson, Güiza değil. Bir şirkete eleman alırken, mülakatta sorulan abuk sabuk “Kendini 32 yıl sonra nerede görüyorsun”, “Zayıf yönlerin mi döver güçlü yönlerin mi?”, “Neden jinekologluk?” sorularının on binde birinin Fenerbahçe’de sorulmadığını; bırakın mülakatı, Fenerbahçe’ye gol attı diye, 500 kere top sektirebiliyor diye yapılan saçı, başı, konuşması ile “artiz” futbolcu transferlerini biliriz.
 
İşte bu da onlardan biri. Burada tek ince detay, Aziz Yıldırım ya Galatasaray’ın şampiyonluğunu gölgelemek istediği zaman istifa edip, 1 ay sonra geri gelip, 5 günde 55 milyon Euro’luk verdiği zarar gibi başarısızlığın yönünü değiştirmek istiyor, ya da bir bildiği var, mesela Mehmet Topuz’u transfer edip, Beşiktaş’a gelin benden alabilirsiniz demek istiyor. Mantıklı düşündüğünüz zaman Mehmet Topuz’un Fenerbahçe’ye transferi fayda sağlar, fakat her türlü hiç bir Fenerbahçeli’nin orta saha da Emre Belezoğlu’nun kaptan, yanında da Mehmet Topuz’u görmek istediklerini zannetmiyorum. Çünkü o zaman bir tek forvet eksiği kalıyor, onu da başkan Ümit Karan ile doldurabilir.
 
Bodrum’dayım.
Güya tatildeyim.
Fakat gördük ki bu sene ve her zamanki gibi, krize de rağmen, sakin bir transfer dönemi olmayacak.
2 dakika tatil yapacaktık, yemin ederim, Aziz Yıldırım Demirören’ler olduğu sürece bize tatil de haram.

, , , , , , , , , ,

Yorum yok

Bunu kesin Almanak lazım

Hürriyet’ten size bir yeni bir hizmet. 2008-2009 Ceplig. Bu yazıyı yazıcınızdan çıktı alın, katlayın, artık cebinize mi sokarsınız, cüzdanınıza mı koyarsınız, ne yaparsınız bilemem, fakat seneye okumadan gelmeyin.

 
2008-2009 sezonu Galatasaray – Denizli maçı ile başladı.

Almanya’da Ümit Özat, kalp kası iltihaplanması geçirdi, sahada yığılıp kaldı.

Tayyip Erdoğan, Ankaragücü ve Ankaraspor’un birleşmesini istedi.

Güiza, Bağdat Caddesi’nde sigara içerken görüntülendi.

VfvB Ruhrort/Laar takımın Türk futbolcusu Sezgin Özhan, takım fotoğrafı sırasında cinsel organını gösterdi.  

Appiah 9 ay sonra topa vurdu.

Uğur Boral pas hatası yaptı.

Hıncal Uluç, Belçika maçından sonra Milli Takım’a teğet geçti, Emre Belezoğlu’na çarpraz girdi, Emre’nin annesi fenalaştı.

Lincoln ülkesine gitti.

Lincoln İstanbul’a döndü.

Yine Belçika maçından sonra Fatih Terim, Osman Tamburacı’ya “Ulan ben senin bıyığını ananı avradını s….” dedi, Tamburacı, “Anam Fatih Terim’i affetmeyecek” dedi.

Aziz Yıldırım, İhsan Topaloğlu’nun programına katıldı, Zico’ya sadece %20 zam yapabileceğini, Zico’nun da bunu kabul etmediğini söyledi; halbuki bundan 8 ay sonra katılacağı bir programda Zico’nun kardeşi yüzünden ayrıldıklarını söyleyecekti.

Kazım Kanat toprağa verildi.

Uğur Boral pas hatası yaptı.

Ümit Özat’a Temmuz ayında FC Köln doktoru tarafından kalp ritm bozukluğu teşhisi koyulduğu ortaya çıktı.

5.haftada Galatasaray’ın sakat sayısı 12’e ulaştı.

Ultraslan’ın kurucusu Alpaslan Dikmen vefat etti.

Maldonado kendisine iyi baktığını, bunun da meyvelerini toplamaya başladığını söyledi.

Renk bilimci Metin Yahya Üster, Beşiktaş’ın renklerinin sarı-mor, yeşil-koyu pembe olması halinde takımın enerji gücünün artacağını söyledi.

Ertuğrul Sağlam ve Sinan Engin istifa ettiler, Mustafa Denizli hemen göreve başladı.

Adnan Polat, Ümit Davala’yı kovdu; “Antrenmandan 10 dakika önce gelip, 10 dakika sonra gidiyor. Bir memur zihniyeti ile hareket ediyordu.” dedi.

Skibbe yardımcılarının işine son verildiğini İstanbul’a dönünce öğrendi.

Uğur Boral pas hatası yaptı.

Güiza, “Türkiye’de fazla kalacağımı sanmıyorum” dedi.

Berkant, uyuşturucu kullandığı şüphesiyle 1860 München’den kovuldu.

İbrahim Kaş, Aragones’in çok iyi bir hoca olduğunu söyledi.

Lincoln ülkesine gitti.

Lincoln İstanbul’a döndü.

Aragones’in yardımcısı Cesar Mendiondo, “Luis, karşısına Tanrı bile çıksa asla havlu atmaz” dedi. Deivid, ayağı kırıldıktan ve annesini kaybettikten sonra ilk maçında gol attı, ağladı.

Ahmet Çakar, Arda’ya “Karabaş” dedi.

Rıdvan Dilmen’in kardeşi intihar etmeye çalıştı, sebebinin Rıdvan Dilmen olmadığını söyledi.

Sergen Yalçın, “Maldonado bence futbolcu değil, saçını kestirmiş, Şanlıurfasporlu oyunculara benzemiş. “ dedi, Urfa’lı bir avukat Sergen’i mahkemeye verdi.

21 yaşındaki Arda’nın maçta kalp ritmi bozuldu, hastahaneye kaldırıldı.

TRT’de Bursasporlu Yusuf’un Beşiktaş maçı görüntüleri yayınlandı, Mehmet Demirkol “Yusuf’un hareketler güzel ama bariz küfür var. Keşke yayına verilmeseydi” dedi.

UltrAslan-Uni’li Anıl Aydın toprağa verildi.

Seyrantepe için Araplarla ortaklık başladı.

Uğur Boral pas hatası yaptı.

Cemal Aydın, Ankaragücü – Fenerbahçe maçı öncesi maçın hakemi Halis Özkahya’yı aradı, Aydın disiplin kurulana verildi.

Aragones, “Ankaragücü maçından alınan 1 puan iyidir” dedi.

Yıldırım Demirören, elinde lazer pointer ile “Özcan Oal bu penaltımızı yedi, Talat Tokat ofsayttan golümüzü vermedi” diye sunum yaptı. 

Devlet Bakanı Başesgioğlu’nun oğlu, Gümüşhane maçını bastı.

Beşiktaş PAF takımı Fenerbahçe’yi 4-1 yendi, 3 golü Batuhan attı.

Faruk Yalçın vefat etti.

Uğur Boral pas hatası yaptı.

Op. Dr. Ertuğrul Gür, müslüman olmaları halinde Carlos ve Edu’yu sünnet edebileceğini söyledi. Sinan Engin, Giresunspor’un Asbaşkanlığına getirildi.

Brezilyalılar, Aziz Yıldırım’ın Millenium Park Evlerini uzak diye beğenmediler.

Emre Belezoğlu, bir gazeteciye “Seni sabaha kadar döverim” dedi.

Aragones, “Ben devre arasında yapılan transferleri desteklemiyorum” dedi.

Beşiktaşlı taraftarlar Demirören’i istifaya davet etti.

Aragones’in “’Günaydından daha çok s….git diyorum” sözü yılın sözü seçildi.

Serkan Balcı, “Bizi sadece 3 büyükler zorlar” dedi.

Lincoln ülkesine gitti.

Lincoln İstanbul’a döndü.

Gönenspor maçında, bir anne çocuğunu kavgadan korumak için sahaya daldı.

Arda, Emre Belezoğlu’nun düğününden dönerken kaza geçirdi.

Uğur Boral pas hatası yaptı.

Yusuf, Yıldırım Demirören’in 8.Fenerbahçe’li futbolcusu oldu.

Gordon Milne’nin tercümanı bıyıklı ağabeyimiz Ali Emeç vefat etti.

Tanju, Galatasaray otelinden kovuldu.

Galatasaray’ın vergi borcu 120 taksite bölündü.

Aragones, yılın en iyi hocası seçildi.

Luxemburgo, damadı Maldonado’yu transfer etmek istediğini söyledi.

Galatasaray, Kanaltürk’e yasak koydu.

Aziz Yıldırım, Kutlualp için “Viyana’ya giderken uçakta tuvaletin üstünde oturuyordun” dedi.

Ümit Karan, Sivas maçı sonrası “13 senedir Birinci Lig’de oynuyorum ve bugüne kadar hiçbir hakeme küfür etmedim.” dedi.

Galatasaray, Sivas maçının tekrar oynanmasını istedi.

Güiza, 4 aydır Nuria ile seks yapmadığını söyledi.

FIFA, Appiah konusunda Fenerbahçe’yi haklı buldu.

Sivas’lı İbrahim Dağaşan, santraya Filistin bayrağı dikti.

Celal Kolot, Ernst için “Baki’nin Alma versiyonu” dedi.

Uğur Boral pas hatası yaptı.

Çorlu Sanayispor, Yattara’nın yeğenini transfer etti.

Galatasaray’ın sakat sayısı 14’e ulaştı.

Balili, Türk vatandaşlığına geçti, ismi Atakan oldu.

Uğur Boral pas hatası yaptı.

Transfer edildiği gün “Burası Fenerbahçe gibi değil” diyen Kezman PSG’de kadro dışı bırakıldı.

“Galatasaray Türkiye’dir” adı altında 7 maddelik bir açıklama yayımlandı.

Galatasaray, Kayseri maçından sonra taraftarlar yürüyüş yaptı.

Fulya Süleyman Seba Kompleksi açıldı.

Mesut Özil, “Türk Milli Takımda oynamayı hiç düşünmedim ki” dedi.

Lugano, 5.golünü attı, Güiza’yı geçti.

Bursaspor TV kuruldu.

Duisdorf’lu Türk kaleci, hakemi dövdü.

Selçuk Şahin, köfteci açtı.

Emin Cankurtaran vefat etti.

Taner, Galatasaray maçında 4 gol attı, tarihe geçti.

Lincoln ülkesine gitti.

Lincoln İstanbul’a döndü.

Skib bıraktı, Bülent Korkmaz 2.5 senelik anlaşma imzaladı.

Karadeniz Gazetesi, Alanzinho için “10 trilyonluk maskot” dedi.

Güiza’nın eski eşi kampta seviştiklerini söyledi, Güiza milli takım kadrosunda çıkartıldı.

Sadri Şener, “Trabzon insanı genlerinden sabırsız” dedi.

Burak, Aragones kalırsa takımdan ayrılacağını söyledi.

Fenerbahçe, PAF takımından Özgür Çek ile 5 yıllık profesyonel sözleşme imzaladı.

Uğur Boral, Sivas maçı sonrası “Fener’le kimse alay edemez” dedi.

Uğur Boral pas hatası yaptı.

Şekip Mosturoğlu, Appiah için “Fenerbahçe’nin manevi değerlerine zarar vermiş bir futbolcunun Fenerbahçe’yle yollarının ben kesişmeyeceğini düşünüyorum” dedi.

Amigo Sefa, 1 yıl maçlardan men cezası aldı.

Çin Beşiktaşlılar Derneği, Çin Seddi’ne bayrak astı.

Volkan Ballı, “Kötü günler geride kaldı” dedi.

Seyrantepe bir kere daha greve gitti.

Uğur Boral pas hatası yaptı.

Kilimli Belediyespor ile Erdemirspor maçının hakemi, birbirlerine sert giren iki futbolcuyu saha dışına çıkarıp, 10 saniye kol kola girerek durma cezası verdi.

Fenerbahçe Deivid ile 3 senelik daha sözleşme imzaladı.

Lincoln ülkesine gitti.

Lincoln İstanbul’a döndü.

Kadir Has Stadının açılış maçında Volkan Ballı çimleri beğenmedi, 20 tane dev fan sahayı kuruttu. Galatasaray “Seyrantepe, 29 Ekim 2009’da bitecektir” şeklinde açıklama yaptı.

Meira “Zenit’e gitmeyi düşünmüyorum” dedi, ardından bavullarını toplamaya başladı.

Emre Belezoğlu boğaz kesti, 1 maç ceza aldı.

Ümit Özat, futbolu bıraktı.

Uğur Boral pas hatası yaptı.

Seyrantepe işçileri, “”Paralarımızı vermezlerse Fenerbahçe bayrağı asacağız” dediler.

Emreciksin, “Hayatımda hiçbir zaman sarhoş olmadım” dedi.

Lincoln, 10 küsür bavulla İstanbul’dan kaçtı.

Bülent Uygun, “O kulübe belediyeden ruhsatsızdı. O yüzden kırdım” dedi.

Alper Tezcan, UEFA madalyasını 200.000 TL’e sattı.

Eintracht Braunschweig’li Semih Aydemir, koşu antremanında tramvaya binip bir kaç durak sonra takıma katıldı, sonra kovuldu.

Emre Belezoğlu, “Yere tükürürken bile dikkat eder hale geldim” dedi.

Gökmen Özdenak, “Ersen Martin, Ricky Martin’in kardeşi, baba bir, anneler ayrı” dedi.

Lincoln İstanbul’a geri geldi.

Erhan Albayrak’ın “Lokum” adlı fuhuş operasyonunda ifadesi alındı.

İspanya’ya yenilgisinden sonra Volkan “Işık gözümü kamaştırdı. Eğer suçlu var ise hepimiz suçluyuz” dedi.

Eren Talu’nun eşi Defne Samyeli “Kocam, delilik yapıyor” dedi.

Uğur Boral pas hatası yaptı.

Polis, Beşiktaş taraftarı ile karşılaştı, su sıktı, biber gazı kullandı.

Batuhan, Fenerbahçe maçı öncesi gece kamptan Ortaköy’e geçti.

Arda, yeni telefon hattı için “Kızlar beni Galatasaray hattından arayamazlar. Çünkü ben özel hayatımla iş hayatımı birbirine karıştırmıyorum” dedi.

Batuhan, “Beni Real Madrid’e bile alacaklarını bilsem bir daha böyle bir şey yapmayacağım” dedikten sonra 2 gün sonra 3 bayanla fotoğrafları piyasaya sürüldü.

Galatasaray – Fenerbahçe maçında 4 ölü, 5 yaralı; Lugano kafa attı, Emre ısırdı.

Volkan, Arda’yı aradı, “Erkeksen gelirsin.” dedi.

Sabri, “Emre, beni öldüreceğini söyledi” dedi.

Yıldırım Demirören, “Tezgah kelimesi Türk Futboluna zarar verir” dedi.

Ümit Özat, FC Köln’de antrenörlüğe başladı.

Tugay, rezerv takıma gönderildi.

Uğur Boral pas hatası yaptı.

Fatih Tekke, 7.yabancı oyuncu olarak oyuna girdi, 3-0 hükmen yenilgi beklenirken, para cezası verildi.

Adnan Polat, “Tamamlandığında ortaya muhteşem bir eser çıkacak. Bir dünya yıldızı stadımızı görünce daha kolay imza atacak” dedi.

Arda güvenlik görevlisini kapıya sıkıştırdı.

Ersun Yanal istifa etti.

Bülent Uygun, “İpler bizim elimizde” dedi.

Deivid’in eşi ile Alex’in eşi kuaförde barıştı.

Uğur Boral pas hatası yaptı.

Serdar Kulbilge, klübe ihtarname çekti, kadro dışı kaldı.

Sedat Balkanlı vefat etti.

Gökmen Özdenak, “Futbolculara pornografik paralar ödeniyor” dedi, Ahmet Çakar’ın  “O kelime astronomik olabilir mi” sorusuna, Özdenak “Hayır, pornografik. Porno. Erotik değil yani. Porno yani, işin sonu” diye cevap verdi.

Fenerbahçe, Real Madrid – Barcelona maçında Barcelona’dan çok etkilendiklerini, Beşiktaş’ı öyle yendiklerini söylediler.

Lincoln ülkesine gitti.

Lincoln İstanbul’a döndü.

Rıdvan, stoper Gökhan için Aragones’den özür diledi.

Arda’nın silahlı t-shirt giydi.

Hacettepe maçından sonra taraftar striptiz klubünde Arda’ya tepki gösterdi.

Skibbe’nin şantajcısı kadın polis hapse girdi.

Uğur Boral pas hatası yaptı.

Fenerbahçe, kupa finalinde Bobo’yu aldı.

Alex de Souza’nın eşi, “Burası bize uğursuz geldi. Bir daha final maçına gelmeyeceğim. Büyük bir hayal kırıklığı içindeyim” dedi.

İlhan Cavcav anjiyo oldu.

Aziz Yıldırım, “Aragones ve oyuncu seçiminde hata yapmadık” dedi.

Fatih Terim’in parmağını denizin dibinden çıkardılar.

Volkan Demirel, Antalya’da lüks yat yaptırdı.

Aziz Yıldırım, Aragones’in tazminatı yok dedi.

Lincoln, salonda çalıştı.

Uğur Boral pas hatası yaptı.

Lucescu, bir kupa daha kazandı.

Aziz Yıldırım, bir tesis daha açtı.

Lincoln ülkesine gitti.

Lincoln İstanbul’a döndü.

Abdülrahim Albayrak, UEFA kupası finalinde sahaya girdi.

Alex, “Ronaldinho gelirse rahatsız olmam” dedi.

Batuhan’ın kırmızı da geçti, ehliyeti yoktu, polis ceza kesti.

Aziz Yıldırım, 3 yıl şampiyon olacağız dedi.

Anelka, gol kralı oldu.

Batuhan, takımın otobüsünü kullandı.

Adnan Polat, Beşiktaş galip gelince sevinçten ağladı, Cemal Demirören’le şakalaştı, elini uzatıp çak dedi.

Tuncay, küme düştü.

Sinan Engin, Kanaltürk’ten Manisa’ya transfer oldu.

Seyrantepe’de iptal süreci başladı,

TOKİ Eren Talu’ya ihtar çekti.

Güiza, “Beni göndermeyin, seneye kral olurum” dedi.

Tugay Manchester City ile anlaştı.

Beşiktaş şampiyon oldu.

Volkan Demirel, Aragones’ten Fenerbahçe formasına imza aldı.

Lincoln, ülkesine gitti, daha dönmedi.

Ve Uğur Boral pas hatası yaptı.

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Yorum yok

Uygun adım, geriye marş marş

 Deivid Emre’ye geri veriyor, Emre Uğur’a atıyor, Sivas, Beşiktaş, Galatasaray, Trabzon ve Gençlerbirliği maçlarına bakıyorum, en son Fenerbahçe maçına tekrar dönüyorum, hala Deivid Emre’ye atıyor, Emre Uğur Boral’a.

 
Geçen hafta Beşiktaş maçındaki akıllı futbola, bakın iyi futbol demiyorum, güvenen Aragones Denizli maçına yine Gökhan Gönül’ü stoperde, Ali Bilgin’i sağ bekte tutarak, yani aynı kadro ile çıktı.
Fakat futbol çok farketti.
Fenerbahçe vasat bir futbol ve Güiza’nın defansa çarpan şutu ile maçı 1-0 aldı. 

 Aragones belki bizlere “1.74lük stoper olmaz olur mu, bak nasıl da oluyor” demeye çalışıyor fakat sağ bekte Ali Bilgin’in hücum gücünü nasıl zayıflattığını tabi ki göremiyor.
Aragones, Ali Bilgin’in sağ bekte Önder Turacı’dan iyi olduğunu biliyor fakat Mustafa Denizli, Fatih Terim gibi yani her “Büyük Hoca” gibi medyanın dikine gidip fantezi deniyor, Deniz’i, Yasin’in yanına çekmiyor, Gökhan’ı sağ bekte kullanmıyor.
Belki de tamamen Ali Bilgin’in Arap sermayesine katılması için çocuğa gaz veriyor, biz anlamıyoruz.

Tabi bütün bunların, yani bu konuşmaların, bu yorumların sebebi bu seneki yönetim olduğunu biliyoruz. Takım öyle bir hal almış ki;
Josico ve Maldonado gibi şu an Şili’de mi, yoksa Erenköy’de hamamda mı olduğunu bilmediğimiz 2 transfer yüzünden, Selçuk oyundan çıkınca üzülüyoruz, Wederson Uğur Boral’ın yerine girince seviniyoruz, Deniz oynasın istiyoruz, Emre bu takımın vazgeçilmezi diyoruz.
Lugano, Deivid, Alex, Carlos ile anlaşan bu yönetim, seneye 6+2’nin 6’sından kimseyi kesemeyeceğini ve sadece 2’sine oyuncu baktığını ya bilmiyor ya bilmemezlikten geliyor ya da hepimizle dalga geçiyor.
Hep söylediğimiz gibi, önemli olan Fenerbahçe’nin seneye hangi yabancıları transfer edeceği değil, hangi Türk oyuncularla oynayacağıdır.
Belki de Fenerbahçe transfere ilk olarak yayıncı kuruluşa, Oktay Derelioğlu’nun yerine birine alarak başlayabilir.
Eğer krizi bahane edecekler ise, Zaza’nın mirasından biraz borç alınabilir.

Maçın en önemli olay Alex’in oyuna girmesi.
Böylelikle Fenerbahçe yine en sevdiği formata büründü.
Kontra atak.
Zaten Alex girince Denizli’ye karşı hedefsiz, Semihsiz, tek forvet, kontra atak oynayan takımın maçından çok birşey bahsedemiyoruz.
İnşallah birileri Aragones’e, kupayı kaybedip Beşiktaş’ın Ligi alamaması durumunda en az 4. olması gerektiğini Türkçe’ye çevirmiştir.

Diğer maçların en önemli olayı Sivas’ın 3 puan daha vermesi ve belki de herkesin ortak fikri Lig’i vermesi.
Bence, Sivas’ın şampiyonluğu Gaziantep maçında veya İstanbul Büyükşehir maçında değil, Bülent Uygun’un Tvlere, gazetelere, dergilere çıktığı gün kaybetti.
Çünkü Anadolu’nun bağrından çıkan o mütevaziliği, o disiplini, o sentezi sen 3 büyüklerin arasına sokmaya çalıştı.
Yıllardır Trabzon’un yaptığı hatayı yaptı.

Ve 3 hafta kalmasına rağmen belki de havlu attı.

Şimdi “Lâ ilâhe illallah” deme sırası, yönetimin ve Sivas’lı taraftarın.

, , , , , , , , , , , , , , ,

Yorum yok

Emreciksin değil, Uğur sen gideciksin

“Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir” derken, ya bundan 500 yıl evvel de Fenerbahçe varmış, ya da atalarımız çok zeki adamlarmış.

 
Biraz Ömer Üründülce biliyorum. Bir kaç kelime konuşayım.
Fenerbahçe futbolun gerektirdikleri, sırtı dönük, futbol yapısı, tandem, kolektif futbol, göze hoş gelen futbol oynamak istiyorsa,
Uğur’u ve Kazım’ı gönderecek, 2 adet kanat oyuncusu alacak.
Artık bunları Yıldırım Demirören’e mi satar, Maldonado’nun yanında mı verir, yerine Yattara’yı mı alır, 2 adet Alman mı alır bilmem.
Fenerbahçe zaten zor top kapıyor, atağa çıkacak, inanın dua ediyorum ki kimse kanada atmasın diye.
Fenerbahçe İlker’leri, Demir Hotiç’leri, Aygün’leri gördü ama Colin kadar rahat bir insan, Uğur kadar beceriksiz bir adam herhalde görmedi. 

 Şöyle söyleyim, hemen anlayacaksınız.
Selçuk bile pas olayını düzeltti, Uğur hala bana Sevilla maçı diyor.
Colin de, Harlem oyuncusu gibi. Sadece TRT1’de Pazar günleri çekilebilir.
Aslında Uğur’un yapması gereken, maç boyunca koştuğu gibi, dakika 60 olunca, soyunma odasına doğru aynı süratle koşacak.
Nasıl olsa dedesi, dakika 60 olunca 23 maçtır aynı şeyi yapıyor. Ne uğraştırıyorsun adamcağızı?
Oyuncu değişikliklerinde ise, Uğur’u ve Selçuk’u neden devre arasında değiştirmedi anlamadım.
İkinci yarı başladı, 5 dakika sonra aldı. Bilmiyorum, belki de amacı yuhalatmaktı.

Maça dönünce…
Biliyorsunuz, eğer bahis oynayacaksanız artık ilk devreler de oynanabiliyor.
Hiç acımayın, Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray, Sivas’ın kendi evlerindeki ilk yarılara 1’i basın.
Ama şunu bilin, Fenerbahçe’de şöyle bir huy var. Bu aslında Beşiktaş’ta da var.
Eğer ilk 5-10 dakikada Fenerbahçe hemen öne geçmiş ise, vay o taraftarların haline.
O maç bitene kadar Fenerbahçeliler davul gibi gerilir.
Fenerbahçe 0-0 giden maçta 60-70. dakikalar arasında gol bulursa, maç rahatlar, ondan sonra da farka gidebilir.

Gördüğüm kadarı Carlos’un golü ofsayttı. Genel olarak Fenerbahçe pozisyona giremeden maç 1-1 bitti. Bunun sebebi tabi ki Kocaeli’nin presi, yardımlaşması, ve her zamanki gibi Uğur, Kazım ve Güiza gibi adamların sıfır verim ile oynaması idi. Kendi sahasında orta yapamayan bir takım. Halbuki Gökhan’ı ileride deneyip, arkaya Önder’i çekebilirsin. Hazır Deivid yokken. Deniz için de önceki yazılarıma bakabilirsiniz.

Maçtan alakasız, bir de şu dikkatimi çekti.
Maçlarda artık her pozisyonda futbolcuların eşlerini, sevgililerini gösteriyorlar. Hem de HD kalitesi ile.
Mesela, Alex’in eşi gözlüklü, şirin, hanım hanımcık bir bayan. Alex’in istatistikleri ortada.
Keza, Semih’in eşi. Türkiye standartlarında, güleryüzlü bir hanım. Semih şu an en önemli Türk forvet.
Aurelio’nunki de öyleydi. Tatlı, efendi. Aurelio’nun futbolunu kimse tartışmaz sanırım.

Ama Güiza’nınkine bakıyorsun. Bomba. Eski karısı da ayrı bomba zaten. Şu an yedek, futbolu tartışılıyor. Hatta tartışılmıyor bile.
Kazım’ınki top model. Kazım müzmin yedek. Bu kafa ile zaten hayatı boyunca yedek kalır.

Düşünüyorum, acaba hakkaten her başarılı erkeğin arkasında bir kadın mı var veya daha başarılı kadınlar futbolcu mu yiyor, yoksa bazı futbolcular hakkaten futbolu bir araç olarak mı görüyor?

, , , , , , , ,

Yorum yok

Kuran’ın şifresi

Kuran’da şifreler olduğu gibi Fenerbahçe’de de bazı şifreler, işaretler vardır. Kimseye anlatamazsın, anlatsan da inanmazlar.
  
Güiza 14 numaralı forma giyiyor.
Kezman’ın geçen seneki forması 9.
Topla Güiza ile Kezman’ı.
23.

Semih’in forması kaç?
23.

Kezman Fransa Lig’inde, 16 maç oynamış, 1 gol atmış.
Güiza Türkiye Lig’inde, 19 maç, 4 gol.
Toplam?
35 maç, 5 gol. Yani;
7 maçta 1 gol.

Semih?
12 maç, 4 gol. Yani;
3 maçta 1 gol.

7 – 3 = 4.

Semih tek forvete daha mı uygun peki?
Semih’in boyu 183 cm,
Kezman’ın boyu 182 cm, Güiza’nınki 180 cm.
183 – 182 = 1.
183 – 180 = 3.
1 + 3 = 4.

Eskiden “Bir kelime bir işlem” diye birşey vardı. Hala var mı bilmiyorum.
Kesin TRT Şeş’de devam ediyordur.

Tûnî dawî! (Tam sonuç!)

Peki desem ki sana, seneye bu takımdan 5 kişi kalsın. Kimleri tutarsın?
Alex, Carlos, David, Semih, Gökhan.
Forma numaraları?
10, 3, 99, 23, 77.
Toplarsak?
212.

Peki, taraftar kimleri sevmiyor? Kimleri sabah camiye bırakır gelir?
Deniz, Yasin, Can, Uğur, Josico, Maldonado, Ali Bilgin, Burak, Güiza, Emre.
Forma numaraları?
24, 53, 17, 25, 16, 33, 18, 7, 14, 5.
Toplam?
212.

Lost’taki 4 8 15 16 23 42 sayılarını girmezsen o zımbırtı patlıyor ya.
Sen Semih’i, Alex’i, David’i, Emreciksin’i böyle yanyana oynatmazsan bir gün Fener seyirci bir patlayacak, ne Lost kalacak ne Höst.

Başka bir örnek..
2002 senesi…
Lorant’lı Fenerbahçe, Kadıköy’de Adana ile 1-1, Ankara’da Gençlerbirliği ile 1-1 berabere kalıyor. İşler çok kötü gidiyor.
Fakat 6 Kasım’da Fenerbahçe – Galatasaray 6-0.
Ohh! Lorant derin nefes alıyor, Galatasaray ilaç gibi geliyor.
Ondan 6 hafta sonra ne oluyor?
Lorant kovuluyor.

2009 senesi.
Aragones, Kadıköy’de önce Trabzon 0-0, sonra Gaziantep 1-1.
İşler çok kötü!
Fenerbahçe 7 – Hacettepe 0.
Ohh, Aragones rahatlıyor.
Ama, işaretler….
Ya 7 hafta sonra kovulursa?

Peki 7 hafta sonra hangi maç var ki?

Galatasaray…
11 harf.

Sayın Hocam, Galatasaray kelimesi, doğru mudur?

Merkezi İstanbul’da olan ünlü spor kulübü anlamına gelen, Galatasaray.
Jokersiz, 11 harf. Doğrudur.
Alkışlıyoruz Aragones’i…

, , , , , , , , , ,

Yorum yok

FenERe GENE KONdular

Allah-ü Teala (C.C.) Fenerbahçeliler’i biraz sevse, Fenerbahçe Trabzon maçında 7, Gaziantep maçında 5 yerdi. Bu iş de orda biterdi, ya da yeniden başlardı. Ama sevmeyince sevmiyor işte.

 
Bir Fenerbahçeli’nin en büyük kabusu…
Pazartesi sabahları..

Gecenin köründe yağmurda stattan eve gelmen,
Pazartesi sabahı yataktan kalkman..
Beşiktaşlı eşinin günaydını,
Servis şoförünün pis pis sırıtışı,
İşte çaycının “Vay okçuya belediyeden çay!” esprisi,
Okulda hocanın abuk sabuk bir neşe ile sınıfa girişi, 

Patronun ile muhatap olmamak için devamlı telefonla konuşuyor gibi yapman,
Galatasaraylı müşterinin cep numarasını görünce sessize alman,
Fenerbahçeli arkadaşların ile yangın merdiveninde ofsaytları, penaltıları, Alex çıkmasaydı, Semih oynasaydı, Ayla halamı, Ragıp eniştemi tartışman.

Ama Fenerliler bir o kadar daha şanssızlar ki, Beşiktaş ve Galatasaray’ın da senle uğraşacak hali yok. Esas rakiplerin biraz iyi olsa puan farkı 10-20 olacak. Ve devir değişecek.
Ve yine o kadar şanssız ki, son 2 maç Volkan’ın hayatının en iyi 2 maçı.
Fenerbahçe’nin düzelmesi için Trabzon’dan 5 değil, 7 tane yemesi gerekiyor ama maç 0-0.

Tamam tek suçlu Aragones.
Tamam tek haklı taraftar.
Ama taraftar bir konuda yanılıyor.
Tek forvet hiçbir zaman Güiza olmadı.

Fenerbahçe’de yıllardır tek forvet,
Hakan Bilalleri, Saranları, Kıyatları, Dündarları Ergenekon tadında ezip geçen,
Deniz için 1 milyon avro ödeyip, Selçuk onun yerine oynadığı zaman sevinmemizi sağlayan,
İstifa edip transfer dönemini kaçıran, 1 ay sonra geri gelen,
Kezman, Edu, Lugano, Güizaları yüzlerce milyon avroya getiren,
Aragones için “Tam benim aradığım hoca”, Alex için de  “Alex de Sonsuza” diyerek Aragones-Alex dengesizliğini kuran,
Van Hooijdonk, Aurelio, Anelka, Appiah’tan sonra, Kazım, Yasin, Uğur, Emre, Burak, Maldonado, Josico, Ali Bilgin’i başımıza gerilim filmi gibi musallat eden,
Uche’nin tercümanını 5 yıldır sadece değişiklik tabelasını kontrol edip, çıkan futbolcuları sakinleştirsin diye menajer yapan,
Binlerce dönümlük tesislerden bir tek Can Arat’ı çıkaran,
Türkiye’deki bütün profesyonel-amatör kulüplerin nefretini kazandırıp, onları motive ettirip, sonra da soyunma odasında “Bir Pendik kadar koşamadınız” diyen,
Yıpratıcı özelliği ile sırtı herkese dönük oynayabilen,
Aziz Yıldırım’dı.

Artık çözümü taraftar da gördü.
Fenerbahçe ya tek forvette kalıp Aziz Yıldırım’ın yerine profesyonel birini alacak, ya da o profesyonel birini yine alıp, çift forvete dönüp İnşaat A.Ş. ile Spor A.Ş.’i birbirinden ayıracak.

, , , , , , , , , , , , , ,

Yorum yok