euro ile Etiketlenmiş Yazılar
Pes 2011
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 14 Ekim 2010 tarihinde gönderildi
Oyun İstasyonunda aylardır beklediğimiz oyun piyasaya çıktı.
Pes 2011.
Müthiş bir oyun.
Bizim ligi de olağanüstü gerçekçi yapmışlar.
Oyunu kuruyorsun.
Fakat başta birini seçmen lazım.
Hiddink var, Erman var, Ahmet Çakar var, Oğuz var, Arda var, Mesut var.
Gerçi bunların çoğu Pes 1913’de de vardı.
Yeni olarak Markus Merk var.
Hepsinin farklı özellikleri var.
Mesela Hiddink’i çok güçlü yapmışlar.
11 milyon Euro ile oyuna başlıyorsun.
Yeni versiyonda Erman’ın uzun laf sokma kesinliği (long pass accuracy) 96.
Ahmet Çakar’ın azimlilik (tenacity) 93, polemik (polemic) 100 üzerinden 117.
İkisinin takım çalışması (teamwork) 98.
Serhat Ulueren ile beraber takım çalışması 99.
Gökmen gelince 43.
Bülent Uygun, dönme hareketi (swerve) 92.
Aykut Kocaman, asabiyet (agression) 94.
Arda’yı da iyi yapmışlar.
Tepki (response) 95, artistlik 98, gıdı 100.
Ama gerçekten 3G Spor Toto Lig’i o kadar gerçekçi ki…
Hala hakeme taş var,
Saha kapama var,
HD küfür var,
Elektrik kesintisi var,
Servet’in sümüğü var,
Koskoca İnönü, Fi Yapı oluyor, o var,
Milyar dolarlık ülkemizin kapısına Azerbaycan yerleştiriyir, o var,
Milyon dolarlık kulüplerimize Young Boys – Karpaty Lviv kakalıyor, o var,
Solda Sabri, sağda Özer var,
6+2+2+bu da iki, var,
50 yaşında Aurelio, hissedilen yaş 100, o var,
Yedek klübesinde Necipler var,
Mesut’a yuhlama var.
Var oğlu var.
Ulan ben de diyorum bu oyunun ismi niye Pes.
Ve seneye gelecek oyunları söylüyorum.
Çüş 2012.
Oha 2013.
Erman Hoca ile Arda dedim de.
Bir oyun daha var.
Street Fighter 2011.
Orada da Honda ile Ryu kapışıyor.
Çok sağlam kavga var.
Honda Ryu ile Chun Li’nin özel hayatına mı karışmış ne.
Fakat Ryu şu an adyuket’i çekti. tak tak turu ket’i bekliyor.
İlk
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 12 Eylül 2010 tarihinde gönderildi
Bu benim ilk yazım…
Fakat Belçika maçı, Türkiye’nin davul gibi gerildiği ilk maç değil.
Bu benim ilk yazım…
Fakat bu 70 milyon’un duran toptan yediği ilk gol değil.
Bu benim ilk yazım…
Fakat bu Türkiye’nin gol yedikten sonra açıldığı ilk maç değil.
Bu benim ilk yazım…
Fakat bu kendi takımında oynamayanlardan oluşturulan ilk milli takım kadrosu değil.
Bu benim ilk yazım…
Ve bu delinin ilk bayramı da değil…
Belçika maçından çıkan sonuç şu; “Türk futbolunun ekolü yok.”
Kim demiş?
Anacım biz, son saniyede Avrupa 3.sü oluruz.
Biz, 70 milyonluk ülkede Tuncay’ı sırtı dönük forvet oynatırız.
Biz, Almanya’yı yeneriz, Azerbaycan’a yeniliriz.
Biz, Euro 2012’e, Fifa 2014’e, PES 2016’a son saniyede gideriz veya son saniyede gidemeyiz.
Biz, maça 3 kısa ile başlarız (Emre-Arda-Nihat), sonra 2 kısaya döneriz (Emre-Arda), gerekirse en son kısa ile döveriz.
Biz, boy ortalamamız bir Burhan Çaçan olmasına rağmen, basketbolda ezeriz, voleybolda ezeriz, futbolda ezemeyiz.
Biz, basketbolda Lakers’i yeneriz, bir tane daha Hakan Şükür yetiştiremeyiz.
Biz, “Sabri’nin top tekniği çok zayıf” diyen Mustafa Doğan’ı, “Nihat hiç koşmuyor ki” diyen Sergen Yalçın’ı yorumcu yaparız.
Biz, Valencia’dan Mehmet’i almayız, Real Betis’den Mehmet’i alırız.
Biz, ÖSS’e, KPSS’e bir gün önce çalışmaya başlarız.
Biz, koskoca bitirme tezini son dakikada teslim ederiz.
Biz, doğalgaz faturasını son saniyede yatırırız.
Biz, iş görüşmesine ucu ucuna yetişiriz.
Biz, nikaha damatla beraber gireriz.
Biz, tatile Cuma günü karar veririz, sonra yer yokmuş deriz.
Biz, uçağa son anonstan sonraki anonstan sonraki anonsta belki bineriz.
Biz, sinemaya filmin başrol oyuncusundan sonra teşrif ederiz.
Biz, Yobo’yu, Misimovic’i, Insua’yı 1 Eylül Çarşamba saat 16:59’da transfer ederiz.
Biz, her şeyi fotofinişle belirleriz.
Kim demiş;
Brezilya’nın bir stili var,
İtalyanların bir tarzı var,
Almanların bir formatı var, bizim ekolümüz yok diye?
Biz…
Biz Türkiye’yiz.
Biz son saniyede “Evet” bile diyebiliriz…
Daum-u Memnu (Veda)
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 30 Haziran 2010 tarihinde gönderildi
Ve merakla izlenen Daum-u Memnu dizisi müthiş bir finalle bitti. Hem de ne final.
“Adnan Daum” köşkü, yatı, katı, oğlu “Nihal Marcel”i aldı gitti.
“Matmazel de Koch”, Daum ile gitti. Hoop hemen arabanın önüne oturdu.
Daum’un karısı ağladı, Gazi sucukları ağladı, Euro/TL paritesini takip edenler ağladı.
“Bihter Aykut Kocaman” kalemi şakağına dayadı, imzayı attı, intihar etti.
“Behlül Güiza” köşkten tam kaçıyordu, evin şişman kahyası “Süleyman Efendi Del Bosque”, Güiza’yı kadroya almadı, çocuğun yine saçı sakalına karıştı. Mezarında “Genç Beşir Semih”i ziyaret etti. Çünkü Güiza kalınca Semih de öldü.
“Firdevs Mahmut Uslu”ya 11 seneden sonra felç geldi.
Köşke Maldonado, Josico, Ali Bilgin, Burak, Fabiano, Aragones, Kezman, Edu, Sergio, Simao devamlı birileri girip çıktı.
Daum-u Memnu.
Yani Yasak Daum.
Konusu; Denizli maçından sonra yasaklanan bir teknik direktörün, Trabzon maçında tekrar yasaklanmasına kadar yaşadığı milyon Euroluk dram.
Türü; Bilim kurgu-fantastik-komedi-dram.
Daum-u Memnu.
Almanya’daki ismi de “Memnun Daum”.
Fakat merak etmeyin, bu dizi burada bitmedi.
Tekrar çekilir.
Bu kafa ve bu para olduğu sürece sonsuza kadar çekilir.
Ve her Türk dizisinde ve filminde olduğu gibi en son iyiler ölür.
Tıpkı Rıdvan Dilmen gibi…
Tıpkı Oğuz Çetin gibi…
Fakat bir kişiye hiçbir şey olmaz.
Çünkü o ölürse film biter…
Van minut in Israel
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 02 Haziran 2010 tarihinde gönderildi
Öncelikle tüm futbolseverlere Ömer Üründül’süz ful HD bir Dünya Kupası diliyorum, Aziz Yıldırım 2 sene şampiyonluk ve yıldız sözü vermiş, ben de Fenerli arkadaşlara kombine+xanax veriyorum, ha bir de İsrail’in Allah bin kere belasını versin diyorum.
10 gündür yazmıyorum…
Bu 10 günde bin tane şey olmuş.
Öyle bir memleket ki, bir gidip gelseniz, memlekete zenci Cumhurbaşkanı gelmiş, Türkiye Lost adası gibi kaybolmuş, Fenerbahçe iyi futbol oynuyor olabilir.
Öyle bir memleket ki, 10 gün bırakmaya gelmiyor.
Mesela bu 10 günde Türkiye, Euro 2016’da ikinci oldu.
Yazmıştım demeyi severim, buyrun yazmıştım.
http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/13415877.asp
Türkiye, Örovizyon’da da ikinci oldu.
Bunu da yazmıştım demek isterim, fakat yazmamışım.
Fakat bu 10 günlük iznimde TV’de bir film seyrettim.
Müthişti….
Böyle komandolar gemilere atlıyor, elinde sopa olan insanlara füze atıyorlar, yaralılara kelepçe takıyorlar falan…
Herşey 1 dakikada oluyor…
Filmdeki limanın ismi de ya Aşdod ya da Arschloch gibi birşey…
Fakat filmin ismini unuttum.
Rambo değil. Onu seyrettim.
Platoon değil. Onu da seyretmiştim.
Apocalypse Now da değil. Onu da biliyorum.
Ya hani Murat Saraçoğlu yönetmişti.
Sarp Apak, Demet Akbağ falan oynamıştı..
Aha, buldum.
O… çocukları.
http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/14910464.asp
Fenerbahçe açılımı
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 24 Mayıs 2010 tarihinde gönderildi
İllaki tane tane yazmamı istiyorsanız, ben sadece böyle anlarım diyorsanız işte size madde madde Fenerbahçe açılımı. İstediğiniz sorudan başlayabilirsiniz.
Republic of Fenerbahçe
Bu büyük potansiyeli tekrar tekrar ve uzun uzun yazmamıza gerek yok. Trabzon maçı öncesi Bağdat Caddesi Cumhuriyet Mitingi gibiydi. Yüce Rabbim Fenerbahçe taraftarına kilometrelerce ışıl ışıl cadde vermiş, kimilerine yokuş vermiş, kimilerine egzoz dumanı içerisinde otoban üzeri stat vermiş. Fakat aynı Tanrı biliyor da Fenerbahçe’ye UEFA kupası veya Şampiyonlar Ligi finali vermiyor.
- Potansiyel örneği : Fenerbahçe şampiyonluğu kaybettiği akşam eve girerken, bir baktım bizim bakkal ağlıyor. Ne oldu dedim, “Ağabey yıllık bira stoğumu bir günde aldım, ben ne yapacağım bu kadar birayı” dedi.
- Az ilgili bir örnek daha; Fenerbahçe o kadar farklıdır ki, bir Fenerbahçeli haberleri seyrederken, Beşiktaş veya Galatasaray haberi gelince kanalı değiştirir. Fakat Bir Beşiktaşlı veya bir Galatasaraylı, oturur sabaha kadar “Fenerbahçe nereye koşuyor” programını seyreder.
Taraftar
Şurada kaç senedir eleştiriyoruz, taraftar hala kombine alıyor, bilet alıyor, forma alıyor diye. Bana cevap veriyorlar, biz pazara kadar değil mezara kadar Fenerbahçeliyiz diye. Senin mezarına atkıyı ben bağlarım, sorun değil. Fakat ben size Fenerbahçe aşkınızı mı bitirin dedim? Sizden 2 şey istiyorum. Ya kombine alın, fakat akıllı, sistematik, disiplin içerisinde protestonuzu yapın, ya da kombine almayın, protestonuzu yapın. Çünkü bu kafayla daha çok final gider, daha çok Güiza gelir, daha çok anons yapılır, daha çok ağlanır.
- Protesto örneği : Aziz Yıldırım’ın basın toplantısından hemen sonra 30 bin kombinelinin klübe gidip kombinelerini fırlatması. Fırlatırken de “Aziz Başkan sen istifa etmedin, ama biz ediyoruz.” denebilir.
Aykut Kocaman
Bu anons skandalından sonra, anonsçudan önce kovacağım ilk adam Aykut Kocaman’dır. Bir sportif direktör, adı üstünde spor işlerini direktive etsin diye alınmış fakat;
- Eğer yedek klübesindeki teknik kadronun Bursa – Beşiktaş maçının skorunu doğru bilmesini sağlıyamıyorsa,
- Önündeki ekrandan Bursa maçını takip etmesine karşın, Selçuk ve diğerlerinin hareketlerine karşı hiç bir aksiyonda bulunmuyorsa ben bunda ya kötü niyet ararım, ya da hala ne iş yaptığını anlayamadığım Aykut Kocaman’ın görevine son veririm.
- Eğer bu işlerle idari menajer ilgilenir derseniz, o zaman onu kovarım.
- Yani kısacası birini kovarım. Çünkü burada bir skandal var.
Christoph Daum
Benim için ilk suçlu hiç bir zaman hakem veya teknik direktör değildir. İlk önce doğru kadro, sonra doğru teknik direktördür. Eğer kadroyu teknik direktör yapıyorsa o zaman ilk suçlu teknik direktördür. Bu taraftar Mustafa Denizli’yi kovdu, şimdi onu arıyor. Bu taraftar Zico’yu yuhladı, şimdi onu arıyor. Bu taraftar Hiddink’i gönderdi. Bu ülke insanı Şenol Güneş’i ülkeden kovdu, şimdi bağrına basıyor.
- Dip not : Bana da yılda 3-4 milyon Euro vereceklerse, her sabah kovup geri çağırabilirler. Hatta her sabah İstiklal Marşını Almanca bilmeme rağmen tersten Almanca okutsunlar.
Güiza
Bkz. 4.madde Christoph Daum. Adamın niye protesto edildiğini hiç bir zaman anlayamadım. Yahu onu oynatan, onu alan var. Bana yine yılda 3-4 milyon Euro versinler, isterlerse ben uyurken bile 50 bin kişi yatağım başında ıslıklasın. Ha derseniz ki, Güiza Daum’a her 90 dakika için komisyon veriyor, ben onu bilemem.
- Güiza transferinde, 1 tane profesyonel İnsan Kaynakları sorumlusu kiralasan, 2 dakika mülakat yaptırsan, adamın kaşlarından, duruşundan, oturmasından, kalkmasından zaten Fenerbahçe’ye yararı olmayacağını anlarsın.
Aziz Yıldırım
Ve son sözler tabi ki Başkan’ın.
11 yıl geçti. Bu 11 yılda Fenerbahçe Spor Klübü onlarca kupa almışsa, 11 yılda onlarca final oynamışsa, yarı finalin kapısından dönülmüş ise, en büyük faktör Aziz Yıldırım’dır. Ama tarihi anons skandalı yaşanmış, 27 senedir kupa alınamamış, en büyük rakibin UEFA kupasını almış, son UEFA kupası Kadıköy’de olmasına rağmen hiç iplenmemiş ise bunun tek sorumlusu yine Aziz Yıldırım’dır.
Aziz Yıldırım gitmelidir. “Başarısız olduğu için gitmeli” değildir. 11 yılda 33 kupa alınmış olsa dahi Aziz Yıldırım gitmelidir. Çünkü artık Fenerbahçe’nin imaj problemi vardır. Çünkü Fenerbahçe’nin artık makyajını değiştirmesi gerekmektedir. Çünkü;
- Fenerbahçe’den artık herkes nefret etmektedir.
- Eğer 10 takım sizden nefret etse, bunun 5’i size karşı ful motive oynasa, bunların sadece 2’si sizden yarım puan çalsa, sezon sonunda en az 6 puan eksiksiniz demektir.
- Bursa’nın şampiyonluğuna sadece Fenerbahçe ve Diyarbakır sevinmemiştir.
- Eğer reikiye, şakraya, yogaya inanıyor olsam, Trabzon maçı 20-1 bitmesi gerekirken tüm Türkiye’nin yaymış olduğu negatif enerji yüzünden 1-1 bitti demem de gerekir.
Yahu;
Bir başkan, her gazeteci ile uğraşır mı?
Bir başkan, ben sizi dövdüm mü der mi?
Bir başkan, her yönetici ile uğraşır mı?
Bir başkan, bir anonsçu ile uğraşır mı?
Bir başkan, bir kaleci ile uğraşır mı? Evet, Rüştü olayında Fenerbahçe haklı olabilir. Fakat tekrar soruyorum, bir başkan bir kaleci ile uğraşır mı? Rüştü ile uğraşacak 10 bin adamınız muhakkak vardır.
Tabi ki bir klüp Rüştü ile, Hıncal Uluç ile, Melih Gökçek ile uğraşabilir. Ama soru şu; bütün bunlarla bir başkan uğraşır mı?
Aslında soru şu; Fenerbahçe Başkanı’nın abuk sabuk bir kaleci için uğraşmaya nasıl zamanı olabilir?
Reklamdaki gibi, bir başkan hem aşçı, hem ayakkabı bağlayıcısı, hem elektrikçi, hem oyun oynayıcı, hem baba, hem sucu, hem teknik direktör, hem menajer, hem psikolog, hem bilmem ne olabilir mi?
Bizde olur anasını satayım.
Burası İstanbul.
Burası Fenerbahçe…
Bizde olur.
http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/14818195.asp
Güiza faktörü – Emre faktöryali
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 04 Mayıs 2010 tarihinde gönderildi
800 küsür dakikadır gol yemeyen bir Fenerbahçe ve 9 maçta 25 puan.

Son 9 maçta Bursa 20, Beşiktaş 16, Galatasaray 14 puan almış.
Baros son 4 maçta 5 gol atmış, Jo’nun 16 maçta 3 golü var, Dos Santos’un daha golü yok.
Beşiktaş’ta 25 kişi toplam 38 gol atmış, Messi-Ibrahimovic ikilisi 45 gol atmış.
İlk 8 takımın kendi aralarındaki maçlarda Fenerbahçe 13 maçta 25 puan almış, Galatasaray 17.
Bunun ismi 4-3-3 veya 4-4-2 değil.
Bunun ismi 2 x 2 = 4.
Sezon başında söylemiştik, “Herr hauzun dibi einıdır”. Yani Daum çok akıllıdır.
2004’de Otto Rehhagel-Yunanistan ilişkisi ne ise şu an Daum-Fenerbahçe için odur. Tabi ki Volkan-Bilica-Lugano-Selçuk-Alex’in katkısı ve Topuz’un 10 milyon Euroluk koşuları tartışılmaz.
Yukarıda aynı zamanda hayalimdeki takımda görmek istemediğim 7 adamı da yazdım. Fakat bir adam var. Onun altını-üstünü çizmek lazım.
Emre Belezoğlu.
Bu sene Fenerbahçe şampiyon olursa, kupanın bir kulbu Emre Belezoğlu’nda olmalı. Emre’nin özelinde, takıma katkısını golle veya asistle değil şöyle anlarsınız; Emre gelmeden önce Fenerbahçe’de maç başına 10 adet faul-tekme-tekmeye kafa-kavga-küfür-itiraz-itiş kakış-tokat vardı, şimdi 1000. İster beğenmeyin, ister nefret edin, çeşitli mevkilerde en az 4 tane daha Emre’ye ihtiyaç var.
Ve averaj.
Oldu ya, şampiyonluk genel averaja kaldı. Eğer şampiyonluk giderse, bu 5 gol fark sırasında, Semih-Gökhan Ünal dururken, Güiza’da ısrar edilmesini bana kim-nasıl açıklayacak?
İşte bu dönüyor, Denizli’deki son maça geliyor.
Daum “O olay bir daha olmaz” demiş.
Allah’tan ben o sıralar yazı yazmıyordum.
Allah’tan.
Son istatistiğimiz; Güiza 9, Ivankov 4 gol.
Güiza facktorü…
Bunun ismi de istatistik değil.
Otistik.
Daum da zaten bu Güiza için duygusal demiş.
Allah’tan ben öküzüm.
Allah’tan…
Sarı Melekler vs Renkli Kelekler
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 06 Nisan 2010 tarihinde gönderildi
Sarı Melekler…
Final oynadılar…
Ağladılar ve ağlattılar.
“Benim hissiyatım topun net bir şekilde izdüşümünün penaltı noktasının dışında olduğu yöndedir.”
“Bursaspor penaltı atışını penaltı noktasından 30 santim önde kullanmıştır.”
“Bursa Atatürk Stadı’nda penaltı noktası çok geniş.”
“Selçuk Dereli’ye gıcığım.”
“…ve şimdi Fenerbahçe taç çizgisine çok yakın tehlikeli bir yerden korner kullanıyor.”
“Yerden şuttt, üstten aut.”
“Artık kendinize gelin. Kiminize 2, kiminize 3 milyon Euro ödüyoruz. Türkiye’deki asgari ücretin 300 dolar olduğunu biliyor musunuz? Sizi destekleyen taraftarlar ayda 300 dolara hem geçiniyorlar, hem bilet alıyorlar. Onları düşünün biraz da. Bu paranın hakkını sonuna kadar veren kaç kişi var? Çoğunuz yılda 3-5 maçı tam performansla götürüp gerisinde idare ediyorsunuz. Böyle devam etmeyecek. Gereken fedakârlığı gösterip şampiyon olmazsanız, görün bakın aynı paralar devam edecek mi? Bu arada G.Saray’ı yenin, toplam 1.5 milyon dolar prim dağıtacağız.”
“Berezutski kardeşler, ikiz bunlar. Biri Valeri, diğeri Aleksi. Ekrandaki Vasili.”
“Bilica, sen değil Fenerbahçe’de top oynamak, Fenerbahçe halk pazarında simit satamazsın.”
“İdmandan sonra futbolculara çay servisi yapan çaycının katkısı neyse, Rijkaard’inki de o.”
“Arif vurursa gol olur, vurursa gol olur, vurursa gol olur, vuruyorrr…Aut.”
“Adama pornografik teklifte bulunmuşlar. Ağabey, astronomik olmasın? Hayır. Pornografik.”
“Rüştü çık, Rüştü çık, Rüştü çık, Rüştü çık, Rüştü çıkma, ahhh. Gol oldu.”
“Ziya Ağabey, bunu söylemen için aptal olman gerekir. Sen bana aptal mı diyorsun? Hayır, bunu söylemen için aptal olman lazım diyorum. Ha, tamam o zaman.”
“Hem penaltı, hem gol.”
Sarı Melekler…
Şampiyonlar Ligi’nde final oynadılar.
İşte bu yüzden belki final oynadılar.
İşte bu yüzden belki isimleri Sarı Melek.
Teşekkürler Hanımlar.
Ve Bihter kocası ile yattı
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 14 Ocak 2010 tarihinde gönderildi
Ve nihayet 2010 geldi. Ve nihayet Kazım ve Önder kovuldu. Ve nihayet Cüneyt Çakır Fenerbahçe maçına verildi. Ve nihayet Nihat gol attı. Ve nihayet bitter Bihter kocası ile yattı.
Yılmaz Vural’ın standupları, Carlos’un cezası, Semih’in opsiyonu, Sercan’ın bonservisi, Avatar’ın pipisi derken herkes 2010’a bomba gibi girdi.
Tabi ki Federasyon ve MHK da 2010’a bomba gibi girdi.
Euro 2016 için şehirler seçti, polemik yarattı, Türkiye’yi ikiye böldü.
Benim aklıma takılan sadece şu.
Sen Konya’ya maç koyuyorsun, holigan gelsin Mevlana’yı görsün diye…
Kaldı ki Trabzon’da da Sümela var, o var bu var.
Sen bazı yerlere otel yetmez diyorsun, öbürlerinde daha stadyum bile yok…
Kaldı ki 6 senede sen Mardin’i Maldiv yaparsın.
Ve sen Kayseri’ye, Adana’ya maç koyuyorsun.
Esas konu o da değil…
2010 Ramazan ne zaman başlıyor?
11 Ağustos.
2016 Ramazan ne zaman?
11 Haziran.
Euro 2016 ne zaman başlar?
11 Haziran.
Yani sen bana diyorsun ki,
2016 Haziran’da Konya’da İngiltere – Almanya maçı var,
Kayseri’de de Hollanda – Rusya maçı var.
Bu maçlarda 300 bin litre bira içilir, ve o gün Ramazan.
Peki sen hiç hayatında Ramazan’da Kayseri’ye, Konya’ya, Ankara’ya gittin mi?
Yok.
O zaman 3 şıkkın var.
Ya maçları sahurda oynatacaksın, herkes çaktırmadan alkol alacak.
Ya maçları hepsini İzmir’de oynatacaksın, herkes çakarak alkol alacak.
Ya da Eshedu en la ilahe illallah….









Son Yorumlar