Başkan ile Etiketlenmiş Yazılar

Hanginiz yuhaladı lan Başbakan’ımı?

 

O gece Başbakan uyuyamamış, Adnan Polat uyuyamamış, Süleyman Varlıbaş uyuyamamış, TOKİ başkanı uyuyamamış, Enerji Bakanı uyuyamamış, Abdürrahim Albayrak uyuyamamış, bir tek Adnan Sezgin fosur fosur uyumuş diyorlar.

Mesela ben de uyuyamadım.

Merak ettim.
Dedim ki, acaba Başbakan bu kızgınlıkla şimdi ne yapar?
Dediler ya sabahtan Mecidiyeköy’ü Yunan’a, Riva’yı da Arap’a satar.
Ya da Adnan Polat’ı özelleştirir.

Aslında, Başbakan Adnan Polat’ı özelleştirmeden önce, kendisini özeleştirmesi gerekir.
Şöyle ki…
“Ulan biz yıllarca top oynadık, gol kaçırdık, bir kişi yuhalamadı, 600 trilyon verdik, daha konuşamadan yuhaladılar.”

Baktım olay çok karışık, ben de gittim olayı ve kameraları yerinde inceledim.

Mesela, TOKİ başkanın hiç suçu yok.
Zaten konuşan Erdoğan Bayraktar değil. Devlet Bahçeli.
Seyirciye halat da attı diyorlar. Fakat gürültüden duyulmamış.

Mesela, Adnan Polat’ın hiç hiç suçu yok. Çünkü cebinde 1 lira yok.
Ne diyecek orada?
“Başbakan niye kızıyor ki, herkes yuhalanabilir, bakın top taca çıkıyor, beni yuhalıyorlar, dışarıdan zerzevatçı geçiyor beni yuhalıyorlar. Bunda kızacak bir şey yok” mu diyecek? Adamın cebinde 1 lira yok, 1 lira.
Başbakan, stadı Türk Telekom Gusülhanesine çevirse hiç bir şey diyemezsin.

Mesela, Süleyman Varlıbaş’ın da suçu yok.
Cem Yılmaz da göstermişti.
Öyle bir akustik var ki, 1 kişi yuhalıyor, 10 kişi gibi ses geliyor.
Yani, Cumhuriyet Mitingleri gibi…
3 milyon kişi var, aslında 30 kişi.

Mesela, Galatasaray camiasının da hiç suçu yok.
Ne yapacaksın sen Mecidiyeköy gibi merkezi, İstanbul’un göbeği, metrekaresi 10000 dolar bir yeri? Orada Seyrantepe gibi bir yer kafesiz, alkolsüz bir çiftlik duruyor.
Kim kime, dum duma, re re re, ra ra ra..

Mesela, futbolcuların da bir suçu yok.
Sergen’in dediği gibi, “Ulan 10.takımın açılışı mı olur?”

Mesela, Hagi’nin de bir suçu yok.
O oradan geçiyordu.

E, kardeşim kim suçlu?

Bize bir suçlu lazım.
Böyle kısa, zayıf, kara kuru biri lazım. Böyle hazır suçlu potansiyeli olan. Böyle, nasıl diyeyim…

Aha, valla buldum.

Aykut Kocaman.
Yemin ederim, Aykut Kocaman.

Her şeyin sorumlusu o.

Aykut the Kocaman.

, , , , , , , , , ,

4 Yorum

Yüzde yüz haklı

Taraftar, “Ben çocuğuma ne diyeceğim” diyor.

Yüzde yüz haklı.
Adamcağız, 60.dakikada Fenerbahçe 1-0 öndeyken çocuğunu yatırmış, sabah çocuk kalkıyor 1-2.

Rıdvan Dilmen, “Ben Aykut Hoca’yı nasıl eleştireyim?” diyor.

Yüzde yüz haklı.
Zaten elimizde topu topu 3 tane Fenerli var. Biri Aykut, diğeri Acun, öbürü Ercan Saatçi.

Emre, sahada çok agresif.

Yüzde yüz haklı.
Ben öyle ter akıtacağım, Baroni bana öyle bakacak. Bırak sahayı, ben daha otobüste birilerine yatarak girerim.

Volkan Demirel “Bazı arkadaşlar kendini sahaya veremiyor. Herkes taşın altına elini sokmalı.”

Yüzde yüz haklı.
Kazım Kazım, Baroni, Stoch, Andre Santos o gün isterlerse oynarlar, istemezlerse oynamazlar.

Aykut Hoca “Volkan’ın sözleri doğru bir saptama değil. Öncelikle herkes kendi performansını saptamalı.”

Yüzde yüz haklı.
Saptama aslında doğru, ama Kazım Kazım, Baroni, Stoch, Andre Santos’u ben getirmişsem, hiçbir futbolcum böyle bir demeç veremez diyor.

Aykut Hoca 1995’de “Türkiye’de başarının ölçüsü birinci olmak. Bu yanlış. Şu anda yenildikleri için Trabzonsporlular suçlanacak. Şu an onların yerinde biz de olabilirdik. Kazandığımız için çok sevinçliyim ama onlar adına da üzülüyorum.”

Yüzde yüz haklı.
Sistem yanlış. O zaman tekrar bu sistemde işin ne?

Ali Şen, bunun üzerine Aykut Hoca’yı kovuyor.

Yüzde yüz haklı.
Başkanın hiç bir futbolcusu böyle bir demeç veremez. Demek ki insan ne olacağım demeli.

Kayseri deplasmanında kulübende stoperin yok, Kadıköy’de Eskişehir maçında hem Bilica var, hem Bekir.
Sen Niang’ı, Dia’yı, Stoch’u 1 ay önce almıyorsun, Fenerbahçe Young Boys’a, PAOK’a eleniyor, kulübün zararı en az 10 milyon Euro.
Lugano bugüne kadar 15 maç ceza almış, sen hala sezona Lugano – Bilica ile başlıyorsun.
Sen Yobo’yu 10 maç sonra buluyorsun, demek ki senin kafanda hala Bilica var.
Sen Alex’i küstürüyorsun, sonra çocuk gibi öpüyorsun barışıyorsun.
Sen Gökhan Ünal’ı oynatıyordun, bir anda adamı sildin, Semih’e döndün. Şimdi Semih’i de silersin.
Sen Kazım’ı, Baroni’yi kovuyorsun, sonra pencereden içeri alıyorsun. Sen Güiza’yı da yakında bacadan içeri alırsın.
Sen Okan’ı oynattın, sonra çocuk kayboldu.
Selçuk sakatlanmasa Mehmet Topuz hala sağ açık oynayacaktı.
Özer sakatlanmasa sol açık oynayacaktı.
Uğur Boral sakatlanmasa, Uğur Boral oynayacaktı.

Bunları yazıyorum,
Çünkü yüzde yüz haklıyım.

Ama gördüğünüz gibi.
Fenerbahçe’de problem yok.

Çünkü herkes yüzde yüz haklı.

, , , , , , , , , , , ,

Yorum yok

Haftanın panoraması

Türkiye Ligi, yine bildiğiniz gibi.
Keyifsiz, zevksiz, heyecansız.

Yıllardır da bildiğimiz senaryo.
Üç büyüklerin diğer takımlarla puan farkı her hafta açılıyor, Anadolu takımları arkadan yetişemiyor, sonra diyoruz ki Türk Futbolu niye bu durumda?

Nasıl bu durumda olmasın?

Mesela, 9.sıradaki Galatasaray.

Yahu bu takım 3 büyüğe nasıl yetişsin?
Stadı yok, parası yok, pulu yok, seyircisi yok, sağlık kurulu bile yok.
Ahı gitmiş, vahı bile kalmamış, o da gitmiş.
Başkanı cahil, futbol şubesi cahil, futbolcusu cahil.
9.luk bile bence bir başarı.

Sen Federasyon olarak yardım etmiyorsun, sonra adamlar ucuz transferler yapıyor.
Federasyon, Türk Futbolu’nu düşünüyorsa, acilen 6+2+2+4+18’i getirmesi gerekir.

Fakat burada Arda diye bir çocuk var.
3 büyükler ne yapıp edip, bu çocuğu gündemlerine almalılar.
Biraz tahsili, terbiyesi zayıf ama yapacak bir şey yok.
Genel olarak Anadolu’nun sosyoekonomik durumu böyle.

Mesela, Beşiktaş…
Kaç kere söyledik, Anadolu kulüpleri toplama takım yapmamalı diye.
“Bize sadece 35’te geliyorlar” diye Nihat’ı, Aurelio’yu aldılar.
Tamam sen Anadolu kulübüsün, kapasiten küçük olabilir, ama niye gençlere yönelmiyorsun?
Senin tek hedefin, futbolcu yetiştirip 3 büyüklere, yani Trabzon, Bursa ve Kayseri’ye futbolcu satmak olmalıdır.
Başka bir şey olamaz.
Bence başkan daha bunu anlayamadı.

Beşiktaş’da ise Quaresma diye genç bir çocuk var.
Helal olsun yönetime.
Nereden buluyorlar böyle futbolcuları, hayret valla.
Göreceksiniz, bu çocuk daha iyi yerlere gelecek.

Ve Fenerbahçe…
Belki de bir tek Fenerbahçe’nin taktiği doğru işliyor.
Sistemli, disiplinli, taş gibi bir Anadolu takımı.
Bu takımı öyle kolay kolay kimse yenemez.

Büyük maçlarda çok iyi kapanıyorlar.
Zaten 3 büyüklerle bütün maçları kafa kafaya oynadılar.
Ve Bursa’dan aldığı 1 puan çok önemli.

Trabzon ve Kayseri maçı biraz şanssızdı.
Hakem faktörü de maalesef çok büyük.
3 büyüklerin kollandığı bir ligde Anadolu kulüpleri çok zor bir yere gelirler.

Fenerbahçe, diğer Anadolu kulübü takımlarla oynadığı maçlara daha fazla asılıyor.
3 büyüklerden kaybettiği puanları onlardan çıkarıyor.
Bu da iyi bir şey.

Kısacası ben bu Fenerbahçe’yi çok sevdim.
Dört gözle maçlarını takip edeceğim.

Ve helal olsun Aykut Hoca’ya.
Tam bir Anadolu çocuğu.
Ve çok iyi bir takım yaratmış…
Yakında Aykut Hoca’yı 3 büyüklerde teknik direktör olarak görebiliriz.
Söylemedi demeyin.

Haftaya, 3 büyük kulübümüz Trabzon, Bursa ve Kayserispor’u yakından inceleyeceğiz.
Olağanüstü statlarıyla, trilyonluk transferleri ile, popüler başkanları ile, Serkan Balcı’nın Ferrari’si ile, Ergiç’in yatları ile, Şota’nın katları ile 3 büyük nasıl olunuyor onu inceleyeceğiz.

Esenle kalın.

, , , , , , , , , , , , ,

6 Yorum

Ya Ayvırsın, ya da Ayrılırsın

İşte Türk Futbolu’nun kahpe yüzü…

Hani derler ya, İstanbul’un havası hayat kadını gibidir.
Bir açar, bir kapar diye.
Onun gibi bir şey…

Mesela…

Dış hatlardan Rijkaard gidiyor, yanında gözü morarmış Neeskens var.
Kapıdan içeri, frişap’tan rakısını almış Hagi giriyor.

Dış hatlarda Teofilo pijaması ile oturmuş, hanımı portakal soyuyor.
O sırada Iverson pasaport kontrolünden geçiyor.

En basitinden 10 sene önce Galatasaray yüksekten uçardı.
Şimdi THY United, sadece Bursa için geliyor.

İç hatlar zaten köprü gibi.
Sabah 6’da bile yoğun…

Mesut Bakkal ile Rıza Çalımbay Spor Toto CIP Lounge’da karşılaşıyorlar.
“Soyunma odasında benim sigarayı unuttum hocam. Sonra gönderirsin. Ya da sen kendin getirirsin. Ya da 2 aya bekle, ben gelir alırım.”

Yılmaz Vural’a onlayn çek-in yaptırmışlar, o da gidecek gibi.
“Oynayın layn!” diye bağırıyor adam da…

Fakat Ziya Doğan’a da aynı koltuğu vermişler.
Kabin amiri bir şeyler ayarlamaya çalışıyor.
“Kabin Krüv, kros çek” falan diyor.

Öyle bir sistem ki, yeni meslekler de icat ediyor.

Havalimanında yaşayan, içeri her gireni omuza alan hırdavatçılar…
Sonra ortalıktan toz olan ferforje beyinler…
Her gün sabahtan Rijkaard’ın, Schuster’in, Aykut’un Kocaman’ın bavulunu hazırlayan duayen belboylar…
Futbolcuya lazer tutan adama kamera tutan kameramanlar…

İşte bütün bunların arasında Iverson’u getirdi Yıldırım Demirören.

Nasıl getirdi, niye getirdi, kimin aklına geldi, bana sormayın. Ben bilmiyorum.
Zaten bence kendisi de bilmiyor,  Iverson da bilmiyor.
Bu sene başkanın kafasına “yararlı ama tribün transferleri” diye bir şey kim soktuysa esas ben onu arıyorum.
Bu cevabı bir tek o biliyor.

Fakat, Yıldırım Demirören şunu biliyor,
Güzel kumar oynuyor.

Tıpkı Schuster gibi…

Fi Yapı, Guti, Q7, Q3 Necip, Fatih Tekke, Aurelio derken, en son olarak Iverson…

Bunların son kozu olduğunu biliyor.
Ama Yıldırım Demirören, şunu daha iyi biliyor;

Avrupa Ligi gidince, eğer “Son iki” kupa gelmezse, seneye yeni transfer “Rıfkı” eline geliyor.

, , , , , , , ,

8 Yorum

Tarihte bugün

29 Ekim 1923
Mustafa Kemal Paşa`nın tavsiyesi ile 27 Ekim 1923′te Ali Fethi (Okyar) Bey başkanlığındaki hükümetin istifası ve Cumhuriyet Halk Fırkası grubunun yeni hükûmet listesi üstünde anlaşmaya varamaması üzerine, Mustafa Kemal Paşa 28 Ekim gecesi arkadaşlarını toplayarak sorunun gerçek çözümüyle ilgili düşüncesini açıkladı.  İsmet İnönü’yle o gece, devletin niteliğinin Cumhuriyet olduğunu öngören bir yasa tasarısı hazırladı. Ve 29 Ekim günü Türkiye Cumhuriyeti’ni ilan etti.

29 Ekim 1997
Trabzonspor Başkanı Mehmet Ali Yılmaz, ‘‘CINE 5 yetkilileri, eylül ve ekim taksitlerini ödemediler. Bu 2 taksiti ödemezlerse anlaşmayı yırtar atarız” dedi.

29 Ekim 1998
Transfer döneminin ardından bir kenara çekilip takıma müdahale etmeyen ancak Beşiktaş yenilgisinin ardından harekete geçen Yıldırım’ın bu tepkisi üzerine kaptan Rüştü, başkana söz verdi. Rüştü, ‘‘Sizi üzmeyeceğiz. Arkadaşlarım işin bilincinde. 8 maçımızı kazanıp, ilk yarıyı zirvede bitireceğiz’’ dedi.

29 Ekim 1999
Ogün daha önce hiç oynamadıkları 4-3-3 sistemini kısa sürede öğreneceklerini dile getirerek, ‘‘Bizler profesyonel futbolcularız. Zeman ne istiyorsa yapmalıyız. Taşlar yavaş yavaş yerine oturuyor. Şanssızlıklar yaşadık. Ama bunun sonu gelecek’’ diye konuştu.

29 Ekim 2000
Erzurum – Beşiktaş maçından sonra Erzurumspor futbolculardan Ömer ve Ergin maç bitiminde hakemlere büyük tepki gösterdi. İki futbolcu, ‘‘Federasyonundan hakemine kadar herkes bize cephe almış. Artık ne yapalım, İran liginde mi oynayalım? “ dedi.

29 Ekim 2001
Öte yandan uyuşturucu kullandığı gerekçesiyle hakkında dava açılan Daum, yarın başlayacak dava öncesi Alman basınına konuştu. Kendisine komplo kurulduğunu öne süren ünlü çalıştırıcı, ‘‘Hakkımdaki iddialar hayal ürünü ve düzmece. İddiaların hepsini tek tek çürütüp, suçsuzluğumu ispat edeceğim. “

29 Ekim 2002
Fenerbahçe Teknik Direktörü Lorant, G.Antep ve Malatya maçları sonrası istifa etmeyi düşündüğünü ancak başkanla konuştuktan sonra bu fikrinden vazgeçtiğini belirtirken, yorumcuların taktik vermesine kızdığını söyledi.

29 Ekim 2004
GALATASARAY Kulübü İkinci Başkanı Ergun Gürsoy, Fenerbahçe’den sözleşmesi karşılıklı olarak feshedilen eski oyuncuları Fatih Akyel’in yuvaya dönmesine yeşil ışık yaktı. Sezon başından bu yana genç oyuncuyla ilgilendiklerini belirten Gürsoy, ‘Fatih bizim evladımızdır. Ocak ayına daha iki ay var. Ne olur, olmaz bilemiyoruz’ dedi.

29 Ekim 2005
Deniz Barış’ın lisansı askıya alındıktan sonra Aziz Yıldırım, Kurul Başkan Vekili Erkan Vardar’ı telefonla arayıp, bu karardan hoşnut olmadığını söyleyip, Erkan Vardar ve Gürol Kaymak hakkında ağır sözler sarfetti.

29 Ekim 2007
Trabzon Başkan yardımcısı İbrahim Baturoğlu, “Bu saatten sonra takımı şaha kaldıracak olan tek insan evladı Ersun Yanal’dır. “ dedi.

29 Ekim 2008
Galatasaray Başkanı Adnan Polat, Eskişehirspor maçında alınan 4-2′lik yenilginin, Trabzonspor ve Olympiakos maçlarında harcanan yüksek eforun sonucu geldiğini ileri sürdü.

29 Ekim 2009
Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK), 1 hafta önce Fenerbahçe – Galatasaray maçında çıkan olaylar nedeniyle Fenerbahçe’ye 2 maç seyircisiz oynama, Galatasaray Kulübü’ne 20 bin TL para cezası, Bilica’ya ve Abdel Kader Keita’ya da 3 maç ceza verdi.

, , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Yorum yok

7-0 da olabilir, 0-1 de

Mark Twain, 1909’da şöyle demiştir; “Ekim, hisse senetleri üzerinde spekülasyon yapılan en tehlikeli aylardan biridir. Diğer aylar ise; Temmuz, Ocak, Eylül, Nisan, Kasım, Mayıs, Mart, Haziran, Aralık, Ağustos ve Şubat’tır.”

Türkçesi şudur;
Fenerbahçe Kadıköy’de Ekim-Kasım fark etmez Galatasaray’ı yener.

Fakat Fenerbahçe öyle enteresan bir takımdır ki,
Mesela bu maçı 7-0 da alabilir, 1-0 da kaybedebilir.

Çünkü Fenerbahçe öyle enteresan bir takımdır ki,
Mesela taraftarını, teknik direktörünü, başkanını, herkesi yıpratır, ama 30 yılda bir tane yıpratıcı forvet zor bulur.

Fenerbahçe öyle enteresan bir takımdır ki,
Mesela futbolcusuna akşam kafasına oklava verir, sabah ağzına baklava verir.

Fenerbahçe öyle enteresan bir takımdır ki,
Mesela Johnson’u almaya gider, yanında Preko’yu da alır, Andre Santos’u almaya gider, yanında Baroni’yi de alır.

Fenerbahçe öyle enteresan bir takımdır ki,
Mesela Oğuz’u kovar, Rıdvan’ı kovar, Turan’ı kovar, Mustafa Denizli’yi kovar, eninde sonunda Aykut’u da kovar, sonra Türkiye’de antrenör mü yetişiyor der.

Fenerbahçe öyle enteresan bir takımdır ki,
Mesela en başa CEO getirir, sonra “Takımın başına, neydi o, CEYO getirdik, yapamadı” der.

Fenerbahçe öyle enteresan bir takımdır ki,
Son 2 saniyede 2 kupa kaybeder.

Fenerbahçe öyle enteresan bir takımdır ki,
17 şampiyonluğu 19 kere kutlar.

Fenerbahçe öyle enteresan bir takımdır ki,
Hem söver, hem döver.

Bir de şöyle bir gerçek vardır.
“Derbide favoriler kaybeder” derler.

Doğrudur, fakat onun üstünde bir gerçek daha vardır.
Fenerbahçe, Kadıköy’de artık favori bile değildir.

, , , , , , , , , , , ,

Yorum yok

Alex le Sonsuza?

Şimdi yazacaklarımı 7 yaşında bir çocuk da, 77 yaşında bir dede de anlayacaktır.
 
Alex, Fenerbahçe’nin gelmiş geçmiş en yararlı futbolcusudur.
100 gol -100 asist ile oynayan bir oyuncu eminim bir daha gelmeyecektir.
Alex, Toni Schumacher’den de, Uche’den de, belki Rıdvan Dilmen’den bile daha tapılan bir futbolcu olmuştur.
O kadar sevilmiştir ki, statta bir tribünü oluşmuştur. Özel bir kitlesi vardır.
Kalamış’taki 5-6 yaşındaki çocukların tümünün ismi belki de Aleks’tir.
X harfini muhtar klavyede bulamadığından böyle dansöz ismi şeklinde koymuş da olabilir.
 
Alex, Fenerbahçe’nin gelmiş geçmiş en yararlı futbolcusudur fakat benim için en iyi futbolcusu değildir.
Örneğin ben, şu ana kadar ben 10000 rüya gördüysem, hiçbirinde Alex yoktur.
Ben halı saha takımı kursam, altın 11 yapsam, Alex en son aklıma gelir.
Ben forma alsam, Alex isminden önce, benim için arkasına yazılacak yüzlerce isim bulunmaktadır.
 
Ben Alex’çi değilimdir.
Benim futbol kitabımda Alex’in yeri yoktur.
100 gol atsa da benim kafamdaki 10 numara Alex değildir.
Benim futbol anlayışımda, Pesiç-Repçiç’in yeri vardır, Oğuz Çetin’in büyük yeri vardır, Revivo’nun sağlam yeri vardır, Pierre van Hooijdonk’un inanılmaz bir yeri vardır, fakat Alex’in yeri yoktur.
Ben mahalle arasında maç yapan küçük çocukların “Arda çalımlarla gidiyor..”, “Quaresma şut ve gooool”, “Hagi topu aldı”, “Gökhan Zan, ve maalesef çakrası kırıldı” diye konuştuklarını duymuşumdur fakat “Alex, harika bir gol” dediklerini çok az duymuşumdur.
 
Aykut Hoca, Alex tarzı futbolcuları sevmeyebilir.
Fakat şurada hata yapmaktadır.
Alex’in bu takımdan kesin silinmesi gerekir, fakat Alex gönderilecek ilk oyuncu değildir.
 
Örneğin, Aykut Kocaman’ın bu seneki en iyi transferi, Niang değildir.
Aykut Kocaman’ın bu seneki en iyi transferi, Deniz Barış, Ali Bilgin, Vederson, Önder Turacı, Colin Kazım ve Güiza’nın kovulmasıdır.
Daha kovulacak en az 5 adam daha var iken, Alex’i kesmek büyük handikaptır.
Maalesef Aykut Hoca, Alex’i bazı duayenlerin gazıyla aniden silmiştir.
 
Ve Aykut Kocaman’ın unuttuğu çok önemli bir konu daha vardır.
Alex, beyaz Brezilyalıdır. Gözlük takar, çünkü kitap okur. Kafalıdır.
Vederson gibi kafası tüp değildir. Yani zekidir.
 
Alex’in istemediği hiçbir oyuncu takımda duramamıştır.
Kezman, Güiza, Pierre van Hooijdonk, hepsi şutlanmıştır.
Alex ile birlikte tek sevdiği futbolcu olan Semih, yıllardır bu takımdadır.
 
Aykut Hoca her ne kadar tecrübeli de olsa, bu konuda karakteri gereği toydur.
Alex isterse, çaycı dahil herkesi, yerini değiştirtme, göndertme gücüne sahiptir.
 
Buna ister Brezilya mafyası denebilir, ister başka bir şey denebilir.
Fakat Alex’in pozisyonu Başkan’ın ayakta alkışladığı Sakarya maçında belli olmuştur.
 
Alex, yıllardır bu takımın futbolcu-sportif direktörüdür.

http://www.facebook.com/photo.php?pid=14909258&id=700105229&op=1&view=all&subj=133230486718894&aid=-1&oid=133230486718894&saved#!/photo.php?pid=14973666&id=700105229&fbid=10150254891410230&subject=133230486718894&ref=mf

, , , , , , , , , , , , ,

Yorum yok

Her işte bir Hayır vardır

HAYIR!

“5 senede 1 şampiyonluğumuz var. Bu çok kötü” deyip, 5 maçta 1 galibiyet alanlara HAYIR!

Geçen sene Andre Santos ve Baroni’yi alıp Daum’un kuyusunu kazan, ama bu sene Stoch, Niang ve Dia’yı alan aynı adama HAYIR!

Şaşıdan ön libero, röveşatacıdan defans oyuncusu, Puff Daddy’den sol bek yaratanlara HAYIR!

Eski takımından abuk sabuk adam getiren her türlü teknik direktöre HAYIR!

Hayatında 4.Avrupa maçına çıkmış teknik direktöre Avrupa’da takım emanet edene HAYIR!

11 ay yatıp, 11 ayın sultanı her Ağustos ayının son günü transfer yapanlara HAYIR!

12 senede 12 teknik direktör, 122 yönetici, 1212 futbolcu ile çalışana HAYIR!

Her hafta bir kupadan elenenlere HAYIR!

17 kupa – 19 şampiyonluk sevincine HAYIR!

Hala kombine, forma, atkı, bilet, anahtarlık, yorgan, don, sutyen alanlara HAYIR!

Trabzon’un 34 maç x25 sene şampiyonluk özlemi ile dalga geçip, 8 maç x 25 senede Federasyon Kupası’nı alamayanlara HAYIR!

“Ben şimdi Aykut’u nasıl eleştireceğim?” diyen Şeytanlara HAYIR!

CEO’yu CEYO terlik gibi kovanlara HAYIR!

Sadece R değil, diğer 28 harfi de konuşamayanlara HAYIR!

“Ben sizi dövdüm mü? Ha, söyleyin yahu, ben sizi dövdüm mü? Söylesenize ulan! Şimdi dövücem ulan!” diye basın toplantısı yapanlara HAYIR!

Atilla Kıyat’tan, Uğur Dündar’a, çimcisinden masörüne, rakip başkanlardan Digitürk kablolarına kadar herkesle kavga etme enerjisini bulabilenlere HAYIR!

2 milyar insanın tanıdığı Beyaz Pele’nin kardeşinin gırtlağına sarılanlara HAYIR!

Rüştü’yü dövdürtüp, bunları dövdürtmeyenlere HAYIR!

Hala bu futbolu Hayır’a yoranlara HAYIR!

Ve Genç Oğlanlar’a, PAOK’a ve her türlü POK’a yenilirken  “Her işte bir Hayır vardır” diyenlere de HAYIR!

Herşeye HAYIR ulan işte!
HAYIR!

 http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/15648333.asp

, , , , , , , , ,

4 Yorum

Kralın dönüşü

Ne Fenerbahçe, ne Beşiktaş, ne Galatasaray, ne de Gandalf. Sadece onun dönüşü muhteşem oldu. Evet, ailenizin sopalık yazarı geri döndü. Kral geri döndü. 

2-2, 1-1, 2-2.

Emrah Öner bunu beğendi.

Emrah Öner, Miroslav Stoch, Volkan Demirel, Guti, ve Guti kurtaran Hakan Arıkan ile arkadaş oldu.

Emrah Öner, 10 milyon tıka ulaşınca, Türk futbolu kapanacak grubuna katıldı.

Emrah Öner, Başkanlara 5 liralık oyuncuyu 50 milyona futbolcu sat, arada komisyon ver, sonra Rıdvan & Sergen çıksın iki takım arasında kalite farkı var, bu futbol nasıl oluyor desin etkinliğine katılıyor.

Emrah Öner, Annemizin Ligi adlı albümde etiketlendi.

Emrah Öner’in Ömer Üründül ile ilişkisi var.

Emrah Öner, Aykut Kocaman’ı dürttü.

Emrah Öner, Colin Kazım’ı en sonunda başka bir şeyle dürtecek.

Emrah Öner, Lise’deki din hocası, dünyanın en asabi adamı Sakin Yavaş aracılığıyla:
“Ulan Colin Kazım, he ol, she ol, it olma!”

Emrah Öner, Baroni’yi transfer edenin Duvarına işedi, pardon bir şeyler yazdı.

Emrah Öner, Güiza’nın durumuna yorum yaptı. 70 milyon yorumun tümünü gör.

Emrah Öner @Hürriyet.

Emrah Öner, Selçuk Şahin’in penaltı vidyosunda etiketlendi.

Emrah Öner, Selçuk Şahin’in hakeme çelme vidyosunda etiketlendi.

Emrah Öner, Selçuk Şahin’in herhangi bir vidyosunda etiketlendi.

Emrah Öner, Young Boys / Genç Oğlanlar -  3 direk, 20 pozisyon, 50 şut sayfasına hayran oldu.

Emrah Öner,  Fenerbahçe’yi yıllardır dürtüyordu, yine dürttü.

Emrah Öner, yazarlık camiasını pok etti.

Emrah Öner, Şampiyonlar Ligi’nde Bursaspor’u merak ediyor.

http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/15449425.asp

, , , , , , , , , , , , , ,

8 Yorum

Van minut in Israel

Öncelikle tüm futbolseverlere Ömer Üründül’süz ful HD bir Dünya Kupası diliyorum, Aziz Yıldırım 2 sene şampiyonluk ve yıldız sözü vermiş, ben de Fenerli arkadaşlara kombine+xanax veriyorum, ha bir de İsrail’in Allah bin kere belasını versin diyorum.

10 gündür yazmıyorum…

Bu 10 günde bin tane şey olmuş.

Öyle bir memleket ki, bir gidip gelseniz, memlekete zenci Cumhurbaşkanı gelmiş, Türkiye Lost adası gibi kaybolmuş, Fenerbahçe iyi futbol oynuyor olabilir.

Öyle bir memleket ki, 10 gün bırakmaya gelmiyor.

Mesela bu 10 günde Türkiye, Euro 2016’da ikinci oldu.
Yazmıştım demeyi severim, buyrun yazmıştım.

http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/13415877.asp

Türkiye, Örovizyon’da da ikinci oldu.
Bunu da yazmıştım demek isterim, fakat yazmamışım.

Fakat bu 10 günlük iznimde TV’de bir film seyrettim.
Müthişti….

Böyle komandolar gemilere atlıyor, elinde sopa olan insanlara füze atıyorlar, yaralılara kelepçe takıyorlar falan…

Herşey 1 dakikada oluyor…

Filmdeki limanın ismi de ya Aşdod ya da Arschloch gibi birşey…

Fakat filmin ismini unuttum.

Rambo değil. Onu seyrettim.
Platoon değil. Onu da seyretmiştim.
Apocalypse Now da değil. Onu da biliyorum.

Ya hani Murat Saraçoğlu yönetmişti.
Sarp Apak, Demet Akbağ falan oynamıştı..

Aha, buldum.

O… çocukları.

http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/14910464.asp

, , , , , , , , , ,

Yorum yok