Josico ile Etiketlenmiş Yazılar

Senden özür dilerim Alex

Bir kere de Altan ağabey yazmıştı.
Senden özür dilerim Alex diye.

Ben de senden özür diliyorum Alex ağabey.

Ama yıllarca senin futbolunu eleştirdiğim için değil.
Senin koştuğun kilometreyi eleştirdiğim için değil.
Senin yaptığın sprint sayısını eleştirdiğim için değil.
Getirdiğin Mal donado için hiç değil.

Bunca yıl;
Seni Önder Turacı’ya mahkûm ettiğimiz için özür diliyorum.
Seni Ali Bilgin ile oynattığımız için özür diliyorum.
Seni Deniz Barış ile tanıştırdığımız için özür diliyorum.
Senin memleketinden getire getire Wederson’u getirdiğimiz için özür diliyorum.
Seni Bilica ile aynı otobüse bindirdiğimiz için özür diliyorum.
Senden Güiza’ya pas atmak zorunda kaldığın için özür diliyorum.
Senin arkanı Yasin Çakmak’a bıraktığımız için özür diliyorum.
Seni Can Arat ile muhatap ettiğimiz için özür diliyorum.
Senin hayatına Josico’yu, Aragones’i soktuğumuz için özür diliyorum.
Seni Kemal Aslan ile paslaşmak zorunda bıraktığımız için özür diliyorum.
Sana gidiciksin diyip, Gökhan Emreciksin’i hemen göndermediğimiz için özür diliyorum.
Seni Türk forvetini Burak Yılmaz ve İlhan Parlak’dan ibaret olduğunu zannettirdiğimiz için özür diliyorum.
Senin hayatına Kazım Kazım gibi bir adam soktuğumuz için özür diliyorum.
Seni Tuncay Şanlı’ya ara pası atmak zorunda bıraktığımız için özür diliyorum.
Sol bekte Ümit Özat’la, sağ açıkta Appiah ile oynadığın günler için özür diliyorum.
Murat Hacıoğlu diye bir adamla antrenman yaptığın için özür diliyorum.
Servet Çetin’in sümüğünü, Serkan Balcı’nın gözyaşlarını yakından gördüğün için özür diliyorum.
Rüştü’ye geri pası atmak zorunda kaldığın için özür diliyorum.
Senden Mateja Kezman’a orta yapmak zorunda kaldığımız için özür diliyorum.
Recep Biler’i ilk 11’de gördüğün anlar için özür diliyorum.
Roberto Carlos diye Mahmut Hanefi’yi getirdiğimiz için özür diliyorum.
Sonra gerçeği gelince, gitmesine de izin verdiğimiz için özür diliyorum.
Anelka ile Nobre’yi, Van Hooijdonk ile Serhat’ı aynı anda gördüğün için özür diliyorum.
Semih ile forvette daha fazla vakit geçiremediğin için özür diliyorum.
Zafer Biryol’la bile oynadığın için özür diliyorum.

Senden özür diliyorum Alex.

Bunca yıl bunları sana çektirdiğimiz için.
Bunca yıl, senin yanına toptan anlayan bir tane adam koyamadığımız için.
Bunca yıl senden Emre’yi, Niang’ı, Dia’yı, Stoch’u, Jobo’yu sakladığımız için.
Bunca yıl, hala Bekir ile, Özer ile, Selçuk ile, Uğur Boral ile, Caner ile uğraştığın için.

Hakkını helal et Alex.
Senden kulübüm adına özür diliyorum.

, , , , , , , , , , , , , , , ,

10 Yorum

Daum-u Memnu (Veda)

Ve merakla izlenen Daum-u Memnu dizisi müthiş bir finalle bitti. Hem de ne final.

“Adnan Daum” köşkü, yatı, katı, oğlu “Nihal Marcel”i aldı gitti.
“Matmazel de Koch”, Daum ile gitti. Hoop hemen arabanın önüne oturdu.
Daum’un karısı ağladı, Gazi sucukları ağladı, Euro/TL paritesini takip edenler ağladı.
“Bihter Aykut Kocaman” kalemi şakağına dayadı, imzayı attı, intihar etti.
“Behlül Güiza” köşkten tam kaçıyordu, evin şişman kahyası “Süleyman Efendi Del Bosque”, Güiza’yı kadroya almadı, çocuğun yine saçı sakalına karıştı. Mezarında “Genç Beşir Semih”i ziyaret etti. Çünkü Güiza kalınca Semih de öldü.
“Firdevs Mahmut Uslu”ya 11 seneden sonra felç geldi.

Köşke Maldonado, Josico, Ali Bilgin, Burak, Fabiano, Aragones, Kezman, Edu, Sergio, Simao devamlı birileri girip çıktı.

Daum-u Memnu.
Yani Yasak Daum.

Konusu; Denizli maçından sonra yasaklanan bir teknik direktörün, Trabzon maçında tekrar yasaklanmasına kadar yaşadığı milyon Euroluk dram.
Türü; Bilim kurgu-fantastik-komedi-dram.

Daum-u Memnu.
Almanya’daki ismi de “Memnun Daum”.

Fakat merak etmeyin, bu dizi burada bitmedi.
Tekrar çekilir.
Bu kafa ve bu para olduğu sürece sonsuza kadar çekilir.

Ve her Türk dizisinde ve filminde olduğu gibi en son iyiler ölür.
Tıpkı Rıdvan Dilmen gibi…
Tıpkı Oğuz Çetin gibi…

Fakat bir kişiye hiçbir şey olmaz.

Çünkü o ölürse film biter…

http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/15180880.asp

, , , , , , , , , , , , , ,

5 Yorum

I could Co-ja Man

Fenerbahçeliler, Rıdvan ve Oğuz’dan sonra, Aykut’un da Fenerbahçe’deki kariyerini belirledi. Aykut Kocaman, Hürriyet’in anketinde %88.5 oyla Fenerbahçe’nin teknik direktörü seçildi. Başın sağolsun Türk Futbolu, Aykut devri de başlamadan bitti.


Flaş…Flaş…
Fenerbahçe Leonel Marshall ile anlaştı.

Son dakika haberi….
Fenerbahçe’de Ewa Skowronska imzaladı.

Bomba….
Christiane Fürst’de işlem tamam.

O da ne??
Lioubov Chachkova da imzaladı. Güzel yıldız, “Fenerbeahça güzeal, rakı güzeal, kebap güzeal” dedi.

Bunlar son 1 haftada çıkan Fenerbahçe haberleri.
Hepsi tabi ki voleybol temalı.

Düşünün…
Bu transferler iki Lig’i de domine etmelerine, Avrupa’da final oynamalarına rağmen yapılan transferler.
Hızlı okuyunca insanın göğsü kabarıyor.

Peki 1 aydır Fenerbahçe futbol takımı haberlerine tıklayınca ne çıkıyor?

daumaykutkocamangüizadaumaykutkocamangüizadaumaykutkocamangüizadaumaykutkocamangüiza daumaykutkocamangüizadaumaykutkocamangüizadaumaykutkocamangüiza….

Hızlı okuyunca şöyle oluyor…

Damdaki yakutlu koca, Mengü İza.

Daum’a gitsin diye milyon dolarlar…
Güiza’ya trilyarlar…
Aragones’e katrilyarlar..
Josico’ya bile milyon dolarlar…

Fenerbahçe, basketbolda, voleybolda, orada, burada niye başarılı oluyor biliyor musunuz?
Çünkü Aziz Yıldırım karışmıyor.

Fenerbahçe, futbolda niye kaybediyor biliyor musunuz?
Çünkü Aziz Yıldırım sadece futbola karışıyor.

http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/14929733.asp

, , , , , , , , , , ,

4 Yorum

Ne zaman koyacan Aykut Kocaman

aykut

Sportive Director Aykut Kocaman, Alex için, “Kendisi için söylenecek bir şey yok. Takım kaptanının zamanında burada olması gerektiğini düşünüyorum. Kulüp, yapması gerekenleri yapacaktır” dedi. Ve kulüp, yapması gerekeni yaptı. Alex’in ilk taksidini yatırdı. 

Aykut Kocaman.
Nasıl oldu da Fenerbahçe’den son yıllarda böyle bir adam çıktı dedirten adam. 

Trabzon’a o golü attıktan sonra erkek gibi çıkıp “Biz şampiyon olduk fakat Trabzonsporlu arkadaşlarım için üzülüyorum, hiçbir şey çok fazla abartılmamalı…” demişti.

Çok fazla abartılmamıştı.
Sadece Ali Şen maçtan önce Aygün’ün kafasına taş geldi diye çocuğu Sultan Selim gibi sarmalamıştı.
Aynı Ali Şen yine Trabzon’da Otto Bariç’in sırtına taş geldi diye takımı da sahadan çekecekti.
O zaman 55 milyondu, 55 milyon insan gördü ki, Otto Bariç’in paltosu atılan taştan kalındı.

Aynı Ali Şen, Oğuz ve Aykut’un golleri ile şampiyon olduğu akşam bir kolunun altında Şadan Kalkavan, bir elinin altında rakı, rakının altında Vefa Küçük, “Nasıl koydu Aykut Kocaman” diye bağırdıktan 12 saat sonra ikisini de kovdu.

Ali Şen, “Galibiyet için babamı tanımam, teyzemi de hırpalarım” kelime grubunun sözlük anlamı idi.
Sözlüğü açtığınızda fenomen kelimesinin yanında Ali Şen’in resmi vardı.
Vardı.

Artık o resmin yerine Aziz Yıldırım var.
Hatta onun resmi daha büyük.
Tam sayfa.
Hırs var, kavga var, küfür var, gürültü var, uyanıklık var, dörtkağıt, hor görme var.
Var oğlu var.

Peki Aykut Kocaman’da ne değişti de Fenerbahçe’ye geldi?
Çünkü Fenerbahçe aynı Fenerbahçe.
Uğur Dündarları, Kıyat Paşaları bıktırtan, Bilal Kutlualpleri, Saranları kovan, Rüştü’yü dövdürten, Deli İbrahim gibi havuza Euro atan bir Fenerbahçe.

Veya Aykut Kocaman ne zannetti de Fenerbahçe’ye geldi?
Veya Aykut Kocaman’a ne sorumluluklar verildi?
O şu an Daum’un hemen üzerinde, Aziz Yıldırım’ın hemen altında mı?
Mijatovic gibi mi, yoksa exVolkan Ballı’nın ingilizce bilmeyen hali gibi mi?
O Türkiye’nin belki de en önemli pozisyonu için mi geldi, yoksa “sallarım başı alırım maaşımı” için mi geldi?
En önemli soru Alex veya Deivid’e kendini dinletebilecek mi?

Fenerbahçe’den gururu ile kovulduğu gün belki bir milat idi.
Bence ikinci milat Fenerbahçe ile tekrar imzaladığı gündü.
Belli ki çok sevdiği Fenerbahçe’sinde birşeyler değiştirmeye geldi.
Fakat karşısına çıkan ilk fırsatta kendini gösteremedi.
Sahada imtiyazın kralı tanınan Alex’e, geç geldiği için “tek ayak” cezası bile veremedi.
Belki de kaptanlığı bile devam edecekti.
Fenerbahçe transferde de şu ana kadar 5 büyüklerin en kötüsü oldu.
Sadece değnekli bir Özer Hurmacı, Uruguay kaptanının yerine 30 yaşında Bilica, Beşiktaş’tan Mehmet Topuz’u transfer edebildi.
Volkan Demirel’i bitiremedi, Josico’yu bile gönderemedi.

Peki ne zaman masaya yumruğunu koyacaksın Aykut Kocaman?

Fenerbahçe taraftarı senden hayat öpücüğü bekliyor.
Fenerbahçe taraftarı senden zeki, çevik ve ahlaklı transferler bekliyor Aykut Kocaman.
Fenerbahçe taraftarı ne sakallı Güiza’yı, ne kovulmuş Daum’u, ne Tuncay’ı bekliyor.
Fenerbahçe taraftarı seni bekliyor Aykut Kocaman.

Aykut Kocaman.
Kocaman adam.
Ve adam gibi adam.

, , , , , , , , , , ,

24 Yorum

Öküz gribi

Bir Oscar Töreni hayal ediyorum; Sunucu çıksın desin ki, “En iyi film dalında adaylarımızı izledik. Şimdi zarfımızı açıyoruz, bakalım ödül kime gidiyor, ve ödül…..ve ödül….ve ödül kimseye gitmiyor. Bu seneki filmler rezalet, ödül mödül yok. Dağılın, iyi geceler.”

 
Antalya sıcağını bile soğutan maçın özetine bir bakalım.

Maçta hem ilk yarıda, hem ikinci yarıda karşılıklı abuk sabuk ataklar vardı. Antalya’nın defansif dörtlüsü (2 ön libero ve 2 stoper) Alex ile adam adama ve tam pres oynamayınca Güiza, Deivid ve Alex bazı pozisyonlar ve şut imkanları buldu. Bunların çoğunu Uğur ve Güiza ofsayt ile vakumladı, sadece Deivid’in bir şutunu Ömer güzel çıkardı.  

 Josico ve Emre daha öncede denenmişti, ikisi de topla iyi gözüküyor. Fakat geriye çekilirken hiç yoklar. Bu şekilde Antalya Tita, Zitouni ve Dijehouaile bir kaç kontra atak yakaladı. Bunların birinde golü buldu. İlk yarıda da bir penaltı pozisyonu var, ben kesin vermem, onu ekleyeyim.

Genel olarak Mehmet Özdilek, bir puan da yeter diye düşünüp, geriye yaslanıp takımına ilerde bastırtmadı. Ve bana göre risk aldı. Bu şekilde Fenerbahçe 3.bölgede az çok top yaptı.

Maç içerisinde Aragones bir de sürpriz yaptı, Güiza’yı çıkartıp, Alex’i oyunda tuttu. Güiza oyundan tam çıkarken bir gol kaçırdı, bir anda 14 milyon Euro havalarda uçarken gördüm. Böyle bir gol en son belki Demir Hotiç kaçırmıştır.

Uğur Boral yine ikinci yarıda oyundan alındı. Aragones bir maçta oyundan almasa, Uğur kenara gidip soracak, “Hocam Allah korusun, birşey mi oldu, beni çıkarmadınız, çıkayım ben kendi kendime?”. Görüyorsun ki çocuk rezalet, neyi ve niye hala kasıyorsun?

Hani deplasmana giderken sakat ve cezalı oyuncuları İstanbul’da bırakırsın ya, bence Fenerbahçe, Uğur Boral, Ali Bilgin, Vederson, Josico, Deivid, Kazım ne varsa Antalya’da bırakmalı ve öyle dönmeli.

Zaten Lig senin için bitmiş, Lig’in sonuna kadar Beşiktaş’lısın, nereden çıkardın yine Josico’yu Zoziko’yu? Bu Gürhan, Abdülkadir, İlhan neredeler? Kalan maçlara 3-5 tane PAF oyuncusu koysana. Ama nerede?

Peki Antalya’da durum böyle de Lig’de durumlar nasıl?
Özetleyeyim…

Öyle bir Lig ki, biri taraftarın anasını ağlatmış, domuz gribi etmiş,
Öbürü ilk 7’den sadece bir kere Kayseri’yi yenmiş, ama Ankara’nın bütün takımlarına 3 atmış,
Diğeri Mehmet Yıldız’ın eline bakıyor,
Bir diğerinin evinde galibiyeti yok,
Öteki ben Avrupa’lıyım diyor 2 senede 4 antrenör değiştirmiş, 5.si yolda.

Bunlar da top oynuyor işte.
Biz de öküz gibi bakıyoruz trene.
Bu sene kimse hiçbir şey haketmedi, arkadaş.
Vermeyin kimseye bu sene kupa mupa.

Hadi iyi geceler.

, , , , , , , , , , ,

1 Yorum

Uygun adım, geriye marş marş

 Deivid Emre’ye geri veriyor, Emre Uğur’a atıyor, Sivas, Beşiktaş, Galatasaray, Trabzon ve Gençlerbirliği maçlarına bakıyorum, en son Fenerbahçe maçına tekrar dönüyorum, hala Deivid Emre’ye atıyor, Emre Uğur Boral’a.

 
Geçen hafta Beşiktaş maçındaki akıllı futbola, bakın iyi futbol demiyorum, güvenen Aragones Denizli maçına yine Gökhan Gönül’ü stoperde, Ali Bilgin’i sağ bekte tutarak, yani aynı kadro ile çıktı.
Fakat futbol çok farketti.
Fenerbahçe vasat bir futbol ve Güiza’nın defansa çarpan şutu ile maçı 1-0 aldı. 

 Aragones belki bizlere “1.74lük stoper olmaz olur mu, bak nasıl da oluyor” demeye çalışıyor fakat sağ bekte Ali Bilgin’in hücum gücünü nasıl zayıflattığını tabi ki göremiyor.
Aragones, Ali Bilgin’in sağ bekte Önder Turacı’dan iyi olduğunu biliyor fakat Mustafa Denizli, Fatih Terim gibi yani her “Büyük Hoca” gibi medyanın dikine gidip fantezi deniyor, Deniz’i, Yasin’in yanına çekmiyor, Gökhan’ı sağ bekte kullanmıyor.
Belki de tamamen Ali Bilgin’in Arap sermayesine katılması için çocuğa gaz veriyor, biz anlamıyoruz.

Tabi bütün bunların, yani bu konuşmaların, bu yorumların sebebi bu seneki yönetim olduğunu biliyoruz. Takım öyle bir hal almış ki;
Josico ve Maldonado gibi şu an Şili’de mi, yoksa Erenköy’de hamamda mı olduğunu bilmediğimiz 2 transfer yüzünden, Selçuk oyundan çıkınca üzülüyoruz, Wederson Uğur Boral’ın yerine girince seviniyoruz, Deniz oynasın istiyoruz, Emre bu takımın vazgeçilmezi diyoruz.
Lugano, Deivid, Alex, Carlos ile anlaşan bu yönetim, seneye 6+2’nin 6’sından kimseyi kesemeyeceğini ve sadece 2’sine oyuncu baktığını ya bilmiyor ya bilmemezlikten geliyor ya da hepimizle dalga geçiyor.
Hep söylediğimiz gibi, önemli olan Fenerbahçe’nin seneye hangi yabancıları transfer edeceği değil, hangi Türk oyuncularla oynayacağıdır.
Belki de Fenerbahçe transfere ilk olarak yayıncı kuruluşa, Oktay Derelioğlu’nun yerine birine alarak başlayabilir.
Eğer krizi bahane edecekler ise, Zaza’nın mirasından biraz borç alınabilir.

Maçın en önemli olay Alex’in oyuna girmesi.
Böylelikle Fenerbahçe yine en sevdiği formata büründü.
Kontra atak.
Zaten Alex girince Denizli’ye karşı hedefsiz, Semihsiz, tek forvet, kontra atak oynayan takımın maçından çok birşey bahsedemiyoruz.
İnşallah birileri Aragones’e, kupayı kaybedip Beşiktaş’ın Ligi alamaması durumunda en az 4. olması gerektiğini Türkçe’ye çevirmiştir.

Diğer maçların en önemli olayı Sivas’ın 3 puan daha vermesi ve belki de herkesin ortak fikri Lig’i vermesi.
Bence, Sivas’ın şampiyonluğu Gaziantep maçında veya İstanbul Büyükşehir maçında değil, Bülent Uygun’un Tvlere, gazetelere, dergilere çıktığı gün kaybetti.
Çünkü Anadolu’nun bağrından çıkan o mütevaziliği, o disiplini, o sentezi sen 3 büyüklerin arasına sokmaya çalıştı.
Yıllardır Trabzon’un yaptığı hatayı yaptı.

Ve 3 hafta kalmasına rağmen belki de havlu attı.

Şimdi “Lâ ilâhe illallah” deme sırası, yönetimin ve Sivas’lı taraftarın.

, , , , , , , , , , , , , , ,

Yorum yok

Babacan in, gerisini aut

Dünyanın en zor meslekleri belli oldu; Birinci sırada maden işçiliği var, ikinci sırada beyin cerrahlığı, üçüncü sırada Fenerbahçe kaleciliği.


Yazıya başlamadan önce, Aragones’e naçizane 1-2 tavsiyem olacak.

Hazır lige havlu atmışsın, hazır kupada finale de çıkmışsın, hazır Mayıs’a Kupa Finaline kadar süren var, hazır Avrupa’ya çıkmak için zaten tek şansın kalmış, hazır Uğur Boral’ı da kadro dışı bırakmışsın, gel sen Volkan Demirel’i de iptal et.

Senenin sonuna kadar oturt yedek klübesinde. Bak, Volkan Babacan çok iyi. Toplara çıkıyor, zamanlaması iyi, refleks iyi, pozisyonlama iyi, terbiyesiz de gözükmüyor. 

 Sonra Emreciksin, Gürhan, İlhan.

Ligin bitmesine de 6 maç var. Koy hepsini her maç ilk 11’e, bir oynat görelim. Baktın ki, hiç biri işe yaramıyor, kirala ya da gönder gitsinler. Bundan daha iyi arka arka oynama fırsatı olur mu?

 Bir de Ali Bilgin..

Yahu bu adamın sağ bekte ne işi var? Adam solak ve felaket. Her topu solla almaya çalışıyor. Ters ayakta kalıyor. Defansif hiç bir özelliği yok. Çok merak ediyorum, Ali Bilgin sakatlansa yerine Güiza’yı mı çekeceksin? Halbuki onun yerine Önder’i koy, Önder’in yerine ya Can oynar ya Deniz. Eğer Deniz oynarsa vatandaşın Josico’a da yer açılır. Veya çok istiyorsan Ali Bilgin’i yine orta saha da, Antalya’daki gibi oynat.

 Sonra Abdülkadir diye bir çocuk vardı, o nerede? Ne zaman oynayacak? Genç Semih, genç Semih dedik dedik, Galatasaray gitti, genç Semih buldu, çıkardı. Sen ne zaman bir adam çıkaracaksın? Acaba diyorum, buraya gelen antrenörlerin sözleşmesine “Genç bulursan imha et” diye madde mi koyuyorlar yoksa hakkaten Fenerbahçeli Arda, Fenerbahçeli Sergen, Fenerbahçeli Hami yok mu? Daha doğmadılar mı?

 Sivas’a gelince, yani öyle bir şey ki, eleme istekleri hiç yoktu, maça asılmadılar diyemiyorum, çünkü gerçekten en az 3 tane yüzde yüzlük gol pozisyonu var.

Fakat 2 gol atmaları gereken bir maçta ilk defa oynayan ne Ali Bilgin-Gökhan ikilisini, ne de Yasin-Önder ikilisini yeteri kadar yıpratabildiler. Kafa golü olmayacağını bile bile sayısız orta yaptılar.

Kafaları tamamen Trabzon maçında olduğunu gösteren bazı kötü bitirişler istatistiklere de yazıldı.

Fakat ben Federasyon olsam, bu 2 sezondur gösterilen iyi niyeti, bu disiplini, bu tempoyu, bu sevgiyi boş geçmem ve Lig Şampiyonluğunu ve Kupayı kazanmış gibi düşünüp Sivas’ı ödüle boğardım.

 Bu gece Türkiye futbolu çok iyi bir kaleci kazandı.

İsmi Volkan Babacan.

Efendiliği ile, kurtarışları ile, zamanlaması ile bence futbolseverleri doyurdu.

Uyumsuz ön liberoların, ilk defa oynayan stoperlerin, birbirinden habersiz kanatların, ilerde pres yapmayan forvetin cirit attığı bu maçta Volkan Babacan temposunu, ciddiyetini hiç bozmadı.

İnşallah böyle devam eder.

 Maçla ilgili bir-iki not daha isterseniz…

Bu maçta Uğur Boral yoktu, yerine Vederson vardı. Hangisi daha iyi karar veremiyorum.

İkisi arasındaki fark, “Dünyayı kurtaran adamın oğlu” ile “Emret Komutanım şah-mat” arasındaki fark gibi birşey.

Ve tabiki son söz kralın.

Güiza, Euro’nun iki küsür olduğu bu günlerde sadece Fenerbahçe’ye değil, Türk Futboluna atılmış bir kazık olduğunu bir kez daha kanıtladı.

, , , , , , , , , ,

Yorum yok

Yiyos, içiyos, adiyos

Fenerbahçe, lige havluyu ne bu maçta, ne Bursa maçında, ne Kocaeli maçında attı…Fenerbahçe havluyu Uğur Boral, Ali Bilgin, Yasin ile sözleşme imzaladığı gün attı.

 
Cansızı bile dirilten, yumurtaya bile can veren Fenerbahçe, Ankaraspor’a 10 maç sonra 3 puan kazandırarak sosyal sorumluluk projelerine bir yenisini ekledi.  

Fenerbahçeli taraftarlar, Humeyni’nin 1979 İran devriminde medeniyetten İslam Cumhuriyetine geçişini canlı canlı yaşar gibi, takımın Anelka, Van Hooijdonk, Appiah, Aurelio’lardan Yasin, Kazım, Ali Bilgin, Uğur, Burak, Güiza’lara dönüşmesine malesef bilfiil tanıklık ediyor.
Bu dönüşümün, duraklamanın veya çöküşün çok büyük sorumluluğu Şah Aziz Yıldırım’da.
Tabiki eğer Fenerbahçe bugün Avrupa’da, Lig’de, Fenerium’da, inşaatta her anlamda bir yere gelmiş ise, Şah’ın payı tartışılmaz.
Fakat belki de kavuğu değiştirme vakti geldi ve geçiyor.

Bu sezon bittikten sonra veya bitmesine yakın, kadronun revizyonu için sınırsız yorum yapılacak ve yazı yazılacaktır.
En kısa reçete, Fenerbahçe’nin çok hazır 8 tane kaliteli yabancı almak ve oynatmak zorunda olanıdır. Buna kaleci de dahildir. Fakat belki de esas soru, ilk 11’deki 5 Türk’ün kim olacağıdır.
Eğer Fenerbahçe yeni sezonu Volkan, Önder, Vederson gibi isimlerle veya onların muadilleri ile karşılayacaksa, burada tüm suç hala kombine alan, hala digitürk alan seyircidedir.
Çünkü bu saltanata son verecek olan seyircidir, hiç bir zaman kongre üyeleri veya seçim sandıkları olmamıştır.

Maça gelince…
Öyle bir maç ki, öyle iki takım ki, pozisyon yok, heyecan yok.
Aralarındaki tek fark Mehmet Çakır ve golü.
Televizyonun sesini kapasan, rengi de siyah-beyaz yapsan, hiç kimse Fenerbahçe’yi ayırdedemez.
Hani derler ya, iki takıma da hafta içi oynanan 4-4’lük Chelsea-Liverpool maçının kasetlerini ders olarak izletmek gerekir.
Hayır, Chelsea ve Liverpool’a futbolun nasıl olmaması gerektiğini göstermek için bu maçın kasetlerini izlettirmişler.

Zannetmiyorum ki, Fenerbahçe seyircisi bu maçın sonunda maç yorumu için gazetelere, internete hücum etsin.
Hadi geçen hafta futbol yoktu ama kavga vardı, gürültü vardı, kan vardı.
Bu maçta o da yok.
Sanki hiç Sivas puan kaybetmemiş, sanki hiç Trabzon yenmemiş, sanki Galatasaray Büyükşehir Belediye’yi kesin yenemeyecekmiş ve sanki Beşiktaş puan kaybedemezmiş gibi top oynayan bir Fenerbahçe.
Hiç bir şeyi hesaplamayan bir Fenerbahçe.
Ruhsuz, gamsız, rahat, tembel bir Fenerbahçe.
Sezonu kapatmış bir Fenerbahçe.
Salı günü 25 yıllık önemi olan Sivas maçını düşünerek Can, Josico, İlhan gibi yıldızlarını dinlendiren bir Fenerbahçe.
Lig Tv yorumcusu bile Fenerbahçeli olmayan bir Fenerbahçe.

, , , , , , , , , , , ,

Yorum yok

Kuran’ın şifresi

Kuran’da şifreler olduğu gibi Fenerbahçe’de de bazı şifreler, işaretler vardır. Kimseye anlatamazsın, anlatsan da inanmazlar.
  
Güiza 14 numaralı forma giyiyor.
Kezman’ın geçen seneki forması 9.
Topla Güiza ile Kezman’ı.
23.

Semih’in forması kaç?
23.

Kezman Fransa Lig’inde, 16 maç oynamış, 1 gol atmış.
Güiza Türkiye Lig’inde, 19 maç, 4 gol.
Toplam?
35 maç, 5 gol. Yani;
7 maçta 1 gol.

Semih?
12 maç, 4 gol. Yani;
3 maçta 1 gol.

7 – 3 = 4.

Semih tek forvete daha mı uygun peki?
Semih’in boyu 183 cm,
Kezman’ın boyu 182 cm, Güiza’nınki 180 cm.
183 – 182 = 1.
183 – 180 = 3.
1 + 3 = 4.

Eskiden “Bir kelime bir işlem” diye birşey vardı. Hala var mı bilmiyorum.
Kesin TRT Şeş’de devam ediyordur.

Tûnî dawî! (Tam sonuç!)

Peki desem ki sana, seneye bu takımdan 5 kişi kalsın. Kimleri tutarsın?
Alex, Carlos, David, Semih, Gökhan.
Forma numaraları?
10, 3, 99, 23, 77.
Toplarsak?
212.

Peki, taraftar kimleri sevmiyor? Kimleri sabah camiye bırakır gelir?
Deniz, Yasin, Can, Uğur, Josico, Maldonado, Ali Bilgin, Burak, Güiza, Emre.
Forma numaraları?
24, 53, 17, 25, 16, 33, 18, 7, 14, 5.
Toplam?
212.

Lost’taki 4 8 15 16 23 42 sayılarını girmezsen o zımbırtı patlıyor ya.
Sen Semih’i, Alex’i, David’i, Emreciksin’i böyle yanyana oynatmazsan bir gün Fener seyirci bir patlayacak, ne Lost kalacak ne Höst.

Başka bir örnek..
2002 senesi…
Lorant’lı Fenerbahçe, Kadıköy’de Adana ile 1-1, Ankara’da Gençlerbirliği ile 1-1 berabere kalıyor. İşler çok kötü gidiyor.
Fakat 6 Kasım’da Fenerbahçe – Galatasaray 6-0.
Ohh! Lorant derin nefes alıyor, Galatasaray ilaç gibi geliyor.
Ondan 6 hafta sonra ne oluyor?
Lorant kovuluyor.

2009 senesi.
Aragones, Kadıköy’de önce Trabzon 0-0, sonra Gaziantep 1-1.
İşler çok kötü!
Fenerbahçe 7 – Hacettepe 0.
Ohh, Aragones rahatlıyor.
Ama, işaretler….
Ya 7 hafta sonra kovulursa?

Peki 7 hafta sonra hangi maç var ki?

Galatasaray…
11 harf.

Sayın Hocam, Galatasaray kelimesi, doğru mudur?

Merkezi İstanbul’da olan ünlü spor kulübü anlamına gelen, Galatasaray.
Jokersiz, 11 harf. Doğrudur.
Alkışlıyoruz Aragones’i…

, , , , , , , , , ,

Yorum yok

FenERe GENE KONdular

Allah-ü Teala (C.C.) Fenerbahçeliler’i biraz sevse, Fenerbahçe Trabzon maçında 7, Gaziantep maçında 5 yerdi. Bu iş de orda biterdi, ya da yeniden başlardı. Ama sevmeyince sevmiyor işte.

 
Bir Fenerbahçeli’nin en büyük kabusu…
Pazartesi sabahları..

Gecenin köründe yağmurda stattan eve gelmen,
Pazartesi sabahı yataktan kalkman..
Beşiktaşlı eşinin günaydını,
Servis şoförünün pis pis sırıtışı,
İşte çaycının “Vay okçuya belediyeden çay!” esprisi,
Okulda hocanın abuk sabuk bir neşe ile sınıfa girişi, 

Patronun ile muhatap olmamak için devamlı telefonla konuşuyor gibi yapman,
Galatasaraylı müşterinin cep numarasını görünce sessize alman,
Fenerbahçeli arkadaşların ile yangın merdiveninde ofsaytları, penaltıları, Alex çıkmasaydı, Semih oynasaydı, Ayla halamı, Ragıp eniştemi tartışman.

Ama Fenerliler bir o kadar daha şanssızlar ki, Beşiktaş ve Galatasaray’ın da senle uğraşacak hali yok. Esas rakiplerin biraz iyi olsa puan farkı 10-20 olacak. Ve devir değişecek.
Ve yine o kadar şanssız ki, son 2 maç Volkan’ın hayatının en iyi 2 maçı.
Fenerbahçe’nin düzelmesi için Trabzon’dan 5 değil, 7 tane yemesi gerekiyor ama maç 0-0.

Tamam tek suçlu Aragones.
Tamam tek haklı taraftar.
Ama taraftar bir konuda yanılıyor.
Tek forvet hiçbir zaman Güiza olmadı.

Fenerbahçe’de yıllardır tek forvet,
Hakan Bilalleri, Saranları, Kıyatları, Dündarları Ergenekon tadında ezip geçen,
Deniz için 1 milyon avro ödeyip, Selçuk onun yerine oynadığı zaman sevinmemizi sağlayan,
İstifa edip transfer dönemini kaçıran, 1 ay sonra geri gelen,
Kezman, Edu, Lugano, Güizaları yüzlerce milyon avroya getiren,
Aragones için “Tam benim aradığım hoca”, Alex için de  “Alex de Sonsuza” diyerek Aragones-Alex dengesizliğini kuran,
Van Hooijdonk, Aurelio, Anelka, Appiah’tan sonra, Kazım, Yasin, Uğur, Emre, Burak, Maldonado, Josico, Ali Bilgin’i başımıza gerilim filmi gibi musallat eden,
Uche’nin tercümanını 5 yıldır sadece değişiklik tabelasını kontrol edip, çıkan futbolcuları sakinleştirsin diye menajer yapan,
Binlerce dönümlük tesislerden bir tek Can Arat’ı çıkaran,
Türkiye’deki bütün profesyonel-amatör kulüplerin nefretini kazandırıp, onları motive ettirip, sonra da soyunma odasında “Bir Pendik kadar koşamadınız” diyen,
Yıpratıcı özelliği ile sırtı herkese dönük oynayabilen,
Aziz Yıldırım’dı.

Artık çözümü taraftar da gördü.
Fenerbahçe ya tek forvette kalıp Aziz Yıldırım’ın yerine profesyonel birini alacak, ya da o profesyonel birini yine alıp, çift forvete dönüp İnşaat A.Ş. ile Spor A.Ş.’i birbirinden ayıracak.

, , , , , , , , , , , , , ,

Yorum yok