Galatasaray ile Etiketlenmiş Yazılar

Diyorlar ki

Medya diyor ki, bir kereliğine şike yapanlar affedilsin.
Yasin Hayal’i bir kereliğine affettin, e bunu da affedersin. Ya bu memlekette bir kereliğine bir şey affedilir mi? En az 50 kere affetmen lazım. Sen yorulursun anam. Veya sen zannediyor musun, bu iddianamede ismi geçenler veya nüfus cüzdanında TC yazan herhangi bir vatandaş affedilse, bir daha şike yapmaz, adam öldürmez, suç işlemez?

Kamuoyu diyor ki, şikeye teşebbüs ile şike aynı şey değildir. Örnekleri şu; Bir adamı vurmaya çalışıyorsun, ölmüyor. Diğerini vuruyorsun, ölüyor.
Ulan birinde adamın haberi yok, günahı yok ölüyor. Öbüründe şikeci ile görüşmüş, parayı almış mı, şikeyi uygulamış mı belli değil. Teklif edeni şikâyet de etmemiş. Öbüründe suçsuz adam ölmüş diyorum sana, suçsuz. Bu ikisine aynı ceza almamalı diyen var. Hâlbuki ihbar etmeyene 5 kat fazla ceza vereceksin. Bak bir daha yapıyor mu? (Kesin yapar, bkz. Madde 1)

Ünal Başkan diyor ki, “Bence Mehmet Ali Aydınlar ve TFF çok iyi çalışıyor, emin adımlarla çözüme doğru gidiyor.”
O zaman niye ihtarname çektirdin Sayın Başkan? Veya aralarda Türk Futbolu’na niye 1-2 tane tokat çaktın Sayın Başkan? Veya ihtarname çekerken Amrabat’ı ve Ali Turan’ı niye hatırlatmadın Sayın Başkan?

Ünal Başkan diyor ki, “Ben buraya Avrupa Projesi için geldim. Yoksa giderim.”
E biz ne yapalım Sayın Başkan? Biz de mi gidelim? Ya Başkan, ben zaten niye geldiğini anlamadım ki bu Türkiye’ye. Sen burada bir dürüst para mı gördün? Yasal ciro mu gördün? Burası akbaba cennetidir Ünal Başkan. Hatta burada akbabalar yerde yürür. Sen git yine Belçika’na Allah aşkına Ünal Başkan. Burada sana ne Avrupa Projesi çıkar, ne 3.köprü Ünal Başgaaaaan.

Ünal Başkan diyor ki, “Galatasaray geçen sene küme düşseydi, bizi düşürürler miydi?”
Bak ben sana tek cümle vereyim Sayın Başkan. Sen belki son 10-20 senede oradan bazı maçları kaçırmış olabilirsin. Fenerbahçe hariç, şike veya değil, küme düşme kararı verilmiş hangi takım olursa olsun şu an Gakkoşlarla kapışıyordu Sayın Başkan. Burası Republic Of Fenerbahçe Sayın Başkan. Zaten onun Cumhurbaşkanı da Yassıada’da dinleniyor.

Ünal Başkan diyor ki, “Juventus da küme düştü. Sonra geri geldi. Bir şey oldu mu?”
Türkiye’de şike yapan bir alt lige düşmesin Sayın Başkan, 4.Amatör bilmem ne ligine düşsün. Fakat Juventus’un Milan ile olan ilişkisi Fenerbahçe’nin Galatasaray ilişkisine benzemez Sayın Başkan. Burada Fenerbahçe küme düşerse, sen bırak Shaqiri’i, Florya’daki köftecideki garsonun maaşını ödeyemezsin Sayın Başkan.

Ünal Başkan diyor ki, “Avrupa’da oynamayacaksam ben niye transfer yapayım?”
Doğrudur. Haklıdır.
Peki Meloları, Elmanderleri, Selçukları niye aldın Sayın Başkan?
Bunların maliyetleri Shaqiri’den ucuz mu?
Bunları İBB’i yenmek için mi aldın Sayın Başkan?
Veya Fenerbahçe niye Sow’u almaya çalışıyor Avrupa’ya gitmeyecekse veya küme düşecekse?

Onlar ileri zekalı mı Sayın Başkan?

http://www.facebook.com/#!/groups/133230486718894/

http://twitter.com/#!/emrahoner

, , , ,

Yorum yok

Bilica ve Özer İddianame’de yok mu?

Bak, Aykut Hoca…

Galatasaray seni sadece perişan etmedi.
Sana bir ders verdi.
Çünkü Fenerbahçe, hayatında hiçbir zaman Galatasaray’a karşı böyle tempolu oynamadı.
6-0’lık maçta bile.
Fenerbahçe böyle tempolu oynasa sadece Alex 6 gol atardı.

Bak, Aykut Hoca…

Bilen bilir.
Sen ultra dürüst adamsındır.
Eski kulübünde herkes paraları yerken, sen 1 kuruşa bile tenezzül etmedin.
Kemal Belgin’in bulduğu kâğıtta herkesin isminin yanında o biçim paralar yazıyordu, senin isminin yanında hiçbir şey yazmıyordu.
Şu an şike olaylarından ben içeri atılırım, babaannem içeri atılır, sen atılmazsın.
Ayriyeten cebimde 10 trilyonum olsa, inan ilk sana emanet ederim.

Çünkü sen acayip bir adamsın.
Dürüstsün, dobrasın, netsin, duygusal agresifsin.
Senin aynı zamanda Protestan bir yapın var.
Belki de Çarşı’da doğdun bilmiyorum.
Ama sakal bıraktın, başkaldırdın, karşı çıktın, obje oldun.

O yüzden Fenerbahçeli senden radikal hareket bekliyor.
Fenerbahçeli senden klişeleri yok etmeni bekliyor.
Fenerbahçe’yi bugüne kadar geri zekâlılar, sahtekârlar, dolandırıcılar yönettiği için, Fenerbahçeli senden dürüstlük bekliyor, akıl bekliyor, us bekliyor, mantık bekliyor.

Her iyi futbolcudan iyi antrenör olmaz diye saçma sapan bir sav var.
Ulan kötü futbolcudan mı iyi antrenör olur?
Kafasız futbolcudan iyi antrenör olmaz, Aykut Hoca, kafasız.
Sen kafalı adamsın.
Sen akıllı adamsın.
Bazen basın toplantılarını anlamıyorum ama boş ver ben Şenol Güneş’i de anlamıyorum.
Adam Dünya 3. oldu, ben hala anlamadım mesela.
Bir şeyler demek istiyorsunuz ama ben çok derine inemiyorum.
O sırada gözlerim akıcı ama kafam yoğun oluyor.

Ben de istikrardan yanayım, Aykut Hoca.
Ben de “Teknik direktöre iyi futbolcu emanet edersin, o da iyi oynatır”lardanım.
Ben de “Teknik direktör transfer yapmaz”lardanım.
Ben senin 1 yıl değil, 10 yıl kalmanı isterim.
Ama istikrarın tanımı da yapmam gerekir.
Bana kalsa Arsene Wenger çoktan kovulmuştu ama bir teknik direktör bir firmada 1 yıl, 2 yıl kalır mı?
Ama sen 30 yıldır bu camianın içindesin.
Senin artık bazı şeyleri görüyor olman lazım.
Senin artık bazı ipleri çekiyor olman lazım.

Kulüp, 104 yılın en zor dönemecini geçiriyor.
Ve düne kadar liderdi.
Senin futbolcuları bir arada tutman bile mucize, kaldı ki sen bir de şampiyonluğa oynatıyorsun.
Şampiyon olup olunmaması da önemli değil.
Galatasaray’dan 5 yemen de bir şey ifade etmiyor.
Dersin ki, Galatasaray son 10 yılın en iyi topunu oynadı.
Emre Çolak bile Maradona gibiydi.
O yüzden ben senin aksiyonlarınla ile ilgileniyorum, sayılarla veya tenekelerle değil.
Tenekeler eninde sonunda gelir.

Sana sadece bir şey soracağım, Aykut Hoca.
Dürüst olduğun için bana ne olur cevap ver lütfen.
E-mail adresim de yukarda.

Özer Hurmacı senin manevi evladın mı?
25 sene evvel onu senin kapına mı bıraktılar?
Sen hangi bilimsel tezinle Özer’i maçlara sokuyorsun?
Sana ince pas mı lazım?
Sana ters ayak mı lazım?
Sana soldan atıp sağdan geçemeyen adam mı lazım?
Neye istinaden bu adamı oyuna alıyorsun?
Bu takımda hala Bilica niye ve nasıl dolaşıyor?
Bu iki futbolcunun oynamaması için İddianame’ye mi sokmamız lazım?
Bu adamları hala nasıl Kadıköy’de yaşamalarına izin veriyorsun?
Bilica’nın yerine stopere Selçuk’u koysan, sana yemin ediyorum, helal olsun derdim.
Adam kanayan kolu kesti, çıkana kadar da bekleyecek derim.
Yahu Bilica’yı illa oynatmak istiyorsan, Bienvenu’yu çıkar, Bilica’yı forvete al.
Hiç değilse orada daha az zarar verir.
Bu dünyada Baroni diye bir oyuncu 2012’de kaldı mı, Aykut Hoca?
İstersen 500 metreden gol atsın.
Adam sanki 10 dakika önce yataktan kalkmış gibi.
Orada Gökay oynasa ne kaybedersin?
Bunu inan Galatasaray maçı için söylemiyorum.

Bir hafta Caner oynuyor, sonraki hafta yok.
Bir hafta Dia iyi oynuyor, sonraki hafta yok.
Bir hafta Stoch iyi oynuyor, sonraki hafta kesin yok.
Bunun denklemi nedir?
Bir algoritması var mıdır?
Bir mantığı var mıdır?
Biz de bilelim, ona göre iddia oynuyoruz Aykut Hoca.

Selçuk küsüyor, hemen o hafta takıma giriyor.
Baroni küsüyor, hemen o hafta takıma giriyor.
Küsenleri her hafta düzeltmek zorunda değilsin ki…
Sen Gençlere Yardım Derneği misin?
Sen Özürlülere Destek Merkezi misin?
O hafta kim formdaysa ona formayı ver.

Neyse, Aykut Hoca…
Başını ağrıttım.

Böyle biraz mektup gibi oldu, biraz da detaylara takıldım ama bunlar benim tarzım değildir.
Senin de tarzın olmadığını biliyorum.

Ama bir tek şeyi çok merak ediyorum.

Birilerini ne zaman tokatlayacaksın?
Birilerini ne zaman ipe götüreceksin?

Biliyorsun, burası Fenerbahçe.

Burada gereksiz yerde müdahalede bulunursan gönderirler.
Gerekli yerde müdahale etmezsen seni hemen gönderirler.

, , , ,

Yorum yok

Hanginiz yuhaladı lan Başbakan’ımı?

 

O gece Başbakan uyuyamamış, Adnan Polat uyuyamamış, Süleyman Varlıbaş uyuyamamış, TOKİ başkanı uyuyamamış, Enerji Bakanı uyuyamamış, Abdürrahim Albayrak uyuyamamış, bir tek Adnan Sezgin fosur fosur uyumuş diyorlar.

Mesela ben de uyuyamadım.

Merak ettim.
Dedim ki, acaba Başbakan bu kızgınlıkla şimdi ne yapar?
Dediler ya sabahtan Mecidiyeköy’ü Yunan’a, Riva’yı da Arap’a satar.
Ya da Adnan Polat’ı özelleştirir.

Aslında, Başbakan Adnan Polat’ı özelleştirmeden önce, kendisini özeleştirmesi gerekir.
Şöyle ki…
“Ulan biz yıllarca top oynadık, gol kaçırdık, bir kişi yuhalamadı, 600 trilyon verdik, daha konuşamadan yuhaladılar.”

Baktım olay çok karışık, ben de gittim olayı ve kameraları yerinde inceledim.

Mesela, TOKİ başkanın hiç suçu yok.
Zaten konuşan Erdoğan Bayraktar değil. Devlet Bahçeli.
Seyirciye halat da attı diyorlar. Fakat gürültüden duyulmamış.

Mesela, Adnan Polat’ın hiç hiç suçu yok. Çünkü cebinde 1 lira yok.
Ne diyecek orada?
“Başbakan niye kızıyor ki, herkes yuhalanabilir, bakın top taca çıkıyor, beni yuhalıyorlar, dışarıdan zerzevatçı geçiyor beni yuhalıyorlar. Bunda kızacak bir şey yok” mu diyecek? Adamın cebinde 1 lira yok, 1 lira.
Başbakan, stadı Türk Telekom Gusülhanesine çevirse hiç bir şey diyemezsin.

Mesela, Süleyman Varlıbaş’ın da suçu yok.
Cem Yılmaz da göstermişti.
Öyle bir akustik var ki, 1 kişi yuhalıyor, 10 kişi gibi ses geliyor.
Yani, Cumhuriyet Mitingleri gibi…
3 milyon kişi var, aslında 30 kişi.

Mesela, Galatasaray camiasının da hiç suçu yok.
Ne yapacaksın sen Mecidiyeköy gibi merkezi, İstanbul’un göbeği, metrekaresi 10000 dolar bir yeri? Orada Seyrantepe gibi bir yer kafesiz, alkolsüz bir çiftlik duruyor.
Kim kime, dum duma, re re re, ra ra ra..

Mesela, futbolcuların da bir suçu yok.
Sergen’in dediği gibi, “Ulan 10.takımın açılışı mı olur?”

Mesela, Hagi’nin de bir suçu yok.
O oradan geçiyordu.

E, kardeşim kim suçlu?

Bize bir suçlu lazım.
Böyle kısa, zayıf, kara kuru biri lazım. Böyle hazır suçlu potansiyeli olan. Böyle, nasıl diyeyim…

Aha, valla buldum.

Aykut Kocaman.
Yemin ederim, Aykut Kocaman.

Her şeyin sorumlusu o.

Aykut the Kocaman.

, , , , , , , , , ,

4 Yorum

Face verdik, book’unu çıkarmayın

5000 sarı kart, 50 bin isabetsiz pas, 1 milyon faul…
Fenerbahçe’nin 2.yarıları, Guti’nin promili, Arda’nın pubisi, Colin Kazım’ın pipisi…

Ligin ilk yarısının analizi için gazetelerde bunlar gibi, binlerce sayı ve data.
Bunları okuyacak vaktiniz yok ise, ben size ligin ilk yarısını özetleyeyim.

Mesela,
Ben bu sene Türkiye Ligi’ni seyrettim.
Bir de Acun’un Yetenek Sizsiniz’i seyrettim.
Tam Türk futbolunun niye böyle olduğunu anladım derken, bir de Animal Planet’in Yetenek Sizsiniz’i seyrettim. 
Biz niye onlara hayvan demişiz, ben anlamadım.

Mesela,
Geçen ben yayıncı kuruluşu aradım.
“Türkiye Ligi’ni kapatsak sadece İngiltere Ligi’ni açsak” dedim.
Hayır dediler.
“Türkiye Ligi’ni kapatayım, Telegol’ü kapatayım, bir tek İngiltere Ligi kalsa” dedim.
Hayır dediler.
“Türkiye Ligi’ni kapatayım, Telegol’ü kapatayım, yanına Tabata ile Serdar Özkan’ı vereyim” dedim.
Telefonu yüzüme kapadılar.

Mesela,
Bende uyku problemi var.
Doktora gittim.
Bana haftada Spor Totoş Ligi’nden 3 maç seyredeceksin dedi.
Olur mu öyle şey dedim.
Reçeteye Konya – Galatasaray, Fenerbahçe – Sivas, Beşiktaş – Gaziantep yazdı.
Ohhh, bir seyrettim, 4.5 saat kesintisiz uyku.
Bir de üstüne Mustafa Denizli & Şansal Ağabey.
Ohhh, etti sana günde 9 saat.
Beni hakikaten Türk doktorlarına emanet edin.

Mesela,
Umut 100ler kulübüne girdi, onu gördüm.

Mesela,
Burak Yılmaz’a çok iyi forvet dediler, onu gördüm.

Mesela,
Alex frikikten gol attı, onu da gördüm.

Yahu, onu bırak Rıdvan, Aykut’u eleştirdi.
Onu bile gördüm.

Artık ölsem de gam yemem.

Not : Bu arada Colin Kazım’ın twitteri var ise, Emrah Öner’in de Facebook’u var.
Emrah Öner – The Spor Yazarı diye bir şey kurduk. Yorumlarınızı oraya da bekliyorum.
(Her türlü yorumu yazın, küfür edin, kırın, dökün ama ne olur saçmalamayın)
http://www.facebook.com/home.php?#!/group.php?gid=133230486718894

, , , , , , , , , , , , ,

1 Yorum

El Kalasico

Dünyada kaç derbi var?
Tansel Taşanlar üşenmemiş, oturmuş, saymış.

İskoçya derbisi;
Celtic – Rangers.
İlk, Katolikler Protestanlara ağız burun girmiş.
Yani…
Din derbisi.

Yunanistan derbisi;
Olympiakos – Panathinaikos.
Biri çalışan kesim, öbürü tiki.
Yani…
Sınıf derbisi.

Yugoslavya derbisi;
Kızılyıldız – Partizan.
Biri askerin takımı, öbürü halkın takımı.
Yani…
MGK derbisi.

Roma derbisi;
Roma – Lazio.
Biri solcu, biri sağcı.
Yani…
Siyaset derbisi.

Bükreş derbisi,
Rapid Bükreş – Steau Bükreş.
Zamanında Rapidçilere çingene demişler. Öyle kalmış.
Yani…
Irk derbisi.

Mısır derbisi;
Zamalek – Al Ahly.
O kadar manyaklar ki, derbiye yabancı hakem getiriyorlar.
Yani…
Bir şey anladıysam arap olayım derbisi.

İspanya derbisi;
Barcelona – Real Madrid.
Bir rüya. Bir Hayri Pıtır serüveni. Bir klasik olduğu için El Clasico.
Yani…
Klasiklerin derbisi.

Ve İstanbul derbisi;
Galatasaray – Beşiktaş.
Bir tarafımın derbisi.

Ali Turan, Barış Özbek, Servet Çetin, Pino, Tabata, Nihat, İbrahim Toraman, Rüştü, Hakan Arıkan, Hilbert, Gökhan Zan, Sabri, Serdar Özkan, Hakan Balta, Cüneyt Çakır.

El “Kalas”ico.
Yani….
Siz anladınız neyin derbisi…

, , , , , , , , , , , ,

1 Yorum

Haftanın panoraması

Türkiye Ligi, yine bildiğiniz gibi.
Keyifsiz, zevksiz, heyecansız.

Yıllardır da bildiğimiz senaryo.
Üç büyüklerin diğer takımlarla puan farkı her hafta açılıyor, Anadolu takımları arkadan yetişemiyor, sonra diyoruz ki Türk Futbolu niye bu durumda?

Nasıl bu durumda olmasın?

Mesela, 9.sıradaki Galatasaray.

Yahu bu takım 3 büyüğe nasıl yetişsin?
Stadı yok, parası yok, pulu yok, seyircisi yok, sağlık kurulu bile yok.
Ahı gitmiş, vahı bile kalmamış, o da gitmiş.
Başkanı cahil, futbol şubesi cahil, futbolcusu cahil.
9.luk bile bence bir başarı.

Sen Federasyon olarak yardım etmiyorsun, sonra adamlar ucuz transferler yapıyor.
Federasyon, Türk Futbolu’nu düşünüyorsa, acilen 6+2+2+4+18’i getirmesi gerekir.

Fakat burada Arda diye bir çocuk var.
3 büyükler ne yapıp edip, bu çocuğu gündemlerine almalılar.
Biraz tahsili, terbiyesi zayıf ama yapacak bir şey yok.
Genel olarak Anadolu’nun sosyoekonomik durumu böyle.

Mesela, Beşiktaş…
Kaç kere söyledik, Anadolu kulüpleri toplama takım yapmamalı diye.
“Bize sadece 35’te geliyorlar” diye Nihat’ı, Aurelio’yu aldılar.
Tamam sen Anadolu kulübüsün, kapasiten küçük olabilir, ama niye gençlere yönelmiyorsun?
Senin tek hedefin, futbolcu yetiştirip 3 büyüklere, yani Trabzon, Bursa ve Kayseri’ye futbolcu satmak olmalıdır.
Başka bir şey olamaz.
Bence başkan daha bunu anlayamadı.

Beşiktaş’da ise Quaresma diye genç bir çocuk var.
Helal olsun yönetime.
Nereden buluyorlar böyle futbolcuları, hayret valla.
Göreceksiniz, bu çocuk daha iyi yerlere gelecek.

Ve Fenerbahçe…
Belki de bir tek Fenerbahçe’nin taktiği doğru işliyor.
Sistemli, disiplinli, taş gibi bir Anadolu takımı.
Bu takımı öyle kolay kolay kimse yenemez.

Büyük maçlarda çok iyi kapanıyorlar.
Zaten 3 büyüklerle bütün maçları kafa kafaya oynadılar.
Ve Bursa’dan aldığı 1 puan çok önemli.

Trabzon ve Kayseri maçı biraz şanssızdı.
Hakem faktörü de maalesef çok büyük.
3 büyüklerin kollandığı bir ligde Anadolu kulüpleri çok zor bir yere gelirler.

Fenerbahçe, diğer Anadolu kulübü takımlarla oynadığı maçlara daha fazla asılıyor.
3 büyüklerden kaybettiği puanları onlardan çıkarıyor.
Bu da iyi bir şey.

Kısacası ben bu Fenerbahçe’yi çok sevdim.
Dört gözle maçlarını takip edeceğim.

Ve helal olsun Aykut Hoca’ya.
Tam bir Anadolu çocuğu.
Ve çok iyi bir takım yaratmış…
Yakında Aykut Hoca’yı 3 büyüklerde teknik direktör olarak görebiliriz.
Söylemedi demeyin.

Haftaya, 3 büyük kulübümüz Trabzon, Bursa ve Kayserispor’u yakından inceleyeceğiz.
Olağanüstü statlarıyla, trilyonluk transferleri ile, popüler başkanları ile, Serkan Balcı’nın Ferrari’si ile, Ergiç’in yatları ile, Şota’nın katları ile 3 büyük nasıl olunuyor onu inceleyeceğiz.

Esenle kalın.

, , , , , , , , , , , , ,

6 Yorum

Ya Ayvırsın, ya da Ayrılırsın

İşte Türk Futbolu’nun kahpe yüzü…

Hani derler ya, İstanbul’un havası hayat kadını gibidir.
Bir açar, bir kapar diye.
Onun gibi bir şey…

Mesela…

Dış hatlardan Rijkaard gidiyor, yanında gözü morarmış Neeskens var.
Kapıdan içeri, frişap’tan rakısını almış Hagi giriyor.

Dış hatlarda Teofilo pijaması ile oturmuş, hanımı portakal soyuyor.
O sırada Iverson pasaport kontrolünden geçiyor.

En basitinden 10 sene önce Galatasaray yüksekten uçardı.
Şimdi THY United, sadece Bursa için geliyor.

İç hatlar zaten köprü gibi.
Sabah 6’da bile yoğun…

Mesut Bakkal ile Rıza Çalımbay Spor Toto CIP Lounge’da karşılaşıyorlar.
“Soyunma odasında benim sigarayı unuttum hocam. Sonra gönderirsin. Ya da sen kendin getirirsin. Ya da 2 aya bekle, ben gelir alırım.”

Yılmaz Vural’a onlayn çek-in yaptırmışlar, o da gidecek gibi.
“Oynayın layn!” diye bağırıyor adam da…

Fakat Ziya Doğan’a da aynı koltuğu vermişler.
Kabin amiri bir şeyler ayarlamaya çalışıyor.
“Kabin Krüv, kros çek” falan diyor.

Öyle bir sistem ki, yeni meslekler de icat ediyor.

Havalimanında yaşayan, içeri her gireni omuza alan hırdavatçılar…
Sonra ortalıktan toz olan ferforje beyinler…
Her gün sabahtan Rijkaard’ın, Schuster’in, Aykut’un Kocaman’ın bavulunu hazırlayan duayen belboylar…
Futbolcuya lazer tutan adama kamera tutan kameramanlar…

İşte bütün bunların arasında Iverson’u getirdi Yıldırım Demirören.

Nasıl getirdi, niye getirdi, kimin aklına geldi, bana sormayın. Ben bilmiyorum.
Zaten bence kendisi de bilmiyor,  Iverson da bilmiyor.
Bu sene başkanın kafasına “yararlı ama tribün transferleri” diye bir şey kim soktuysa esas ben onu arıyorum.
Bu cevabı bir tek o biliyor.

Fakat, Yıldırım Demirören şunu biliyor,
Güzel kumar oynuyor.

Tıpkı Schuster gibi…

Fi Yapı, Guti, Q7, Q3 Necip, Fatih Tekke, Aurelio derken, en son olarak Iverson…

Bunların son kozu olduğunu biliyor.
Ama Yıldırım Demirören, şunu daha iyi biliyor;

Avrupa Ligi gidince, eğer “Son iki” kupa gelmezse, seneye yeni transfer “Rıfkı” eline geliyor.

, , , , , , , ,

8 Yorum

Tarihte bugün

29 Ekim 1923
Mustafa Kemal Paşa`nın tavsiyesi ile 27 Ekim 1923′te Ali Fethi (Okyar) Bey başkanlığındaki hükümetin istifası ve Cumhuriyet Halk Fırkası grubunun yeni hükûmet listesi üstünde anlaşmaya varamaması üzerine, Mustafa Kemal Paşa 28 Ekim gecesi arkadaşlarını toplayarak sorunun gerçek çözümüyle ilgili düşüncesini açıkladı.  İsmet İnönü’yle o gece, devletin niteliğinin Cumhuriyet olduğunu öngören bir yasa tasarısı hazırladı. Ve 29 Ekim günü Türkiye Cumhuriyeti’ni ilan etti.

29 Ekim 1997
Trabzonspor Başkanı Mehmet Ali Yılmaz, ‘‘CINE 5 yetkilileri, eylül ve ekim taksitlerini ödemediler. Bu 2 taksiti ödemezlerse anlaşmayı yırtar atarız” dedi.

29 Ekim 1998
Transfer döneminin ardından bir kenara çekilip takıma müdahale etmeyen ancak Beşiktaş yenilgisinin ardından harekete geçen Yıldırım’ın bu tepkisi üzerine kaptan Rüştü, başkana söz verdi. Rüştü, ‘‘Sizi üzmeyeceğiz. Arkadaşlarım işin bilincinde. 8 maçımızı kazanıp, ilk yarıyı zirvede bitireceğiz’’ dedi.

29 Ekim 1999
Ogün daha önce hiç oynamadıkları 4-3-3 sistemini kısa sürede öğreneceklerini dile getirerek, ‘‘Bizler profesyonel futbolcularız. Zeman ne istiyorsa yapmalıyız. Taşlar yavaş yavaş yerine oturuyor. Şanssızlıklar yaşadık. Ama bunun sonu gelecek’’ diye konuştu.

29 Ekim 2000
Erzurum – Beşiktaş maçından sonra Erzurumspor futbolculardan Ömer ve Ergin maç bitiminde hakemlere büyük tepki gösterdi. İki futbolcu, ‘‘Federasyonundan hakemine kadar herkes bize cephe almış. Artık ne yapalım, İran liginde mi oynayalım? “ dedi.

29 Ekim 2001
Öte yandan uyuşturucu kullandığı gerekçesiyle hakkında dava açılan Daum, yarın başlayacak dava öncesi Alman basınına konuştu. Kendisine komplo kurulduğunu öne süren ünlü çalıştırıcı, ‘‘Hakkımdaki iddialar hayal ürünü ve düzmece. İddiaların hepsini tek tek çürütüp, suçsuzluğumu ispat edeceğim. “

29 Ekim 2002
Fenerbahçe Teknik Direktörü Lorant, G.Antep ve Malatya maçları sonrası istifa etmeyi düşündüğünü ancak başkanla konuştuktan sonra bu fikrinden vazgeçtiğini belirtirken, yorumcuların taktik vermesine kızdığını söyledi.

29 Ekim 2004
GALATASARAY Kulübü İkinci Başkanı Ergun Gürsoy, Fenerbahçe’den sözleşmesi karşılıklı olarak feshedilen eski oyuncuları Fatih Akyel’in yuvaya dönmesine yeşil ışık yaktı. Sezon başından bu yana genç oyuncuyla ilgilendiklerini belirten Gürsoy, ‘Fatih bizim evladımızdır. Ocak ayına daha iki ay var. Ne olur, olmaz bilemiyoruz’ dedi.

29 Ekim 2005
Deniz Barış’ın lisansı askıya alındıktan sonra Aziz Yıldırım, Kurul Başkan Vekili Erkan Vardar’ı telefonla arayıp, bu karardan hoşnut olmadığını söyleyip, Erkan Vardar ve Gürol Kaymak hakkında ağır sözler sarfetti.

29 Ekim 2007
Trabzon Başkan yardımcısı İbrahim Baturoğlu, “Bu saatten sonra takımı şaha kaldıracak olan tek insan evladı Ersun Yanal’dır. “ dedi.

29 Ekim 2008
Galatasaray Başkanı Adnan Polat, Eskişehirspor maçında alınan 4-2′lik yenilginin, Trabzonspor ve Olympiakos maçlarında harcanan yüksek eforun sonucu geldiğini ileri sürdü.

29 Ekim 2009
Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK), 1 hafta önce Fenerbahçe – Galatasaray maçında çıkan olaylar nedeniyle Fenerbahçe’ye 2 maç seyircisiz oynama, Galatasaray Kulübü’ne 20 bin TL para cezası, Bilica’ya ve Abdel Kader Keita’ya da 3 maç ceza verdi.

, , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Yorum yok

Semihgül’ün suçu ne?

9 hafta geçti.
4 hafta da Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi elemesi oynandı.
Etti sana 13 maç.

Bu 13 maçta görüldü ki, Daum’un, Zico’nun, Aragones’in Fenerbahçe’si ile Aykut Hoca’nın Fenerbahçe’sinin arasında en büyük fark ne Dia, ne Niang, ne de Diang.

Eski Fenerbahçe ilk 5’deki her rakibini yenerdi, son 5’deki takımlara puan kaybederdi.
Şimdiki Fenerbahçe ilk 5’i yenemiyor, son 5’e fark atıyor.

Bu sene Trabzon’a, Kayseri’ye, Beşiktaş’a, Galatasaray’a, PAOK’a, Young Boys’a kaybedilmiş yığınla puan ve maç var.
Fakat Kasımpaşa’ya, Konya’ya, Gençlerbirliği’ne atılmış düzine şeklinde gol var.
Fenerbahçe ilk 5’de sadece Antalya’ya 4 golü var, lakin daha oynanmamış Bursa ve Karabük maçları var. Özellikle bence Kadıköy’deki Karabük maçı daha korkunç.

Bir de “Efsane geri döndü” denilen Fenerbahçe, 6.hafta Kasımpaşa yerine Karabük ile oynasaydı, şimdi belki de Rijkaard’ın yerine Aykut Hoca bavul toplamıştı. Veya Galatasaray, 7.hafta Karabük yerine Kasımpaşa ile oynasaydı, şu an Neeskens’in gözü mor değildi.

Bu arada bütün bunların bir iyi yanı var, bir de kötü yanı var.

İyi yanı, demek ki takım artık maç seçmiyor. Eskiden sadece derbi veya Avrupa maçlarına motive olan bir Fenerbahçe vardı. Şimdi her şey standart gözüküyor.

Kötü yanı, sen ilk 5’deki takımları yenersen, dolaylı yoldan 4×3’den (bir takımın Fenerbahçe olduğunu düşünelim) 12 puan, 12 puan x 2 maç, eşittir 24 puan, genelde derbi maçlara 6 puanlık maç denir, 24×2=48 puan belki cebe koyarak lige başlıyorsun. İşte o yüzden eski Fenerbahçe ligin 8-10.haftalarında liderlik koltuğuna oturmuş oluyordu.

Bu ilk 5 dediğimiz büyük takımlara, veya iyi oynayan takımlara, veya takım gibi takımlara karşı Fenerbahçe’nin skor anlamında ne zaman üstünlük sağlayacağını sadece Aykut Hoca biliyor.

Fakat Aykut Hoca bir şeyi daha iyi biliyor.
Fakat uygulayamıyor.

Sezon başında ıvır zıvır bütün adamları göndererek radikal kararlar alan Aykut Hoca hala Semih’i değil, 70 dakika Alex’i düşünüyor.
Hem de geçen hafta Özer’in sakatlanması ile şansa oyuna giren ve oyunu çeviren Semih’i.

Ve Aykut Hoca, şunu da biliyor.
7 senede Semih, Alex kadar görev alsaydı, belki Alex gibi 100 gol-100 asist değil, fakat en azından 50 gol-50 asist ile oynardı.

Aykut Hoca, şunu da biliyor.
Şu an Alex’in ölmüş ise, 10 numarada oynayacak adam kesin Semih’tir.

Ve Aykut Hoca, Alex’e artık koşamıyor diyenlere, en güzel cevabın “Ulan 2003’de de bu adam koşmuyordu ki” olduğunu da biliyor.

, , , , , ,

12 Yorum

7-0 da olabilir, 0-1 de

Mark Twain, 1909’da şöyle demiştir; “Ekim, hisse senetleri üzerinde spekülasyon yapılan en tehlikeli aylardan biridir. Diğer aylar ise; Temmuz, Ocak, Eylül, Nisan, Kasım, Mayıs, Mart, Haziran, Aralık, Ağustos ve Şubat’tır.”

Türkçesi şudur;
Fenerbahçe Kadıköy’de Ekim-Kasım fark etmez Galatasaray’ı yener.

Fakat Fenerbahçe öyle enteresan bir takımdır ki,
Mesela bu maçı 7-0 da alabilir, 1-0 da kaybedebilir.

Çünkü Fenerbahçe öyle enteresan bir takımdır ki,
Mesela taraftarını, teknik direktörünü, başkanını, herkesi yıpratır, ama 30 yılda bir tane yıpratıcı forvet zor bulur.

Fenerbahçe öyle enteresan bir takımdır ki,
Mesela futbolcusuna akşam kafasına oklava verir, sabah ağzına baklava verir.

Fenerbahçe öyle enteresan bir takımdır ki,
Mesela Johnson’u almaya gider, yanında Preko’yu da alır, Andre Santos’u almaya gider, yanında Baroni’yi de alır.

Fenerbahçe öyle enteresan bir takımdır ki,
Mesela Oğuz’u kovar, Rıdvan’ı kovar, Turan’ı kovar, Mustafa Denizli’yi kovar, eninde sonunda Aykut’u da kovar, sonra Türkiye’de antrenör mü yetişiyor der.

Fenerbahçe öyle enteresan bir takımdır ki,
Mesela en başa CEO getirir, sonra “Takımın başına, neydi o, CEYO getirdik, yapamadı” der.

Fenerbahçe öyle enteresan bir takımdır ki,
Son 2 saniyede 2 kupa kaybeder.

Fenerbahçe öyle enteresan bir takımdır ki,
17 şampiyonluğu 19 kere kutlar.

Fenerbahçe öyle enteresan bir takımdır ki,
Hem söver, hem döver.

Bir de şöyle bir gerçek vardır.
“Derbide favoriler kaybeder” derler.

Doğrudur, fakat onun üstünde bir gerçek daha vardır.
Fenerbahçe, Kadıköy’de artık favori bile değildir.

, , , , , , , , , , , ,

Yorum yok