Fatih Terim ile Etiketlenmiş Yazılar
Arjantin’e de Kakaladılar
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 07 Eylül 2009 tarihinde gönderildi
Sen yıllarca Müslüman kardeşine, Bosna’ya yardım et, asker gönder, herşeyini ver; sonra Bosna Hersek – Ermenistan maçında Bosna Hersek puan kaybetsin diye dua et. İşte Türkiye A Milli Takımı ve onun patronlarının bizi Güney Afrika’dan önce getirdiği o kutsal nokta.
Türkiye A Milli Takım, tarihinin 5193. final maçına çıktı, ve Estonya’yı parçaladı.
Gökhan Zan sezonu açtı ve Arda A Milli Takımı’nın 600.final golünü attı.
Çarşamba günü 5194. final maçı, sonra zaten sırasıyla 5195. ve 5196. final maçları var.
Ben zaten Türkiye’nin bir tane final olmayan maçını biliyorum, onda da sanırım tek forvet Zeki Rıza Sporel’di.
E huyumuz kurumasın mı şimdi?
Kurusun.
Kurusun, kurusun da bir de şöyle diyorlar…
İngiltere’nin tarzı belli, Almanya’nın belli, Brezilya’nın belli, Türkiye’nin tarzı belli değilmiş…
Nasıl belli değil?
Sen değil misin, sabah saati 06:56’a kurup, traşı, makyajı, banyoyu, kıyafeti, çantayı hazırlayıp 07:00’de servise yetişen?
Sen değil misin, bütün lise hayatın boyunca, 15 gün dışarda kardan adam/kadın yapıp, Pazartesi sabahı dönem ödevini bitirmeye çalışan?
Sen değil misin, 3 ay yazın plajda büyük baş hayvan gibi yatıp, son gün iş/okul/dershane/kiralık ev arayan?
Sen değil misin uçağa/vapura/trene/seminere/doktor randevusuna salise kala girmeye çalışan?
Peki yine sen değil misin, 4 sene T cetveli taşıyıp, 2 sene master, 4 sene doktora, 2 sene tekrar master yapıp, 50 yaşında paralı askere giden?
Sensin di mi?
Evet sensin.
İşte 11 tane sen, Çarşamba günü bir final maçına daha çıkıyor.
Ve sanki ipler bizim elimizdeymiş gibi, yine her yerde reklamlar, yine biz kimiz, biz Ayşeyiz, biz Fatma’yızlar..
Cyborg gibi 10 salise içinde 25 tane şey düşünen Ardalar…
Arda, biraz daha formda olsa, yarım salisede Euro 2008 3.lüğünden buralara nasıl düştüğümüzü hemen bulacak.
Veya Fatih Terim, sahayı, organizasyonu, primi, o kadar şeyi düşünene kadar Bosna Hersek’in 4 yılda nasıl geriden gelip bizi solladığını, bütün futbolcularının Avrupa Ligleri’nde nasıl oynar duruma geldiğini, her maçımızı alsak bile Bosna’nın kime ve nasıl puan kaybedebileceğini düşünüp bulsa, yeter ve artar bile…
Biz kim miyiz?
Biz buyuz işte…
Bir de tabi hangi akla hizmet maçın Kayseri’de oynandığını çözebilse çok iyi olur.
Maçların hepsini almamız lazım, karşı tarafı parçalamamız lazım, o yüzden seyirci lazım, bağırmak lazım.
Fakat maçtan çıkan tek ses; cips sesi.
Niye cips?
Çekirdek yasaklandı ya.
Kayseri – Gaziantep maçına gitmiştim, stad gerçekten güzel.
Gerçi şehire UFO inmiş gibi duruyor. Fakat esas seyirci başrolde.
Tanımlanamamış seyreden cisim.
Hiç kimse ne bağırıyor, ne seviniyor, ne üzülüyor, ne ayağa kalkıyor.
İnsan bir tepki verir, inanın biri sahaya çakmak atsa üzülmeyeceğim.
Dost acı söyler, buralarda malesef milli maç olmuyor, çekilmiyor, seyredilmiyor.
Lakin aynı gece, sahura kalktık, Arjantin – Brezilya maçı var.
TV’nin sesini neresinden kısacağımı şaşırdım.
O maç ve seyirci ayrı yazı olur, fakat kısaca özetlersek; Elano hiç birşey yapmadan, Andre Santos idare ederek maçı bitirdi. Elano’nun yerine Kaka ortada oynayınca, Elano sadece frikikleri kullandı. Onda da Brezilya bir gol attı.
Fakat genel olarak bu arkadaşları nasıl kadroya çağırdıklarını hala anlamıyorum.
Fakat Brezilya malesef eski Brezilya değil.
Çünkü artık pozisyon da vermiyor. Eskiden yine 1-2 pozisyon bulma şansınız vardı, fakat bu Lucio, Luisão, Gilberto ile artık o pozisyonlar da hayal.
Messi bile arada eridi gitti, ve Brezilya grup lideri olarak Arjantin’i ezdi geçti.
Tekrar dönelim bize..
Bize ne olur?
Hiç merak etmeyiniz, her zamanki gibi arkamız çok sağlam.
Çünkü mübarek aydayız.
Yukardaki bizi hiç yalnız bırakmadı.
Hele Fatih Terim’i hiç bırakmadı.
Ne Norveç maçında (İbrahim Kaş sakatlanmasa, futbolumuzda Gökhan Gönül diye biri olmayacaktı), ne Çek Cumhuriyeti maçında, ne de Hırvatistan maçında…
Yüce Rabbim’in bir tek Liverpool – Beşiktaş maçında biraz işi vardı.
Bir de Sigma maçında biraz yoğundu…
Son söz; Çarşamba günü felaket bir maç bizi bekliyor.
Takımların denk olması, iki takımın da formda olması, ikisinin de yükselen değer olmasından dolayı değil.
Çünkü tahmin ediyorum, Bosna Hersek Milli Takımı da komple oruç tutuyordur.
Her ne kadar biri ben Boşnak’ım derse, Müslüman olduğunu, Hersek’leyim derse Hırvat olduğunu belirtiyordur fakat yine de çok ortada bir maç.
Bu yüzden kazanan Alem-i İslam olacak.
Bunu kesin Almanak lazım
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 05 Haziran 2009 tarihinde gönderildi
Hürriyet’ten size bir yeni bir hizmet. 2008-2009 Ceplig. Bu yazıyı yazıcınızdan çıktı alın, katlayın, artık cebinize mi sokarsınız, cüzdanınıza mı koyarsınız, ne yaparsınız bilemem, fakat seneye okumadan gelmeyin.
2008-2009 sezonu Galatasaray – Denizli maçı ile başladı.
Almanya’da Ümit Özat, kalp kası iltihaplanması geçirdi, sahada yığılıp kaldı.
Tayyip Erdoğan, Ankaragücü ve Ankaraspor’un birleşmesini istedi.
Güiza, Bağdat Caddesi’nde sigara içerken görüntülendi.
VfvB Ruhrort/Laar takımın Türk futbolcusu Sezgin Özhan, takım fotoğrafı sırasında cinsel organını gösterdi.
Appiah 9 ay sonra topa vurdu.
Uğur Boral pas hatası yaptı.
Hıncal Uluç, Belçika maçından sonra Milli Takım’a teğet geçti, Emre Belezoğlu’na çarpraz girdi, Emre’nin annesi fenalaştı.
Lincoln ülkesine gitti.
Lincoln İstanbul’a döndü.
Yine Belçika maçından sonra Fatih Terim, Osman Tamburacı’ya “Ulan ben senin bıyığını ananı avradını s….” dedi, Tamburacı, “Anam Fatih Terim’i affetmeyecek” dedi.
Aziz Yıldırım, İhsan Topaloğlu’nun programına katıldı, Zico’ya sadece %20 zam yapabileceğini, Zico’nun da bunu kabul etmediğini söyledi; halbuki bundan 8 ay sonra katılacağı bir programda Zico’nun kardeşi yüzünden ayrıldıklarını söyleyecekti.
Kazım Kanat toprağa verildi.
Uğur Boral pas hatası yaptı.
Ümit Özat’a Temmuz ayında FC Köln doktoru tarafından kalp ritm bozukluğu teşhisi koyulduğu ortaya çıktı.
5.haftada Galatasaray’ın sakat sayısı 12’e ulaştı.
Ultraslan’ın kurucusu Alpaslan Dikmen vefat etti.
Maldonado kendisine iyi baktığını, bunun da meyvelerini toplamaya başladığını söyledi.
Renk bilimci Metin Yahya Üster, Beşiktaş’ın renklerinin sarı-mor, yeşil-koyu pembe olması halinde takımın enerji gücünün artacağını söyledi.
Ertuğrul Sağlam ve Sinan Engin istifa ettiler, Mustafa Denizli hemen göreve başladı.
Adnan Polat, Ümit Davala’yı kovdu; “Antrenmandan 10 dakika önce gelip, 10 dakika sonra gidiyor. Bir memur zihniyeti ile hareket ediyordu.” dedi.
Skibbe yardımcılarının işine son verildiğini İstanbul’a dönünce öğrendi.
Uğur Boral pas hatası yaptı.
Güiza, “Türkiye’de fazla kalacağımı sanmıyorum” dedi.
Berkant, uyuşturucu kullandığı şüphesiyle 1860 München’den kovuldu.
İbrahim Kaş, Aragones’in çok iyi bir hoca olduğunu söyledi.
Lincoln ülkesine gitti.
Lincoln İstanbul’a döndü.
Aragones’in yardımcısı Cesar Mendiondo, “Luis, karşısına Tanrı bile çıksa asla havlu atmaz” dedi. Deivid, ayağı kırıldıktan ve annesini kaybettikten sonra ilk maçında gol attı, ağladı.
Ahmet Çakar, Arda’ya “Karabaş” dedi.
Rıdvan Dilmen’in kardeşi intihar etmeye çalıştı, sebebinin Rıdvan Dilmen olmadığını söyledi.
Sergen Yalçın, “Maldonado bence futbolcu değil, saçını kestirmiş, Şanlıurfasporlu oyunculara benzemiş. “ dedi, Urfa’lı bir avukat Sergen’i mahkemeye verdi.
21 yaşındaki Arda’nın maçta kalp ritmi bozuldu, hastahaneye kaldırıldı.
TRT’de Bursasporlu Yusuf’un Beşiktaş maçı görüntüleri yayınlandı, Mehmet Demirkol “Yusuf’un hareketler güzel ama bariz küfür var. Keşke yayına verilmeseydi” dedi.
UltrAslan-Uni’li Anıl Aydın toprağa verildi.
Seyrantepe için Araplarla ortaklık başladı.
Uğur Boral pas hatası yaptı.
Cemal Aydın, Ankaragücü – Fenerbahçe maçı öncesi maçın hakemi Halis Özkahya’yı aradı, Aydın disiplin kurulana verildi.
Aragones, “Ankaragücü maçından alınan 1 puan iyidir” dedi.
Yıldırım Demirören, elinde lazer pointer ile “Özcan Oal bu penaltımızı yedi, Talat Tokat ofsayttan golümüzü vermedi” diye sunum yaptı.
Devlet Bakanı Başesgioğlu’nun oğlu, Gümüşhane maçını bastı.
Beşiktaş PAF takımı Fenerbahçe’yi 4-1 yendi, 3 golü Batuhan attı.
Faruk Yalçın vefat etti.
Uğur Boral pas hatası yaptı.
Op. Dr. Ertuğrul Gür, müslüman olmaları halinde Carlos ve Edu’yu sünnet edebileceğini söyledi. Sinan Engin, Giresunspor’un Asbaşkanlığına getirildi.
Brezilyalılar, Aziz Yıldırım’ın Millenium Park Evlerini uzak diye beğenmediler.
Emre Belezoğlu, bir gazeteciye “Seni sabaha kadar döverim” dedi.
Aragones, “Ben devre arasında yapılan transferleri desteklemiyorum” dedi.
Beşiktaşlı taraftarlar Demirören’i istifaya davet etti.
Aragones’in “’Günaydından daha çok s….git diyorum” sözü yılın sözü seçildi.
Serkan Balcı, “Bizi sadece 3 büyükler zorlar” dedi.
Lincoln ülkesine gitti.
Lincoln İstanbul’a döndü.
Gönenspor maçında, bir anne çocuğunu kavgadan korumak için sahaya daldı.
Arda, Emre Belezoğlu’nun düğününden dönerken kaza geçirdi.
Uğur Boral pas hatası yaptı.
Yusuf, Yıldırım Demirören’in 8.Fenerbahçe’li futbolcusu oldu.
Gordon Milne’nin tercümanı bıyıklı ağabeyimiz Ali Emeç vefat etti.
Tanju, Galatasaray otelinden kovuldu.
Galatasaray’ın vergi borcu 120 taksite bölündü.
Aragones, yılın en iyi hocası seçildi.
Luxemburgo, damadı Maldonado’yu transfer etmek istediğini söyledi.
Galatasaray, Kanaltürk’e yasak koydu.
Aziz Yıldırım, Kutlualp için “Viyana’ya giderken uçakta tuvaletin üstünde oturuyordun” dedi.
Ümit Karan, Sivas maçı sonrası “13 senedir Birinci Lig’de oynuyorum ve bugüne kadar hiçbir hakeme küfür etmedim.” dedi.
Galatasaray, Sivas maçının tekrar oynanmasını istedi.
Güiza, 4 aydır Nuria ile seks yapmadığını söyledi.
FIFA, Appiah konusunda Fenerbahçe’yi haklı buldu.
Sivas’lı İbrahim Dağaşan, santraya Filistin bayrağı dikti.
Celal Kolot, Ernst için “Baki’nin Alma versiyonu” dedi.
Uğur Boral pas hatası yaptı.
Çorlu Sanayispor, Yattara’nın yeğenini transfer etti.
Galatasaray’ın sakat sayısı 14’e ulaştı.
Balili, Türk vatandaşlığına geçti, ismi Atakan oldu.
Uğur Boral pas hatası yaptı.
Transfer edildiği gün “Burası Fenerbahçe gibi değil” diyen Kezman PSG’de kadro dışı bırakıldı.
“Galatasaray Türkiye’dir” adı altında 7 maddelik bir açıklama yayımlandı.
Galatasaray, Kayseri maçından sonra taraftarlar yürüyüş yaptı.
Fulya Süleyman Seba Kompleksi açıldı.
Mesut Özil, “Türk Milli Takımda oynamayı hiç düşünmedim ki” dedi.
Lugano, 5.golünü attı, Güiza’yı geçti.
Bursaspor TV kuruldu.
Duisdorf’lu Türk kaleci, hakemi dövdü.
Selçuk Şahin, köfteci açtı.
Emin Cankurtaran vefat etti.
Taner, Galatasaray maçında 4 gol attı, tarihe geçti.
Lincoln ülkesine gitti.
Lincoln İstanbul’a döndü.
Skib bıraktı, Bülent Korkmaz 2.5 senelik anlaşma imzaladı.
Karadeniz Gazetesi, Alanzinho için “10 trilyonluk maskot” dedi.
Güiza’nın eski eşi kampta seviştiklerini söyledi, Güiza milli takım kadrosunda çıkartıldı.
Sadri Şener, “Trabzon insanı genlerinden sabırsız” dedi.
Burak, Aragones kalırsa takımdan ayrılacağını söyledi.
Fenerbahçe, PAF takımından Özgür Çek ile 5 yıllık profesyonel sözleşme imzaladı.
Uğur Boral, Sivas maçı sonrası “Fener’le kimse alay edemez” dedi.
Uğur Boral pas hatası yaptı.
Şekip Mosturoğlu, Appiah için “Fenerbahçe’nin manevi değerlerine zarar vermiş bir futbolcunun Fenerbahçe’yle yollarının ben kesişmeyeceğini düşünüyorum” dedi.
Amigo Sefa, 1 yıl maçlardan men cezası aldı.
Çin Beşiktaşlılar Derneği, Çin Seddi’ne bayrak astı.
Volkan Ballı, “Kötü günler geride kaldı” dedi.
Seyrantepe bir kere daha greve gitti.
Uğur Boral pas hatası yaptı.
Kilimli Belediyespor ile Erdemirspor maçının hakemi, birbirlerine sert giren iki futbolcuyu saha dışına çıkarıp, 10 saniye kol kola girerek durma cezası verdi.
Fenerbahçe Deivid ile 3 senelik daha sözleşme imzaladı.
Lincoln ülkesine gitti.
Lincoln İstanbul’a döndü.
Kadir Has Stadının açılış maçında Volkan Ballı çimleri beğenmedi, 20 tane dev fan sahayı kuruttu. Galatasaray “Seyrantepe, 29 Ekim 2009’da bitecektir” şeklinde açıklama yaptı.
Meira “Zenit’e gitmeyi düşünmüyorum” dedi, ardından bavullarını toplamaya başladı.
Emre Belezoğlu boğaz kesti, 1 maç ceza aldı.
Ümit Özat, futbolu bıraktı.
Uğur Boral pas hatası yaptı.
Seyrantepe işçileri, “”Paralarımızı vermezlerse Fenerbahçe bayrağı asacağız” dediler.
Emreciksin, “Hayatımda hiçbir zaman sarhoş olmadım” dedi.
Lincoln, 10 küsür bavulla İstanbul’dan kaçtı.
Bülent Uygun, “O kulübe belediyeden ruhsatsızdı. O yüzden kırdım” dedi.
Alper Tezcan, UEFA madalyasını 200.000 TL’e sattı.
Eintracht Braunschweig’li Semih Aydemir, koşu antremanında tramvaya binip bir kaç durak sonra takıma katıldı, sonra kovuldu.
Emre Belezoğlu, “Yere tükürürken bile dikkat eder hale geldim” dedi.
Gökmen Özdenak, “Ersen Martin, Ricky Martin’in kardeşi, baba bir, anneler ayrı” dedi.
Lincoln İstanbul’a geri geldi.
Erhan Albayrak’ın “Lokum” adlı fuhuş operasyonunda ifadesi alındı.
İspanya’ya yenilgisinden sonra Volkan “Işık gözümü kamaştırdı. Eğer suçlu var ise hepimiz suçluyuz” dedi.
Eren Talu’nun eşi Defne Samyeli “Kocam, delilik yapıyor” dedi.
Uğur Boral pas hatası yaptı.
Polis, Beşiktaş taraftarı ile karşılaştı, su sıktı, biber gazı kullandı.
Batuhan, Fenerbahçe maçı öncesi gece kamptan Ortaköy’e geçti.
Arda, yeni telefon hattı için “Kızlar beni Galatasaray hattından arayamazlar. Çünkü ben özel hayatımla iş hayatımı birbirine karıştırmıyorum” dedi.
Batuhan, “Beni Real Madrid’e bile alacaklarını bilsem bir daha böyle bir şey yapmayacağım” dedikten sonra 2 gün sonra 3 bayanla fotoğrafları piyasaya sürüldü.
Galatasaray – Fenerbahçe maçında 4 ölü, 5 yaralı; Lugano kafa attı, Emre ısırdı.
Volkan, Arda’yı aradı, “Erkeksen gelirsin.” dedi.
Sabri, “Emre, beni öldüreceğini söyledi” dedi.
Yıldırım Demirören, “Tezgah kelimesi Türk Futboluna zarar verir” dedi.
Ümit Özat, FC Köln’de antrenörlüğe başladı.
Tugay, rezerv takıma gönderildi.
Uğur Boral pas hatası yaptı.
Fatih Tekke, 7.yabancı oyuncu olarak oyuna girdi, 3-0 hükmen yenilgi beklenirken, para cezası verildi.
Adnan Polat, “Tamamlandığında ortaya muhteşem bir eser çıkacak. Bir dünya yıldızı stadımızı görünce daha kolay imza atacak” dedi.
Arda güvenlik görevlisini kapıya sıkıştırdı.
Ersun Yanal istifa etti.
Bülent Uygun, “İpler bizim elimizde” dedi.
Deivid’in eşi ile Alex’in eşi kuaförde barıştı.
Uğur Boral pas hatası yaptı.
Serdar Kulbilge, klübe ihtarname çekti, kadro dışı kaldı.
Sedat Balkanlı vefat etti.
Gökmen Özdenak, “Futbolculara pornografik paralar ödeniyor” dedi, Ahmet Çakar’ın “O kelime astronomik olabilir mi” sorusuna, Özdenak “Hayır, pornografik. Porno. Erotik değil yani. Porno yani, işin sonu” diye cevap verdi.
Fenerbahçe, Real Madrid – Barcelona maçında Barcelona’dan çok etkilendiklerini, Beşiktaş’ı öyle yendiklerini söylediler.
Lincoln ülkesine gitti.
Lincoln İstanbul’a döndü.
Rıdvan, stoper Gökhan için Aragones’den özür diledi.
Arda’nın silahlı t-shirt giydi.
Hacettepe maçından sonra taraftar striptiz klubünde Arda’ya tepki gösterdi.
Skibbe’nin şantajcısı kadın polis hapse girdi.
Uğur Boral pas hatası yaptı.
Fenerbahçe, kupa finalinde Bobo’yu aldı.
Alex de Souza’nın eşi, “Burası bize uğursuz geldi. Bir daha final maçına gelmeyeceğim. Büyük bir hayal kırıklığı içindeyim” dedi.
İlhan Cavcav anjiyo oldu.
Aziz Yıldırım, “Aragones ve oyuncu seçiminde hata yapmadık” dedi.
Fatih Terim’in parmağını denizin dibinden çıkardılar.
Volkan Demirel, Antalya’da lüks yat yaptırdı.
Aziz Yıldırım, Aragones’in tazminatı yok dedi.
Lincoln, salonda çalıştı.
Uğur Boral pas hatası yaptı.
Lucescu, bir kupa daha kazandı.
Aziz Yıldırım, bir tesis daha açtı.
Lincoln ülkesine gitti.
Lincoln İstanbul’a döndü.
Abdülrahim Albayrak, UEFA kupası finalinde sahaya girdi.
Alex, “Ronaldinho gelirse rahatsız olmam” dedi.
Batuhan’ın kırmızı da geçti, ehliyeti yoktu, polis ceza kesti.
Aziz Yıldırım, 3 yıl şampiyon olacağız dedi.
Anelka, gol kralı oldu.
Batuhan, takımın otobüsünü kullandı.
Adnan Polat, Beşiktaş galip gelince sevinçten ağladı, Cemal Demirören’le şakalaştı, elini uzatıp çak dedi.
Tuncay, küme düştü.
Sinan Engin, Kanaltürk’ten Manisa’ya transfer oldu.
Seyrantepe’de iptal süreci başladı,
TOKİ Eren Talu’ya ihtar çekti.
Güiza, “Beni göndermeyin, seneye kral olurum” dedi.
Tugay Manchester City ile anlaştı.
Beşiktaş şampiyon oldu.
Volkan Demirel, Aragones’ten Fenerbahçe formasına imza aldı.
Lincoln, ülkesine gitti, daha dönmedi.
Ve Uğur Boral pas hatası yaptı.
Uygun adım, geriye marş marş
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 09 Mayıs 2009 tarihinde gönderildi
Deivid Emre’ye geri veriyor, Emre Uğur’a atıyor, Sivas, Beşiktaş, Galatasaray, Trabzon ve Gençlerbirliği maçlarına bakıyorum, en son Fenerbahçe maçına tekrar dönüyorum, hala Deivid Emre’ye atıyor, Emre Uğur Boral’a.
Geçen hafta Beşiktaş maçındaki akıllı futbola, bakın iyi futbol demiyorum, güvenen Aragones Denizli maçına yine Gökhan Gönül’ü stoperde, Ali Bilgin’i sağ bekte tutarak, yani aynı kadro ile çıktı.
Fakat futbol çok farketti.
Fenerbahçe vasat bir futbol ve Güiza’nın defansa çarpan şutu ile maçı 1-0 aldı.
Aragones belki bizlere “1.74lük stoper olmaz olur mu, bak nasıl da oluyor” demeye çalışıyor fakat sağ bekte Ali Bilgin’in hücum gücünü nasıl zayıflattığını tabi ki göremiyor.
Aragones, Ali Bilgin’in sağ bekte Önder Turacı’dan iyi olduğunu biliyor fakat Mustafa Denizli, Fatih Terim gibi yani her “Büyük Hoca” gibi medyanın dikine gidip fantezi deniyor, Deniz’i, Yasin’in yanına çekmiyor, Gökhan’ı sağ bekte kullanmıyor.
Belki de tamamen Ali Bilgin’in Arap sermayesine katılması için çocuğa gaz veriyor, biz anlamıyoruz.
Tabi bütün bunların, yani bu konuşmaların, bu yorumların sebebi bu seneki yönetim olduğunu biliyoruz. Takım öyle bir hal almış ki;
Josico ve Maldonado gibi şu an Şili’de mi, yoksa Erenköy’de hamamda mı olduğunu bilmediğimiz 2 transfer yüzünden, Selçuk oyundan çıkınca üzülüyoruz, Wederson Uğur Boral’ın yerine girince seviniyoruz, Deniz oynasın istiyoruz, Emre bu takımın vazgeçilmezi diyoruz.
Lugano, Deivid, Alex, Carlos ile anlaşan bu yönetim, seneye 6+2’nin 6’sından kimseyi kesemeyeceğini ve sadece 2’sine oyuncu baktığını ya bilmiyor ya bilmemezlikten geliyor ya da hepimizle dalga geçiyor.
Hep söylediğimiz gibi, önemli olan Fenerbahçe’nin seneye hangi yabancıları transfer edeceği değil, hangi Türk oyuncularla oynayacağıdır.
Belki de Fenerbahçe transfere ilk olarak yayıncı kuruluşa, Oktay Derelioğlu’nun yerine birine alarak başlayabilir.
Eğer krizi bahane edecekler ise, Zaza’nın mirasından biraz borç alınabilir.
Maçın en önemli olay Alex’in oyuna girmesi.
Böylelikle Fenerbahçe yine en sevdiği formata büründü.
Kontra atak.
Zaten Alex girince Denizli’ye karşı hedefsiz, Semihsiz, tek forvet, kontra atak oynayan takımın maçından çok birşey bahsedemiyoruz.
İnşallah birileri Aragones’e, kupayı kaybedip Beşiktaş’ın Ligi alamaması durumunda en az 4. olması gerektiğini Türkçe’ye çevirmiştir.
Diğer maçların en önemli olayı Sivas’ın 3 puan daha vermesi ve belki de herkesin ortak fikri Lig’i vermesi.
Bence, Sivas’ın şampiyonluğu Gaziantep maçında veya İstanbul Büyükşehir maçında değil, Bülent Uygun’un Tvlere, gazetelere, dergilere çıktığı gün kaybetti.
Çünkü Anadolu’nun bağrından çıkan o mütevaziliği, o disiplini, o sentezi sen 3 büyüklerin arasına sokmaya çalıştı.
Yıllardır Trabzon’un yaptığı hatayı yaptı.
Ve 3 hafta kalmasına rağmen belki de havlu attı.
Şimdi “Lâ ilâhe illallah” deme sırası, yönetimin ve Sivas’lı taraftarın.
Biz dingiliz
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 01 Nisan 2009 tarihinde gönderildi
Bir hafta Türkiye’yi boş bıraktım, Muhsin Yazıcıoğlu vefat etti, Deniz Baykal vefat etti, Fatih Terim vefat etti…Allah rahmet eylesin, hepsi de iyi insanlardı…
Biz kimiz Fatih Hocam?
Biz kimiz?
Biz Ahmet’iz de, Ayşe’yiz de..
Biz İbrahim Üzülmez değiliz…
Biz Volkan Demirel değiliz.
Biz Sabri hiç değiliz..
Takımlarında yedek kalanlar, gırtlak kesenler, bizler Emre Belezoğlu değiliz, Colin Kazım değiliz…
Biz Mehmet Aurelio’yuz, Mert Nobre’yiz…
Biz Halil Altıntop’uz, Fatih Tekke’yiz..
Biz Tugay Kerimoğlu’yuz…
Biz Mesut Özil’in, Barış Özbek’in babasıyız, amcasıyız…
Biz Arda Turan’ız…
Biz İbrahim Toraman’ız..
Biz kadroya dahi giremeyen Ayhan Akman’ız..
Biz asgari ücretiz,
Biz milyon eurolar değiliz…
Biz 550 milletvekiliyiz,
Biz “Türkiye’de benden bir tane var” değiliz…
Biz İsviçre’yi döveniz..
Biz sistemsiziz..
Biz son dakikayız…
Biz korneriz, yan topuz, duran topuz…
Biz Servet’iz, biz Mehmet Topal’ız, biz Hamit’iz..
Biz sakatız.
Biz Dünya üçüncüsü değiliz, biz Dünya Kupası üçüncüsüyüz.
Biz Avrupa üçüncüsü değiliz, biz Avrupa Kupası üçüncüsüyüz.
Biz Almanya’yı, Hollanda’yı yenen,
Ve de abuk sabuk oyuncu değişiklikleri, garip bir yedek klübesi ve onca sakatına rağmen az daha 30 maç sonra İspanya’ya yenilgi tattıracak olan, her fırsatı tepebilen, buradan alınacak 1 puanın Eylül’deki Bosna maçı için ne kadar önemli olduğunu anlamayan, San Marino’ya, Estonya’ya puan kaybedeniz.
Kusura bakma, Fatih Hocam…
Biz dingiliz.
Sàab ri Bordeauxà dö shé d’i
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 27 Şubat 2009 tarihinde gönderildi
Bu maçın Türkçe özeti ne biliyor musun, Bordo kalk gidelim diyor, sen adamlara gübre yeme, otur diyorsun.
Dün gece de klasik bir Türko maçı seyrettik.
İlk saniyede giden bir tur, ilk yarıda gelen bir tur, 2 dakikada giden bir tur ve son saniyede gelen bir tur…
Bazı yamukluklar biliyorsunuz, Türk futbolunun olmazsa olmazı.
Yamuk nedir diye sorarsanız; Türkçesözlük.org’da yamuğun tanımı :
“Bir yana doğru eğik olan.” diyor.
Yanlış.
Yamuğun tanımı;
“Böyle bir noktada başlayan, yamuk yumuk çizgiler, çizgilerin devam ettiği, böyle çizdiği çizdiği, ama tekrar aynı noktaya dönen” olmalı.
Bir örnek daha mı istiyorsun?
90 dakika statta, kahvede, evde, işyerinde sınırsız küfür yiyen kim?
Sabri Sarıoğlu.
Bu Sabri’yi yine ilk 11’e koyan, jübilesiz kulüpten uzaklaştırılan, resmi websitesine “İtiraz ve Hakemler” diye bölüm koyan, Gençlerbirliği ve Bursa’dan kovulan, işsiz ama güçlü, Sami Yen’e Kocaeli’nin puan veya puanlar için geldiği halde, Bordeaux’un umursamadığı maçta bizi hala davul gibi geren, Galatasaray’ın en önemli maç öncesi kurtarıcı olarak sarıldığı adam kim?
Bülent Korkmaz.
Türk Milli maçlarında son saniyelerde yenildiğimiz veya yendiğimiz, maçlarda bizi öldüren, geri getiren, tekrar öldüren, tekrar geri getiren, bu şekilde Avrupa 3.lüğü yaşatan, dünkü maçı da protokolden izleyen, bu kadar yuhalanmış bir Sabri’yi hala Milli Takım’a çağıran, yukarda anlatılan bütün bu Bülent Korkmaz’ın integrali ve babası kim?
Fatih Terim.
Peki kim son dakikada Galatasaray’a turu getirdi?
Sabri Sarıoğlu.
Başa döndük mü?
Elde var sıfır mı?
Al sana yamuk.
Anlamadıysan al sana bir de ÖSS sorusu…
Hamburg maçı öncesi, Meira-De Sanctis-Emre-Sabri yamuğunun iç açılarının toplamı ordan kaç gibi gözükmektedir?
a) 359
b) 2-5
c) 4-3
d) Hiç iç açıcı değil.
Sen hiç ofsayt oldun mu Terim
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 12 Şubat 2009 tarihinde gönderildi
Kabullenemiyoruz. Bunun ilk açıklaması bu. Daha Tuncay’ın İngiltere’nin Kocaelispor’una, Aurelio’nun İspanya’nın Gaziantep’ine gitmesini kabullenemiyoruz, Mesut’u nasıl kabul edeceğiz?
Biliyorsunuzdur belki, www.mesut-oezil.com ‘daki fanblock sayfasına girmeye çalışıyorsunuz. Şöyle bir ibare : “Maalesef spor konusu bu misafir defterinde çok geri planda kaldığı için ve birbiriyle saygılı ve seviyeli konuşma imkanı da ortadan kalktığı için, bu “misafir defterini” üzülerek geçici olarak kapatıyoruz.” Fütursuzca küfür etmişler çocuğa. Adamlar da kapamış.
Ama Türk bu, durur mu?
Çünkü bir Türk küfür ederek ikna eder, komünikasyon kurar, tükürüğü ile bilgi alışverişinde bulunur.
www.mesutozil.net ‘deki ziyaretçi defteri sırf küfür.
Bir de işin komiği bu site fan sitesi. Yani önce fanlar çocuğu sevdiği için kurmuş, sonra küfür için devam etmişler.
Yahu merak ettim. Belki dedim Aurelio da Brezilyalı milliyetçilerden küfür yemiştir, ona bakayım. Hala arıyorum. Adama 12 dilde “ulan” bile dememişler.
Nasıl olacak bilmiyorum. Mesut Almanya’yı seçmiş. Bitmiş gitmiş. Terim inanılmaz bozuk.
Alman Federasyonu artık bu konularda hassas. Ama çocuk politik, sosyal, sportif sebeplerden dolayı Alamanya’yı seçmiş. Sana ne? Belki çocuk Türk değil? Belki hissetmiyor Türklüğü içinde.
Mehmet Scholl’a da aynısını yapsaydın ya, Mehmet ile babası İstanbul’da karşılaştığı zaman.
Veya Murat-Hakan Yakın’a niye yüklenemedin?
Senin ilk 11′in yarısı İstiklal Marşını bilmiyor, Türk mü oldu şimdi hepsi?
Bir de Fatih Terim niye görüşsün çocuğun amcası ile? Sen değil miydin profesyonellik arzulayan, hayal eden? Onun işi mi o? Varsa bir becerisizlik, tek suçlu o mu?
Bir Ali Şen kahvaltı yapmadı zaten çocuğun eltisi ile. Bir Recep Tayyip Erdoğan alt kimlik-üst kimlik polemiğine girmedi.
Peki Fatih Terim niye kadro garantisi versin? Nasıl verebilir?
Fatih Terim kendine garanti veremez ki, 21 yaşındaki çocuğa garanti versin?
Sen Nuri’yi kaçırdın gavurun elinden, e Nuri nerede? Nuri de bir zamanların Mesut’uydu. Ne oldu?
Yamuk yumuk işler işte.
Ne diyelim. Allah Mesut etsin.
Maçla ilgili bir şeye mi bakınıyorsunuz?
Fatih Terim’in maç sonu basın toplantısı: “Daha önce de golü yiyebilirdik. Son saniye beklemiyordum golü ama oldu. Gönül isterdi ki kazanalım ama son saniyede de yiyebiliyorsunuz işte.”
İngilizcesi : “Everytimes we have the control the games, under the control the games, during the games, we have the some possibility, some big chances, some big okaziyons, something like that, I don’t want to see the back, I want to see the front..”


Son Yorumlar