derbi ile Etiketlenmiş Yazılar
Bilica ve Özer İddianame’de yok mu?
Emrah Öner tarafından, Aykut Kocaman kategorisi altında, 08 Aralık 2011 tarihinde gönderildi
Bak, Aykut Hoca…
Galatasaray seni sadece perişan etmedi.
Sana bir ders verdi.
Çünkü Fenerbahçe, hayatında hiçbir zaman Galatasaray’a karşı böyle tempolu oynamadı.
6-0’lık maçta bile.
Fenerbahçe böyle tempolu oynasa sadece Alex 6 gol atardı.
Bak, Aykut Hoca…
Bilen bilir.
Sen ultra dürüst adamsındır.
Eski kulübünde herkes paraları yerken, sen 1 kuruşa bile tenezzül etmedin.
Kemal Belgin’in bulduğu kâğıtta herkesin isminin yanında o biçim paralar yazıyordu, senin isminin yanında hiçbir şey yazmıyordu.
Şu an şike olaylarından ben içeri atılırım, babaannem içeri atılır, sen atılmazsın.
Ayriyeten cebimde 10 trilyonum olsa, inan ilk sana emanet ederim.
Çünkü sen acayip bir adamsın.
Dürüstsün, dobrasın, netsin, duygusal agresifsin.
Senin aynı zamanda Protestan bir yapın var.
Belki de Çarşı’da doğdun bilmiyorum.
Ama sakal bıraktın, başkaldırdın, karşı çıktın, obje oldun.
O yüzden Fenerbahçeli senden radikal hareket bekliyor.
Fenerbahçeli senden klişeleri yok etmeni bekliyor.
Fenerbahçe’yi bugüne kadar geri zekâlılar, sahtekârlar, dolandırıcılar yönettiği için, Fenerbahçeli senden dürüstlük bekliyor, akıl bekliyor, us bekliyor, mantık bekliyor.
Her iyi futbolcudan iyi antrenör olmaz diye saçma sapan bir sav var.
Ulan kötü futbolcudan mı iyi antrenör olur?
Kafasız futbolcudan iyi antrenör olmaz, Aykut Hoca, kafasız.
Sen kafalı adamsın.
Sen akıllı adamsın.
Bazen basın toplantılarını anlamıyorum ama boş ver ben Şenol Güneş’i de anlamıyorum.
Adam Dünya 3. oldu, ben hala anlamadım mesela.
Bir şeyler demek istiyorsunuz ama ben çok derine inemiyorum.
O sırada gözlerim akıcı ama kafam yoğun oluyor.
Ben de istikrardan yanayım, Aykut Hoca.
Ben de “Teknik direktöre iyi futbolcu emanet edersin, o da iyi oynatır”lardanım.
Ben de “Teknik direktör transfer yapmaz”lardanım.
Ben senin 1 yıl değil, 10 yıl kalmanı isterim.
Ama istikrarın tanımı da yapmam gerekir.
Bana kalsa Arsene Wenger çoktan kovulmuştu ama bir teknik direktör bir firmada 1 yıl, 2 yıl kalır mı?
Ama sen 30 yıldır bu camianın içindesin.
Senin artık bazı şeyleri görüyor olman lazım.
Senin artık bazı ipleri çekiyor olman lazım.
Kulüp, 104 yılın en zor dönemecini geçiriyor.
Ve düne kadar liderdi.
Senin futbolcuları bir arada tutman bile mucize, kaldı ki sen bir de şampiyonluğa oynatıyorsun.
Şampiyon olup olunmaması da önemli değil.
Galatasaray’dan 5 yemen de bir şey ifade etmiyor.
Dersin ki, Galatasaray son 10 yılın en iyi topunu oynadı.
Emre Çolak bile Maradona gibiydi.
O yüzden ben senin aksiyonlarınla ile ilgileniyorum, sayılarla veya tenekelerle değil.
Tenekeler eninde sonunda gelir.
Sana sadece bir şey soracağım, Aykut Hoca.
Dürüst olduğun için bana ne olur cevap ver lütfen.
E-mail adresim de yukarda.
Özer Hurmacı senin manevi evladın mı?
25 sene evvel onu senin kapına mı bıraktılar?
Sen hangi bilimsel tezinle Özer’i maçlara sokuyorsun?
Sana ince pas mı lazım?
Sana ters ayak mı lazım?
Sana soldan atıp sağdan geçemeyen adam mı lazım?
Neye istinaden bu adamı oyuna alıyorsun?
Bu takımda hala Bilica niye ve nasıl dolaşıyor?
Bu iki futbolcunun oynamaması için İddianame’ye mi sokmamız lazım?
Bu adamları hala nasıl Kadıköy’de yaşamalarına izin veriyorsun?
Bilica’nın yerine stopere Selçuk’u koysan, sana yemin ediyorum, helal olsun derdim.
Adam kanayan kolu kesti, çıkana kadar da bekleyecek derim.
Yahu Bilica’yı illa oynatmak istiyorsan, Bienvenu’yu çıkar, Bilica’yı forvete al.
Hiç değilse orada daha az zarar verir.
Bu dünyada Baroni diye bir oyuncu 2012’de kaldı mı, Aykut Hoca?
İstersen 500 metreden gol atsın.
Adam sanki 10 dakika önce yataktan kalkmış gibi.
Orada Gökay oynasa ne kaybedersin?
Bunu inan Galatasaray maçı için söylemiyorum.
Bir hafta Caner oynuyor, sonraki hafta yok.
Bir hafta Dia iyi oynuyor, sonraki hafta yok.
Bir hafta Stoch iyi oynuyor, sonraki hafta kesin yok.
Bunun denklemi nedir?
Bir algoritması var mıdır?
Bir mantığı var mıdır?
Biz de bilelim, ona göre iddia oynuyoruz Aykut Hoca.
Selçuk küsüyor, hemen o hafta takıma giriyor.
Baroni küsüyor, hemen o hafta takıma giriyor.
Küsenleri her hafta düzeltmek zorunda değilsin ki…
Sen Gençlere Yardım Derneği misin?
Sen Özürlülere Destek Merkezi misin?
O hafta kim formdaysa ona formayı ver.
Neyse, Aykut Hoca…
Başını ağrıttım.
Böyle biraz mektup gibi oldu, biraz da detaylara takıldım ama bunlar benim tarzım değildir.
Senin de tarzın olmadığını biliyorum.
Ama bir tek şeyi çok merak ediyorum.
Birilerini ne zaman tokatlayacaksın?
Birilerini ne zaman ipe götüreceksin?
Biliyorsun, burası Fenerbahçe.
Burada gereksiz yerde müdahalede bulunursan gönderirler.
Gerekli yerde müdahale etmezsen seni hemen gönderirler.
El Kalasico
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 30 Kasım 2010 tarihinde gönderildi

Dünyada kaç derbi var?
Tansel Taşanlar üşenmemiş, oturmuş, saymış.
İskoçya derbisi;
Celtic – Rangers.
İlk, Katolikler Protestanlara ağız burun girmiş.
Yani…
Din derbisi.
Yunanistan derbisi;
Olympiakos – Panathinaikos.
Biri çalışan kesim, öbürü tiki.
Yani…
Sınıf derbisi.
Yugoslavya derbisi;
Kızılyıldız – Partizan.
Biri askerin takımı, öbürü halkın takımı.
Yani…
MGK derbisi.
Roma derbisi;
Roma – Lazio.
Biri solcu, biri sağcı.
Yani…
Siyaset derbisi.
Bükreş derbisi,
Rapid Bükreş – Steau Bükreş.
Zamanında Rapidçilere çingene demişler. Öyle kalmış.
Yani…
Irk derbisi.
Mısır derbisi;
Zamalek – Al Ahly.
O kadar manyaklar ki, derbiye yabancı hakem getiriyorlar.
Yani…
Bir şey anladıysam arap olayım derbisi.
İspanya derbisi;
Barcelona – Real Madrid.
Bir rüya. Bir Hayri Pıtır serüveni. Bir klasik olduğu için El Clasico.
Yani…
Klasiklerin derbisi.
Ve İstanbul derbisi;
Galatasaray – Beşiktaş.
Bir tarafımın derbisi.
Ali Turan, Barış Özbek, Servet Çetin, Pino, Tabata, Nihat, İbrahim Toraman, Rüştü, Hakan Arıkan, Hilbert, Gökhan Zan, Sabri, Serdar Özkan, Hakan Balta, Cüneyt Çakır.
El “Kalas”ico.
Yani….
Siz anladınız neyin derbisi…
Semihgül’ün suçu ne?
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 25 Ekim 2010 tarihinde gönderildi
9 hafta geçti.
4 hafta da Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi elemesi oynandı.
Etti sana 13 maç.
Bu 13 maçta görüldü ki, Daum’un, Zico’nun, Aragones’in Fenerbahçe’si ile Aykut Hoca’nın Fenerbahçe’sinin arasında en büyük fark ne Dia, ne Niang, ne de Diang.
Eski Fenerbahçe ilk 5’deki her rakibini yenerdi, son 5’deki takımlara puan kaybederdi.
Şimdiki Fenerbahçe ilk 5’i yenemiyor, son 5’e fark atıyor.
Bu sene Trabzon’a, Kayseri’ye, Beşiktaş’a, Galatasaray’a, PAOK’a, Young Boys’a kaybedilmiş yığınla puan ve maç var.
Fakat Kasımpaşa’ya, Konya’ya, Gençlerbirliği’ne atılmış düzine şeklinde gol var.
Fenerbahçe ilk 5’de sadece Antalya’ya 4 golü var, lakin daha oynanmamış Bursa ve Karabük maçları var. Özellikle bence Kadıköy’deki Karabük maçı daha korkunç.
Bir de “Efsane geri döndü” denilen Fenerbahçe, 6.hafta Kasımpaşa yerine Karabük ile oynasaydı, şimdi belki de Rijkaard’ın yerine Aykut Hoca bavul toplamıştı. Veya Galatasaray, 7.hafta Karabük yerine Kasımpaşa ile oynasaydı, şu an Neeskens’in gözü mor değildi.
Bu arada bütün bunların bir iyi yanı var, bir de kötü yanı var.
İyi yanı, demek ki takım artık maç seçmiyor. Eskiden sadece derbi veya Avrupa maçlarına motive olan bir Fenerbahçe vardı. Şimdi her şey standart gözüküyor.
Kötü yanı, sen ilk 5’deki takımları yenersen, dolaylı yoldan 4×3’den (bir takımın Fenerbahçe olduğunu düşünelim) 12 puan, 12 puan x 2 maç, eşittir 24 puan, genelde derbi maçlara 6 puanlık maç denir, 24×2=48 puan belki cebe koyarak lige başlıyorsun. İşte o yüzden eski Fenerbahçe ligin 8-10.haftalarında liderlik koltuğuna oturmuş oluyordu.
Bu ilk 5 dediğimiz büyük takımlara, veya iyi oynayan takımlara, veya takım gibi takımlara karşı Fenerbahçe’nin skor anlamında ne zaman üstünlük sağlayacağını sadece Aykut Hoca biliyor.
Fakat Aykut Hoca bir şeyi daha iyi biliyor.
Fakat uygulayamıyor.
Sezon başında ıvır zıvır bütün adamları göndererek radikal kararlar alan Aykut Hoca hala Semih’i değil, 70 dakika Alex’i düşünüyor.
Hem de geçen hafta Özer’in sakatlanması ile şansa oyuna giren ve oyunu çeviren Semih’i.
Ve Aykut Hoca, şunu da biliyor.
7 senede Semih, Alex kadar görev alsaydı, belki Alex gibi 100 gol-100 asist değil, fakat en azından 50 gol-50 asist ile oynardı.
Aykut Hoca, şunu da biliyor.
Şu an Alex’in ölmüş ise, 10 numarada oynayacak adam kesin Semih’tir.
Ve Aykut Hoca, Alex’e artık koşamıyor diyenlere, en güzel cevabın “Ulan 2003’de de bu adam koşmuyordu ki” olduğunu da biliyor.
Hüseyin Göçek vs Beşiktaş
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 21 Nisan 2010 tarihinde gönderildi
Bu derbiden sonra yine gördük ki, Beşiktaş’ın bu hale düşmesinin sebebi ne Hüseyin Göçek, ne Oğuz Sarvan, ne Mustafa Denizli, ne de Bobo’dur.
Beşiktaş’taki bu durumun sebebi yine Beşiktaş’ın kendisidir.
Hayatım boyunca 2 pozisyon aklımdan çıkmamıştır. Ve çıkmayacaktır.
Biri, Van – Beşiktaş maçında Metin Tokat’ın frikik-el pozisyonu, diğeri bu seneki Fenerbahçe – İ.B.B. maçındaki Güiza’nın son adam pozisyonudur.
Ben bu pozisyonların dışında bir kelime bile hakem konuşmamış, yazmamış, küfür etmemiş, eleştirmemişimdir. Öyle ki; Gökhan Gönül’ün kafasını eğdiği için atıldığı Galatasaray maçında da, Beşiktaş – Samsun maçında da, Arif Erdem’in oynadığı maçlarda da sakinliğimi korumuşumdur.
Amacım, yine hakem konuşmak değildir.
Amacım, hafriyat yapan Bilicaları, penaltıyı, ofsaytları, sarı kartları göremeyen yardımcı hakemleri, 1 metre önündeki pozisyonda kendine güvenmeyip yardımcılarını dinleyen hakemleri eleştirmek değildir.
Amacım, senenin başından beri gırtlak kesen, her pozisyonda İtalya’dan öğrendiği kendi ayağını rakibinin ayağına takma tekniğini uygulayan Emre Belezoğlu, sudan kafası yaralanan ve ölümden dönen Keita, klüpteki çaycıya bile yatarak giren Lugano, antrenmanda dudak patlatan Metin Oktay’ın veliahtı Arda, 48 dilde hakeme itiraz edebilen Bülent Korkmaz, bir tek Sadık Deda’yı dövmeyen Hagi dururken, Bilica’nın bir hareketinden dolayı 8. çocuğunu ve okuma yazmayı çok az bildiğini yazan gazeteciyi yermek hiç değildir.
Amacım, Beşiktaşlı herkesin bazı şeyleri kabullenmesini hızlandırmaktır.
Zira;
Beşiktaş, derbi tarihi boyunca bir maçta hiç bu kadar dayak yememiş, bu kadar aleyhine hata görmemiş ve bu kadar yok sayılmamıştır.
Fakat Beşiktaş’ın sorunu zannedildiği gibi Hüseyin Göçek değildir. Zira bu maçı Yıldırım Demirören yönetse, o da penaltı veremeyecektir, Bilica’yı atamayacaktır, veya Ernst’i atacaktır, İbrahim Toraman yine dayak yiyecektir.
Beşiktaş’ın sorunu bir türlü “anti-fair play endüstriyel futbol”a uyum sağlayamayan kabuğudur.
Çünkü Beşiktaş Süleyman Seba’dır. Beşiktaş Rıza Çalımbay’dır. Samet’tir. Kadir’dir. Gökhan’dır. Metin’dir. Beşiktaş kibarlıktır. Naifliktir. Saygıdır. Alçakgönüllülüktür. Disiplindir. Örftür. Beşiktaş Nouma’yı göndermektir. Beşiktaş Feyyaz’ı göndermektir.
Beşiktaş Hagi değildir. Beşiktaş Keita değildir. Beşiktaş Colin Kazım değildir. Beşiktaş Arda değildir. Beşiktaş Tanju değildir.
Beşiktaş Aykut Kocaman’dır. Beşiktaş Şenol Güneş’tir. Beşiktaş’ın yıldızı Ernst’tir, Fink’tir, Sivok’tur, Walsh’dur, Wilson’dur.
Beşiktaş’ın sorunu, orta vadede Türkiye’de 2 büyük kalacağını, uzun vadede 1 büyük kalacağını hala anlayamamasıdır.
Beşiktaş’ın öyle veya böyle önünde sadece 2 alternatif vardır.
Ya stat yapmayacak, transfer yapmayacak, var gücüyle kulis yapacak, dedikodu yapacak, kavga yapacak.
Ya da gidecek A2 takımındaki çocukların ismini Engin, Recep, Gökhan, Kadir, Ulvi, Rıza, Şenol, Mehmet, Walsh, Halim, Zeki, İsmail, Turan, Saffer, Metin, Ali, Feyyaz olarak değiştirecek.
İşte o zaman gerisi teferruat olacaktır.
Sakallı bebek
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 16 Nisan 2010 tarihinde gönderildi
Evet Türkiye Kupası finali belli oldu. Ne diyorsunuz?
Geçen sene nasıl Beşiktaş Lig’i aldığında “Fenerbahçe ve Galatasaray yokken babam da şampiyon olur” dendiyse, bu sene kupada aynı şeyler Fenerbahçe’ye söylenecektir. Ve tarihe de böyle geçecektir. Eğer Trabzon’u yenemezlerse daha kötü. 25 sene daha dalga geçilecektir. Fenerbahçe en son kupayı aldığı zaman Güiza bebekti ama sakallı bebek falan.
Bitime 5 hafta kaldı, Bursa şampiyon olursa 3 büyükler iyi bir tokat yemiş olurlar mı?
Bence Bursa’dan daha büyük bir tokat Beşiktaş’ın bu sene Lig’i yine almasıdır. Ben size söyleyeyim, Aziz Yıldırım ve Adnan Polat’a Bursa’nın şampiyonluğu hiç koymaz. İyi ki Fenerbahçe olmadı der Adnan Polat. Keza Aziz Yıldırım da. Çünkü biliyorlar ki, seneye ve ondan sonra Bursa ortada olmayacak. Fakat Beşiktaş bu gerizekalı dalaşmalardan kendini sıyırsaydı 20. şampiyonluğa ulaşabilirdi. Ama sen daha Serdar Ozkan’ın kulağını çekemiyorsun ki, gelip Kadıköy’de Fenerbahçe’nin kulağını çekesin.
Derbinin hakemi günlerdir tartışılıyordu. Ve en sonunda belli oldu.
Hakem konusunda bir tane yazımı bulamazsınız. Fakat sadece birşeyi merak ediyorum. Gece barda bir adamla kavgaya tutuştun. Adam “Ben polisim ulan” diye bağırıyor, fakat sen adamı yaraladın. Bunun cezası nedir? Fakat adam o an mesaide değil ama bağırıyor. Devlet memuruna mesai dışında da vurmak kaç aydan başlar? Geçen haftadan beri ufacık bir el pozisyonu için Bünyamin Gezer’e edilmedik küfür, aşağılayıcı söz, yerin dibine sokucu kelime kalmadı. Şimdi bunlar için suç duyurusu olmayacak mı? Hatta statta birşey atılsa idi cezası direk hapis değil miydi?
Mustafa Denizli’nin yine çok samimi açıklamaları var.
Eğer 4 büyükleri 4 tane Mustafa Denizli yönetse, hayatımız boyunca ne kavga olur, ne küfür. Ve 4 takım da şampiyonluğa oynar. Fakat Lig’i domine ettiği için değil, hepsi puan kaybettiği için.
Neyse, Jo arkadaşlarını da Barcelona’ya bırakıp gelmiş ve özür dilemiş…
O kadar sığ bir memlekette yaşıyoruz ki. Zaten çocuğa da demediğimizi bırakmadık. Şimdi Fenerbahçe, Beşiktaş’a ve Eskişehir’e yenilse, Galatasaray da Bursa’yı yense, Fenerbahçe’de tekrar grup seksler, kelepçeler, kokain partileri ortaya çıkacak. Ve insanların en sevdiği haber türü pörtleyecek. Kocaman puntalarla “Fenerbahçe niye kaybetti?” 1. Alex’in karısı kuaförde gaz çıkardı, bunu duyan Güiza üzüldü. 2. Manisa maçından sonra Daum’un herkesin önünde bıyığını taraması Aykut’u rahatsız etti. 3. Fenerbahçe devre arasında Brezilyalı çaycı ile anlaşamadı, Güiza üzüldü. 4. Şöyle oldu, Güiza üzüldü. Hala bu haberleri okuyan, hala bu haberleri bir futbolcunun futboluna yorumlayan, hala bu tür gazeteleri alan, hala Jo’yu yuhalayan toplum karanlığa mahkumdur. 6 ay önce “Aziz Yıldırım Haldun Üstünel’i alsın” diyen, ama Jo-Dos Santos-Caner’den üçün birini alan mankafa ise karanlığın daimi müşterisidir.
Bir konu bir konuk
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 02 Nisan 2010 tarihinde gönderildi
Ne diyorsunuz? Lig biraz daha şekillendi mi?
Kayseri’nin bile şansı olduğu ligde, hala Galatasaray koptu, Fenerbahçe alır, Beşiktaş potaya girdi, Bursa rahat diyen, her hafta şampiyon değiştiren yorumcu var bu memlekette. Hala akıllanmadılar. Lakin tek birşey biliyorum, sezon sonunda Aziz Yıldırım, Fenerbahçe şampiyon olamazsa Volkan’ı o topu istop ettiği gibi istop edecektir.
Galatasaray – Fenerbahçe maçı için yorumunuz? Fenerbahçe yine yendi…
Yenmesinin hiç bir önemi yok ki. Ben şu an herşeyimi sattım, bu hafta Kayseri’ye yatırıyorum. Fenerbahçe işte bu. Analitiği, denklemi, matematiği bu. Kayseri’yi, Eskişehir’i yener garantisi verebiliyor musun? Ben veremiyorum. Hani yazlıkta kızlar maçını seyreder, sen daha bir başka oynarsın. Fenerbahçe, Galatasaray maçlarını öyle oynuyor.
Son dakikadaki penaltı pozisyonu?
Ne hakemin suçu var, ne Dos Santos’un, ne Lugano’nun. O kuralı kim icat ettiyse, Cangelene kadar döveceksin. Futbolu, basketbola çevirdiler en sonunda.
Hiddink, bir tek Selçuk’u beğenmiş?
Hazır gaza gelmişken, ben Selçuk’un yerinde olsam çıkar açıklama yaparım Milli Takım’ı düşünmüyorum diye. Bundan daha büyük hava olamaz. Bundan daha büyük bir fırsat olamaz.
Aykut Kocaman’ın sene sonu istifası konuşuluyor;
Aykut Kocaman Ankara’da mı hala? Ankaraspor’dan istifası mı konuşuluyor? Daha önce etmedi mi o?
Neyse, Arsenal – Barcelona / Galatasaray – Fenerbahçe maçı arasındaki 10 farkı bulabilir misiniz?
Şimdi bir moda başladı Türkiye’de. Messi insan mı, Barcelona bu dünyadan mı diye.Yahu sen ne kıyaslıyorsun Messi’yi, Barcelona’yı bizle? Dünyada yok ki zaten Messi’den başka. Türkiye’deki problem kıyaslama değil, yanlış kıyaslama. Mesela İstanbul’u Paris ile, New York ile kıyaslıyoruz. Belki Paris, Londra, Roma İstanbul’dan 50 yıl ilerde. Fakat Dallas, Napoli, Leeds; Ankara, Elazığ, Mersin’den, Çanakkale’den 500 yıl ilerde. Bak, biz biraz Bursa’yı, Sivas’ı yukarı çektik, lig nasıl güzel oldu. Messi, Barcelona yaratana kadar, Ozan İpek, Bursa, Mehmet Yıldız, Sivas sayısını arttıralım. Bu arada Messi insan değil, doğru. Fakat Ertem Şener de çok insan gibi durmuyor. Bütün gece kafam şişti. Hayır, Japonca, Laosça dil seçeneği olsa onu seçeceğim. O da yok.
Bu haftaki maçlar?
Bu haftanın iki maçı var. Biri İ.B.B. – Denizli. Ben hayatımda İBB kadar şampiyonu, küme düşenleri, Avrupa kupasını katılacakları belirleyen başka bir takım görmedim. Bir tek kendisine yararı yok. Bir de Manchester – Chelsea var sabah sabah. Bizim derbi maçını 12:45’e koysan düşünebiliyor musun bizimkilerin halini? Franco güneş yansıyacak topu görmedim diyecek, biri çok sıcaktı keşke tayt giymeseydim diyecek vs.vs.
http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/14295490.asp
www.emrahoner.com
Selçuk 10 yıl daha Fener’de
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 30 Mart 2010 tarihinde gönderildi
Galatasaray’da meşhur atasözleri vardır.
Örneğin, “Galatasaray’ı sevmeyen ölsün.”
Örneğin, “Rijkaard’ı tartışanı Allah beton yapar.”
Örneğin, “Tribünden iten PFDK’a sarılır.” gibi…
Aslında daha da eski sözler vardır.
Bu sözler Mısırlılardan eski, Deniz Baykal’dan biraz yenidir.
“Selçuk’dan 1 gol yiyeceğime, 1000 yıl dayak yiyeyim.”
“Hadi Ali Sami Yen, Fenerbahçe’yi yen.” gibi…
Bir de Galatasaraylı’nın en kötü anı nedir diye sorsan…
Tabi ki Özhan Başkan gibi adamların, Alpaslan gibi adamların, adam gibi adamların vefatından sonra gelir;
O soğuk havada, o iğrenç Mecidiyeköy’de, iğrenç bir dünya derbisinden sonra Fenerbahçe’ye yenilmişsin.
6-0 yenilsen iyi, 1-0 yenilmişsin.
Golü 35 metreden, gözlerinde doğuştan bir özrü olan 3.önlibero atmış.
Karşıya, Kadıköy’e dönüyorsun. O iğrenç Mecidiyeköy trafiğinde kilitlenmişsin.
Bütün herkes kurbanlık koyun gibi camdan birbirine bakıyor.
Bunların hepsi Pazar akşamı oldu.
Fenerbahçe akıllı oynadı, arka 10lu çok iyi kapattı, Rijkaard 2839.kez kadro değiştirdi, Ali Bilgin’in yokluğu hissedildi, Cüneyt Çakır hayırdır birini atmadı, ama Keita 600. kez kendini attı, Volkan 107 km. hızda top çıkarttı, seninki 35 metreden gol yedi vs.
Teknik analize sonra gireriz çünkü 107 km. deyince aklıma bir KPSS sorusu geldi.
İki tren var. Biri, A şehrinden B şehrine 51 km. ile yamuk yumuk ilerliyor. A ile B şehri arası 35 metre. Diğeri 107 km ile A’dan C’e gidiyor. C şehri 17 metre ilerde. Sizce şampiyonluğa önce hangisi ulaşır?
Bilgi :
İlk tren mal taşıyor.
İkinci tren jöle.
http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/14262392.asp
www.emrahoner.com










Son Yorumlar