Galatasaray ile Etiketlenmiş Yazılar
Tarihte bugün
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 29 Ekim 2010 tarihinde gönderildi
29 Ekim 1923
Mustafa Kemal Paşa`nın tavsiyesi ile 27 Ekim 1923′te Ali Fethi (Okyar) Bey başkanlığındaki hükümetin istifası ve Cumhuriyet Halk Fırkası grubunun yeni hükûmet listesi üstünde anlaşmaya varamaması üzerine, Mustafa Kemal Paşa 28 Ekim gecesi arkadaşlarını toplayarak sorunun gerçek çözümüyle ilgili düşüncesini açıkladı. İsmet İnönü’yle o gece, devletin niteliğinin Cumhuriyet olduğunu öngören bir yasa tasarısı hazırladı. Ve 29 Ekim günü Türkiye Cumhuriyeti’ni ilan etti.
29 Ekim 1997
Trabzonspor Başkanı Mehmet Ali Yılmaz, ‘‘CINE 5 yetkilileri, eylül ve ekim taksitlerini ödemediler. Bu 2 taksiti ödemezlerse anlaşmayı yırtar atarız” dedi.
29 Ekim 1998
Transfer döneminin ardından bir kenara çekilip takıma müdahale etmeyen ancak Beşiktaş yenilgisinin ardından harekete geçen Yıldırım’ın bu tepkisi üzerine kaptan Rüştü, başkana söz verdi. Rüştü, ‘‘Sizi üzmeyeceğiz. Arkadaşlarım işin bilincinde. 8 maçımızı kazanıp, ilk yarıyı zirvede bitireceğiz’’ dedi.
29 Ekim 1999
Ogün daha önce hiç oynamadıkları 4-3-3 sistemini kısa sürede öğreneceklerini dile getirerek, ‘‘Bizler profesyonel futbolcularız. Zeman ne istiyorsa yapmalıyız. Taşlar yavaş yavaş yerine oturuyor. Şanssızlıklar yaşadık. Ama bunun sonu gelecek’’ diye konuştu.
29 Ekim 2000
Erzurum – Beşiktaş maçından sonra Erzurumspor futbolculardan Ömer ve Ergin maç bitiminde hakemlere büyük tepki gösterdi. İki futbolcu, ‘‘Federasyonundan hakemine kadar herkes bize cephe almış. Artık ne yapalım, İran liginde mi oynayalım? “ dedi.
29 Ekim 2001
Öte yandan uyuşturucu kullandığı gerekçesiyle hakkında dava açılan Daum, yarın başlayacak dava öncesi Alman basınına konuştu. Kendisine komplo kurulduğunu öne süren ünlü çalıştırıcı, ‘‘Hakkımdaki iddialar hayal ürünü ve düzmece. İddiaların hepsini tek tek çürütüp, suçsuzluğumu ispat edeceğim. “
29 Ekim 2002
Fenerbahçe Teknik Direktörü Lorant, G.Antep ve Malatya maçları sonrası istifa etmeyi düşündüğünü ancak başkanla konuştuktan sonra bu fikrinden vazgeçtiğini belirtirken, yorumcuların taktik vermesine kızdığını söyledi.
29 Ekim 2004
GALATASARAY Kulübü İkinci Başkanı Ergun Gürsoy, Fenerbahçe’den sözleşmesi karşılıklı olarak feshedilen eski oyuncuları Fatih Akyel’in yuvaya dönmesine yeşil ışık yaktı. Sezon başından bu yana genç oyuncuyla ilgilendiklerini belirten Gürsoy, ‘Fatih bizim evladımızdır. Ocak ayına daha iki ay var. Ne olur, olmaz bilemiyoruz’ dedi.
29 Ekim 2005
Deniz Barış’ın lisansı askıya alındıktan sonra Aziz Yıldırım, Kurul Başkan Vekili Erkan Vardar’ı telefonla arayıp, bu karardan hoşnut olmadığını söyleyip, Erkan Vardar ve Gürol Kaymak hakkında ağır sözler sarfetti.
29 Ekim 2007
Trabzon Başkan yardımcısı İbrahim Baturoğlu, “Bu saatten sonra takımı şaha kaldıracak olan tek insan evladı Ersun Yanal’dır. “ dedi.
29 Ekim 2008
Galatasaray Başkanı Adnan Polat, Eskişehirspor maçında alınan 4-2′lik yenilginin, Trabzonspor ve Olympiakos maçlarında harcanan yüksek eforun sonucu geldiğini ileri sürdü.
29 Ekim 2009
Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK), 1 hafta önce Fenerbahçe – Galatasaray maçında çıkan olaylar nedeniyle Fenerbahçe’ye 2 maç seyircisiz oynama, Galatasaray Kulübü’ne 20 bin TL para cezası, Bilica’ya ve Abdel Kader Keita’ya da 3 maç ceza verdi.
Semihgül’ün suçu ne?
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 25 Ekim 2010 tarihinde gönderildi
9 hafta geçti.
4 hafta da Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi elemesi oynandı.
Etti sana 13 maç.
Bu 13 maçta görüldü ki, Daum’un, Zico’nun, Aragones’in Fenerbahçe’si ile Aykut Hoca’nın Fenerbahçe’sinin arasında en büyük fark ne Dia, ne Niang, ne de Diang.
Eski Fenerbahçe ilk 5’deki her rakibini yenerdi, son 5’deki takımlara puan kaybederdi.
Şimdiki Fenerbahçe ilk 5’i yenemiyor, son 5’e fark atıyor.
Bu sene Trabzon’a, Kayseri’ye, Beşiktaş’a, Galatasaray’a, PAOK’a, Young Boys’a kaybedilmiş yığınla puan ve maç var.
Fakat Kasımpaşa’ya, Konya’ya, Gençlerbirliği’ne atılmış düzine şeklinde gol var.
Fenerbahçe ilk 5’de sadece Antalya’ya 4 golü var, lakin daha oynanmamış Bursa ve Karabük maçları var. Özellikle bence Kadıköy’deki Karabük maçı daha korkunç.
Bir de “Efsane geri döndü” denilen Fenerbahçe, 6.hafta Kasımpaşa yerine Karabük ile oynasaydı, şimdi belki de Rijkaard’ın yerine Aykut Hoca bavul toplamıştı. Veya Galatasaray, 7.hafta Karabük yerine Kasımpaşa ile oynasaydı, şu an Neeskens’in gözü mor değildi.
Bu arada bütün bunların bir iyi yanı var, bir de kötü yanı var.
İyi yanı, demek ki takım artık maç seçmiyor. Eskiden sadece derbi veya Avrupa maçlarına motive olan bir Fenerbahçe vardı. Şimdi her şey standart gözüküyor.
Kötü yanı, sen ilk 5’deki takımları yenersen, dolaylı yoldan 4×3’den (bir takımın Fenerbahçe olduğunu düşünelim) 12 puan, 12 puan x 2 maç, eşittir 24 puan, genelde derbi maçlara 6 puanlık maç denir, 24×2=48 puan belki cebe koyarak lige başlıyorsun. İşte o yüzden eski Fenerbahçe ligin 8-10.haftalarında liderlik koltuğuna oturmuş oluyordu.
Bu ilk 5 dediğimiz büyük takımlara, veya iyi oynayan takımlara, veya takım gibi takımlara karşı Fenerbahçe’nin skor anlamında ne zaman üstünlük sağlayacağını sadece Aykut Hoca biliyor.
Fakat Aykut Hoca bir şeyi daha iyi biliyor.
Fakat uygulayamıyor.
Sezon başında ıvır zıvır bütün adamları göndererek radikal kararlar alan Aykut Hoca hala Semih’i değil, 70 dakika Alex’i düşünüyor.
Hem de geçen hafta Özer’in sakatlanması ile şansa oyuna giren ve oyunu çeviren Semih’i.
Ve Aykut Hoca, şunu da biliyor.
7 senede Semih, Alex kadar görev alsaydı, belki Alex gibi 100 gol-100 asist değil, fakat en azından 50 gol-50 asist ile oynardı.
Aykut Hoca, şunu da biliyor.
Şu an Alex’in ölmüş ise, 10 numarada oynayacak adam kesin Semih’tir.
Ve Aykut Hoca, Alex’e artık koşamıyor diyenlere, en güzel cevabın “Ulan 2003’de de bu adam koşmuyordu ki” olduğunu da biliyor.
Maçın analizi
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 19 Ekim 2010 tarihinde gönderildi
Pazar akşamı pijamamı giydim, dişimi fırçaladım, saatimi kurdum, yattım.
Sabaha karşı alarm çaldı, kalktım.
Maç başlamış.
Hemen çayımı aldım, köşeme geçtim.
Maça Erman Hoca hızlı başladı.
İlk dakikalarda sağlı sollu eski görüntüleri gösterdi, “Ben Arda fazla seks yaptı demedim, ben fazla seks yaptım dedim” dedi. Maçın 6.dakikasında iyi bir atak ile tüm gazete başlıklarını gösterdi. 10.dakikada ilk şut geldi, “Galatasaray kulübü beni hedef gösterdi” dedi.
Maçın en tehlikeli pozisyonu 23.dakikada yaşandı.
Erman Toroğlu, Habertürk Gazetesini çıkardı, “Bak burada, benden önce yapılmış suni çim mi seks mi haberi var. Galatasaray Kulübü nerede?” dedi.
Bundan sonra Ahmet Çakar sahneye çıktı, 35 ve 41.dakikada “Şenol’un annesi, şişme kadın, Ümit Karan’ın gollerini” geri ortaladı.
Sonra “Doktor arkadaşlarıma sordum, Osteitis Pubis fazla seksten olmaz dediler” diyerek ilk yarıyı bitirdi.
90+12’de Serhat Ulueren, “Şimdi bir haber geldi, Arda’nın söylediği şerefsiz Gökmen Özdenak’mış” dedi.
Maç boyunca Erman Hoca, 50 korner, 320 faul, 3 röveşata, 7 dömi-vole, 2 trivela şut kullandı.
Sabah olmuş, horozlar ötüyordu, Erman Hoca hala “Ben Arda fazla seks yaptı demedim, ben fazla seks yaptım dedim” diyordu.
Aklımda eski programlardan bir parodi, kulağımda çınlayarak gittim, yattım.
Adnan Aybaba, “Beşiktaş’ın böyle böyle yapması lazım.”
Ahmet Çakar, “Adnan, senin bunu söylemen için gerizekalı olman lazım.”
Adnan Aybaba, “Ahmet Hoca, sen bana gerizekalı mı diyorsun?”
Ahmet Çakar, “Hayır, senin bunu söylemen için gerizekalı olman lazım diyorum.”
Adnan Aybaba, “Ha, tamam o zaman.”
Yatarken…
Peki tüm bu sakatlıklar niye artmaya başladı diye düşündüm.
Şişirdiğimiz büyük takımlar neden teker teker patlıyor diye düşündüm.
Chelsea de, Manchester United de puan kaybediyor, ama en az 20 şutu var, onu düşündüm.
Sahalarımızı düşündüm.
San Marino’ya ilk kornerini, ilk golünü, ilk kornerden golünü tattıran Milli Takım’ın Azerbaycan maçını düşündüm.
Galatasaray neden ve nasıl bu hallere düştü, onu düşündüm.
Ronaldo grup seks yapıyor, kamçılarla yakalanıyor, uyuşturucu kullanıyor, ama leblebi gibi gol atıyor, onu da düşündüm.
Ve Arda’yı düşündüm.
Bütün bu soruları düşündüm…
Sonra aklıma Adnan Aybaba geldi.
Oracıkta uyumuşum.
Bir tarafım açıkta kalmış, bunlar kabus muydu, şimdi onu düşünüyorum.
Dersimiz Alamança değil, Türkçe
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 07 Ekim 2010 tarihinde gönderildi
Hain.
Hıyanet eden, ihanet eden (kimse); kötü bir niyet taşıyan. zarar vermekten, üzmekten ya da kötülük yapmaktan hoşlanan (kimse), hayın. Kimi vakit sitemli bir seslenme olarak kullanılır.
Hain kelimesini cümle içinde kullanalım.
“Ben Türk değilim, ben Alman’ım. Ben Türk bile olsam, Real Madrid’e gitmem için Yunanistan’da bile oynarım. Ben hain değilim. ”
Guus.
guus Augustus (Latince) isminin bir çeşidi, büyük, mükemmel, ihtişamlı.
Cümle içinde kullanalım.
“Ben Türkiye’de oturmam. Bana 8 milyon verin. Bana Arda’yı getirin. Oğuz, bana Arda’yı, Sarbi’yi, Gökhan Gönül’ü getir. Oğuz bana su getir. Oğuz gel. Oğuz git.”
Hiddink.
Anlamı, Yumuşak kalpli kadın.
Cümle içinde…
“Oğuz, bana Arda’yı getirirsen kızmazsın dimi canım?”
Rijkaard; zengin kimse, (argo) para babası.
Frank; (İngilizce) dürüst, (Latince) özgür, (germence) cirit
Cümle içinde kullanalım.
“Size dürüst olayım. Arda sakat. Antrenmanda yüklenirseniz sakatlanır. Hayır, benim umurumda değil. Ben Galatasaray’da nasıl olsa paramı alıyorum, cirit atıyorum. Ama yine de Arda başarı demektir, o da para demektir.”
Arda; Hükümdar veya kumandan asası, İşaret olarak yere dikilen çubuk, halef, ardından gelen (Erkek)
Cümle içinde…
“Benim bir an önce Avrupa’ya gitmem lazım. Burada bir asaya sap olamadım. Sinem’e ayakkabı almam lazım. Sinem’e kürk almam lazım.”
Oğuz.
1. Mübarek, saf ve iyi yaratılışlı. 2. Genç, sağlam, güçlü. 3. Anlayışı kıt, bön. 4. Köylü. Tosun. 5. Türk efsanelerinde geçen büyük bir kahraman. Büyük bir Türk boyu.
Cümle içinde kullanalım.
“Lorant’ın kuyusunu kazdım. Yetmedi. Bana Guus Hiddink’i verdiler. Volkan’ı kestim, Topal’ı sildim, Nihat’ı koydum, Semih’i koydum, Tuncay’ı koydum. Hala anlamadılar. Daha çok şeyler yapacağım. A Milli takım benim olacak.”
Beşiktaş’ın kabuğu
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 18 Ağustos 2010 tarihinde gönderildi
Beşiktaş iyi yolda mı, kötü yolda mı, ben bilmem.
Ama isterseniz size dünkü maçı özetleyeyim…
Yıllarca Digitürk’e tonla para ödedim.
Dedim ki hep kendi kendime…
Yahu ben sadece Fenerbahçe’yi seyrediyorum…
Hadi biraz da Galatasaray’ı seyrediyorum…
Hadi çok az da Bursa’yı severim…
Ulan Beşiktaş’a niye para ödüyorum?
Öyle ya…
Dünyanın en zevksiz maçı Beşiktaş – Rize maçıdır.
Ondan daha zevksiz maç “seyircisiz” Beşiktaş – Rize maçıdır.
Bundan daha da zevksizi “İbrahim Üzülmez’li seyircisiz” Beşiktaş – Rize maçıdır.
Bir baktım, en sonunda Digitürk beni duymuş.
Kampanya yapmış. Hemen aradım.
Dedim ki,
“Sadece Fener ne kadar?”
“Şu kadar.”
“3 büyüklerin maçları ne kadar?”
“Aynı.”
“Beşiktaş’ı çıkartırsak?”
“Aynı.”
O sırada Guti’nin ara pasında Bobo golü attı.
“Yahu ben Beşiktaş’ı seyretmek istemiyorum.”
“Aynı, beyefendi.”
O sırada Quaresma 3 kişiyi geçti.
“Yahu ben Beşiktaş’a niye para ödeyeyim?”
“Aynı, beyefendi.”
O sırada Quaresma, topu aldı, sektirdi, döndü, bir çaktı.
Hem Helsinki’ye, hem bana, hem benim gibi düşünenlere çaktı.
Ahize de bir tarafıma girmiş…
Telefon da kendiliğinden kapandı…
Fenerbahçe açılımı
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 24 Mayıs 2010 tarihinde gönderildi
İllaki tane tane yazmamı istiyorsanız, ben sadece böyle anlarım diyorsanız işte size madde madde Fenerbahçe açılımı. İstediğiniz sorudan başlayabilirsiniz.
Republic of Fenerbahçe
Bu büyük potansiyeli tekrar tekrar ve uzun uzun yazmamıza gerek yok. Trabzon maçı öncesi Bağdat Caddesi Cumhuriyet Mitingi gibiydi. Yüce Rabbim Fenerbahçe taraftarına kilometrelerce ışıl ışıl cadde vermiş, kimilerine yokuş vermiş, kimilerine egzoz dumanı içerisinde otoban üzeri stat vermiş. Fakat aynı Tanrı biliyor da Fenerbahçe’ye UEFA kupası veya Şampiyonlar Ligi finali vermiyor.
- Potansiyel örneği : Fenerbahçe şampiyonluğu kaybettiği akşam eve girerken, bir baktım bizim bakkal ağlıyor. Ne oldu dedim, “Ağabey yıllık bira stoğumu bir günde aldım, ben ne yapacağım bu kadar birayı” dedi.
- Az ilgili bir örnek daha; Fenerbahçe o kadar farklıdır ki, bir Fenerbahçeli haberleri seyrederken, Beşiktaş veya Galatasaray haberi gelince kanalı değiştirir. Fakat Bir Beşiktaşlı veya bir Galatasaraylı, oturur sabaha kadar “Fenerbahçe nereye koşuyor” programını seyreder.
Taraftar
Şurada kaç senedir eleştiriyoruz, taraftar hala kombine alıyor, bilet alıyor, forma alıyor diye. Bana cevap veriyorlar, biz pazara kadar değil mezara kadar Fenerbahçeliyiz diye. Senin mezarına atkıyı ben bağlarım, sorun değil. Fakat ben size Fenerbahçe aşkınızı mı bitirin dedim? Sizden 2 şey istiyorum. Ya kombine alın, fakat akıllı, sistematik, disiplin içerisinde protestonuzu yapın, ya da kombine almayın, protestonuzu yapın. Çünkü bu kafayla daha çok final gider, daha çok Güiza gelir, daha çok anons yapılır, daha çok ağlanır.
- Protesto örneği : Aziz Yıldırım’ın basın toplantısından hemen sonra 30 bin kombinelinin klübe gidip kombinelerini fırlatması. Fırlatırken de “Aziz Başkan sen istifa etmedin, ama biz ediyoruz.” denebilir.
Aykut Kocaman
Bu anons skandalından sonra, anonsçudan önce kovacağım ilk adam Aykut Kocaman’dır. Bir sportif direktör, adı üstünde spor işlerini direktive etsin diye alınmış fakat;
- Eğer yedek klübesindeki teknik kadronun Bursa – Beşiktaş maçının skorunu doğru bilmesini sağlıyamıyorsa,
- Önündeki ekrandan Bursa maçını takip etmesine karşın, Selçuk ve diğerlerinin hareketlerine karşı hiç bir aksiyonda bulunmuyorsa ben bunda ya kötü niyet ararım, ya da hala ne iş yaptığını anlayamadığım Aykut Kocaman’ın görevine son veririm.
- Eğer bu işlerle idari menajer ilgilenir derseniz, o zaman onu kovarım.
- Yani kısacası birini kovarım. Çünkü burada bir skandal var.
Christoph Daum
Benim için ilk suçlu hiç bir zaman hakem veya teknik direktör değildir. İlk önce doğru kadro, sonra doğru teknik direktördür. Eğer kadroyu teknik direktör yapıyorsa o zaman ilk suçlu teknik direktördür. Bu taraftar Mustafa Denizli’yi kovdu, şimdi onu arıyor. Bu taraftar Zico’yu yuhladı, şimdi onu arıyor. Bu taraftar Hiddink’i gönderdi. Bu ülke insanı Şenol Güneş’i ülkeden kovdu, şimdi bağrına basıyor.
- Dip not : Bana da yılda 3-4 milyon Euro vereceklerse, her sabah kovup geri çağırabilirler. Hatta her sabah İstiklal Marşını Almanca bilmeme rağmen tersten Almanca okutsunlar.
Güiza
Bkz. 4.madde Christoph Daum. Adamın niye protesto edildiğini hiç bir zaman anlayamadım. Yahu onu oynatan, onu alan var. Bana yine yılda 3-4 milyon Euro versinler, isterlerse ben uyurken bile 50 bin kişi yatağım başında ıslıklasın. Ha derseniz ki, Güiza Daum’a her 90 dakika için komisyon veriyor, ben onu bilemem.
- Güiza transferinde, 1 tane profesyonel İnsan Kaynakları sorumlusu kiralasan, 2 dakika mülakat yaptırsan, adamın kaşlarından, duruşundan, oturmasından, kalkmasından zaten Fenerbahçe’ye yararı olmayacağını anlarsın.
Aziz Yıldırım
Ve son sözler tabi ki Başkan’ın.
11 yıl geçti. Bu 11 yılda Fenerbahçe Spor Klübü onlarca kupa almışsa, 11 yılda onlarca final oynamışsa, yarı finalin kapısından dönülmüş ise, en büyük faktör Aziz Yıldırım’dır. Ama tarihi anons skandalı yaşanmış, 27 senedir kupa alınamamış, en büyük rakibin UEFA kupasını almış, son UEFA kupası Kadıköy’de olmasına rağmen hiç iplenmemiş ise bunun tek sorumlusu yine Aziz Yıldırım’dır.
Aziz Yıldırım gitmelidir. “Başarısız olduğu için gitmeli” değildir. 11 yılda 33 kupa alınmış olsa dahi Aziz Yıldırım gitmelidir. Çünkü artık Fenerbahçe’nin imaj problemi vardır. Çünkü Fenerbahçe’nin artık makyajını değiştirmesi gerekmektedir. Çünkü;
- Fenerbahçe’den artık herkes nefret etmektedir.
- Eğer 10 takım sizden nefret etse, bunun 5’i size karşı ful motive oynasa, bunların sadece 2’si sizden yarım puan çalsa, sezon sonunda en az 6 puan eksiksiniz demektir.
- Bursa’nın şampiyonluğuna sadece Fenerbahçe ve Diyarbakır sevinmemiştir.
- Eğer reikiye, şakraya, yogaya inanıyor olsam, Trabzon maçı 20-1 bitmesi gerekirken tüm Türkiye’nin yaymış olduğu negatif enerji yüzünden 1-1 bitti demem de gerekir.
Yahu;
Bir başkan, her gazeteci ile uğraşır mı?
Bir başkan, ben sizi dövdüm mü der mi?
Bir başkan, her yönetici ile uğraşır mı?
Bir başkan, bir anonsçu ile uğraşır mı?
Bir başkan, bir kaleci ile uğraşır mı? Evet, Rüştü olayında Fenerbahçe haklı olabilir. Fakat tekrar soruyorum, bir başkan bir kaleci ile uğraşır mı? Rüştü ile uğraşacak 10 bin adamınız muhakkak vardır.
Tabi ki bir klüp Rüştü ile, Hıncal Uluç ile, Melih Gökçek ile uğraşabilir. Ama soru şu; bütün bunlarla bir başkan uğraşır mı?
Aslında soru şu; Fenerbahçe Başkanı’nın abuk sabuk bir kaleci için uğraşmaya nasıl zamanı olabilir?
Reklamdaki gibi, bir başkan hem aşçı, hem ayakkabı bağlayıcısı, hem elektrikçi, hem oyun oynayıcı, hem baba, hem sucu, hem teknik direktör, hem menajer, hem psikolog, hem bilmem ne olabilir mi?
Bizde olur anasını satayım.
Burası İstanbul.
Burası Fenerbahçe…
Bizde olur.
http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/14818195.asp
Aziz Başkan CHP’ye
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 14 Mayıs 2010 tarihinde gönderildi
Bu yazı, Pazartesi sabahı Fenerbahçe şampiyon olsa da-olmasa da burada olacaktır. Çünkü bu yazı sadece bir spor yazısı değil, skor yazısı hiç değil, lakin bir final yazısıdır.
Bildiğiniz gibi başarılı bir dönem geçiren Fenerbahçe Spor Klubü, 2010 senesinde bir tek Kadınlar Deve Güreşi veya Uzun Eşek’de final oynamamıştır.
Trabzon maçının skoru hiç önemli değildir. Gerçi maç 3-1 Fenerbahçe’nindir. Örneğin son maç Keçiörengücü ile olsa, aynı şeyler söylenemeyebilir. Zira Fenerbahçe büyük takımlara karşı “konsantresi” farklıdır. Bu arada Lig biterken başta Sergen Yalçın olmak üzere, diğer yorumculara şunu hatırlatmak gerekir; meyvenin konsantresi olur, fakat futbolcunun konsantresi olmaz. Lakin şöyle de denebilir, “Appiah’ın konsantresi çok fazladır”. Yani adam demir gibi, yoğunluğu çok fazla anlamına gelmektedir. Mesela Gökhan Zan’ın konsantresi yoktur da denebilir.
İster şike deyin, ister mafya, Fenerbahçe Spor Klübü son 10 yılda nümerik olarak sayısız başarılara imza atmıştır. Benim fikrimi sorarsanız, herşey Şükrü Saraçoğlu’nun yeniden yapıldığı gün başlamıştır. Çünkü, şike, mike, teşvik primi, hatır işleri bunlar topun icadından beri her klüp tarafından yapılmaktadır.
Peki, diyelim ki, Aziz Yıldırım herşeyi para ile, şike ile yapmaktadır. O zaman Aziz Yıldırım, Cannes’a, Bergamo’a, Efes Pilsen’e, Sevilla’nın kalecisine de para yedirmiş dememiz gerekir. Veya Galatasaray – Steaua Bükreş maçına başarı dersek, Fenerbahçe – Chelsea maçına, Nihat Özdemir Chelsea TOKİ AlışVeriş Merkezi ihalesi için anlaşamadı mı dememiz gerekir?
Bu arada Aziz Yıldırım, o kadar başarısız bir mafyadır ki, 27 senedir bir Türkiye kupası alamamıştır.
27 senedir onbinlerce hakemi bağlamış, Digitürk’ü bile bağlamış, fakat bir tane kıchıkırık kupayı bağlayamamıştır.
Aslında bunların hiç biri umurumda değildir.
Fenerbahçe son 10 senede çok iş yapmıştır.
Fakat hala bu büyük potansiyeli kullanamadığı için istediğim noktada değildir.
İşte o yüzden acımasızca eleştiriyorumdur.
İşte o yüzden Sn. Ercan Saatçi bana “Sayende” deyip zaman zaman kızıyordur.
Fakat potansiyel inanamayacağınız kadar büyüktür.
Ve Aziz Yıldırım…
Fenerbahçe son 10 senede çok iş yapmış ise bunun ilk sebebi Aziz Yıldırım’dır.
Eğer Türkiye’de bir problem var ise, bunun alternatifi CHP ise, onun da lideri eksik ise, orayı dolduracak, karşı rakibin dilinden anlayacak ve ona “van minut” diyecek bir kişi vardır.
O da Aziz Yıldırım’dır.
“Atatürk’ün partisine Aziz Yıldırım’dan başkan olur mu deyyus?” diyenleri duyar gibiyim…
Niye kızdınız?
Siz yıllarca Atatürk Fenerbahçe’liymiş demediniz mi?
http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/14722024.asp
Baddua
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 11 Mayıs 2010 tarihinde gönderildi
Fenerbahçe en son kupayı aldığında taksimetre yoktu, Adile Naşit hayattaydı, Deniz Baykal muhalefetteydi. Yıllar geçti, millet Mars’a gitti, fakat ne Baykal başbakanlığı gördü, ne Fenerbahçe kupayı. İlkini bilmem ama ikincisi AKP’nin suçuydu.
Yahu öyle bir memleket ki…
İnsanını tepeye çıkardığın an düşüyor.
Dünya üçüncüsü olduk, Avrupa’ya kalamadık.
Avrupa üçüncüsü olduk, Dünya’ya kalamadık.
Fenerbahçe çeyrek final oynadı, Şampiyonlar Ligine kalamadı.
Bu sene Galatasaray 103 golü kırar dediler, millet kafasını kırdı.
Uğur Boral çok formda dediler, ayağı kırıldı.
Aykut birinci kalecimiz dediler, ondan sonraki her hafta hatalı gol yedi.
Bursa’ya da ligin en iyisi dediler, şimdi gönüllerin şampiyonu oldu.
Arda, reklamlara çıktı, hayatı kaydı.
Yahu Barcelona THY ile anlaştı, reklam TV’de çıktığı akşam İnter’den 3 yedi.
Bir memleket düşünün, “bad”dua etmesine bile gerek yok.
Sadece iyi düşünmesi yeterli.
Kupada Beşiktaş ve Galatasaray yok, Fenerbahçe bu sene artık kupayı alır dediler, Fenerbahçe 28’den gün aldı.
Korkuyorum, çünkü Fenerbahçe kesin şampiyon diyorlar.
Korkuyorum bu memleketten…
Her hafta Fenerbahçe’nin rakip kalecisi CSI Miami gibi incelenecek diye…
Her hafta bir yönetici çıkıp kaynım şike yaptı diyecek diye..
Her hafta Volkan gol yiyecek diye…
Korkuyorum…
Son hafta Alex’in bir yerden kasedi çıkacak diye.









![aziz-yildirim[1]](http://www.emrahoner.com/wp-content/uploads/2010/05/aziz-yildirim1.jpg)

Son Yorumlar