Hakem ile Etiketlenmiş Yazılar

Fenerbahçe nasıl şampiyon oldu?

Gerçekten Fenerbahçe için işlem tamam mı?
Tabi ki değil. Ben bu yazı okunsun diye o başlığı attım. Vefa Küçük’ün kafasına rakı konmadan ben inanmam. Fenerbahçe’nin sağı solu hiç belli olmaz. Ankara maçları bile Fenerbahçe için garanti değildir.

Peki, en azından nasıl lider oldu, bunu paylaşır mısınız?
Herşey Emre’nin Baros’u sakatlaması ile başladı.

Ciddi misiniz?
Hani Tarih dersinde öğretmen sorar ya, 1.Dünya Savaşı’nın sebepleri nedir diye, sen de hemen atlarsın, “Avusturya – Macaristan Veliahtı’nın öldürül…”. Önde gözlüklü, çirkin, bıyıklı bir kız vardır. O hemen döner “O sebep değil bir kere gerizekalı” der. Bunun gibi birşey. O bir kıvılcımdı. Aslında her şey Fenerbahçe – İ.B.B. maçı ile başladı.

Nasıl yani?
Bakın. Daum çok akıllı bir adamdır. Türkleri de çok sever. O kadar sever ki “Ben şimdi bir Türk hocası olsam, bu golü çalışmıştık derdim” der. O kadar sever ki en iyi arkadaşı Yılmaz Vural’dır. Sahada, klübede, parkta, her yerde sevişirler. Daum İBB maçında gördü ki, bu takımdan hiç birşey olmaz. Bari ben arkaya 6 kişi yaslayayım, Bilica ve Lugano’yu da fazla çıkartmayayım, ileride top tutarız, nasıl olsa diğer 16 takım kornerden, orta sahadan, duran toptan, Duran Duran’dan, her yerden gol yiyor dedi. Zaten Aziz Yıldırım da alttan devamlı sopa gösteriyor. Nitekim, 8 maçtır gol yemeyen ve 22 puan alan Fenerbahçe lider oldu. Hakem veya diğer konulara girmiyorum, İnternet kapanır.

Evet girmeyelim. Peki Kasımpaşa maçında çok gol kaçtı, di mi?
Allahaşkına biri gitsin, futbolculara “altıpas”ın anlamını anlatsın. Fenerbahçe ceza sahasına girmiş, hala birbirine pas veriyor. Herhalde biri demiş ki, altıpasta “6 pas” zorunlu. Bunlar da paslaşıyorlar. O kadar güvenmiyorlar ki kendilerine, hala paslaşıyorlar.

Fenerbahçe şampiyonluğu haketti mi?
Bir Federasyon hayal ediyorum; törende Alex, Arda veya İbrahim Üzülmez kupayı almaya gelirken, çıksın “Bu sene malesef kimse kupayı haketmemiştir. Kimseye kupa veremiyoruz. Seneye inşallah. Dağılabilirsiniz.” desin.

Bursa da mı haketmedi?
Fenerbahçe tüm büyük maçlardan, Trabzon ve Bursa dahil, 15 puan almış. Bursa ise 12. Eğer sen dersen ki, Fenerbahçe sadece büyük maçlara motive olup kazandığı için Lig’i haketmiyor, o zaman Bursa için de aynı şeyi söylemen lazım. Yani Lig’i domine edemiyorlar. Sadece Volkan-Sercan ile hızlı top oynuyor diye, sadece taraftarı hazır diye, bir takım koca şampiyonluğu hakedemez. Başka şeyler de yapması gerekir. Futbol anlamında tabi. Bana kalsa, Bursa bu sene şampiyon olacağına, 5 sene 2. olsun, Lig daha Sağlam olur.

Son yorumunuz, Barcelona – İnter maçı için olsun…
Galatasaray, artık Kadıköy’de Fenerbahçe’yi yenebilecek teknik direktörü bulmuştur. José Mário dos Santos Félix MORinho.

http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/14575931.asp

, , , , , , , , , , , , ,

5 Yorum

Hüseyin Göçek vs Beşiktaş

Bu derbiden sonra yine gördük ki, Beşiktaş’ın bu hale düşmesinin sebebi ne Hüseyin Göçek, ne Oğuz Sarvan, ne Mustafa Denizli, ne de Bobo’dur.

Beşiktaş’taki bu durumun sebebi yine Beşiktaş’ın kendisidir.

Hayatım boyunca 2 pozisyon aklımdan çıkmamıştır. Ve çıkmayacaktır.

Biri, Van – Beşiktaş maçında Metin Tokat’ın frikik-el pozisyonu, diğeri bu seneki Fenerbahçe – İ.B.B. maçındaki Güiza’nın son adam pozisyonudur.

Ben bu pozisyonların dışında bir kelime bile hakem konuşmamış, yazmamış, küfür etmemiş, eleştirmemişimdir. Öyle ki; Gökhan Gönül’ün kafasını eğdiği için atıldığı Galatasaray maçında da, Beşiktaş – Samsun maçında da, Arif Erdem’in oynadığı maçlarda da sakinliğimi korumuşumdur.

Amacım, yine hakem konuşmak değildir.

Amacım, hafriyat yapan Bilicaları, penaltıyı, ofsaytları, sarı kartları göremeyen yardımcı hakemleri, 1 metre önündeki pozisyonda kendine güvenmeyip yardımcılarını dinleyen hakemleri eleştirmek değildir.

Amacım, senenin başından beri gırtlak kesen, her pozisyonda İtalya’dan öğrendiği kendi ayağını rakibinin ayağına takma tekniğini uygulayan Emre Belezoğlu, sudan kafası yaralanan ve ölümden dönen Keita, klüpteki çaycıya bile yatarak giren Lugano, antrenmanda dudak patlatan Metin Oktay’ın veliahtı Arda, 48 dilde hakeme itiraz edebilen Bülent Korkmaz, bir tek Sadık Deda’yı dövmeyen Hagi dururken, Bilica’nın bir hareketinden dolayı 8. çocuğunu ve okuma yazmayı çok az bildiğini yazan gazeteciyi yermek hiç değildir.

Amacım, Beşiktaşlı herkesin bazı şeyleri kabullenmesini hızlandırmaktır.

Zira;

Beşiktaş, derbi tarihi boyunca bir maçta hiç bu kadar dayak yememiş, bu kadar aleyhine hata görmemiş ve bu kadar yok sayılmamıştır.
Fakat Beşiktaş’ın sorunu zannedildiği gibi Hüseyin Göçek değildir. Zira bu maçı Yıldırım Demirören yönetse, o da penaltı veremeyecektir, Bilica’yı atamayacaktır, veya Ernst’i atacaktır, İbrahim Toraman yine dayak yiyecektir.

Beşiktaş’ın sorunu bir türlü “anti-fair play endüstriyel futbol”a uyum sağlayamayan kabuğudur.

Çünkü Beşiktaş Süleyman Seba’dır. Beşiktaş Rıza Çalımbay’dır. Samet’tir. Kadir’dir. Gökhan’dır. Metin’dir. Beşiktaş kibarlıktır. Naifliktir. Saygıdır. Alçakgönüllülüktür. Disiplindir. Örftür. Beşiktaş Nouma’yı göndermektir. Beşiktaş Feyyaz’ı göndermektir.
Beşiktaş Hagi değildir. Beşiktaş Keita değildir. Beşiktaş Colin Kazım değildir. Beşiktaş Arda değildir. Beşiktaş Tanju değildir.
Beşiktaş Aykut Kocaman’dır. Beşiktaş Şenol Güneş’tir. Beşiktaş’ın yıldızı Ernst’tir, Fink’tir, Sivok’tur, Walsh’dur, Wilson’dur.

Beşiktaş’ın sorunu, orta vadede Türkiye’de 2 büyük kalacağını, uzun vadede 1 büyük kalacağını hala anlayamamasıdır.

Beşiktaş’ın öyle veya böyle önünde sadece 2 alternatif vardır.

Ya stat yapmayacak, transfer yapmayacak, var gücüyle kulis yapacak, dedikodu yapacak, kavga yapacak.
Ya da gidecek A2 takımındaki çocukların ismini Engin, Recep, Gökhan, Kadir, Ulvi, Rıza, Şenol, Mehmet, Walsh, Halim, Zeki, İsmail, Turan, Saffer, Metin, Ali, Feyyaz olarak değiştirecek.

İşte o zaman gerisi teferruat olacaktır.

http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/14487413.asp

, , , , , , , , , , , , , , , ,

4 Yorum

Sakallı bebek

Evet Türkiye Kupası finali belli oldu. Ne diyorsunuz?
Geçen sene nasıl Beşiktaş Lig’i aldığında “Fenerbahçe ve Galatasaray yokken babam da şampiyon olur” dendiyse, bu sene kupada aynı şeyler Fenerbahçe’ye söylenecektir. Ve tarihe de böyle geçecektir. Eğer Trabzon’u yenemezlerse daha kötü. 25 sene daha dalga geçilecektir. Fenerbahçe en son kupayı aldığı zaman Güiza bebekti ama sakallı bebek falan.

Bitime 5 hafta kaldı, Bursa şampiyon olursa 3 büyükler iyi bir tokat yemiş olurlar mı?
Bence Bursa’dan daha büyük bir tokat Beşiktaş’ın bu sene Lig’i yine almasıdır. Ben size söyleyeyim, Aziz Yıldırım ve Adnan Polat’a Bursa’nın şampiyonluğu hiç koymaz. İyi ki Fenerbahçe olmadı der Adnan Polat. Keza Aziz Yıldırım da. Çünkü biliyorlar ki, seneye ve ondan sonra Bursa ortada olmayacak. Fakat Beşiktaş bu gerizekalı dalaşmalardan kendini sıyırsaydı 20. şampiyonluğa ulaşabilirdi. Ama sen daha Serdar Ozkan’ın kulağını çekemiyorsun ki, gelip Kadıköy’de Fenerbahçe’nin kulağını çekesin.

Derbinin hakemi günlerdir tartışılıyordu. Ve en sonunda belli oldu.
Hakem konusunda bir tane yazımı bulamazsınız. Fakat sadece birşeyi merak ediyorum. Gece barda bir adamla kavgaya tutuştun. Adam “Ben polisim ulan” diye bağırıyor, fakat sen adamı yaraladın. Bunun cezası nedir? Fakat adam o an mesaide değil ama bağırıyor. Devlet memuruna mesai dışında da vurmak kaç aydan başlar? Geçen haftadan beri ufacık bir el pozisyonu için Bünyamin Gezer’e edilmedik küfür, aşağılayıcı söz, yerin dibine sokucu kelime kalmadı. Şimdi bunlar için suç duyurusu olmayacak mı? Hatta statta birşey atılsa idi cezası direk hapis değil miydi?

Mustafa Denizli’nin yine çok samimi açıklamaları var.
Eğer 4 büyükleri 4 tane Mustafa Denizli yönetse, hayatımız boyunca ne kavga olur, ne küfür. Ve 4 takım da şampiyonluğa oynar. Fakat Lig’i domine ettiği için değil, hepsi puan kaybettiği için.

Neyse, Jo arkadaşlarını da Barcelona’ya bırakıp gelmiş ve özür dilemiş…
O kadar sığ bir memlekette yaşıyoruz ki. Zaten çocuğa da demediğimizi bırakmadık. Şimdi Fenerbahçe, Beşiktaş’a ve Eskişehir’e yenilse, Galatasaray da Bursa’yı yense, Fenerbahçe’de tekrar grup seksler, kelepçeler, kokain partileri ortaya çıkacak. Ve insanların en sevdiği haber türü pörtleyecek. Kocaman puntalarla “Fenerbahçe niye kaybetti?” 1. Alex’in karısı kuaförde gaz çıkardı, bunu duyan Güiza üzüldü. 2. Manisa maçından sonra Daum’un herkesin önünde bıyığını taraması Aykut’u rahatsız etti. 3. Fenerbahçe devre arasında Brezilyalı çaycı ile anlaşamadı, Güiza üzüldü. 4. Şöyle oldu, Güiza üzüldü. Hala bu haberleri okuyan, hala bu haberleri bir futbolcunun futboluna yorumlayan, hala bu tür gazeteleri alan, hala Jo’yu yuhalayan toplum karanlığa mahkumdur. 6 ay önce “Aziz Yıldırım Haldun Üstünel’i alsın” diyen, ama Jo-Dos Santos-Caner’den üçün birini alan mankafa ise karanlığın daimi müşterisidir.

http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/14437865.asp

, , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Yorum yok

Bir konu bir konuk

Ne diyorsunuz? Lig biraz daha şekillendi mi?
Kayseri’nin bile şansı olduğu ligde, hala Galatasaray koptu, Fenerbahçe alır, Beşiktaş potaya girdi, Bursa rahat diyen, her hafta şampiyon değiştiren yorumcu var bu memlekette. Hala akıllanmadılar. Lakin tek birşey biliyorum, sezon sonunda Aziz Yıldırım, Fenerbahçe şampiyon olamazsa Volkan’ı o topu istop ettiği gibi istop edecektir.

Galatasaray – Fenerbahçe maçı için yorumunuz? Fenerbahçe yine yendi…
Yenmesinin hiç bir önemi yok ki. Ben şu an herşeyimi sattım, bu hafta Kayseri’ye yatırıyorum. Fenerbahçe işte bu. Analitiği, denklemi, matematiği bu. Kayseri’yi, Eskişehir’i yener garantisi verebiliyor musun? Ben veremiyorum. Hani yazlıkta kızlar maçını seyreder, sen daha bir başka oynarsın. Fenerbahçe, Galatasaray maçlarını öyle oynuyor.

Son dakikadaki penaltı pozisyonu?
Ne hakemin suçu var, ne Dos Santos’un, ne Lugano’nun. O kuralı kim icat ettiyse, Cangelene kadar döveceksin. Futbolu, basketbola çevirdiler en sonunda.

Hiddink, bir tek Selçuk’u beğenmiş?
Hazır gaza gelmişken, ben Selçuk’un yerinde olsam çıkar açıklama yaparım Milli Takım’ı düşünmüyorum diye. Bundan daha büyük hava olamaz. Bundan daha büyük bir fırsat olamaz.

Aykut Kocaman’ın sene sonu istifası konuşuluyor;
Aykut Kocaman Ankara’da mı hala? Ankaraspor’dan istifası mı konuşuluyor? Daha önce etmedi mi o?

Neyse, Arsenal – Barcelona / Galatasaray – Fenerbahçe maçı arasındaki 10 farkı bulabilir misiniz?
Şimdi bir moda başladı Türkiye’de. Messi insan mı, Barcelona bu dünyadan mı diye.Yahu sen ne kıyaslıyorsun Messi’yi, Barcelona’yı bizle? Dünyada yok ki zaten Messi’den başka. Türkiye’deki problem kıyaslama değil, yanlış kıyaslama. Mesela İstanbul’u Paris ile, New York ile kıyaslıyoruz. Belki Paris, Londra, Roma İstanbul’dan 50 yıl ilerde. Fakat Dallas, Napoli, Leeds; Ankara, Elazığ, Mersin’den, Çanakkale’den 500 yıl ilerde. Bak, biz biraz Bursa’yı, Sivas’ı yukarı çektik, lig nasıl güzel oldu. Messi, Barcelona yaratana kadar, Ozan İpek, Bursa, Mehmet Yıldız, Sivas sayısını arttıralım. Bu arada Messi insan değil, doğru. Fakat Ertem Şener de çok insan gibi durmuyor. Bütün gece kafam şişti. Hayır, Japonca, Laosça dil seçeneği olsa onu seçeceğim. O da yok.

Bu haftaki maçlar?
Bu haftanın iki maçı var. Biri İ.B.B. – Denizli. Ben hayatımda İBB kadar şampiyonu, küme düşenleri, Avrupa kupasını katılacakları belirleyen başka bir takım görmedim. Bir tek kendisine yararı yok. Bir de Manchester – Chelsea var sabah sabah. Bizim derbi maçını 12:45’e koysan düşünebiliyor musun bizimkilerin halini? Franco güneş yansıyacak topu görmedim diyecek, biri çok sıcaktı keşke tayt giymeseydim diyecek vs.vs.

http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/14295490.asp
www.emrahoner.com

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

1 Yorum

Analizsizsiniz

Fenerbahçe Gençlerbirliği maçında seyircisini mest etti, hakem yine Fenerbahçe’nin 3 puanını yedi, Baroni ne kadar faydalı bir oyuncu olduğunu bir kez daha gösterdi, Fenerbahçe 3 kulvarda da emin adımlarla ilerliyor…İşitme ve görme engelliler için hazırladığımız haber özetlerini okudunuz, şimdi haberler.

Bu sene şampiyonluk barajı 77 puan, 65 puan toplayan şampiyon olur, 50-99 puan arası şampiyonu belirler.

Bunlar benim değil.
En değerli adamların ligin başında yaptıkları yorumlar.
İçlerinde Galatasaray 150 gol atar diyen de vardı, Beşiktaş küme düşer de diyen.

Bunları hangi organlarından çıkarıyorlar bilmiyorum.
Artı, ben yarın ne yiyeceğimi bilmiyorum, 34 maçta sen nasıl buldun bunları?
Diyarbakır’ı, Ankaraspor’u, Sivas’ı, Daum’u, Baros’u sakatlığını, Yılmaz Vural’ı, tribünden atılan adamı nasıl bildin?
Lig’de küme düşecek takım kalmamış, Mustafa Denizli bile Bursaspor’u bilememiş, sen neyi tahmin ediyorsun?
Çizgi oyuncusu olmayan bir takımda Güiza gol kralı olur diyen yorumcudan tut da, 5 kupa alacağız diyen klüp başkanına kadar herkes atıyor.

Neden?
Çünkü yorumcuya ceza yok.

Hakeme, futbolcuya, taraftara herkese ceza var, yorumcuya ceza yok.
E sen hakemi ofsayttan 10 maç dinlendirip, Sevilla maçından sonra Ahmet Çakar’ı dinlendirmezsen imam-cemaat-metan gazı-gübre hikayesi hemen gündeme gelir.

Atıp tutmak serbestse; bak dinle o zaman kalan maçların analizi nasıl olur..

Önce Bursa.
Puan 55. Galatasaray maçından sonra oynayacağı için Denizli maçını 2-1 alır. Lig lideri olduğu gün stres başlar. Büyükşehir 2-2 biter. Antalya maçı 0-0 biter, Gençlerbirliği maçı 1-1 biter. Antep’i ağırlarlar 0-0 biter, Galatasaray maçını yenmeleri gerekir, o yüzden 2-2 biter, Kayseri maçını 1-0 alırlar, Ankaraspor 3-0 hükmen biter. Son maça Galatasaray ile kafa kafaya girerler, Beşiktaş maçı 1-1 biter. Maçta hakem hatası vardır, sahaya inerler. 3 maç ceza alırlar. Etti sana 70.

Galatasaray.
Trabzon’u 3-2 alır, Fenerbahçe’yi 1-0 yener. Golü Baros atar. Bu maçtan 5 maç ceza alır. Sivas’ı 4-1 yener, Diyarbakır hükmen, Manisa can çekişiyordur, 2-1 Manisa alır, Bursa maçı seyircisiz oynanır 2-2, Büyükşehir Belediye’yi 10-0 yener, Gökhan Zan o maçta tekrar sakatlanır. Antalya maçında Necati gol atar, 1-1 biter, Gençlerbirliği maçını 3-1 alır. Etti sana 73.

Beşiktaş.
Kasımpaşa 1-1 biter, Eskişehir’e 1-0 yenilirler. Ankaragücü maçı 1-0 Beşiktaş’ın, Trabzon maçı da 1-0 Beşiktaş’ın. Beşiktaş Kadıköy’e gelir, 2-1 yenilirler, Sivas’ı 1-0 yenerler, Diyarbakır maçı 3-0 hükmen, Manisa maçı 1-0 Beşiktaş’ın, Bursa maçı 1-1 biter. Denizli istifa eder. Etti sana 68.

Fenerbahçe.
Gaziantep maçı 0-0, Galatasaray’a 1-0 kaybederler. Yönetime 3 yıllık şampiyonluk sözü hatırlatılır. Kayseri’yi 1-0 yener, Ankaraspor hükmen, Beşiktaş maçını 2-1 alır, bu sefer yönetim medyaya 3 yıllık şampiyonluk sözünü hatırlatır. Kasımpaşa’ya 2-1 mağlup olur, zemin bozuktur. Eskişehir’e 2-1 mağlup, hakem bozuktur. Ankaragücü maçı 0-0, kupa finalinde Trabzon’a kaybeder. Fener aradığı forveti Bokofogo’da bulur. Daum gider. Aykut Trabzon maçına çift forvet çıkar. Trabzon maçı 3-2 biter. Etti sana 63.

En son Trabzon.
Galatasaray’a saldırır, 3-2 kaybeder. Kayseri maçını 2-1 alır, Ankaraspor hükmen, Beşiktaş’a saldırır 1-0 kaybeder. Kasımpaşa maçı 2-2, Eskişehir’e 2-1 kaybeder, Ankaragücü maçı 2-0 Trabzon’un, Denizli kümede kalma mücadelesi verir, 1-1 biter, Fenerbahçe’ye 3-2 yenilirler. Etti sana 54 puan.

Al sana kalan maçların analizi…
Nasıl olsa ceza yok anasını satayım.

Zaten çocuğum olsun hemen yorumcu yapacağım.
Evde küçük Uluçlar, küçük Çakarlar, küçük Rıdvanlar istemek benim de hakkım.

http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/14131855.asp

, , , , , , , , , , , , ,

5 Yorum

7+

Bu yazı şiddet, küfür, korku ve gerilim içermektedir, lütfen bu yazıyı çocuklarınıza okutmayınız.

Outlook

Bu yazıyı yazar kimliğimi bir kenara koyup Fenerbahçe taraftar kimliğimle yazıyorum. Bu arada yazar kimliğimin de içine oturayım.

Fenerbahçe’nin bugünkü durumunda olmasının sebebi ne Daum, ne Fırat Aydınus, ne Güiza, ne Deniz, ne de Aziz Yıldırım’dır.

Bu tablonun sebebi Fenerbahçe taraftarıdır.

Fenerbahçe taraftarı öyle rastgele bir taraftar değildir. Fenerbahçe taraftarı müthiş enteresandır. Bir kere rengarenktir. Kimyası çok farklıdır. Fiziği de çok farklıdır, çünkü Mecidiyeköy’deki o pis hava Kadıköy’de yoktur. Fenerbahçe taraftarı, maçtan önce Bağdat Caddesi’ni doldurur, saatlerce bira içer, tonlarca patates yer, eğlenir ve İngilizler gibi yürüyerek stada gider. Fenerbahçe taraftarı takımını en çok seven taraftar grubudur, çünkü çok az manyaktır. Bundan yıllar evvel deplasmanlara limitli seyirci alınırken Fenerbahçe, Beşiktaş’dan, Galatasaray’dan 10000 bilet ister, 5000’e izin gelir; lakin Beşiktaş ve Galatasaray taraftarı 5000 bilet ister, maça 1000 kişi gelir. Fenerbahçe seyircisi halis Türk seyircisidir. Fenerbahçe halkın takımıdır. Fenerbahçe bizden biridir. Yani, Fenerbahçe Türkiye’dir.

İşte o yüzden Fenerbahçe seyircisi mankafadır. Cahildir. Zekası yeterli değildir. Kültürsüzdür. Fenerbahçe seyircisi, Güiza’ı ağlatır, kafasına oklava verir, 3 gün sonra ağzına baklava verir. Belki de yeryüzünde havalimanında futbolcu karşılayan ilk klüptür. Fenerbahçe seyircisi Deniz’i yuhalar, Tarık’ı yuhalar, Rıdvan’ı yuhalar, Rüştü’yü döver, Müjdat’ı kovalar, fakat onu alanlara, onu oraya getirenlere bağırmayı akıl edemez. Ya da gücü yetmez. Bir de, 2 gram akılları kalmıştır, onu da çok sevgili ağabeyleri Rıdvan Dilmen almıştır. Öyle ya, Rıdvan Dilmen ilk 8 hafta Fenerbahçe’yi Barcelona yapmış, sonraki 8 hafta Beşiktaş şampiyon olur demiş, 3 hafta önce yine Barcelona yapmış, Beşiktaş havlu atmıştır demiş, şimdi de “Bu kadro ile bu iş olmaz” demiştir. Halbuki bütün sezon kadro aynıdır. Beşiktaş’a da artık birşey diyecek insafı kalmamıştır.

Fenerbahçe yönetimleri de Türk odunluğuna sahip olduğu için ve sıfır profesyonel olduğu için Fenerbahçeliler yıllarca yönetimlerden de çekmiştir.

Örneğin;
- Fenerbahçe 32 senedir yıpratıcı, uzun boylu forvet arar. Elin gavuru Mars’da su bulmuştur, Fenerbahçe hala aradığı yıpratıcı forveti bulamamıştır.
- Her mahallede, her sahada, top oynanan her odada 2 çocuktan biri Fenerbahçe forması giyer, fakat 32 senedir Fenerbahçe’de bir çocuk iki kere üst üste maç oynamamıştır. Genç Semih bile futbola Özçamdibispor’da başlamıştır. Zaten 32 senede 600 futbolcu arasında hala sadece Semih ve Tuncay’ı konuşmak utanç vericidir.
- Fenerbahçe her sene ama her sene trilyonluk flaş transferler yapar. Fenerbahçe bu yüzlerce flaş transferlerden Baliç ve Okocha dışında hiçbirinden para kazanmamıştır.
- Sadece Fenerbahçe’de kovulan teknik direktörler ve futbolcular geri gelir.
- Fenerbahçe Bolu’da, Ağrı’da, Lagos’da, Çin’de tesis açmasına rağmen, seyircisiz bir İstanbul Büyükşehir Belediye takımı Fenerbahçe’yi her sene yenebilmektedir. Zaten bu kafa olduğu sürece de Fenerbahçe daha çok Ozan İpek ve İskender meşhur edecektir.

Bir teori de bütün bu dangalaklıkları “Lise” altyapısı ile açıklar. Örneğin, 10 futbolseveri bir araya getirsek, ki bunların kesin 4’ü Galatasaray’lıdır, 4’ü Fenerbahçe’lidir, 2’si Beşiktaşlıdır; herhangi bir sosyoloğa sorsanız Fenerbahçe’lileri hemen ayırdecektir. Çünkü Fenerbahçe’linin kültür seviyesi, konuşma yeteneği, 2 kelimeyi bir araya getirme refleksi, cahilliği, zekası ve futbol zekası hemen kendini belli eder. Çünkü tekrarlıyorum; Fenerbahçe, 8 yıllık zorunlu eğitime daha yeni geçmiş bir Türkiye’dir. Galatasaray Lisesi ve Beşiktaş Anadolu Lisesi burada Fenerbahçe Lisesi’nden çok kalın çizgilerle ayrılmıştır. Ha bu demek değildir ki, Fenerbahçe’den zeki, kültürlü ve işini bilen bir insan yetişmemektedir, veya Galatasaray ve Beşiktaş’da devamlı saygın, zeki insanlar görev almaktadır. Fenerbahçe’de son 5-10 seneye bakıldığında Kemal Dinçer, Aykut Kocaman ve Ali Koç gibi en azından ne dediği anlaşılan, saygılı, pratik zekalı, prezantabl, dinamik insanlar da yetişmiştir. Fakat ondan öncesi Hasan Özaydın, Ömer Çavuşoğlu ve Erol User’dir. Yani yontma taş devridir. Bu arada Fenerbahçe’de yeni karakterler yetişirken Galatasaray’da Adnan Sezginler, Beşiktaş’da Yıldırım Demirörenler de kontra olarak görev almaktadır.

O zaman bu mantıkla her Galatasaray’lı veya Beşiktaş’lı çocuğun o liselerden çıkması mı gerekir? Hayır, gerekmez. Bir çocuğun öğrenme yaşının 3, karar verme yaşının 4, karakterinin oluşma yaşının 5 olduğunu varsayarsak, çocuk zaten TV’den Aziz Yıldırım, Yıldırım Demirören, Adnan Sezgin, Faruk Süren, Süleyman Seba, Metin Oktay, Metin Tekin, Arda, Fatih Terim, Hasan Şaş, Oğuz Çetin, Recep Çetin’i izleyerek hangi takımın ona daha yakın olduğuna karar verecektir.

Başa dönersek, Aziz Yıldırım ve Daum’un bugünkü tabloda hiçbir suçu yoktur. Çünkü onların kapasiteleri o kadardır. Çünkü onlar gelip geçicidirler. Çünkü onlar dublördür. Dublörler bu kadar performans verirler. Taraftar, kalıcıdır. Taraftar masaya yumruğunu vurmalıdır. Taraftar belirleyicidir. Digitürk ihalesinin rakamından, Kazım’ın seks partnerine kadar herşeyi taraftar belirler.

Diyorlar ki, Daum İ.B.B maçında saçmaladığı için Fenerbahçe yenilmiştir. Peki, Daum ilk defa mı saçmalamıştır? En önemlisi Daum kendi kendine mi Fenerbahçe’ye gelmiştir? Herhalde zamanında Appiah’ı ve Selçuk’u sağ açık oynatan rahmetli babam değildir. Veya dayım yüzünden Ümit Özat Almanya’ya kaçmamıştır. Seyirci ile kavga edip 10 saniye sonra Semih’i oyuna alan kaynım mıdır, eltim midir? Tabi ki Daum’dur.

Ya da, Aziz Yıldırım hiç mi saçmalamamıştır? 1 ayda 55 milyon Euroluk transfer yapan, her sene en az 1 kere kurumlardan istifa edip geri gelen, 12 senede 4 Lig-0 kupa-1 çeyrek final getiren, “devre arasında transfer yararlı olmaz” diyip Appiah, Nobre ve Anelka’yı devre arasında alan, “biz sene başlarında doğru transfer yaparız ve karşı takımı ısıracağım” deyip 4 tane Emre, 4 tane Appiah ve 2 tane Tuncay alması gerekirken sene başında bayanlar liginden Sos Dantos’u ve Baroni’yi alan bir başkan hiç saçmalamamıştır desek ne derece doğru olur?

Veya 5 yaşındaki çocuğun bile Fenerbahçe’nin savaşan adama ihtiyacı olduğunu bilmesine rağmen Brezilya’dan Sos Dantos ve Baroni ikilisi ile dönen, yeryüzünün Uğur Dündar ile en dürüst Fenerbahçelisi sayılan Aykut Kocaman’ın kafasına silah mı dayamışlardır, transferden komisyon mu almıştır, yoksa o da saçmalama hakkını mı kullanmıştır? Fenerbahçe 1 milyon dolara Mehmet Topal’ı bulamazken, bedavaya Mustafa Sarp’ı alamazken, 10 milyon Euro’ya Baroni ve Sos Dantos’u nasıl almıştır? Elalem Emre Çolak’ı, Necip’i oynatırken Fenerbahçe takımı risk almak istemediğinden mi oynatmak istemiyordur, yoksa bu futbolcuları ortaya çıkaracak futbol zekası olan hiç kimse bulunmamaktadır? Daum, Aziz Yıldırım veya Alex bir maç seyrederken, “şu çocuk çok iyi çocuk, bunu oynatalım veya alalım” diyebilecek kapasitedeler midir? Örneğin heykelini dikmeyi düşündüğümüz Alex, kefil olarak Maldonadoyu getirirken, Aziz Yıldırım Aragones için “tam benim çalışmak istediğim teknik adam” derken futbol zekalarını mı ortaya koymaktadırlar?

İşte yukardaki sebepler yüzünden suç bu karakterlerde değil, eğitim seviyesini güncellemeyen, vizyonu geliştirmeyen, hala kombine alan, hala Digitürk alan, hala forma alan, ve hala Fırat Aydınus kırmızı vermeliydi diyen ileri zekalıdadır.

Çünkü o dingil, İBB maçındaki Deniz’in golünde yardımcı hakeme yüklenir, fakat Lille maçındaki Emre’nin golünü konuşmaz.
Çünkü o ingot, kıçıkırık 5.sınıf Brezilyalı’nın ufacık bir hareketi ile mest olur.
Çünkü o ötektoit, her maça gider, protesto edeceği yerde etmez, protesto ederken yanlış adamı eder, seveceği yerde döver, döveceği yerde sever.
Çünkü o kütüğe aslında Aziz Yıldırım ve Daum bile fazladır.
Çünkü o “Biz pazara kadar değil, mezara kadar sevdik” diyen arkadaş bilmez ki, onun mezarını ilk ziyaretçisi ben olacağımdır.
Çünkü o aks bilmez ki, maça gitmeyince yönetim gider.

Ve yine bilmez ki, küçük beyinler Güiza’yı, orta beyinler Daum’u, büyük beyinler yönetimi tartışır.

http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/13980560.asp

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

20 Yorum

3.47 Trabzon treni

Fenerbahçe güzel  kapandı, biraz bastı, Güiza koştu, Alex istedi, Santos yeni transfer gibiydi. Kısacası Fenerbahçe rakibine baktı, maçını seçti ve kazandı.

3230-5T2E4O5Q

Bu haftanın gündemini veriyorum: DTP, Aşk-ı Memnu, Hüseyin Fidan.
Hüseyin Fidan malum Trabzon maçının batak yan iki hakeminden biri.

Hakemler konusunda tek felsefem olmuştur.
Oynat, dur, geri al, adamın donu daha önde ama kıçı daha arkada, çizgiyi geçti mi, bilgisayardan bak, tuvalet kağıdı koy, bak bariz gol değil gibi…

Hiçbiri ile ilgilenmem. Hiçbir pozisyonu bahane etmem. 50 yıl önceki hiçbir pozisyonu gündeme getirmem. 10 sene önceki maçın hakemini bırak, sabah ne yediğimi unuturum.
Fakat tek pozisyonda hakemin lisansını yırtarım.

Eğer bir insan arkadan tekmeye hala kırmızı kart gösteremiyorsa, o adamı 400 milyon dolarlık pazarın içinde barındırmam.

Trabzon maçındaki pozisyonda öyle bir pozisyondu.
3.47 m. ofsayt.

Evet, adamın lisansını yırtalım. Fakat bu pozisyona dikkat edin.
Bir tane Trabzonlu futbolcu tepkisi yok.
Çünkü maçın içinde değiller. Sadece deli dana gibi koşuyorlar.
Şimdi hakemin lisansı ile birlikte futbolcuların da mı belgelerini yırtalım?

Neden itiraz edemiyorlar biliyor musunuz?
Çünkü hiç biri profesyonel değil.
Biri iddiacı, biri kebapçı, biri benzinci, öbürü tekstilci.

Hakem, niye hata yapıyor biliyor musunuz?
Biri polis, biri astsubay, öbürü tüccar.

Sen trilyonluk ihaleye hazırlanıyorsun, senin hakemin 3.Lig futbolcusundan az alıyor.
Adamın kimbilir kafasında ne vardı o an?
Kirası mı, düğünü mü, çocuğu mu?
Kimbilir.

Maça bakalım.
Fenerbahçe taktiği 4-4-1-1 değil. Fenerbahçe’nin taktiği artık 1-0.
Takım oturuyor, kapanıyor, kimse yerinden kaldıramıyor. Yıllardır en iyi yaptığı şey kontratak.

Güiza’nın kompleksi de çok kötü oturdu. Fenerbahçe adamı gol atsın diye aldı, adam gol atamayınca üzülüyor, bari koşayım diyor. Çok kritik bir gol daha attı, çok kritik bir gol daha kaçırdı.

Trabzon treni kaçırmak istemiyorsa acilen Umut’la falan ilişkisini kesecek.
Yerine doğru dürüst bir hücumcu alacak. Bu Fatih Tekke mi olur, Gökhan Ünal mı olur bilmem.
Fakat ofansif anlamda Güiza’dan daha verimsiz bir forvet kimdir diye sorsan inanın Umut derim.
Koşuyor, her topa kafa sokuyor, ısırıyor, kendini paralıyor.

Fakat Trabzon ondan ne istiyor?
Tek şey.

Gol.

, , , , , , , ,

Yorum yok

Beni de twit Kazım!

50 gün içerisinde Galatasaray’ı dağıttı, 4 maç ceza aldı, hakemlere İngilizce ders verdi, maç gecesi  kameralara yakalandı, otelde kelepçesi bulundu, araba ile kaza yaptı, tesislere sokulmadı, belki oynamadığı maçta şike bile yaptı. Sergen, Batuhan, Maradona, Mecnur, Teoman kim varsa hepsini solladı. Ne Messi, ne Zidane. İşte benim idolüm, Kazım the Kazım.

242120080922090825434

Şekip Mosturoğlu’nun 2 gündür anası ağlıyor.
Adamcağız bir tek Dest-i İzdivaç’a çıkmadı.

Fakat şuna eminim, Fenerbahçe bu konuda haklı.
Çünkü Fenerbahçe haksız olsaydı, kimsenin ağzını bıçak açmazdı.
Açtırılmazdı.
Fakat Şekip Mosturoğlu, bas bas bağırıyor, üstüne gidiyor, sorular soruyor, kanıt istiyor.
Ben buradan Kazım’ın şike yapmadığını anlıyorum.

Fakat, tekrar söylüyorum.
Suç, Kazım’da değil.
Bana 23 yaşında o parayı ver, öyle bir vücut ver, bir de öyle ten ver, Türkiye’nin yarısı ile beraber olurum, deve güreşinde bile hile yaparım.
Sorun, Kazım’ın kamçısı, dövmeleri, babası, içkisi, Sos Dantos’u da değil.

Sorun, nah seni oraya Lefterlerden, Erdoğanlardan, Oğuz Çetinlerden sonra getirip koyanda.
Sorun, sana o paraları, o yetkiyi verende.
Sorun, senin sportif direktörünün, belki de Türkiye’nin en namuslu spor adamının, 17 haftadır daha görev tanımını bilememesinde.
Sorun, Fenerbahçe.org’un giriş sayfasına Brezilya ikonunu koyanda, Portekizce’ye çevirtende.
Sorun, hala kombine alıp, ki o paralar grup sekslere gidiyor, daha Sinan Bolat gibi bir kafa golü atamayan Güiza’nın golüne sevinen taraftar da.

Fakat esas sorun nerede biliyor musunuz?

Sorun, bu kadar zırvanın içerisinde, Oğuz Çetin’den sonra ilk defa her pozisyonda karşı kaleye gitmeyi düşünen, şut çeken, pas veren, asist yapan, son saniyede çizginin biraz gerisinden top çıkaran 23 yaşındaki Özer Hurmacı’nın menajerlik şirketinin Messi’nin, Robben’in, Diego’nun, Ramos’un da aynı şirket olduğu ile yazmayan bendenizde.

, , , , , , , , , ,

2 Yorum

Galatasaraylılık ve Kadıköy

Galatasaray markası ile Kadıköy’e gelip yenilmek…

10 senede Barcelona, Juventus ne varsa yenmek…
Fakat 10 senede Kadıköy’de 50 gol yemek, ve hala Baros’a sığınmak, hakeme uyurGezer demek, Kazımlara, Baronilere yüklenmek…

Hiç bir Galatasaraylı Kadıköy’deki maçları içlerine sindiremez.
Hiç bir Fenerbahçe’linin olmayan Federasyon Kupasını sindirememesi gibi…
Her Galatasaraylı bu bahaneleri gündeme getiriyor da denemez.

Fakat bütün Galatasaraylılar sıkıştığı zaman bir kelimeyi eninde sonunda yüzüne vurur.

O da Galatasaraylılık’tır.

rgerg8oumj6

Peki, bu kutsal kelime, yani “Galatasaraylılık” nedir?

Liseli olmak mıdır?
Fransızca bilmek midir?
Medeni bir şekilde elde puro ve viski ile dolaşmak mıdır?
Galatasaraylılık, Avrupa’da kupa sahibi olmak mıdır?
Sonra o kupayı kırmak mıdır?
Stat projesi gibi hep ilkleri yapması mıdır?

Galatasaraylılık, maçlardan önce sidik yarışına girip “Bu sene öyle bir takım kurduk ki, 2000 senesinden daha iyiyiz, mahvedeceğiz, 5 atacağız”deyip, farkı yedikten sonra “İşte, siz küçük takımsınız, sadece bizi yenip şampiyon olmuş gibi seviniyorsunuz” demek midir?

Galatasaraylılık, Carlos yapınca cinayet sebebi, Bülent Korkmaz yapınca profesyonel faul mu demektir?
Faşist bir düşünce ile taraftarı ilk kez kafese sokmak, Galatasaraylılık mıdır?
14 sene şampiyonluk göremeden, 10 sene en büyük rakibini deplasmanda yenemeden, onun Türkiye Kupası’nı devamlı gündeme getirmek Galatasaraylılık mıdır?
Galatasaraylılık, Alex yapınca şerefsizlik, Arif Erdem yapınca zeka örneği mi demektir?
Avrupa kupası kazandırmış futbolcularına jübile yapmamak mıdır?

Yoksa Galatasaraylılık, 2007’deki su olayını Keita’ya anlatmamak mıdır?

Peki, tek fark bir UEFA kupası, bir Süper Kupa veya yarı final midir?
Eğer olur ya, Fenerbahçe kazara 10 sene sonra bu iki kupayı da alırsa bu ukalalık, bu küstahlık bitecek midir?
Eğer yine olur ya, kazara, bu sene Fenerbahçe Türkiye Kupası’nı alırsa, fakat Galatasaray 15 sene daha Fenerbahçe’yi Kadıköy’de yenemez ise, Galatasaraylılık kelimesi ortadan kalkacak mıdır?

Eğer Galatasaray bu kadar büyük ve klas ise;
Ve de Galatasaray – Fenerbahçe maçından sonraki sevinç gösterileri, Fenerbahçe – Pendik maçından sonraki sevinçler ile benzerlik gösteriyor ise, kendinden seviyesiz insanlara cevap vermek, onları kaale almak, onların seviyesine inmek hangi büyüklük tanımına girmektedir?

Galatasaraylılar, bir şeyi kabul ederse onların sportif başarısı için daha iyi olacaktır.

Bir kere, yukarıda özlemi duyulan o klas Türk insanından şu an için elimizde kalmamıştır.
Bu büyüklükte bir Türk en son 10 Kasım 1938’de görülmüştür.

Belki ben Galatasaray’ın geçmişini iyi bilmiyorumdur, kaldı ki o zaman benim tartışmaya dedemi getirmem gerekir, çünkü bildiğim kadarı ile Fenerbahçe’nin veya Beşiktaş’ın tarihi de çok medeni ve elit bir tarihtir;
Fakat Metin Oktaylardan, Ali Sami Yenlerden bahsedip, günümüzde şike adamlarına futbol şube sorumluluğunu vermek, Hakan Şükür gibi arabesk bir yapıyı, Jr.Polatları, peynir beyinli sağbekleri, “Bıyığına s………”  gibi terbiyesizlik sembollerini, terbiyesiz ön liberoları camiada tutmak gerçekten Galatasaraylılık mıdır?

Evet, şurası kesindir.
Artık Galatasaray, Türkiye olmuştur.
Fakat hiç bir zaman Türkiye, Galatasaraylıların kafasındaki Galatasaray olmamıştır.

, , , , , , , , , ,

57 Yorum

Anınıza koyayım

Bilmeyen yoktur, Yıldırım Akbulut bir gün Azerbeycan’a gidiyor. Toplantının sonunda Azeri lider kadehini kaldırıyor; “Beyler, çok güzel bir toplantıydı. Hepinizin anısına koyayım” diyor. Yani bu gece anılarınızda kalsın anlamında. İşte ben de, o derbiyi, o geceyi bize yaşatan herkese teşekkür ediyorum. Anınıza koyayım.

2

Dünyanın derbisi…
Kıtaların derbisi…
Kainatın derbisi…

Kıchımın derbisi…

Göz var, izan var, internet var, teknoloji var, rakamlar var.
Ve hala kandırıyorlar…

Gavurun maçını 600 milyon hane izlemiş, seninkini kim izlemiş?
4 hane.
Babaannen, kaynın, eltin, görümcen.

Adamlara holigan diyorsun, barbar diyorsun, atılan şişe sıfır, senin hakemin kafasına zum yapıyorsun, ne var?
3 dikiş.

Peki adamlar kibar veya kültürlü oldukları için mi bir şey atmıyorlar?
Yoksa, tecavüz, kürtaj, uyuşturucu, adam öldürme oranı senin bilmem ne katın olan bir ülke, bir şeyden mi tırsıyor da atmıyor?

Kameramanı kafasına da votka şişesi atmışlar, ulan peki kameramandan ne istediniz diyorsun…
Kendi spikeri bile “Derbi maçında olur bunlar” diyor.

Hakeme maaş veriyorsun, Arda’ya da trilyonluk ceket…
Sonra gol ofsayt, penaltı penaltı değil, maçı niye iptal etmedi diyorsun.

Sünnetsizler öğlen sıcağında maç yapıyor, pas hatası yok…
Senin haspaların, en güzel akşamı bloke etmişler, 3 pas yok.

River-Boca maçı, Arjantin iflas etti diyorsun, orada hayvanlar gibi yaşanıyor diyorsun…
Seninkiler insan müsveddesi bile değil, daha maçı bile beklemeden yaban domuzu gibi birbirine giriyor.

Yahu maç öyle gergin ki, arkadaşım bile Arda’nın pozisyonundan sonra elinde çay varken eşine çelme takıyor.

Ha, bir de adamlarda sınırsız klas yabancı var diyorsun…
Sen kulübende Brezilya Milli Takım sol beki, İspanya forveti, Premier Lig oyuncusu bekletiyorsun.

Bu derbi neye benziyor biliyor musun?

Var mısın yok musun da hep Brad Pitt gibi herifler, fondöten prensesler yarışır.
Yahu o yarışmada bir tane başı bağlı kız veya bir Kürt genci yarışamaz mı? Bir tane içimizden bir insan yarışmaya başvurmamış mıdır? Ulan hep mi güzel bizim insanımız? Hiç mi yamuğumuz yumuğumuz yok bizim? Derbimiz gibi herşeyimiz dünyanın en iyisi mi?

Sen hiçbir şeyi pazarlayamıyorsun. Derbiyi pazarlıyorum zannediyorsun, fakat içi bomboş. Sadece kavga var, gürültü var. Zaten yurtdışında izlese izlese WWF seyircisi izler bizim maçı. O da şov zanneder gerizekalı.

Bir de sen elini korkak alıştırmışsın, elin Baroni’si, Keita’sı, Lugano’su, gelip burada dayılık taslıyor.
Arda’yı, Emre’yi yaşken eğmen lazım, adamlar Kurtlar Vadisi – Süperlig gibi dolaşıyor.
Sonra toplum yozlaşıyor çünkü o 20 yaşındaki Arda’nın kıçı arkada, gıdısı önde yürüyüşünü, kıyafetini, tipini örnek alıyor.

Ben ne Fenerbahçe’deyim, ne Galatasaray’da…
Ne taktiğinde, ne pozisyonunda…
Zaten 10 senedir skor da belli..

Fakat hala inanamıyorum…
Hakemin kullanması gereken en önemli organını yaralıyorsun, sonra müthiş derbi başlasın diyorsun.
Yahu sıkıyorsa mahkemede hakimin kafasına bir şey atsana?
Bakalım duruşma nerede başlıyor?

Peki bir futbol maçı ne zaman iptal olur, başlar ya da başlamaz? Onu da yaz kitaba.
Mesela de ki, 3 dikişe başlar, 13’e başlamaz.
Yağlı kazık ile başlar, iğdiş edilirse 15 dakika durur.

Her zamanki gibi boşuna konuşuyoruz, boşuna…

Terörist şu an elini kolunu sallayarak geziyor, hakemin kafasına sadece ufak bir şişe atsan seni nasıl hapse sokabilirler ki?
Cem Garipoğlu bile belki şu an “Ben teröristim” dese yırtacak, sen hala bana Güiza diyorsun, Elano diyorsun, Aydın diyorsun, hala 4-3-3-1-2-1 diyorsun..

Biz, boşuna yazıyoruz, çiziyoruz, boşuna…

, , , , , , , , , , , , ,

10 Yorum