Başkan ile Etiketlenmiş Yazılar
Fenerbahçe açılımı
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 24 Mayıs 2010 tarihinde gönderildi
İllaki tane tane yazmamı istiyorsanız, ben sadece böyle anlarım diyorsanız işte size madde madde Fenerbahçe açılımı. İstediğiniz sorudan başlayabilirsiniz.
Republic of Fenerbahçe
Bu büyük potansiyeli tekrar tekrar ve uzun uzun yazmamıza gerek yok. Trabzon maçı öncesi Bağdat Caddesi Cumhuriyet Mitingi gibiydi. Yüce Rabbim Fenerbahçe taraftarına kilometrelerce ışıl ışıl cadde vermiş, kimilerine yokuş vermiş, kimilerine egzoz dumanı içerisinde otoban üzeri stat vermiş. Fakat aynı Tanrı biliyor da Fenerbahçe’ye UEFA kupası veya Şampiyonlar Ligi finali vermiyor.
- Potansiyel örneği : Fenerbahçe şampiyonluğu kaybettiği akşam eve girerken, bir baktım bizim bakkal ağlıyor. Ne oldu dedim, “Ağabey yıllık bira stoğumu bir günde aldım, ben ne yapacağım bu kadar birayı” dedi.
- Az ilgili bir örnek daha; Fenerbahçe o kadar farklıdır ki, bir Fenerbahçeli haberleri seyrederken, Beşiktaş veya Galatasaray haberi gelince kanalı değiştirir. Fakat Bir Beşiktaşlı veya bir Galatasaraylı, oturur sabaha kadar “Fenerbahçe nereye koşuyor” programını seyreder.
Taraftar
Şurada kaç senedir eleştiriyoruz, taraftar hala kombine alıyor, bilet alıyor, forma alıyor diye. Bana cevap veriyorlar, biz pazara kadar değil mezara kadar Fenerbahçeliyiz diye. Senin mezarına atkıyı ben bağlarım, sorun değil. Fakat ben size Fenerbahçe aşkınızı mı bitirin dedim? Sizden 2 şey istiyorum. Ya kombine alın, fakat akıllı, sistematik, disiplin içerisinde protestonuzu yapın, ya da kombine almayın, protestonuzu yapın. Çünkü bu kafayla daha çok final gider, daha çok Güiza gelir, daha çok anons yapılır, daha çok ağlanır.
- Protesto örneği : Aziz Yıldırım’ın basın toplantısından hemen sonra 30 bin kombinelinin klübe gidip kombinelerini fırlatması. Fırlatırken de “Aziz Başkan sen istifa etmedin, ama biz ediyoruz.” denebilir.
Aykut Kocaman
Bu anons skandalından sonra, anonsçudan önce kovacağım ilk adam Aykut Kocaman’dır. Bir sportif direktör, adı üstünde spor işlerini direktive etsin diye alınmış fakat;
- Eğer yedek klübesindeki teknik kadronun Bursa – Beşiktaş maçının skorunu doğru bilmesini sağlıyamıyorsa,
- Önündeki ekrandan Bursa maçını takip etmesine karşın, Selçuk ve diğerlerinin hareketlerine karşı hiç bir aksiyonda bulunmuyorsa ben bunda ya kötü niyet ararım, ya da hala ne iş yaptığını anlayamadığım Aykut Kocaman’ın görevine son veririm.
- Eğer bu işlerle idari menajer ilgilenir derseniz, o zaman onu kovarım.
- Yani kısacası birini kovarım. Çünkü burada bir skandal var.
Christoph Daum
Benim için ilk suçlu hiç bir zaman hakem veya teknik direktör değildir. İlk önce doğru kadro, sonra doğru teknik direktördür. Eğer kadroyu teknik direktör yapıyorsa o zaman ilk suçlu teknik direktördür. Bu taraftar Mustafa Denizli’yi kovdu, şimdi onu arıyor. Bu taraftar Zico’yu yuhladı, şimdi onu arıyor. Bu taraftar Hiddink’i gönderdi. Bu ülke insanı Şenol Güneş’i ülkeden kovdu, şimdi bağrına basıyor.
- Dip not : Bana da yılda 3-4 milyon Euro vereceklerse, her sabah kovup geri çağırabilirler. Hatta her sabah İstiklal Marşını Almanca bilmeme rağmen tersten Almanca okutsunlar.
Güiza
Bkz. 4.madde Christoph Daum. Adamın niye protesto edildiğini hiç bir zaman anlayamadım. Yahu onu oynatan, onu alan var. Bana yine yılda 3-4 milyon Euro versinler, isterlerse ben uyurken bile 50 bin kişi yatağım başında ıslıklasın. Ha derseniz ki, Güiza Daum’a her 90 dakika için komisyon veriyor, ben onu bilemem.
- Güiza transferinde, 1 tane profesyonel İnsan Kaynakları sorumlusu kiralasan, 2 dakika mülakat yaptırsan, adamın kaşlarından, duruşundan, oturmasından, kalkmasından zaten Fenerbahçe’ye yararı olmayacağını anlarsın.
Aziz Yıldırım
Ve son sözler tabi ki Başkan’ın.
11 yıl geçti. Bu 11 yılda Fenerbahçe Spor Klübü onlarca kupa almışsa, 11 yılda onlarca final oynamışsa, yarı finalin kapısından dönülmüş ise, en büyük faktör Aziz Yıldırım’dır. Ama tarihi anons skandalı yaşanmış, 27 senedir kupa alınamamış, en büyük rakibin UEFA kupasını almış, son UEFA kupası Kadıköy’de olmasına rağmen hiç iplenmemiş ise bunun tek sorumlusu yine Aziz Yıldırım’dır.
Aziz Yıldırım gitmelidir. “Başarısız olduğu için gitmeli” değildir. 11 yılda 33 kupa alınmış olsa dahi Aziz Yıldırım gitmelidir. Çünkü artık Fenerbahçe’nin imaj problemi vardır. Çünkü Fenerbahçe’nin artık makyajını değiştirmesi gerekmektedir. Çünkü;
- Fenerbahçe’den artık herkes nefret etmektedir.
- Eğer 10 takım sizden nefret etse, bunun 5’i size karşı ful motive oynasa, bunların sadece 2’si sizden yarım puan çalsa, sezon sonunda en az 6 puan eksiksiniz demektir.
- Bursa’nın şampiyonluğuna sadece Fenerbahçe ve Diyarbakır sevinmemiştir.
- Eğer reikiye, şakraya, yogaya inanıyor olsam, Trabzon maçı 20-1 bitmesi gerekirken tüm Türkiye’nin yaymış olduğu negatif enerji yüzünden 1-1 bitti demem de gerekir.
Yahu;
Bir başkan, her gazeteci ile uğraşır mı?
Bir başkan, ben sizi dövdüm mü der mi?
Bir başkan, her yönetici ile uğraşır mı?
Bir başkan, bir anonsçu ile uğraşır mı?
Bir başkan, bir kaleci ile uğraşır mı? Evet, Rüştü olayında Fenerbahçe haklı olabilir. Fakat tekrar soruyorum, bir başkan bir kaleci ile uğraşır mı? Rüştü ile uğraşacak 10 bin adamınız muhakkak vardır.
Tabi ki bir klüp Rüştü ile, Hıncal Uluç ile, Melih Gökçek ile uğraşabilir. Ama soru şu; bütün bunlarla bir başkan uğraşır mı?
Aslında soru şu; Fenerbahçe Başkanı’nın abuk sabuk bir kaleci için uğraşmaya nasıl zamanı olabilir?
Reklamdaki gibi, bir başkan hem aşçı, hem ayakkabı bağlayıcısı, hem elektrikçi, hem oyun oynayıcı, hem baba, hem sucu, hem teknik direktör, hem menajer, hem psikolog, hem bilmem ne olabilir mi?
Bizde olur anasını satayım.
Burası İstanbul.
Burası Fenerbahçe…
Bizde olur.
http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/14818195.asp
Aziz Başkan CHP’ye
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 14 Mayıs 2010 tarihinde gönderildi
Bu yazı, Pazartesi sabahı Fenerbahçe şampiyon olsa da-olmasa da burada olacaktır. Çünkü bu yazı sadece bir spor yazısı değil, skor yazısı hiç değil, lakin bir final yazısıdır.
Bildiğiniz gibi başarılı bir dönem geçiren Fenerbahçe Spor Klubü, 2010 senesinde bir tek Kadınlar Deve Güreşi veya Uzun Eşek’de final oynamamıştır.
Trabzon maçının skoru hiç önemli değildir. Gerçi maç 3-1 Fenerbahçe’nindir. Örneğin son maç Keçiörengücü ile olsa, aynı şeyler söylenemeyebilir. Zira Fenerbahçe büyük takımlara karşı “konsantresi” farklıdır. Bu arada Lig biterken başta Sergen Yalçın olmak üzere, diğer yorumculara şunu hatırlatmak gerekir; meyvenin konsantresi olur, fakat futbolcunun konsantresi olmaz. Lakin şöyle de denebilir, “Appiah’ın konsantresi çok fazladır”. Yani adam demir gibi, yoğunluğu çok fazla anlamına gelmektedir. Mesela Gökhan Zan’ın konsantresi yoktur da denebilir.
İster şike deyin, ister mafya, Fenerbahçe Spor Klübü son 10 yılda nümerik olarak sayısız başarılara imza atmıştır. Benim fikrimi sorarsanız, herşey Şükrü Saraçoğlu’nun yeniden yapıldığı gün başlamıştır. Çünkü, şike, mike, teşvik primi, hatır işleri bunlar topun icadından beri her klüp tarafından yapılmaktadır.
Peki, diyelim ki, Aziz Yıldırım herşeyi para ile, şike ile yapmaktadır. O zaman Aziz Yıldırım, Cannes’a, Bergamo’a, Efes Pilsen’e, Sevilla’nın kalecisine de para yedirmiş dememiz gerekir. Veya Galatasaray – Steaua Bükreş maçına başarı dersek, Fenerbahçe – Chelsea maçına, Nihat Özdemir Chelsea TOKİ AlışVeriş Merkezi ihalesi için anlaşamadı mı dememiz gerekir?
Bu arada Aziz Yıldırım, o kadar başarısız bir mafyadır ki, 27 senedir bir Türkiye kupası alamamıştır.
27 senedir onbinlerce hakemi bağlamış, Digitürk’ü bile bağlamış, fakat bir tane kıchıkırık kupayı bağlayamamıştır.
Aslında bunların hiç biri umurumda değildir.
Fenerbahçe son 10 senede çok iş yapmıştır.
Fakat hala bu büyük potansiyeli kullanamadığı için istediğim noktada değildir.
İşte o yüzden acımasızca eleştiriyorumdur.
İşte o yüzden Sn. Ercan Saatçi bana “Sayende” deyip zaman zaman kızıyordur.
Fakat potansiyel inanamayacağınız kadar büyüktür.
Ve Aziz Yıldırım…
Fenerbahçe son 10 senede çok iş yapmış ise bunun ilk sebebi Aziz Yıldırım’dır.
Eğer Türkiye’de bir problem var ise, bunun alternatifi CHP ise, onun da lideri eksik ise, orayı dolduracak, karşı rakibin dilinden anlayacak ve ona “van minut” diyecek bir kişi vardır.
O da Aziz Yıldırım’dır.
“Atatürk’ün partisine Aziz Yıldırım’dan başkan olur mu deyyus?” diyenleri duyar gibiyim…
Niye kızdınız?
Siz yıllarca Atatürk Fenerbahçe’liymiş demediniz mi?
http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/14722024.asp
Boru değil, sıfır insan hatası
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 27 Nisan 2010 tarihinde gönderildi
Bir kere daha gördük ki, şu an dünyanın en iyi futbolcusu Messi, en iyi takımı Barcelona, en iyi teknik direktörü Mourinho, en iyi başkanı ise Aziz Yıldırım’dır.

“Fenerbahçe son üç haftada kağıt üzerinde çok zor görünen Eskişehirspor, Ankaragücü ve Trabzonspor ile oynayacak. Bunları aşacak güce sahip ama garanti mi derseniz; değil tabii…”
Bunlar Rıdvan Ağabey’in son sözleri.
Son sözleri derken, Allah bir o kadar daha ömür versin, demek istediğim son yazısı.
Yine, Allah taş yapar, 20 senedir sadece yorumculuk yapan Rıdvan Dilmen’i eleştirmek kim, biz kim…
Şeytani tahminleri var bir de. Mesela Güiza’yı da beğenir Rıdvan Hoca, Deniz’i de.
Fakat bu cümlelerden şunu anlıyorum, Fenerbahçe kesin şampiyon.
Hem de 3 maçı alarak.
Öyle ya, Sn.Dilmen’in bugüne kadar dediklerinin hep tersi çıktı. Adamcağızın bir de bahis ile ilgili ismi çıktı.
Lig’in başından beri 5 farklı şampiyon yarattı, her hafta da değiştiriyor zaten…
Yahu adamın merhemi olsa kendi keline sürer. Ne bahisi, ne mafyası, ne tefecisi…
Gündeme dönelim. Bu günlerde 3 gündem var bence.
Biri Arda.
Artık Arda ile birşey yazmak istemiyorum. Çünkü Batuhan gibi top oynamadan gündemde kalan Arda’dan da, ona sanki 30 yıldır Real Madrid kaptanıymış gibi mikrofon uzatandan da, o 1.50lik külhanbeyi tavırlarından da çok sıkıldım.
İkincisi, Azizsilin.
Ona açık bir mektup yazalım, açık ne demekse.
Sevgili Başkan,
Allahaşkına ne uğraşıyorsun Daum’la, Aragones’le, onunla bununla? Ne ihtiyacın var trilyonluk sözleşmelere? Ne gerek var Aykut Kocaman’a? Son haftalarda yaşanan o kadar strese? Senin yapacağın tek şey var; şeref tribününün altından soyunma odasına bir yürüyen merdiven. Hatta futbolcular direk şeref tribününe gelsin. Sen hiç yorulma. Bak, bir el attın, takım 8 haftadır gol yemiyor. Bir el daha at, şunun surasında ne kaldı?
Üçüncüsü, yorumcuların yorumlarına yapılan yorumlar.
Erman Hoca, Bobo ve penaltı ile ilgili bir yorum yaptı. Sonra Gökmen Özdenak “Ben şu an Galatasaray forveti olsam, ben de gol atmazdım.” dedi. Fakat Sergen Yalçın, “Şike yapmak öyle kolay değil. Bir trilyon prim versen maça çıkınca futbolcu parayı unutur.” dedi. Düşünün bunu diyen adamın top oynarken 50 tane atı vardı. Chelsea maçından önce bahis oynadı, gol attı.
Tek sorum var, Keita da Bobo gibi, Rijkaard’a maçta kafa geri pası olursa ben vereceğim dedi mi? Ya da antrenmandan sonra çalıştı mı? Futbol bu, insan hata yapacak. Erman Hoca da hata yapabilir, Keita da. Boru değil, sıfır insan hatası isteniyor marka değeri için.
Boru değil, sıfır insan hatası. Yani Otomosyon.
Selçuk 10 yıl daha Fener’de
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 30 Mart 2010 tarihinde gönderildi
Galatasaray’da meşhur atasözleri vardır.
Örneğin, “Galatasaray’ı sevmeyen ölsün.”
Örneğin, “Rijkaard’ı tartışanı Allah beton yapar.”
Örneğin, “Tribünden iten PFDK’a sarılır.” gibi…
Aslında daha da eski sözler vardır.
Bu sözler Mısırlılardan eski, Deniz Baykal’dan biraz yenidir.
“Selçuk’dan 1 gol yiyeceğime, 1000 yıl dayak yiyeyim.”
“Hadi Ali Sami Yen, Fenerbahçe’yi yen.” gibi…
Bir de Galatasaraylı’nın en kötü anı nedir diye sorsan…
Tabi ki Özhan Başkan gibi adamların, Alpaslan gibi adamların, adam gibi adamların vefatından sonra gelir;
O soğuk havada, o iğrenç Mecidiyeköy’de, iğrenç bir dünya derbisinden sonra Fenerbahçe’ye yenilmişsin.
6-0 yenilsen iyi, 1-0 yenilmişsin.
Golü 35 metreden, gözlerinde doğuştan bir özrü olan 3.önlibero atmış.
Karşıya, Kadıköy’e dönüyorsun. O iğrenç Mecidiyeköy trafiğinde kilitlenmişsin.
Bütün herkes kurbanlık koyun gibi camdan birbirine bakıyor.
Bunların hepsi Pazar akşamı oldu.
Fenerbahçe akıllı oynadı, arka 10lu çok iyi kapattı, Rijkaard 2839.kez kadro değiştirdi, Ali Bilgin’in yokluğu hissedildi, Cüneyt Çakır hayırdır birini atmadı, ama Keita 600. kez kendini attı, Volkan 107 km. hızda top çıkarttı, seninki 35 metreden gol yedi vs.
Teknik analize sonra gireriz çünkü 107 km. deyince aklıma bir KPSS sorusu geldi.
İki tren var. Biri, A şehrinden B şehrine 51 km. ile yamuk yumuk ilerliyor. A ile B şehri arası 35 metre. Diğeri 107 km ile A’dan C’e gidiyor. C şehri 17 metre ilerde. Sizce şampiyonluğa önce hangisi ulaşır?
Bilgi :
İlk tren mal taşıyor.
İkinci tren jöle.
http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/14262392.asp
www.emrahoner.com
Yıldız Savaşları:Sittin Senenin İntikamı
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 09 Mart 2010 tarihinde gönderildi
Zıtar Vors.
Bir kanal bütün bölümleri tek tek verdi. Birden altıya kadar.
Bir de Diyarbakır – Bursa savaşları var. Şu an 2.bölüm oynuyor. “Sittin Senenin İntikamı”
Diğer bölümler nelerdi, hatırlayalım.
İlk bölümde Diyarbakır’ı dışlıyorlar, bölgeyi zaten silmişsin, adamlar küme düşüyor, azimli sıçan taşı deler misali Süper Lig’e tekrar geri geliyor, belli ki bu olaylar sportif değil siyasi, sen makro hiç bir önlem almıyorsun.
Bu Gizli Tehlike.
Çocuklar 1000 km yol yapmış, belki takımdaki hiç kimse Kürt asıllı değil, Diyarbakır doğumlu hiç değil, sen Bursa maçında “PKK dışarı” diye bağırıyorsun.
Bu Kıroların saldırısı. Pardon Klonların saldırısı.
E tabi, Bursa eninde sonunda Diyarbakır’a gidiyor, oralar zaten provakasyona hazır bir bölge. Oraların taşı meşhur. Taşlar yağıyor, camlar kırılıyor, kan akıyor.
Bu Sith’in İntikamı. Sittin sene bu olaylar zaten düzelmez.
Akşam başkanlar çıkıyor, “Özür dileyelim, fakat beton kafasına değil de ensesine geldi, öpeyim geçsin” diyor.
Yeni Umut.
Ağzı olan konuşuyor, bir kişi hariç: Herkes Federasyon Başkanı Mahmut Özgener’i bekliyor.
İmparator.
Kanaltürk’te görüntüler, yorumlar, tartışmalar. E tabi sen ortalığı bu kadar boş bırakırsan, Ahmet Çakar işte böyle geri döner.
Jedi’nin Dönüşü.
http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/14051284.asp
www.emrahoner.com
Kapatın gitsin
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 16 Kasım 2009 tarihinde gönderildi
Elin Kuzey Kore’si, elin Japon’u 2010’da Güney Afrika’da, bizimkiler it sürüsü gibi Abdi İpekçi’de, Sami Yen’de, Saraçoğlu’nda, her yerde. Allah belanızı versin diyeceğim, fakat Yüce Rabbim’in daha değerli işleri vardır, uğraşacağını zannetmiyorum.

Sular, çakmaklar, cep telefonları, kafa yarmalar, küfürler, başkana küfürler, bench basmalar, kulak kesmeler, döner bıçakları, formalı çocukları pataklamalar, kadın orta parmakları…
Böyle bir memleket işte…
Futbolun olmadığı yerde, futbolumuzun başının olmadığı yerde başka ne konuşacaksın ki?
Ve tabi ki futbol olmayınca başka nereye bulaşacaksın?
Baskete, yüzmeye, ona, buna.
Allahtan iki takım golfte, curlingte, buz hokeyinde yoklar da, bir de sopalarla uğraşacağız.
Bu nasıl bir toprak?
Bu nasıl bir coğrafya?
Bu nasıl bir kimya?
Yahu bu ülkede Ogün gibi adam, cenazede dayak yedi.
Bu ülkede Aurelio gibi adam, Ricardinho’ya uçan tekme attı.
Bu ülkenin amigosu, uçan çuval gibi Mustafa Denizli’ye 10. basamaktan uçtu.
Bu ülkede tribünde gencecik adam bıçaklandı, 5000 kişi tribünde esir kaldı.
Galatasaray’a soruyorsun, şu maçta şöyle yaptılar, sabrımız taştı diyorlar.
Fenerliye soruyorsun, ondan önce de şöyle oldu da, ondan dolayı bizde bunu yaptık diyorlar.
Yahu bir ıkınsan, 1909’daki maçta kafamızdan fesi aldılar, bizde sinirlendik, yüzlerine nargile üfledik diyecekler gerizekalılar.
Ve hala kamera kayıtları var, oradan bulabiliriz diyen dingiller var.
Adam ayakkabı çaldı diye, 20 yıl hapis yemiş, PKK’lı şu an sinemaya, tiyatroya gidiyor, sen hala kameradan bulabiliriz diyorsun.
Bunun tek çözümü var.
Ne var ne yok kapatın gitsin.
Derbiyi, iki takımı, statlarını, TVlerini, spor programlarını, futbolcularını, amigolarını, taraftarlarını, spor sayfalarını, internet sitelerini, hepsini, kapatın, en son beni de kapatın gitsin…
Öyle ya, domuz gribinde öpüşmeyin, kenede paçaları içine sokun, bayramda evden çıkmayın kaza olmaz diyoruz.
Bu spor kavgasının da tek çözümü bu.
Hepsini kapatın gitsin.
Hem hanımlar rahatlar, hem Beşiktaşlılar…
Ataşehir Meselesi
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 04 Kasım 2009 tarihinde gönderildi
Uzun süredir kamuoyunu meşgul eden Ataşehir’deki arazinin Fenerbahçe’ye peşkeş çekildiği iddiaları spor gündemini oluşturuyor.
Fakat gazeteci ve yazar dostum Haluk Kesim ile yaptığımız araştırmaya göre bu olanlarda ne Fenerbahçe Klübü’nün, ne Kadıköy Belediyesi’nin herhangi bir yanlışı var.
YAP – İŞLET - DEVRET
Konu özetle şudur;
Kadıköy Belediyesi, Ataşehir’de bulunan 50 dönümlük arazinin üzerine sosyal bir tesis yapmak ister, fakat maddi sorunlar nedeniyle yap-işlet-devret modelini düşünerek 30 yıllığına burayı kiralamayı uygun görür. Bu düşünceyle bu arazinin kiralanması için ihale açılması kararı verilir. Arazinin yıllık kira bedeli 300 bin Türk Lirası’dır.
Kadıköy Belediyesi’nin konu hakkında resmi açıklaması da şu şekildedir;
“Barbaros Mahallesi’nde söz konusu edilen arazi 1/5000′lik 1/1000′lik imar planlarında Spor Alanı ve Sosyal Tesis Alanı olarak planlanmıştır. Kadıköy Belediyemiz, söz konusu arazinin amacına uygun olarak kullanılabilmesi için Kadıköy Belediye Meclisi Devlet İhale Kanununun 51.maddesinin g fıkrası uyarınca arazinin 30 yıllığına Yap-İşlet-Devret modeliyle ihale edilmesi kararı almış ve Büyük Şehir Belediye Başkanlığına onay için gönderilmiştir. 5216 Sayılı Büyük Şehir Belediye Kanununun 14.maddesi gereğince onaylanmıştır. Ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 34/g maddesi gereğince işlemlerin Kadıköy Belediyesi Encümeni tarafından yürütülmesi gereği bildirilmiştir.”
YEREL GAZETE
Kadıköy Belediyesi yetkilileri, hiçbir zorunluluğu olmamasına rağmen Resmi Gazete’de ihale ilanını yayınlarlar. Çünkü yıllık kirası 800 bin Türk Lirası altında olan ilanlarda resmi gazete ilanı yoktur. Ayrıca aldığımız duyumlara göre Beşiktaş Klübü de, Galatasaray Klübü de bu ihaleden haberleri olmaktadır. Birçok yayın organında belirtilen ve üstüne basarak kullanılan habere göre Kadıköy Belediyesi’nin ilanı yerel bir gazeteye verdiği ise tamamen yanlış bir bilgidir. Çünkü bu tip ihalelerde ilan, Basın İlan Kurumuna veriliyor ve gazeteyi, yani ilanın verileceği ilanı onlar seçer. Kadıköy Belediyesi’nin bununla uzaktan yakından alakası yoktur. İlanı veren devletin bir kurumudur. Ayrıca Kadıköy Belediyesi resmi gazeteye ilan vermiştir. Kadıköy Belediyesi’nce imar planlarına ve kullanım amacına uygun ihale şartnamesi hazırlanmış ihale duyurusu 18.8.2007 Tarihli Resmi Gazetenin 26617 sayılı nüshasında yayınlanmıştır.
NEDEN FENERBAHÇE ?
Bu arazi üzerine yapılacak tesisin maliyeti oldukça yüksek. Yaklaşık (eski para ile) 30 trilyonluk bir yatırım gerekiyor. Kadıköy Belediyesi, yapmış olduğu sözleşmede, hem bunu yaptıracak, hem kira alacak, ayrıca kazançtan belirli bir yüzde alacak. Ve sonunda bu tesisler Kadıköy Belediyesi’ne, yani Kadıköy halkına kalacak. Burada önemli olan bu tesisler için yapılacak finansman. Şu an için gözüken Fenerbahçe’nin bu parayı verebilecek olması ve diğer klüplerin bu ihaleden haberi olmasına rağmen ihaleye katılmamaları. 9 Eylül 2007 tarihinde usulüne uygun olarak açılan ihaleye Fenerbahçe Spor Klübü katılarak şartnameye uygun teklif vermiştir. Yasalara ve şartnameye uygun olarak yapılan ihaleyi 30 yıllığına Yap-İşlet-Devret modeliyle Kira ve Gelirden Pay verme şartıyla Fenerbahçe Spor Klübü kazanmıştır.
ŞİMDİ NE OLDU ?
Asıl mesele yerel seçimlerde Kadıköy ve Ataşehir bölgesel ve belediye anlamında ayrılması ile ortaya çıktı. Arazi Ataşehir sınırları içinde kaldı. Belediye Kanunun 14. Maddesine göre, belediyeler sınırları içindekilerden sorumludur. Kadıköy Belediyesi’nden gelen resmi bilgilendirme yazısında şu şekilde bahsediliyor;
“5747 sayılı yasa gereği Belediye’den ayrılarak kurulması kararlaştırılan Ataşehir Belediyesi ile yapılan protokol dahilinde söz konusu parsel Kadıköy Belediyesi adına kalmıştır. Ancak Belediyemiz mülkü olup, sınırlarımız dışında kaldığından konu parsel üzerinde hizmet verme ve tesis yapma imkanı olmadığından satışı düşünülmüştür. Bu yönde 09.10.2009 tarih ve 2009/25 Meclis kararı ile satışına Kadıköy Belediye Başkanı adına yetki verilmiş olup, satış işlemleri için ihale süreci henüz başlamamıştır.”
SONUÇ
Kiralanmış, sözleşmesi yapılmış bu arazinin başkasına veya Fenerbahçe Spor Klübüne satışı mümkün gözükmüyor. Fenerbahçe Spor Klübü, Kadıköy Belediyesi ile yap-işlet-devret mantığı içerisinde belirli bir kira gelirini vermek üzere zaten anlaşmış durumda. Şimdi Kadıköy Belediyesi, hizmet veremeyeceği bir tesis için, Fenerbahçe’ye burayı satmak istiyor. Fakat, Fenerbahçe Spor Klübü, zaten 30 yılda 9 trilyon kira ödeyeceği bir yer için peşin para çıkarıp vermek istemiyor. Eğer burası satın alınacak ise, tabi ki klüp kendini düşünüp, belki daha hesaplı bir fiyata alıp, zarar etmemeye çalışıyor. Ve şu an bu satış olayı dondurulmuş gözüküyor. Böyle olunca Fenerbahçe Spor Klübü’nün işleri aksıyor.
Kısacası, yazılı basında çıkan diğer haberler gibi bu Ataşehir olayı katmerli kıyak değil, Fenerbahçe’ye katmerli zarar gibi gözüküyor.
Ve tabiki burada Kadıköy ve Türk sporu da kaybediyor.

![aziz-yildirim[1]](http://www.emrahoner.com/wp-content/uploads/2010/05/aziz-yildirim1.jpg)






Son Yorumlar