GS ile Etiketlenmiş Yazılar
Problem Jo değil
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 13 Nisan 2010 tarihinde gönderildi
32 yaşındayım.
Şu kısacık hayatımda;
Süleyman Seba, Rıdvan Dilmen, Hakan Şükür, Oğuz Çetin, Fatih Terim, Bülent Korkmaz’ın bile ıslandıklarını gördüm.
Müjdat’ı, Yaşar’ı, Abdülkerim’i 2 metrelik kalastan kaçarken gördüm.
Amigo Orhan’ın Mustafa Denizli’ye balina gibi uçtuğunu gördüm.
Ogün’ü cenazede dayak yerken gördüm.
Rüştü’ye aduket çektiler, onu gördüm, taktakduket çektiler onu da gördüm.
Yani binlerce protesto, binlerce tepki gördüm.
Fakat Galatasaray’ın “Ruh” kelimesini kullandığını ilk defa görüyorum.
Galatasaray ve ruhsuzluk…
Galatasaray çökmüş, tribün bölünmüş, Ultraslan ultra ve slan diye ikiye yarılmış.
Denyor ki, Fenerbahçe – Beşiktaş maçı beraber biterse şampiyonluk şansı doğuyor.
Galatasaray 50 sene Ligi alsa ne olur, kaptanı yuhalanmış.
Sen seneye kaleci alacağına, Metin Oktay’ın mezarının üstüne battaniye al.
Bütün bunların sebepleri çok basit değil.
Bunların sebepleri çok yeni de değil.
Galatasaray ne Fenerbahçe maçı, ne 19 şampanya ile banyo, ne Franco’nun lensleri, ne de sağlık kurulu yüzünden bitmiştir.
Galatasaray, Feldkamp’ı 6 maç kala gönderdiği gün bitmiştir.
Galatasaray, Arda Alemdar’ı 1.kaptan, Sabri’yi 2.kaptan yaptığı gün bitmiştir.
Galatasaray, Adnan parantezinde 9. senelerinde 9. teknik direktörü getirdiği gün bitmiştir.
Galatasaray, en büyük rakibi Cannes’da final oynarken, baskette 2 kere forma değiştirdiği an bitmiştir.
Galatasaray, saat 20:45’de bitmiştir.
Galatasaray, artık bize benzediği için bitmiştir.
Dos Santos, Franco, Elano, Arda, Jo.
Bunlar gitse ne olur loooo demek geliyor insanın içinden.
Artı, Galatasaray’ın seneye artık ilk 11’i bellidir.
Kalede, Eski Futbolcular Vakfı.
Geride, Sarı Kırmızı Derneği, 1905 Derneği, 1905 Birleşik Grup.
Orta saha, GS Grubu, Florya Grubu, Altyapı Derneği, GS Derneği.
Tek forvet, Birleşik Galatasaraylılar Vakfı.
Tarihte Bugün
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 13 Ağustos 2009 tarihinde gönderildi
Mark Twain, 14 Ağustos 1909: “Ekim, hisse senetleri üzerinde spekülasyon yapmak için özellikle tehlikeli aylardan biridir. Diğerleri ise; Temmuz, Ocak, Eylül, Nisan, Kasım, Mayıs, Mart, Haziran, Aralık, Ağustos ve Şubat’tır.” 14 Ağustos 2009: “Didem Erol, iki yıldır beraber olduğu Quentin Tarantino ile ilişkisini iki hafta önce noktalamıştır. Ünlü yönetmen, yeni filminin beklediği başarıyı yakalayamaması nedeniyle bunalıma girmiş ve bu da ilişkilerine yansımıştır. Tarantino’nun filmin Avrupa’daki gala turuna yalnız gitmek istemesi de bardağı taşıran son damla olmuştur.”
14 Ağustos 1997
Cim-Bom yönetimi, bir yılı aşkın bir zamandır sürdürdüğü proje çalışmalarını tamamlayıp GSGM’ye kabul ettirince stadın kiralanmasına onay çıktı. 1998 yılı Mart ayında yıkılacak olan şimdiki Ali Sami Yen Stadı’nın yerine yenisi inşa edileceği öğrenildi. Galatasaray yöneticisi Mustafa Sarıgül, Sarı-Kırmızılı taraftarların takımlarını daha rahat bir şekilde izlemesi ve çıkışlarda evlerine daha kolay gidebilmelerini sağlayacak olan yeni stadın 1999 yılına kadar tamamlanmasını hedeflediklerini söyledi.
Fenerbahçe’de hazırlık döneminde ortaya koyduğu futbolla büyük beğeni kazanan ancak Elazığ maçında sakatlanan Ali Nail’in bu sezon futbol oynayamayacağı belirtildi.
14 Ağustos 1998
Trabzonspor’un lig ve UEFA Kupası’nda aldığı beklenmedik sonuçlardan sonra Teknik Direktör Milne, futbolcularını Altay’a konsantre etmek için takımı maçtan iki gün önce İzmir’e götürdü.. Asbaşkan Hikmet Onur, “Gereken tedbirleri alıyoruz” dedi
14 Ağustos 1999
Genk, Gineli golcüyü Oulare’yi F.Bahçe’ye vermeyeceğini açıkladı. Uzun süredir forvet arayışını sonuçlandıramayan F.Bahçe, Oulare konusunda Genk Kulübü’nden bir kez daha veto yedi. Belçikalı yöneticilerin yaptığı ‘Oulare’yi vermeyeceğiz’ şeklindeki açıklamanın ardından, bugün Gineli golcüyü izlemek için Belçika’ya gideceği açıklanan yardımcı antrenör Turhan Sofuoğlu’nun uçak bileti iptal edildi. (15 gün sonra Oulare Fenerbahçe’ye imza attı.)
14 Ağustos 2000
Ligin ilk sınavında sergilenen oyundan sonra , F.Bahçe Kaptanı Ogün şöyle konuştu: “Mirkoviç gibisini görmedim. Arkamı dönüyorum, top benden kaçmış. Baktım Mirkoviç rakibin başına cellat gibi dikilmiş. Çok hızlı ve konuşmadan topunu oynuyor. Rüştü bu sezon çok rahat olacak. Orta sahamız mükemmel. Lazetiç otobanda kaplumbağa gibi giderken yanınızdan geçen bir Ferrari gibi. Deparları, tüm arkadaşlarını oyuna hızlı girmeye zorluyor. Ali Güneş bir kelebek. Rüzgâr gibi yön değiştiriyor.”
Beşiktaş Teknik Direktörü Scala, sözleşmesinin sürmesine rağmen Sellami’yi, Yimpaş Yozgat maçında +1 olarak sahaya sürmezken, 3-0′lık galibiyet sonrası, “Şimdilik bu kadro ile devam” kararı aldı. 4 resmi maçın 3′ünde sahaya ilk 11′de çıkan, ancak ilk yarılarda oyundan alınan yeni transfer Dimitri Khlestov’a da sahip çıktı.
14 Ağustos 2001
G.Saray Teknik Direktörü Lucescu, havaalanında Sergen Yalçın’ı kenara çekti ve birebir konuştu: “Dört kilo fazlan var. Bu kilolar yalnız idmanla kaybolmaz. Lokmayı kes, iradene sahip ol. Sana verilmiş bu yeteneğinin kıymetini bil.”
14 Ağustos 2002
Fenerbahçe Teknik Direktörü Werner Lorant, Feyenoord karşısında aldıkları 1-0′lık yenilginin büyütülmemesi gerektiğini belirterek, ‘‘Sahamızda oynayacağımız rövanşı farklı skorla kazanarak Şampiyonlar Ligi’ne kalacağız’’ dedi. Trabzon’da oynatmadığı Mustafa Doğan’ı dün rakibin silahı Van Hooijdonk’u tutmakla görevlendiren Lorant, yeni transfer Steviç’i de ilk 11′de oynattı.
14 Ağustos 2003
Tribünlerde her geçen gün çoğalan küfüre Diyanet el koydu. Hutbede, küfrün İslam dinine yakışacak bir davranış ve özellikle futbol maçlarında taraftarların birbirine sövmelerinin de dinen doğru olmadığına dikkat çekti.
Derry City maçında ikinci yarıda forma giyen Rüştü Reçber, başarılı kurtarışlarıyla beğeni topladı. El Mundo Deportivo ve Sport gazeteleri, Rüştü’nün Juventus önündeki gibi topa hakim ve defansta güven verici bir görüntü çizdiğini yazdılar. Teknik Direktör Rijkaard’ın Rüştü ile Valdez arasında zor bir seçim yapması gerektiğini, iki kalecinin de ülkenin en formda eldivenleri olduğunun altını çizdi. (Rüştü, 17 gün sonra Fenerbahçe’ye kiralandı.)
14 Ağustos 2004
Fenerbahçe, 91 gün sonra Samsun maçı ile Kadıköy Şükrü Saracoğlu Stadı’nda taraftarlarının huzuruna çıktı. Uzun uğraşlar sonrasında transfer edilen Brezilyalı yıldız Alex de Souza da ilk kez Fenerbahçe formasıyla ter döktü. Sambacı’nın yanısıra Serkan, Deniz, Murat, Önder ve Fabiano da Kadıköy’ün atmosferine ilk kez tanık oldu.
14 Ağustos 2005
Beşiktaş’ın iki yeni transferi Kleberson ve Ailton bugün ilk kez Siyah-Beyazlı formayla İnönü’ye çıktı. Ailton ilk maçında ilk golünü attı.
14 Ağustos 2006
Fenerbahçeli futbolcu Kemal Aslan, Şampiyonlar Ligi’nde oynayacakları rövanş maçı için “Dinamo Kiev’i yenip tur için yetecek skoru alacağız” dedi. (Maç 2-2 berabere bitti, Dynamo Kyiv Şampiyonlar Ligi’ne kaldı.)
14 Ağustos 2007
YAPTIĞI esprilerle hemen hemen her idmanda takım arkadaşlarının neşe kaynağı olan Hasan Şaş, dün sabah yapılan antrenmandan önce yine herkesi güldürdü. Ümit Karan ile birlikte idmana doğru gelen Şaş’ın kafasına bir karga yerden aldığı cevizi bırakınca milli futbolcu, “Yahu beni buradaki kargalar bile istemiyor. Burada o kadar insan varken, karga gelip beni buluyor ve cevizi kafama bırakıyor” dedi.
Eskişehirspor Başkanı Nebi Hatipoğlu, kamptaki performans eksiklikleri nedeniyle kadro dışı bırakılan Sergen Yalçın ve kaleci Cenk’in 20 Ağustos’ta takımla birlikte çalışmalara başlayacağını söyledi. Hatipoğlu, “Teknik direktör Metin Diyadin ile yaşadığımız sorunları aştık. Şu anda hocamız takımının başında” dedi.
14 Ağustos 2008
Ersun Yanal, önlerinde uzun ve zorlu bir yol olduğunu belirterek, Trabzonlu taraftarlardan bu süreçte futbolculara toleranslı ve sevgiyle yaklaşmalarını istedi. (Ersun Yanal 27 Nisan 2009’da istifa etti.)
Skibbe, Steau Bükreş maçı için “Tur için hala şansımız var ve rövanşta çok daha iyi olacağız. Yediğimiz golleri herkes gördü. İlk golde kaleci hatası var ikinci golde ise kontrolü çok zor olan uzun boylu bir oyuncudan gol yedik. Rövanşta kesinlikle kazanırız” dedi. (Steau Bükreş, kendi evinde 1-0 yenerek Galatasaray’ı Şampiyonlar Ligi’ne çıktı.)
Hazırlık sınıfı
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 08 Ağustos 2009 tarihinde gönderildi
http://okuryazar.ntvspor.net/ridvan-dilmen-iki-takim-da-hazir/comment-page-3/#comments üzerine…
Evet, iki takım da gayet hazır. Peki neye hazır? Ben size söyleyeyim. Hani böyle 5-10 kişi üstünüze çullanır ya, hem de böyle terlikli, oklavalı, sopalı, levyeli. Anadan doğma dayak denir ona. İşte takımlarımız Avrupa’da öyle bir köteğe hazır. Fakat Allah Türk insanını seviyor da, takımlarımıza Barcelona’yı, Madrid’i göndermiyor.
Sayın Rıdvan Dilmen bunları okur mu bilmiyorum fakat, aslında o da biliyor ki hiç bir takım hiç bir şeye hazır değil. Bardağın dolu tarafı derseniz, tabi ki her sene olduğu gibi Lig’e hazırlar. Zaten 3 takım şampiyon olacak. Şansları da %33,3.
Trabzon’a da malesef %0,01 kalıyor.
Bu şekilde hepsi dünden hazır.
Fakat çıtamız hala orası mı?
Hala yurtdışında izlenme oranı olmayan, derbileri zevksiz ve olaysız geçmeyen, UEFA’da, CAS’da sayısız mahkemeleri olan Lig’imizi mi baz alacağız?
Trilyonlar harcanıyor, vergiler kaçırılıyor, havadan paralar ödeniyor.
Bunların hepsi Fenerbahçe – Kasımpaşa maçı için mi, yoksa Olimpiyat Stadındaki Büyükşehir Belediye – Beşiktaş maçı için mi?
Bunların hepsi Bobo, Holosko, Deivid, Alex için mi?
Bunların hepsi Keita’yı, Kewell’i, Elano’yu tarlada seyretmek için mi?
Çıta..
Aziz Yıldırım çıtayı paramparça ediyor, 3 sene Lig Şampiyonluğu sözü veriyor.
Aynı adam bir sene önce Şampiyonlar Ligi Yarı Finali sözü vermiş bulunuyor.
Şimdi Lig diyor.
Aziz Yıldırım krizde hedefleri revize ediyor, ve geriye çekiyor.
Fakat Güntekin Onay’ın dediği gibi, Aziz Yıldırım, Yıldırım Demirören, Adnan Polat yüzlerce milyon Euro’luk transfer yapıyor, Manchester daha bir kişiyi almıyor. Liverpool de almıyor. Bayern Münich adam kaybediyor, Milan adam kaybediyor ve adam almıyorlar.
Ama bizimkiler Honved için, Tobol için, Manisa için, Kasımpaşa için müthiş transferler yapıyorlar.
Bütün bunlar nasıl çözülür biliyor musunuz?
Bugün hayatımızın her yerinde RTÜK var, di mi?
Bir film seyrediyorsunuz, adamın elinde sigara var. Mozaiklenmiş.
Veya orjinalinde sevişme sahnesi var, hoooop TV’de hemen reklam.
Haberlerde kavga var, gürültü var, senin ananı biiiipppppp sülaleni biippppp.
CNBC-e’de fak fuk fon diyor, altyazıda lanet olsun, hay bin kunduz diyor. Herşeyimiz yasak, sansür.
Peki aslında ilk yasaklanması gereken şey ne?
Spormax.
Çünkü insanların artık gözü açıldı.
İnsanlar artık Alex Ferguson’u babası gibi tanıyor.
Gerard’ın hangi köşeye vuracağını biliyor.
Giggs’in kuaförünün kaynının ismini bile söyleyecek bilgisi var.
Çünkü insanlar artık yemiyor.
Artık insanları Türkiye Ligi ile, Ziraat Bankası kupası ile kandıramıyorsunuz.
Artık insanları bin yaşına gelmiş yöneticiler ile, klüplerinden kovulmuş eski yıldız Yeşilçam futbolcuları transferleri ile, senede o kadar iç çamaşırı bile değiştirmeyen fakat o kadar takım değiştirebilen dinazor antrenörler ile kandıramıyorsunuz.
Her sene aynı teraneler, yine aynı transferler, yine adam kaçırmalar, yine aynı imza şovlar, yine jetle futbolcu getirmeler, yine trilyonlar, yine dernek-klüp yapısı-UEFA kriterleri muhabbeti, yine menajerler ve tabi ki sonunda yine anamızın ligi, yine hüsran.
Allah seviyor da Barcelona’yı göndermedi diyorum fakat, daha geçen sene Arsenal burada Fenerbahçe’yi perişan etti. Daha önce Manchester, Liverpool, Porto, Barcelona, Lyon Fenerbahçe ve Beşiktaş’ı mahvetti.
Daha geçen gün Sivas 5 yedi. Fakat 45 saniyede 30000 kişinin ölümünü unutan halkımız, o maçı unuttu, 3-1 yendi ve gaza geldi. Önümüzdeki maçlarda daha iyi olacağız dedi.
İşte zaten sorun senin önün, arkadaşım.
Senin önün.
Son cümle ile kapatırsak; dikkat edildiyse, Şeytan Dilmen görüşünde iki takım da Lig’e hazır veya Avrupa’ya hazır demiyor, sadece “hazırlar” diyor ve ince bir ek yapıyor : “Fenerbahçe ve Beşiktaş olabilecekleri noktadalar.”
Yani demek istiyor ki, bunlara altın semer vur, eşek eşektir. Buradan daha ileri gitmez.
O yüzden gayet hazırlar.
Dirt – iki
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 22 Aralık 2008 tarihinde gönderildi
Nasıl olacak bilmiyorum…
Ben oramı burama takıcam…
Eşşekler gibi koşturacam…
Her tarafımdan kan, ter damlayacak…
Maç sonunda elli bin, yüz bin avro alma ihtimalim de var.
Öbür dingillerin yanından da rüzgar gibi geçicem…
Bana tekme atacaklar, küfür edecekler, tükürecekler…
Ben hakeme değil sarı kart hareketini, bir hareket gösteririm annem beni evlatlıktan men eder.
Kurala bak..
Elini sallıyorsun sarı kart.
Şeyini sallıyorsun kırmızı kart.
Yahu halı saha maçında biri faul var dediğinde deliriyorsun topla giderken…
Ne faulü diyorsun, bayanlar liginde miyiz diyorsun..
Düşünsene kendini derbi maçında…
Kaldı ki, Delgado sana gülerek İngilizce “ben bir kere faul yaptım, sen hemen kart verdin” diyor.
İngilizce bilmiyorsan al sana İspanyolcası…“ Hice un foul, usted me di la tarjeta amarilla”
Bütün dillerde aynı…Elinle 1 yapıyorsun, orayı gösteriyorsun, sonra sarı kartı gösteriyorsun..
Ama Cüneyt Çakır, sıfır futbol bilgisi, sıfır vücut dili anlayışı.
İşte futbol bu anam. Futbol bilip camiada yer almak da bu.
Böyle manyak bir spor.
O yüzden bazı kurallar iflas ediyor.
Sen hiç gördün mü önlüğü yırtılmış, arkadan tekme yemiş bir jinekolog?
Hayalarına laptop gelmiş bankacı gördün mü?
Kafası sarılı maskeyle fısfısla defileye devam eden manken?
Veya sen hiç muhasebeciye yatarak girdin mi?
Adam atmak kolay.
Önemli olan adam olmak..
Maç zaten Galatasaray’ın hakkı. Ama sen ne karıştırıyorsun ortalığı.
Tıpkı Gökhan Gönül’ün kafasını eğince attığın gibi.
Cüneyt Çakır..
Serdar Çakır.
Çakır keyif bir aile işte…
He ol, she ol, it olma!
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 24 Kasım 2008 tarihinde gönderildi
Google sağolsun..
2007-2008 sezonu yazalım ekrana….
Şampiyon Galatasaray, ikinci Fenerbahçe…
Peki son derbi yani final kimle kim arasında?
Galatasaray – Fenerbahçe…
Peki.
2005-2006 sezonu…
Birinci Galatasaray, ikinci Fenerbahçe…
Peki son derbi kimin?
Galatasaray – Fenerbahçe…
Sondan 3.cü hafta Trabzon-Fenerbahçe maçını derbiden saymayalım bir müddet..
Şu olabilir mi….
Bir yerde kalantorlar toplanıyor kalantor kalantor….
Bunlar hakem makem medya taraftar bütün seneyi ayarlayan adamlar…
Üstüne üstlük fikstür çekilirken,
Bir sene sonrası için kimler favori ise,
O iki takımın maçını son derbi yaptırtıyorlar.
Rating, rant, para, pul herşey orda.
Son maça kadar heyecan olmalı çünkü! Final çünkü bu!
Ne alakası var…
Devam…
2004-2005 sezonu..
Birinci Fenerbahçe, ikinci Trabzon..
Teoriye göre, bütün hakem hatalarının, atamaların, medyanın, onun bunun FB-Trabzon ile final oynatması gerekir.
Son derbi, GS-FB.
Fakat, Fenerbahce-Trabzon maçı sondan 5.hafta, FB-GS maçı sondan 2.hafta.
FB Trabzon maçına çıkarken 71 puanla 1.ci, GS 67 puanla 2.ci, Trabzon 65 puanla 3.cü.
Yani FB’nin en büyük rakibi gene GS.
Yani, aslında kalantorlar iyi planlıyorlar ama sonra GS düşüşe geçiyor, Trabzon aradan fırlıyor…
2003-2004 sezonu..
Fenerbahçe şampiyon, 2.ci Trabzon, 3.cü Beşiktaş.
Son derbi?
Fenerbahçe – Beşiktaş.
Derbi, sondan 4.hafta…
Son 5.haftaya FB 66, Trabzon 62, Beşiktaş 61 puan ile giriyor..
Hep Trabzon aradan giriyor!
Halbuki final maçı Fenerbahçe – Beşiktaş..
Çekilsene aradan Anadolu takımı! Büyük rant diyorum! Milyon dolarlar diyorum!
2002-2003 sezonu.
1.ci Beşiktaş, 2.ci Galatasaray.
Son derbi? Direk Beşiktaş – Galatasaray…
2000-2001 sezonu…
1.ci Fenerbahçe, 2.ci Galatasaray, 3.cü Antep.
Son derbi? Tabiki Fenerbahçe – Galatasaray.
Brrrr, Antep korkutuyor…
1999-2000 sezonu..
1. GS, 2. BJK, 3. Antep.
Son derbi? Hooop, Galatasaray – Beşiktaş.
1998-1999 sezonu.
1. GS, 2. BJK.. Derbi : Galatasaray – Beşiktaş…
Yeter sıkıldım, 1996-1997 sezonu…
1. GS, 2, BJK…Al sana derbi…Galatasaray – Beşiktaş..
Bu sene son derbi : Trabzon – Fenerbahçe
Hadi Trabzon sürpriz lider diyelim…Gerçi belli olmaz belki Trabzon’u favori gördüler…
Ondan bir önceki derbi : Beşiktaş – Fenerbahçe
Bütün hakem hatalarını, skandalları, medya yönlendirmesini buna göre seyredelim bir zahmet..
Aslında,
Gene düşündüm de…
Yılmaz Özdil demişti sanırım.
Biz soykırım yapmış olamayız..
Çünkü soykırım için
Sistem gerek,
Disiplin gerek,
Koordinasyon gerek,
Organizasyon gerek…
O yüzden yukarda yazdıklarımı silin gitsin.




Son Yorumlar