Güiza ile Etiketlenmiş Yazılar
Senden özür dilerim Alex
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 22 Mart 2011 tarihinde gönderildi
Bir kere de Altan ağabey yazmıştı.
Senden özür dilerim Alex diye.
Ben de senden özür diliyorum Alex ağabey.
Ama yıllarca senin futbolunu eleştirdiğim için değil.
Senin koştuğun kilometreyi eleştirdiğim için değil.
Senin yaptığın sprint sayısını eleştirdiğim için değil.
Getirdiğin Mal donado için hiç değil.
Bunca yıl;
Seni Önder Turacı’ya mahkûm ettiğimiz için özür diliyorum.
Seni Ali Bilgin ile oynattığımız için özür diliyorum.
Seni Deniz Barış ile tanıştırdığımız için özür diliyorum.
Senin memleketinden getire getire Wederson’u getirdiğimiz için özür diliyorum.
Seni Bilica ile aynı otobüse bindirdiğimiz için özür diliyorum.
Senden Güiza’ya pas atmak zorunda kaldığın için özür diliyorum.
Senin arkanı Yasin Çakmak’a bıraktığımız için özür diliyorum.
Seni Can Arat ile muhatap ettiğimiz için özür diliyorum.
Senin hayatına Josico’yu, Aragones’i soktuğumuz için özür diliyorum.
Seni Kemal Aslan ile paslaşmak zorunda bıraktığımız için özür diliyorum.
Sana gidiciksin diyip, Gökhan Emreciksin’i hemen göndermediğimiz için özür diliyorum.
Seni Türk forvetini Burak Yılmaz ve İlhan Parlak’dan ibaret olduğunu zannettirdiğimiz için özür diliyorum.
Senin hayatına Kazım Kazım gibi bir adam soktuğumuz için özür diliyorum.
Seni Tuncay Şanlı’ya ara pası atmak zorunda bıraktığımız için özür diliyorum.
Sol bekte Ümit Özat’la, sağ açıkta Appiah ile oynadığın günler için özür diliyorum.
Murat Hacıoğlu diye bir adamla antrenman yaptığın için özür diliyorum.
Servet Çetin’in sümüğünü, Serkan Balcı’nın gözyaşlarını yakından gördüğün için özür diliyorum.
Rüştü’ye geri pası atmak zorunda kaldığın için özür diliyorum.
Senden Mateja Kezman’a orta yapmak zorunda kaldığımız için özür diliyorum.
Recep Biler’i ilk 11’de gördüğün anlar için özür diliyorum.
Roberto Carlos diye Mahmut Hanefi’yi getirdiğimiz için özür diliyorum.
Sonra gerçeği gelince, gitmesine de izin verdiğimiz için özür diliyorum.
Anelka ile Nobre’yi, Van Hooijdonk ile Serhat’ı aynı anda gördüğün için özür diliyorum.
Semih ile forvette daha fazla vakit geçiremediğin için özür diliyorum.
Zafer Biryol’la bile oynadığın için özür diliyorum.
Senden özür diliyorum Alex.
Bunca yıl bunları sana çektirdiğimiz için.
Bunca yıl, senin yanına toptan anlayan bir tane adam koyamadığımız için.
Bunca yıl senden Emre’yi, Niang’ı, Dia’yı, Stoch’u, Jobo’yu sakladığımız için.
Bunca yıl, hala Bekir ile, Özer ile, Selçuk ile, Uğur Boral ile, Caner ile uğraştığın için.
Hakkını helal et Alex.
Senden kulübüm adına özür diliyorum.
Alex le Sonsuza?
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 22 Eylül 2010 tarihinde gönderildi
Şimdi yazacaklarımı 7 yaşında bir çocuk da, 77 yaşında bir dede de anlayacaktır.
Alex, Fenerbahçe’nin gelmiş geçmiş en yararlı futbolcusudur.
100 gol -100 asist ile oynayan bir oyuncu eminim bir daha gelmeyecektir.
Alex, Toni Schumacher’den de, Uche’den de, belki Rıdvan Dilmen’den bile daha tapılan bir futbolcu olmuştur.
O kadar sevilmiştir ki, statta bir tribünü oluşmuştur. Özel bir kitlesi vardır.
Kalamış’taki 5-6 yaşındaki çocukların tümünün ismi belki de Aleks’tir.
X harfini muhtar klavyede bulamadığından böyle dansöz ismi şeklinde koymuş da olabilir.
Alex, Fenerbahçe’nin gelmiş geçmiş en yararlı futbolcusudur fakat benim için en iyi futbolcusu değildir.
Örneğin ben, şu ana kadar ben 10000 rüya gördüysem, hiçbirinde Alex yoktur.
Ben halı saha takımı kursam, altın 11 yapsam, Alex en son aklıma gelir.
Ben forma alsam, Alex isminden önce, benim için arkasına yazılacak yüzlerce isim bulunmaktadır.
Ben Alex’çi değilimdir.
Benim futbol kitabımda Alex’in yeri yoktur.
100 gol atsa da benim kafamdaki 10 numara Alex değildir.
Benim futbol anlayışımda, Pesiç-Repçiç’in yeri vardır, Oğuz Çetin’in büyük yeri vardır, Revivo’nun sağlam yeri vardır, Pierre van Hooijdonk’un inanılmaz bir yeri vardır, fakat Alex’in yeri yoktur.
Ben mahalle arasında maç yapan küçük çocukların “Arda çalımlarla gidiyor..”, “Quaresma şut ve gooool”, “Hagi topu aldı”, “Gökhan Zan, ve maalesef çakrası kırıldı” diye konuştuklarını duymuşumdur fakat “Alex, harika bir gol” dediklerini çok az duymuşumdur.
Aykut Hoca, Alex tarzı futbolcuları sevmeyebilir.
Fakat şurada hata yapmaktadır.
Alex’in bu takımdan kesin silinmesi gerekir, fakat Alex gönderilecek ilk oyuncu değildir.
Örneğin, Aykut Kocaman’ın bu seneki en iyi transferi, Niang değildir.
Aykut Kocaman’ın bu seneki en iyi transferi, Deniz Barış, Ali Bilgin, Vederson, Önder Turacı, Colin Kazım ve Güiza’nın kovulmasıdır.
Daha kovulacak en az 5 adam daha var iken, Alex’i kesmek büyük handikaptır.
Maalesef Aykut Hoca, Alex’i bazı duayenlerin gazıyla aniden silmiştir.
Ve Aykut Kocaman’ın unuttuğu çok önemli bir konu daha vardır.
Alex, beyaz Brezilyalıdır. Gözlük takar, çünkü kitap okur. Kafalıdır.
Vederson gibi kafası tüp değildir. Yani zekidir.
Alex’in istemediği hiçbir oyuncu takımda duramamıştır.
Kezman, Güiza, Pierre van Hooijdonk, hepsi şutlanmıştır.
Alex ile birlikte tek sevdiği futbolcu olan Semih, yıllardır bu takımdadır.
Aykut Hoca her ne kadar tecrübeli de olsa, bu konuda karakteri gereği toydur.
Alex isterse, çaycı dahil herkesi, yerini değiştirtme, göndertme gücüne sahiptir.
Buna ister Brezilya mafyası denebilir, ister başka bir şey denebilir.
Fakat Alex’in pozisyonu Başkan’ın ayakta alkışladığı Sakarya maçında belli olmuştur.
Alex, yıllardır bu takımın futbolcu-sportif direktörüdür.
Daum-u Memnu (Veda)
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 30 Haziran 2010 tarihinde gönderildi
Ve merakla izlenen Daum-u Memnu dizisi müthiş bir finalle bitti. Hem de ne final.
“Adnan Daum” köşkü, yatı, katı, oğlu “Nihal Marcel”i aldı gitti.
“Matmazel de Koch”, Daum ile gitti. Hoop hemen arabanın önüne oturdu.
Daum’un karısı ağladı, Gazi sucukları ağladı, Euro/TL paritesini takip edenler ağladı.
“Bihter Aykut Kocaman” kalemi şakağına dayadı, imzayı attı, intihar etti.
“Behlül Güiza” köşkten tam kaçıyordu, evin şişman kahyası “Süleyman Efendi Del Bosque”, Güiza’yı kadroya almadı, çocuğun yine saçı sakalına karıştı. Mezarında “Genç Beşir Semih”i ziyaret etti. Çünkü Güiza kalınca Semih de öldü.
“Firdevs Mahmut Uslu”ya 11 seneden sonra felç geldi.
Köşke Maldonado, Josico, Ali Bilgin, Burak, Fabiano, Aragones, Kezman, Edu, Sergio, Simao devamlı birileri girip çıktı.
Daum-u Memnu.
Yani Yasak Daum.
Konusu; Denizli maçından sonra yasaklanan bir teknik direktörün, Trabzon maçında tekrar yasaklanmasına kadar yaşadığı milyon Euroluk dram.
Türü; Bilim kurgu-fantastik-komedi-dram.
Daum-u Memnu.
Almanya’daki ismi de “Memnun Daum”.
Fakat merak etmeyin, bu dizi burada bitmedi.
Tekrar çekilir.
Bu kafa ve bu para olduğu sürece sonsuza kadar çekilir.
Ve her Türk dizisinde ve filminde olduğu gibi en son iyiler ölür.
Tıpkı Rıdvan Dilmen gibi…
Tıpkı Oğuz Çetin gibi…
Fakat bir kişiye hiçbir şey olmaz.
Çünkü o ölürse film biter…
I could Co-ja Man
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 04 Haziran 2010 tarihinde gönderildi
Fenerbahçeliler, Rıdvan ve Oğuz’dan sonra, Aykut’un da Fenerbahçe’deki kariyerini belirledi. Aykut Kocaman, Hürriyet’in anketinde %88.5 oyla Fenerbahçe’nin teknik direktörü seçildi. Başın sağolsun Türk Futbolu, Aykut devri de başlamadan bitti.

Flaş…Flaş…
Fenerbahçe Leonel Marshall ile anlaştı.
Son dakika haberi….
Fenerbahçe’de Ewa Skowronska imzaladı.
Bomba….
Christiane Fürst’de işlem tamam.
O da ne??
Lioubov Chachkova da imzaladı. Güzel yıldız, “Fenerbeahça güzeal, rakı güzeal, kebap güzeal” dedi.
Bunlar son 1 haftada çıkan Fenerbahçe haberleri.
Hepsi tabi ki voleybol temalı.
Düşünün…
Bu transferler iki Lig’i de domine etmelerine, Avrupa’da final oynamalarına rağmen yapılan transferler.
Hızlı okuyunca insanın göğsü kabarıyor.
Peki 1 aydır Fenerbahçe futbol takımı haberlerine tıklayınca ne çıkıyor?
daumaykutkocamangüizadaumaykutkocamangüizadaumaykutkocamangüizadaumaykutkocamangüiza daumaykutkocamangüizadaumaykutkocamangüizadaumaykutkocamangüiza….
Hızlı okuyunca şöyle oluyor…
Damdaki yakutlu koca, Mengü İza.
Daum’a gitsin diye milyon dolarlar…
Güiza’ya trilyarlar…
Aragones’e katrilyarlar..
Josico’ya bile milyon dolarlar…
Fenerbahçe, basketbolda, voleybolda, orada, burada niye başarılı oluyor biliyor musunuz?
Çünkü Aziz Yıldırım karışmıyor.
Fenerbahçe, futbolda niye kaybediyor biliyor musunuz?
Çünkü Aziz Yıldırım sadece futbola karışıyor.
Fenerbahçe açılımı
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 24 Mayıs 2010 tarihinde gönderildi
İllaki tane tane yazmamı istiyorsanız, ben sadece böyle anlarım diyorsanız işte size madde madde Fenerbahçe açılımı. İstediğiniz sorudan başlayabilirsiniz.
Republic of Fenerbahçe
Bu büyük potansiyeli tekrar tekrar ve uzun uzun yazmamıza gerek yok. Trabzon maçı öncesi Bağdat Caddesi Cumhuriyet Mitingi gibiydi. Yüce Rabbim Fenerbahçe taraftarına kilometrelerce ışıl ışıl cadde vermiş, kimilerine yokuş vermiş, kimilerine egzoz dumanı içerisinde otoban üzeri stat vermiş. Fakat aynı Tanrı biliyor da Fenerbahçe’ye UEFA kupası veya Şampiyonlar Ligi finali vermiyor.
- Potansiyel örneği : Fenerbahçe şampiyonluğu kaybettiği akşam eve girerken, bir baktım bizim bakkal ağlıyor. Ne oldu dedim, “Ağabey yıllık bira stoğumu bir günde aldım, ben ne yapacağım bu kadar birayı” dedi.
- Az ilgili bir örnek daha; Fenerbahçe o kadar farklıdır ki, bir Fenerbahçeli haberleri seyrederken, Beşiktaş veya Galatasaray haberi gelince kanalı değiştirir. Fakat Bir Beşiktaşlı veya bir Galatasaraylı, oturur sabaha kadar “Fenerbahçe nereye koşuyor” programını seyreder.
Taraftar
Şurada kaç senedir eleştiriyoruz, taraftar hala kombine alıyor, bilet alıyor, forma alıyor diye. Bana cevap veriyorlar, biz pazara kadar değil mezara kadar Fenerbahçeliyiz diye. Senin mezarına atkıyı ben bağlarım, sorun değil. Fakat ben size Fenerbahçe aşkınızı mı bitirin dedim? Sizden 2 şey istiyorum. Ya kombine alın, fakat akıllı, sistematik, disiplin içerisinde protestonuzu yapın, ya da kombine almayın, protestonuzu yapın. Çünkü bu kafayla daha çok final gider, daha çok Güiza gelir, daha çok anons yapılır, daha çok ağlanır.
- Protesto örneği : Aziz Yıldırım’ın basın toplantısından hemen sonra 30 bin kombinelinin klübe gidip kombinelerini fırlatması. Fırlatırken de “Aziz Başkan sen istifa etmedin, ama biz ediyoruz.” denebilir.
Aykut Kocaman
Bu anons skandalından sonra, anonsçudan önce kovacağım ilk adam Aykut Kocaman’dır. Bir sportif direktör, adı üstünde spor işlerini direktive etsin diye alınmış fakat;
- Eğer yedek klübesindeki teknik kadronun Bursa – Beşiktaş maçının skorunu doğru bilmesini sağlıyamıyorsa,
- Önündeki ekrandan Bursa maçını takip etmesine karşın, Selçuk ve diğerlerinin hareketlerine karşı hiç bir aksiyonda bulunmuyorsa ben bunda ya kötü niyet ararım, ya da hala ne iş yaptığını anlayamadığım Aykut Kocaman’ın görevine son veririm.
- Eğer bu işlerle idari menajer ilgilenir derseniz, o zaman onu kovarım.
- Yani kısacası birini kovarım. Çünkü burada bir skandal var.
Christoph Daum
Benim için ilk suçlu hiç bir zaman hakem veya teknik direktör değildir. İlk önce doğru kadro, sonra doğru teknik direktördür. Eğer kadroyu teknik direktör yapıyorsa o zaman ilk suçlu teknik direktördür. Bu taraftar Mustafa Denizli’yi kovdu, şimdi onu arıyor. Bu taraftar Zico’yu yuhladı, şimdi onu arıyor. Bu taraftar Hiddink’i gönderdi. Bu ülke insanı Şenol Güneş’i ülkeden kovdu, şimdi bağrına basıyor.
- Dip not : Bana da yılda 3-4 milyon Euro vereceklerse, her sabah kovup geri çağırabilirler. Hatta her sabah İstiklal Marşını Almanca bilmeme rağmen tersten Almanca okutsunlar.
Güiza
Bkz. 4.madde Christoph Daum. Adamın niye protesto edildiğini hiç bir zaman anlayamadım. Yahu onu oynatan, onu alan var. Bana yine yılda 3-4 milyon Euro versinler, isterlerse ben uyurken bile 50 bin kişi yatağım başında ıslıklasın. Ha derseniz ki, Güiza Daum’a her 90 dakika için komisyon veriyor, ben onu bilemem.
- Güiza transferinde, 1 tane profesyonel İnsan Kaynakları sorumlusu kiralasan, 2 dakika mülakat yaptırsan, adamın kaşlarından, duruşundan, oturmasından, kalkmasından zaten Fenerbahçe’ye yararı olmayacağını anlarsın.
Aziz Yıldırım
Ve son sözler tabi ki Başkan’ın.
11 yıl geçti. Bu 11 yılda Fenerbahçe Spor Klübü onlarca kupa almışsa, 11 yılda onlarca final oynamışsa, yarı finalin kapısından dönülmüş ise, en büyük faktör Aziz Yıldırım’dır. Ama tarihi anons skandalı yaşanmış, 27 senedir kupa alınamamış, en büyük rakibin UEFA kupasını almış, son UEFA kupası Kadıköy’de olmasına rağmen hiç iplenmemiş ise bunun tek sorumlusu yine Aziz Yıldırım’dır.
Aziz Yıldırım gitmelidir. “Başarısız olduğu için gitmeli” değildir. 11 yılda 33 kupa alınmış olsa dahi Aziz Yıldırım gitmelidir. Çünkü artık Fenerbahçe’nin imaj problemi vardır. Çünkü Fenerbahçe’nin artık makyajını değiştirmesi gerekmektedir. Çünkü;
- Fenerbahçe’den artık herkes nefret etmektedir.
- Eğer 10 takım sizden nefret etse, bunun 5’i size karşı ful motive oynasa, bunların sadece 2’si sizden yarım puan çalsa, sezon sonunda en az 6 puan eksiksiniz demektir.
- Bursa’nın şampiyonluğuna sadece Fenerbahçe ve Diyarbakır sevinmemiştir.
- Eğer reikiye, şakraya, yogaya inanıyor olsam, Trabzon maçı 20-1 bitmesi gerekirken tüm Türkiye’nin yaymış olduğu negatif enerji yüzünden 1-1 bitti demem de gerekir.
Yahu;
Bir başkan, her gazeteci ile uğraşır mı?
Bir başkan, ben sizi dövdüm mü der mi?
Bir başkan, her yönetici ile uğraşır mı?
Bir başkan, bir anonsçu ile uğraşır mı?
Bir başkan, bir kaleci ile uğraşır mı? Evet, Rüştü olayında Fenerbahçe haklı olabilir. Fakat tekrar soruyorum, bir başkan bir kaleci ile uğraşır mı? Rüştü ile uğraşacak 10 bin adamınız muhakkak vardır.
Tabi ki bir klüp Rüştü ile, Hıncal Uluç ile, Melih Gökçek ile uğraşabilir. Ama soru şu; bütün bunlarla bir başkan uğraşır mı?
Aslında soru şu; Fenerbahçe Başkanı’nın abuk sabuk bir kaleci için uğraşmaya nasıl zamanı olabilir?
Reklamdaki gibi, bir başkan hem aşçı, hem ayakkabı bağlayıcısı, hem elektrikçi, hem oyun oynayıcı, hem baba, hem sucu, hem teknik direktör, hem menajer, hem psikolog, hem bilmem ne olabilir mi?
Bizde olur anasını satayım.
Burası İstanbul.
Burası Fenerbahçe…
Bizde olur.
http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/14818195.asp









Son Yorumlar