Hakem ile Etiketlenmiş Yazılar
El Kalasico
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 30 Kasım 2010 tarihinde gönderildi

Dünyada kaç derbi var?
Tansel Taşanlar üşenmemiş, oturmuş, saymış.
İskoçya derbisi;
Celtic – Rangers.
İlk, Katolikler Protestanlara ağız burun girmiş.
Yani…
Din derbisi.
Yunanistan derbisi;
Olympiakos – Panathinaikos.
Biri çalışan kesim, öbürü tiki.
Yani…
Sınıf derbisi.
Yugoslavya derbisi;
Kızılyıldız – Partizan.
Biri askerin takımı, öbürü halkın takımı.
Yani…
MGK derbisi.
Roma derbisi;
Roma – Lazio.
Biri solcu, biri sağcı.
Yani…
Siyaset derbisi.
Bükreş derbisi,
Rapid Bükreş – Steau Bükreş.
Zamanında Rapidçilere çingene demişler. Öyle kalmış.
Yani…
Irk derbisi.
Mısır derbisi;
Zamalek – Al Ahly.
O kadar manyaklar ki, derbiye yabancı hakem getiriyorlar.
Yani…
Bir şey anladıysam arap olayım derbisi.
İspanya derbisi;
Barcelona – Real Madrid.
Bir rüya. Bir Hayri Pıtır serüveni. Bir klasik olduğu için El Clasico.
Yani…
Klasiklerin derbisi.
Ve İstanbul derbisi;
Galatasaray – Beşiktaş.
Bir tarafımın derbisi.
Ali Turan, Barış Özbek, Servet Çetin, Pino, Tabata, Nihat, İbrahim Toraman, Rüştü, Hakan Arıkan, Hilbert, Gökhan Zan, Sabri, Serdar Özkan, Hakan Balta, Cüneyt Çakır.
El “Kalas”ico.
Yani….
Siz anladınız neyin derbisi…
Haftanın panoraması
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 10 Kasım 2010 tarihinde gönderildi

Türkiye Ligi, yine bildiğiniz gibi.
Keyifsiz, zevksiz, heyecansız.
Yıllardır da bildiğimiz senaryo.
Üç büyüklerin diğer takımlarla puan farkı her hafta açılıyor, Anadolu takımları arkadan yetişemiyor, sonra diyoruz ki Türk Futbolu niye bu durumda?
Nasıl bu durumda olmasın?
Mesela, 9.sıradaki Galatasaray.
Yahu bu takım 3 büyüğe nasıl yetişsin?
Stadı yok, parası yok, pulu yok, seyircisi yok, sağlık kurulu bile yok.
Ahı gitmiş, vahı bile kalmamış, o da gitmiş.
Başkanı cahil, futbol şubesi cahil, futbolcusu cahil.
9.luk bile bence bir başarı.
Sen Federasyon olarak yardım etmiyorsun, sonra adamlar ucuz transferler yapıyor.
Federasyon, Türk Futbolu’nu düşünüyorsa, acilen 6+2+2+4+18’i getirmesi gerekir.
Fakat burada Arda diye bir çocuk var.
3 büyükler ne yapıp edip, bu çocuğu gündemlerine almalılar.
Biraz tahsili, terbiyesi zayıf ama yapacak bir şey yok.
Genel olarak Anadolu’nun sosyoekonomik durumu böyle.
Mesela, Beşiktaş…
Kaç kere söyledik, Anadolu kulüpleri toplama takım yapmamalı diye.
“Bize sadece 35’te geliyorlar” diye Nihat’ı, Aurelio’yu aldılar.
Tamam sen Anadolu kulübüsün, kapasiten küçük olabilir, ama niye gençlere yönelmiyorsun?
Senin tek hedefin, futbolcu yetiştirip 3 büyüklere, yani Trabzon, Bursa ve Kayseri’ye futbolcu satmak olmalıdır.
Başka bir şey olamaz.
Bence başkan daha bunu anlayamadı.
Beşiktaş’da ise Quaresma diye genç bir çocuk var.
Helal olsun yönetime.
Nereden buluyorlar böyle futbolcuları, hayret valla.
Göreceksiniz, bu çocuk daha iyi yerlere gelecek.
Ve Fenerbahçe…
Belki de bir tek Fenerbahçe’nin taktiği doğru işliyor.
Sistemli, disiplinli, taş gibi bir Anadolu takımı.
Bu takımı öyle kolay kolay kimse yenemez.
Büyük maçlarda çok iyi kapanıyorlar.
Zaten 3 büyüklerle bütün maçları kafa kafaya oynadılar.
Ve Bursa’dan aldığı 1 puan çok önemli.
Trabzon ve Kayseri maçı biraz şanssızdı.
Hakem faktörü de maalesef çok büyük.
3 büyüklerin kollandığı bir ligde Anadolu kulüpleri çok zor bir yere gelirler.
Fenerbahçe, diğer Anadolu kulübü takımlarla oynadığı maçlara daha fazla asılıyor.
3 büyüklerden kaybettiği puanları onlardan çıkarıyor.
Bu da iyi bir şey.
Kısacası ben bu Fenerbahçe’yi çok sevdim.
Dört gözle maçlarını takip edeceğim.
Ve helal olsun Aykut Hoca’ya.
Tam bir Anadolu çocuğu.
Ve çok iyi bir takım yaratmış…
Yakında Aykut Hoca’yı 3 büyüklerde teknik direktör olarak görebiliriz.
Söylemedi demeyin.
Haftaya, 3 büyük kulübümüz Trabzon, Bursa ve Kayserispor’u yakından inceleyeceğiz.
Olağanüstü statlarıyla, trilyonluk transferleri ile, popüler başkanları ile, Serkan Balcı’nın Ferrari’si ile, Ergiç’in yatları ile, Şota’nın katları ile 3 büyük nasıl olunuyor onu inceleyeceğiz.
Esenle kalın.
Tarihte bugün
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 29 Ekim 2010 tarihinde gönderildi
29 Ekim 1923
Mustafa Kemal Paşa`nın tavsiyesi ile 27 Ekim 1923′te Ali Fethi (Okyar) Bey başkanlığındaki hükümetin istifası ve Cumhuriyet Halk Fırkası grubunun yeni hükûmet listesi üstünde anlaşmaya varamaması üzerine, Mustafa Kemal Paşa 28 Ekim gecesi arkadaşlarını toplayarak sorunun gerçek çözümüyle ilgili düşüncesini açıkladı. İsmet İnönü’yle o gece, devletin niteliğinin Cumhuriyet olduğunu öngören bir yasa tasarısı hazırladı. Ve 29 Ekim günü Türkiye Cumhuriyeti’ni ilan etti.
29 Ekim 1997
Trabzonspor Başkanı Mehmet Ali Yılmaz, ‘‘CINE 5 yetkilileri, eylül ve ekim taksitlerini ödemediler. Bu 2 taksiti ödemezlerse anlaşmayı yırtar atarız” dedi.
29 Ekim 1998
Transfer döneminin ardından bir kenara çekilip takıma müdahale etmeyen ancak Beşiktaş yenilgisinin ardından harekete geçen Yıldırım’ın bu tepkisi üzerine kaptan Rüştü, başkana söz verdi. Rüştü, ‘‘Sizi üzmeyeceğiz. Arkadaşlarım işin bilincinde. 8 maçımızı kazanıp, ilk yarıyı zirvede bitireceğiz’’ dedi.
29 Ekim 1999
Ogün daha önce hiç oynamadıkları 4-3-3 sistemini kısa sürede öğreneceklerini dile getirerek, ‘‘Bizler profesyonel futbolcularız. Zeman ne istiyorsa yapmalıyız. Taşlar yavaş yavaş yerine oturuyor. Şanssızlıklar yaşadık. Ama bunun sonu gelecek’’ diye konuştu.
29 Ekim 2000
Erzurum – Beşiktaş maçından sonra Erzurumspor futbolculardan Ömer ve Ergin maç bitiminde hakemlere büyük tepki gösterdi. İki futbolcu, ‘‘Federasyonundan hakemine kadar herkes bize cephe almış. Artık ne yapalım, İran liginde mi oynayalım? “ dedi.
29 Ekim 2001
Öte yandan uyuşturucu kullandığı gerekçesiyle hakkında dava açılan Daum, yarın başlayacak dava öncesi Alman basınına konuştu. Kendisine komplo kurulduğunu öne süren ünlü çalıştırıcı, ‘‘Hakkımdaki iddialar hayal ürünü ve düzmece. İddiaların hepsini tek tek çürütüp, suçsuzluğumu ispat edeceğim. “
29 Ekim 2002
Fenerbahçe Teknik Direktörü Lorant, G.Antep ve Malatya maçları sonrası istifa etmeyi düşündüğünü ancak başkanla konuştuktan sonra bu fikrinden vazgeçtiğini belirtirken, yorumcuların taktik vermesine kızdığını söyledi.
29 Ekim 2004
GALATASARAY Kulübü İkinci Başkanı Ergun Gürsoy, Fenerbahçe’den sözleşmesi karşılıklı olarak feshedilen eski oyuncuları Fatih Akyel’in yuvaya dönmesine yeşil ışık yaktı. Sezon başından bu yana genç oyuncuyla ilgilendiklerini belirten Gürsoy, ‘Fatih bizim evladımızdır. Ocak ayına daha iki ay var. Ne olur, olmaz bilemiyoruz’ dedi.
29 Ekim 2005
Deniz Barış’ın lisansı askıya alındıktan sonra Aziz Yıldırım, Kurul Başkan Vekili Erkan Vardar’ı telefonla arayıp, bu karardan hoşnut olmadığını söyleyip, Erkan Vardar ve Gürol Kaymak hakkında ağır sözler sarfetti.
29 Ekim 2007
Trabzon Başkan yardımcısı İbrahim Baturoğlu, “Bu saatten sonra takımı şaha kaldıracak olan tek insan evladı Ersun Yanal’dır. “ dedi.
29 Ekim 2008
Galatasaray Başkanı Adnan Polat, Eskişehirspor maçında alınan 4-2′lik yenilginin, Trabzonspor ve Olympiakos maçlarında harcanan yüksek eforun sonucu geldiğini ileri sürdü.
29 Ekim 2009
Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK), 1 hafta önce Fenerbahçe – Galatasaray maçında çıkan olaylar nedeniyle Fenerbahçe’ye 2 maç seyircisiz oynama, Galatasaray Kulübü’ne 20 bin TL para cezası, Bilica’ya ve Abdel Kader Keita’ya da 3 maç ceza verdi.
Pes 2011
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 14 Ekim 2010 tarihinde gönderildi
Oyun İstasyonunda aylardır beklediğimiz oyun piyasaya çıktı.
Pes 2011.
Müthiş bir oyun.
Bizim ligi de olağanüstü gerçekçi yapmışlar.
Oyunu kuruyorsun.
Fakat başta birini seçmen lazım.
Hiddink var, Erman var, Ahmet Çakar var, Oğuz var, Arda var, Mesut var.
Gerçi bunların çoğu Pes 1913’de de vardı.
Yeni olarak Markus Merk var.
Hepsinin farklı özellikleri var.
Mesela Hiddink’i çok güçlü yapmışlar.
11 milyon Euro ile oyuna başlıyorsun.
Yeni versiyonda Erman’ın uzun laf sokma kesinliği (long pass accuracy) 96.
Ahmet Çakar’ın azimlilik (tenacity) 93, polemik (polemic) 100 üzerinden 117.
İkisinin takım çalışması (teamwork) 98.
Serhat Ulueren ile beraber takım çalışması 99.
Gökmen gelince 43.
Bülent Uygun, dönme hareketi (swerve) 92.
Aykut Kocaman, asabiyet (agression) 94.
Arda’yı da iyi yapmışlar.
Tepki (response) 95, artistlik 98, gıdı 100.
Ama gerçekten 3G Spor Toto Lig’i o kadar gerçekçi ki…
Hala hakeme taş var,
Saha kapama var,
HD küfür var,
Elektrik kesintisi var,
Servet’in sümüğü var,
Koskoca İnönü, Fi Yapı oluyor, o var,
Milyar dolarlık ülkemizin kapısına Azerbaycan yerleştiriyir, o var,
Milyon dolarlık kulüplerimize Young Boys – Karpaty Lviv kakalıyor, o var,
Solda Sabri, sağda Özer var,
6+2+2+bu da iki, var,
50 yaşında Aurelio, hissedilen yaş 100, o var,
Yedek klübesinde Necipler var,
Mesut’a yuhlama var.
Var oğlu var.
Ulan ben de diyorum bu oyunun ismi niye Pes.
Ve seneye gelecek oyunları söylüyorum.
Çüş 2012.
Oha 2013.
Erman Hoca ile Arda dedim de.
Bir oyun daha var.
Street Fighter 2011.
Orada da Honda ile Ryu kapışıyor.
Çok sağlam kavga var.
Honda Ryu ile Chun Li’nin özel hayatına mı karışmış ne.
Fakat Ryu şu an adyuket’i çekti. tak tak turu ket’i bekliyor.
Dayıoğlu
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 06 Ekim 2010 tarihinde gönderildi
Ben Emrah Dayıoğlu.
Burası İstanbul Türkiye.
Burada 400 milyon dolarlık yeni bir yaşam merkezi kuruyoruz.
Statların %87’si tarla olacak.
İçinde Özgürcan değil, Patlıcan yetişecek.
Hep hayal ederdim, 6 tane sahada, 2 tane kulübede, 2 tane de tribünde trilyonluk yabancılar olur mu?
Yaptım olacak.
Çünkü bu ülkede herkes trene bakar gibi maç seyrediyor.
Statların etrafında güvenlik çemberi olacak.
Bir tanesi tam 130 metre.
Lig TV dışında kimse stadın yakınına sokulmayacak, masörle bile röportaj yapılmayacak.
Burada HD dayak var, slow motion küfür var, taş var, sopa var, her şey var, burada hayvani bir yaşam var.
Burası enerjisini kendi üretecek.
Daha 3.haftada elektrikler kesilecek.
Burada hakemler kartlarını soyunma odasında unutacak, kartları yardımcı hakemden ödünç alacak.
Burada hakemin kafası yarılacak, maç durmayacak. Hakem öpecek ve geçecek.
Burada Markus Merk olacak, her pozisyona “Olsa da olur, olmasa da olur” diyecek. Ernst’in pozisyonuna önce kesin faul değil diyecek, sonra o pozisyonun gol olduğunu görünce “Nayn! Ya! Faul olabilir, bu açı tam net değil” diyecek.
Burada Pazartesi maçının golleri Çarşamba izlenecek. Zaten Cuma öbür haftanın maçı geliyor, seyirci ne halt yerse yiyecek.
Görüntü olmadığı için Ahmet Çakar ve Erman Toroğlu pozisyonu ayakta kamasutra formatında anlatacak.
Burada takımlarında oynayamayanlar, Milli Takım’a seçilecek.
Sakatlar primi duyunca Milli Takım’a uçarak gelecek.
Burada Mesut Özil, Gökhan İnler, Eren Derdiyok, Nuri Şahin olmayacak, 50 yaşındaki Aurelio olacak.
Burada eş, dost, akraba, anam, babam herkes gününü gün edecek.
Bu yeni projemizde herkes bir Milli forma sahibi olacak, üstüne 100 bin lira prim verilecek.
Maçlara başladık bile.
Burası “Dayıoğlu My Vorlt.”
100 bin prim peşin, forma senin.
Gündem yoğun
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 24 Eylül 2010 tarihinde gönderildi
Yazılarım her salı ve cuma Habertürk Gazetesi’nin spor ekinde..
İlgilenenlere duyrulur…
Not: Teknik sebeplerden dolayı maalesef http://www.htspor.com sitesinde yokum.
Boşuna aramayın.
***************
Burası Türkiye.
Gündem her zaman yoğun…
Ve utanmadan da salisesinde değişiyor.
Tam Aykut Kocaman’ı, Q7’i, Q3 Nihat’ı konuşacaktık,
Antep maçında adamcağızın kafasına saat geldi.
Daha hakemin kafasına “saat de bayağı geçmiş” diyecektik,
Volkan’ın düğünü geldi.
Ali Şen, dış güveysinden hallice olmuş,
Şenol Güneş patlaması oldu.
Daha bu arada Gülsüm’ün 2.Dünya şampiyonluğu var, Cüneyt Çakır’a bu hafta maç verilmedi, o var, bu var, var oğlu var.
Yahu, Türkiye’de tuvalete girsen, biraz geç çıksan, bir bakmışsın Avustralya’ya girmişiz.
Veya düşün, bir daha girdin, bir çıktın Baykal başbakan olmuş.
İkinci kez biraz fazla kalmışsın, o belli.
Ben bu gündem maddelerinden Gaziantep maçını seçiyorum arkadaş.
En Sağlamı bu.
Ben analiz ettim.
Bir kere bu tür olayları biz abartıyoruz.
Tüm bu olaylarda sadece bir adam var.
Arada Kadıköy’e, Sami Yen’e gidiyor fakat bu adam Bursa maçlarını hiç kaçırmıyor.
Geçen sene Diyarbakır maçı, bu sene Antep maçı.
Yayıncı kuruluş, sarışın, kızıl, esmer her türlü şeyin kalçasını, fondötenini çekiyor, fakat bu adam nedense UV kameralarda bile yok.
Adamın ismi belli, Ulvi.
Senin minibüsçün dövüyor, kocan dövüyor, hocan tebeşir fırlatıyor, annen terlik fırlatıyor;
Sen diyorsun ki olay “münferit.”
Fazla kanama yoksa maç devam etmeli diyorsun,
Duruşmada hâkimin kafaya bir şey atalım, bakalım kanama nerede devam ediyor?
Hadi diyelim ki, bu adamı kamera yakaladı. Kime ceza vereceksin?
Adama mı, kulübe mi, kime?
Hiçbiri.
Adamın çevresindeki 10 tane dallamayı hemen tutuklayacaksın.
Çünkü ben eminim, saat kafaya denk gelince, o 10 kişi kahkahalarla gülüyordur, “Ulan nası godun gafaya, helal olsun” diye.
Ben söylemiştim birader.
Burası Türkiye…
Burada gündem yoğun, öküzlük akıcı…
Fenerbahçe açılımı
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 24 Mayıs 2010 tarihinde gönderildi
İllaki tane tane yazmamı istiyorsanız, ben sadece böyle anlarım diyorsanız işte size madde madde Fenerbahçe açılımı. İstediğiniz sorudan başlayabilirsiniz.
Republic of Fenerbahçe
Bu büyük potansiyeli tekrar tekrar ve uzun uzun yazmamıza gerek yok. Trabzon maçı öncesi Bağdat Caddesi Cumhuriyet Mitingi gibiydi. Yüce Rabbim Fenerbahçe taraftarına kilometrelerce ışıl ışıl cadde vermiş, kimilerine yokuş vermiş, kimilerine egzoz dumanı içerisinde otoban üzeri stat vermiş. Fakat aynı Tanrı biliyor da Fenerbahçe’ye UEFA kupası veya Şampiyonlar Ligi finali vermiyor.
- Potansiyel örneği : Fenerbahçe şampiyonluğu kaybettiği akşam eve girerken, bir baktım bizim bakkal ağlıyor. Ne oldu dedim, “Ağabey yıllık bira stoğumu bir günde aldım, ben ne yapacağım bu kadar birayı” dedi.
- Az ilgili bir örnek daha; Fenerbahçe o kadar farklıdır ki, bir Fenerbahçeli haberleri seyrederken, Beşiktaş veya Galatasaray haberi gelince kanalı değiştirir. Fakat Bir Beşiktaşlı veya bir Galatasaraylı, oturur sabaha kadar “Fenerbahçe nereye koşuyor” programını seyreder.
Taraftar
Şurada kaç senedir eleştiriyoruz, taraftar hala kombine alıyor, bilet alıyor, forma alıyor diye. Bana cevap veriyorlar, biz pazara kadar değil mezara kadar Fenerbahçeliyiz diye. Senin mezarına atkıyı ben bağlarım, sorun değil. Fakat ben size Fenerbahçe aşkınızı mı bitirin dedim? Sizden 2 şey istiyorum. Ya kombine alın, fakat akıllı, sistematik, disiplin içerisinde protestonuzu yapın, ya da kombine almayın, protestonuzu yapın. Çünkü bu kafayla daha çok final gider, daha çok Güiza gelir, daha çok anons yapılır, daha çok ağlanır.
- Protesto örneği : Aziz Yıldırım’ın basın toplantısından hemen sonra 30 bin kombinelinin klübe gidip kombinelerini fırlatması. Fırlatırken de “Aziz Başkan sen istifa etmedin, ama biz ediyoruz.” denebilir.
Aykut Kocaman
Bu anons skandalından sonra, anonsçudan önce kovacağım ilk adam Aykut Kocaman’dır. Bir sportif direktör, adı üstünde spor işlerini direktive etsin diye alınmış fakat;
- Eğer yedek klübesindeki teknik kadronun Bursa – Beşiktaş maçının skorunu doğru bilmesini sağlıyamıyorsa,
- Önündeki ekrandan Bursa maçını takip etmesine karşın, Selçuk ve diğerlerinin hareketlerine karşı hiç bir aksiyonda bulunmuyorsa ben bunda ya kötü niyet ararım, ya da hala ne iş yaptığını anlayamadığım Aykut Kocaman’ın görevine son veririm.
- Eğer bu işlerle idari menajer ilgilenir derseniz, o zaman onu kovarım.
- Yani kısacası birini kovarım. Çünkü burada bir skandal var.
Christoph Daum
Benim için ilk suçlu hiç bir zaman hakem veya teknik direktör değildir. İlk önce doğru kadro, sonra doğru teknik direktördür. Eğer kadroyu teknik direktör yapıyorsa o zaman ilk suçlu teknik direktördür. Bu taraftar Mustafa Denizli’yi kovdu, şimdi onu arıyor. Bu taraftar Zico’yu yuhladı, şimdi onu arıyor. Bu taraftar Hiddink’i gönderdi. Bu ülke insanı Şenol Güneş’i ülkeden kovdu, şimdi bağrına basıyor.
- Dip not : Bana da yılda 3-4 milyon Euro vereceklerse, her sabah kovup geri çağırabilirler. Hatta her sabah İstiklal Marşını Almanca bilmeme rağmen tersten Almanca okutsunlar.
Güiza
Bkz. 4.madde Christoph Daum. Adamın niye protesto edildiğini hiç bir zaman anlayamadım. Yahu onu oynatan, onu alan var. Bana yine yılda 3-4 milyon Euro versinler, isterlerse ben uyurken bile 50 bin kişi yatağım başında ıslıklasın. Ha derseniz ki, Güiza Daum’a her 90 dakika için komisyon veriyor, ben onu bilemem.
- Güiza transferinde, 1 tane profesyonel İnsan Kaynakları sorumlusu kiralasan, 2 dakika mülakat yaptırsan, adamın kaşlarından, duruşundan, oturmasından, kalkmasından zaten Fenerbahçe’ye yararı olmayacağını anlarsın.
Aziz Yıldırım
Ve son sözler tabi ki Başkan’ın.
11 yıl geçti. Bu 11 yılda Fenerbahçe Spor Klübü onlarca kupa almışsa, 11 yılda onlarca final oynamışsa, yarı finalin kapısından dönülmüş ise, en büyük faktör Aziz Yıldırım’dır. Ama tarihi anons skandalı yaşanmış, 27 senedir kupa alınamamış, en büyük rakibin UEFA kupasını almış, son UEFA kupası Kadıköy’de olmasına rağmen hiç iplenmemiş ise bunun tek sorumlusu yine Aziz Yıldırım’dır.
Aziz Yıldırım gitmelidir. “Başarısız olduğu için gitmeli” değildir. 11 yılda 33 kupa alınmış olsa dahi Aziz Yıldırım gitmelidir. Çünkü artık Fenerbahçe’nin imaj problemi vardır. Çünkü Fenerbahçe’nin artık makyajını değiştirmesi gerekmektedir. Çünkü;
- Fenerbahçe’den artık herkes nefret etmektedir.
- Eğer 10 takım sizden nefret etse, bunun 5’i size karşı ful motive oynasa, bunların sadece 2’si sizden yarım puan çalsa, sezon sonunda en az 6 puan eksiksiniz demektir.
- Bursa’nın şampiyonluğuna sadece Fenerbahçe ve Diyarbakır sevinmemiştir.
- Eğer reikiye, şakraya, yogaya inanıyor olsam, Trabzon maçı 20-1 bitmesi gerekirken tüm Türkiye’nin yaymış olduğu negatif enerji yüzünden 1-1 bitti demem de gerekir.
Yahu;
Bir başkan, her gazeteci ile uğraşır mı?
Bir başkan, ben sizi dövdüm mü der mi?
Bir başkan, her yönetici ile uğraşır mı?
Bir başkan, bir anonsçu ile uğraşır mı?
Bir başkan, bir kaleci ile uğraşır mı? Evet, Rüştü olayında Fenerbahçe haklı olabilir. Fakat tekrar soruyorum, bir başkan bir kaleci ile uğraşır mı? Rüştü ile uğraşacak 10 bin adamınız muhakkak vardır.
Tabi ki bir klüp Rüştü ile, Hıncal Uluç ile, Melih Gökçek ile uğraşabilir. Ama soru şu; bütün bunlarla bir başkan uğraşır mı?
Aslında soru şu; Fenerbahçe Başkanı’nın abuk sabuk bir kaleci için uğraşmaya nasıl zamanı olabilir?
Reklamdaki gibi, bir başkan hem aşçı, hem ayakkabı bağlayıcısı, hem elektrikçi, hem oyun oynayıcı, hem baba, hem sucu, hem teknik direktör, hem menajer, hem psikolog, hem bilmem ne olabilir mi?
Bizde olur anasını satayım.
Burası İstanbul.
Burası Fenerbahçe…
Bizde olur.
http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/14818195.asp
Aziz Başkan CHP’ye
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 14 Mayıs 2010 tarihinde gönderildi
Bu yazı, Pazartesi sabahı Fenerbahçe şampiyon olsa da-olmasa da burada olacaktır. Çünkü bu yazı sadece bir spor yazısı değil, skor yazısı hiç değil, lakin bir final yazısıdır.
Bildiğiniz gibi başarılı bir dönem geçiren Fenerbahçe Spor Klubü, 2010 senesinde bir tek Kadınlar Deve Güreşi veya Uzun Eşek’de final oynamamıştır.
Trabzon maçının skoru hiç önemli değildir. Gerçi maç 3-1 Fenerbahçe’nindir. Örneğin son maç Keçiörengücü ile olsa, aynı şeyler söylenemeyebilir. Zira Fenerbahçe büyük takımlara karşı “konsantresi” farklıdır. Bu arada Lig biterken başta Sergen Yalçın olmak üzere, diğer yorumculara şunu hatırlatmak gerekir; meyvenin konsantresi olur, fakat futbolcunun konsantresi olmaz. Lakin şöyle de denebilir, “Appiah’ın konsantresi çok fazladır”. Yani adam demir gibi, yoğunluğu çok fazla anlamına gelmektedir. Mesela Gökhan Zan’ın konsantresi yoktur da denebilir.
İster şike deyin, ister mafya, Fenerbahçe Spor Klübü son 10 yılda nümerik olarak sayısız başarılara imza atmıştır. Benim fikrimi sorarsanız, herşey Şükrü Saraçoğlu’nun yeniden yapıldığı gün başlamıştır. Çünkü, şike, mike, teşvik primi, hatır işleri bunlar topun icadından beri her klüp tarafından yapılmaktadır.
Peki, diyelim ki, Aziz Yıldırım herşeyi para ile, şike ile yapmaktadır. O zaman Aziz Yıldırım, Cannes’a, Bergamo’a, Efes Pilsen’e, Sevilla’nın kalecisine de para yedirmiş dememiz gerekir. Veya Galatasaray – Steaua Bükreş maçına başarı dersek, Fenerbahçe – Chelsea maçına, Nihat Özdemir Chelsea TOKİ AlışVeriş Merkezi ihalesi için anlaşamadı mı dememiz gerekir?
Bu arada Aziz Yıldırım, o kadar başarısız bir mafyadır ki, 27 senedir bir Türkiye kupası alamamıştır.
27 senedir onbinlerce hakemi bağlamış, Digitürk’ü bile bağlamış, fakat bir tane kıchıkırık kupayı bağlayamamıştır.
Aslında bunların hiç biri umurumda değildir.
Fenerbahçe son 10 senede çok iş yapmıştır.
Fakat hala bu büyük potansiyeli kullanamadığı için istediğim noktada değildir.
İşte o yüzden acımasızca eleştiriyorumdur.
İşte o yüzden Sn. Ercan Saatçi bana “Sayende” deyip zaman zaman kızıyordur.
Fakat potansiyel inanamayacağınız kadar büyüktür.
Ve Aziz Yıldırım…
Fenerbahçe son 10 senede çok iş yapmış ise bunun ilk sebebi Aziz Yıldırım’dır.
Eğer Türkiye’de bir problem var ise, bunun alternatifi CHP ise, onun da lideri eksik ise, orayı dolduracak, karşı rakibin dilinden anlayacak ve ona “van minut” diyecek bir kişi vardır.
O da Aziz Yıldırım’dır.
“Atatürk’ün partisine Aziz Yıldırım’dan başkan olur mu deyyus?” diyenleri duyar gibiyim…
Niye kızdınız?
Siz yıllarca Atatürk Fenerbahçe’liymiş demediniz mi?
http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/14722024.asp







![aziz-yildirim[1]](http://www.emrahoner.com/wp-content/uploads/2010/05/aziz-yildirim1.jpg)
Son Yorumlar