Aykut Kocaman ile Etiketlenmiş Yazılar
Dear Aykut Hoca
Emrah Öner tarafından, Aykut Kocaman kategorisi altında, 06 Ocak 2012 tarihinde gönderildi
Dear Aykut Hoca…
Bu sana kacinci mektubum bilmiyorum.
Hangi mektubumu okudun, onu da bilmiyorum.
Ama ben bikmadan usanmadan yazmaya devam edecegim.
Ta ki, sen beni pataklayana kadar…
Dearest Aykut Hoca…
Sen bu camiadaki ender “adam gibi adam”lardansin.
Zaten senin haricindekiler ya tutuklu yargilaniyorlar, ya da hapisteler.
Sana benzeyenler de obur dunyaya coktan intikal etmisler.
Ben hala Fenerbahce camiasinda senin gibi bir adam nasil yetismis, geceleri onu dusunuyorum.
Ben bile defolu Fenerbahce’liyim. Bir sene kombine alirim, diger sene don bile almam.
Kadikoy’deki macta da parayi Lyon’a yatirmistim.
Ama yemin ederim, 50 trilyonum olsa ilk sana emanet ederim.
Ve Allah belami versin, su an imkanim olsa senin sozlesmeni 50 yil daha uzatirim.
Su an para yok biliyorum, ama sen bir hesap acsan sana Messi’yi alacak para yatirir bu Fenerbahce seyircisi.
Herkes o mitingde gozyasi doktu, benim gozler seni aradi.
Cunku ben biliyorum ki, sende timsah gozyasi yok. Seni bu konulara karsi goz pinarlarin kapali.Metin Oktay’ın kitabı var, Lefter’in kitabi yok, Zeki Riza’nın kitabi yok, Can Bartu’nun kitabi yok, ama bir tek senin var.
Your sincerly Aykut Hoca…
Hakem konusunu hic acmak istemiyorum. Ben inaniyorum ki, onu sen hic demedin.
Ozer konusunu hic hic acmak istemiyorum. Zaten bir tek babaannemden azar isitmedim.
Peki bu Baroni senin manevi evladin mi?
2012′e girmisiz, Baroni diye bir futbolcu kaldi mi?
El Cezire TV’de ben bu sekil oynayan adam gormedim.
En son bu topu Murat Yakin oynuyordu. Onda hic degilse ter vardi.
Adami uykudan kaldirmissin, saclar o bicim, formada bir gram ter yok, Baroni’nin oynadigi her mac 10 kisi kaldigini gormuyor musun?
Look Aykut Hoca…
Bize ne olur Dia gercegini anlat, Aykut Hoca.
“Solda Tansaş, sagda Dia” diye bir yazi yazmistim. Acaba ona mi kizdin?
Bu adam niye senin canini sikiyor?
Adami bir yarim saat oynatiyorsun, sonra bu adam niye yok oluyor?
Adam takimin “adam eksiltme” ve “2.bolgeyi hizli gecme” eksigini kapatiyor.
Bu adami niye gondermek istiyorsun?
In the name of God Aykut Hoca…
Sen Alex’in veliahtinin Emre oldugunu gormuyor musun?
Alex varken neden orta sahayi Topuz-Emre yapmiyorsun?
Neden kanatlari Dia ve Stoch yapmiyorsun?
Ya da en kotu Stoch-Caner, ya daha kotusu, Caner-Dia yapmiyorsun?
Listen Aykut Hoca…
Carvalhal Besiktas’i canlardi diyorlar.
Halbuki Ernst’i ve Fernandez’i ilk 10 mac oynatmayan da o.
Fatih Hoca’ya imparator diyorlar.
Eboue Afrika’ya gidince, Ujfalusi sag beke gecince, Servet veya Gokhan Zan kadroya girince, gorecegim ben o imparatorlugu.
Oyle bir imparatorluk ki, bir Ambramat’i seyrediyorduk, onu da bitirdiler.
Eger Fenerbahce, Ambramat’i boyle Ali Turan gibi transfer etseydi, ki edecek o belli, senin Sakaryaspor’daki tapelerin yayimlandirdi, inan.
Sevgili Aykut Hoca…
Lig TV, Hakan Sukur’u transfer etti.
Metrisspor, Cubbeli Ahmet Hoca’yi transfer etti.
Trabzon bile Olcan’i transfer etti.
Sence artik iyi bir transferin zamani gelmedi mi?
Seedorf’un, Şevçenko’nun Turkiye yasi daha gelmedi mi?
Artik silkelenmenin zamani gelmedi mi?
Artik birilerini pataklamanin zamani geldi mi?
Ya Aykut Hoca…
Artik sahaya inmenin vakti geldi mi?
Bunlar da benim tapelerim
Emrah Öner tarafından, Şike kategorisi altında, 13 Aralık 2011 tarihinde gönderildi
- Aykut Hoca…
- Efendim?
- Emrah, ben.
- Kim?
- Emrah Öner. Habertürk’den.
- Tanımam ulan ben Emrah falan. Sabahta sen aradın di mi? Bir daha arama beni.
- Dur kapatma, Aykut Hoca.
- Ditttt ditttt dittttt….
************
- Osman, naber?
- İyi reis, senden?
- Reis kim ulan? Haham diyecen bana. İnşaat tamam mı?
- Bizim dayıoğlu tamam dedi, haham. Sağlamdır. 8-9 iyi mi?
- İyi. Dikim yeri tamam mı?
- Evet, Vezirspor.
- Ameleler?
- Bilal geliyor, Bülent var. Bir de Erol abi.
- Çıkışta spa var mı?
- Spa ne abi?
- Spa ulan işte.
- Sen hahamsın ya, spa yerine hamama mı gitsek?
- Oğlum sana tape sözlüğü vermedik di mi biz?
- Yok abi.
- Neyse, kapat. Sen poşette don getir bana. Maç sonrası. Ama gece ver donu bana. İbrahim Toraman imzalı olsun. Tam arabanın önünde.
- Tamam abi.
*************
- Aykut Hoca…
- Yine mi sen ulan?
- Dur Allah aşkına, sadece bir soru sorucam.
- Sorma.
- Dur kapama abi. Bak masamda kimler oturuyor?
- Ditttttt dittttt dittttttt……
**************
- “O” naber?
- O kim abi?
- Osman, okumadın di mi sözlüğü?
- Yok abi.
- Kapat. Kapat. Allah kahretsin, kapat.
***************
- Aykut, selam Rıdvan ben.
- Ditttt dittttt ditttttt…..
- Dur, dur şaka yaptım. Oğuz ben, Oğuz.
***************
- Patroniçe ameliyat tamam.
- Patroniçe mi? Emrah sen misin?
- Ameliyat tamam diyorum, Patroniçe.
- Hah, tam zamanında geldin. Kabak da aldın mı? Soğan?
- Rezil ettin beni Patroniçe. Dinliyorlar beni Patroniçe. Sıkıntı var.
- Ne zaman geleceksin? Bamya yaptım.
- Kapat anne, kapat. Geldim.
****************
- C, naber?
- Fena değil, reis. Mal geldi. Ama kitapsız. Ben sirtaki ona şimdi. Pestilsiz tabi. Gel gibi bişiy.
- Ne?
- Bakalım. Rasim Ozan’a, Kütahyalı da Ahmet’e Çakar çünkü. Onun gibi maksat. Yedi dübel hâlbuki.
- Lan, ne diyon oğlum? Hiç bir …… anlamadım.
- Haham, genelde böyle konuşuyorlar ya. Bir şey anlaşılmıyor ya. Onu yapmak istedim.
- Havaya girdin yani. Senin ……………… bacını teyzeni …………..
- Boşlukları doldurayım mı haham?
****************
- Aykut Hoca, ne olur kapama.
- Tamam dinliyorum ulan.
- Aykut Hoca, Galatasaray maçını seyrettin mi? Onlar nasıl hata? Görmüyor musun takım bitmiş? Sen hoca mısın?
- Hoca mı? Bak, bilader. Anlatayım da dinle. Ben bu takımın hocası değilim. Ben bu takımın başkan-muhasebeci-menajer-mentor-scout-amigo-masör-basın sözcüsü-futbol şube sorumlusu-idari koordinatörüyüm. Senin genel müdürün içeride oldu mu hiç? Benim ki içeride. Sen hiç patronun içerideyken iş yaptın mı? Ben yapıyorum. Benim tercümanım bile stada giremiyor. Ama bütün bunlara rağmen hala ayaktayım. Patronum çıkamaz diyorlar, Beşiktaş iyi oynuyor diyorlar, Galatasaray müthiş diyorlar, Trabzon tarih yazdı diyorlar ama ben hala tepedeyim. Başkası olsa çoktan küme düşürmüşlerdi. Yanımda kimse yok. Bacak kadar çocuk bana el kaldırıyor. Emenike gitmiş, Niang gitmiş, Lugano gitmiş. Yerine bana Bienvenu vermişler, Bilica vermişler, Bekir vermişler. Evet, bazen Alex’i forvet oynattım. Evet, Stoch gibi adamı kestim. Evet, Caner’i kestim. Peki, sen hiç hata yapmadın mı? Bizi Şampiyonlar Ligi’ne göndermedin, bizi kümeye göndermedin, sen bizi deplasmana bile göndermedin. Bir kişi şike yaptım dedi, onu da dışarı saldın. Simdi ben sana soruyorum. Sen adam mısın da, bana hoca mıyım diye soruyorsun?
- Ditttttt ditttt ditttt…
Bilica ve Özer İddianame’de yok mu?
Emrah Öner tarafından, Aykut Kocaman kategorisi altında, 08 Aralık 2011 tarihinde gönderildi
Bak, Aykut Hoca…
Galatasaray seni sadece perişan etmedi.
Sana bir ders verdi.
Çünkü Fenerbahçe, hayatında hiçbir zaman Galatasaray’a karşı böyle tempolu oynamadı.
6-0’lık maçta bile.
Fenerbahçe böyle tempolu oynasa sadece Alex 6 gol atardı.
Bak, Aykut Hoca…
Bilen bilir.
Sen ultra dürüst adamsındır.
Eski kulübünde herkes paraları yerken, sen 1 kuruşa bile tenezzül etmedin.
Kemal Belgin’in bulduğu kâğıtta herkesin isminin yanında o biçim paralar yazıyordu, senin isminin yanında hiçbir şey yazmıyordu.
Şu an şike olaylarından ben içeri atılırım, babaannem içeri atılır, sen atılmazsın.
Ayriyeten cebimde 10 trilyonum olsa, inan ilk sana emanet ederim.
Çünkü sen acayip bir adamsın.
Dürüstsün, dobrasın, netsin, duygusal agresifsin.
Senin aynı zamanda Protestan bir yapın var.
Belki de Çarşı’da doğdun bilmiyorum.
Ama sakal bıraktın, başkaldırdın, karşı çıktın, obje oldun.
O yüzden Fenerbahçeli senden radikal hareket bekliyor.
Fenerbahçeli senden klişeleri yok etmeni bekliyor.
Fenerbahçe’yi bugüne kadar geri zekâlılar, sahtekârlar, dolandırıcılar yönettiği için, Fenerbahçeli senden dürüstlük bekliyor, akıl bekliyor, us bekliyor, mantık bekliyor.
Her iyi futbolcudan iyi antrenör olmaz diye saçma sapan bir sav var.
Ulan kötü futbolcudan mı iyi antrenör olur?
Kafasız futbolcudan iyi antrenör olmaz, Aykut Hoca, kafasız.
Sen kafalı adamsın.
Sen akıllı adamsın.
Bazen basın toplantılarını anlamıyorum ama boş ver ben Şenol Güneş’i de anlamıyorum.
Adam Dünya 3. oldu, ben hala anlamadım mesela.
Bir şeyler demek istiyorsunuz ama ben çok derine inemiyorum.
O sırada gözlerim akıcı ama kafam yoğun oluyor.
Ben de istikrardan yanayım, Aykut Hoca.
Ben de “Teknik direktöre iyi futbolcu emanet edersin, o da iyi oynatır”lardanım.
Ben de “Teknik direktör transfer yapmaz”lardanım.
Ben senin 1 yıl değil, 10 yıl kalmanı isterim.
Ama istikrarın tanımı da yapmam gerekir.
Bana kalsa Arsene Wenger çoktan kovulmuştu ama bir teknik direktör bir firmada 1 yıl, 2 yıl kalır mı?
Ama sen 30 yıldır bu camianın içindesin.
Senin artık bazı şeyleri görüyor olman lazım.
Senin artık bazı ipleri çekiyor olman lazım.
Kulüp, 104 yılın en zor dönemecini geçiriyor.
Ve düne kadar liderdi.
Senin futbolcuları bir arada tutman bile mucize, kaldı ki sen bir de şampiyonluğa oynatıyorsun.
Şampiyon olup olunmaması da önemli değil.
Galatasaray’dan 5 yemen de bir şey ifade etmiyor.
Dersin ki, Galatasaray son 10 yılın en iyi topunu oynadı.
Emre Çolak bile Maradona gibiydi.
O yüzden ben senin aksiyonlarınla ile ilgileniyorum, sayılarla veya tenekelerle değil.
Tenekeler eninde sonunda gelir.
Sana sadece bir şey soracağım, Aykut Hoca.
Dürüst olduğun için bana ne olur cevap ver lütfen.
E-mail adresim de yukarda.
Özer Hurmacı senin manevi evladın mı?
25 sene evvel onu senin kapına mı bıraktılar?
Sen hangi bilimsel tezinle Özer’i maçlara sokuyorsun?
Sana ince pas mı lazım?
Sana ters ayak mı lazım?
Sana soldan atıp sağdan geçemeyen adam mı lazım?
Neye istinaden bu adamı oyuna alıyorsun?
Bu takımda hala Bilica niye ve nasıl dolaşıyor?
Bu iki futbolcunun oynamaması için İddianame’ye mi sokmamız lazım?
Bu adamları hala nasıl Kadıköy’de yaşamalarına izin veriyorsun?
Bilica’nın yerine stopere Selçuk’u koysan, sana yemin ediyorum, helal olsun derdim.
Adam kanayan kolu kesti, çıkana kadar da bekleyecek derim.
Yahu Bilica’yı illa oynatmak istiyorsan, Bienvenu’yu çıkar, Bilica’yı forvete al.
Hiç değilse orada daha az zarar verir.
Bu dünyada Baroni diye bir oyuncu 2012’de kaldı mı, Aykut Hoca?
İstersen 500 metreden gol atsın.
Adam sanki 10 dakika önce yataktan kalkmış gibi.
Orada Gökay oynasa ne kaybedersin?
Bunu inan Galatasaray maçı için söylemiyorum.
Bir hafta Caner oynuyor, sonraki hafta yok.
Bir hafta Dia iyi oynuyor, sonraki hafta yok.
Bir hafta Stoch iyi oynuyor, sonraki hafta kesin yok.
Bunun denklemi nedir?
Bir algoritması var mıdır?
Bir mantığı var mıdır?
Biz de bilelim, ona göre iddia oynuyoruz Aykut Hoca.
Selçuk küsüyor, hemen o hafta takıma giriyor.
Baroni küsüyor, hemen o hafta takıma giriyor.
Küsenleri her hafta düzeltmek zorunda değilsin ki…
Sen Gençlere Yardım Derneği misin?
Sen Özürlülere Destek Merkezi misin?
O hafta kim formdaysa ona formayı ver.
Neyse, Aykut Hoca…
Başını ağrıttım.
Böyle biraz mektup gibi oldu, biraz da detaylara takıldım ama bunlar benim tarzım değildir.
Senin de tarzın olmadığını biliyorum.
Ama bir tek şeyi çok merak ediyorum.
Birilerini ne zaman tokatlayacaksın?
Birilerini ne zaman ipe götüreceksin?
Biliyorsun, burası Fenerbahçe.
Burada gereksiz yerde müdahalede bulunursan gönderirler.
Gerekli yerde müdahale etmezsen seni hemen gönderirler.
Hanginiz yuhaladı lan Başbakan’ımı?
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 20 Ocak 2011 tarihinde gönderildi
O gece Başbakan uyuyamamış, Adnan Polat uyuyamamış, Süleyman Varlıbaş uyuyamamış, TOKİ başkanı uyuyamamış, Enerji Bakanı uyuyamamış, Abdürrahim Albayrak uyuyamamış, bir tek Adnan Sezgin fosur fosur uyumuş diyorlar.
Mesela ben de uyuyamadım.
Merak ettim.
Dedim ki, acaba Başbakan bu kızgınlıkla şimdi ne yapar?
Dediler ya sabahtan Mecidiyeköy’ü Yunan’a, Riva’yı da Arap’a satar.
Ya da Adnan Polat’ı özelleştirir.
Aslında, Başbakan Adnan Polat’ı özelleştirmeden önce, kendisini özeleştirmesi gerekir.
Şöyle ki…
“Ulan biz yıllarca top oynadık, gol kaçırdık, bir kişi yuhalamadı, 600 trilyon verdik, daha konuşamadan yuhaladılar.”
Baktım olay çok karışık, ben de gittim olayı ve kameraları yerinde inceledim.
Mesela, TOKİ başkanın hiç suçu yok.
Zaten konuşan Erdoğan Bayraktar değil. Devlet Bahçeli.
Seyirciye halat da attı diyorlar. Fakat gürültüden duyulmamış.
Mesela, Adnan Polat’ın hiç hiç suçu yok. Çünkü cebinde 1 lira yok.
Ne diyecek orada?
“Başbakan niye kızıyor ki, herkes yuhalanabilir, bakın top taca çıkıyor, beni yuhalıyorlar, dışarıdan zerzevatçı geçiyor beni yuhalıyorlar. Bunda kızacak bir şey yok” mu diyecek? Adamın cebinde 1 lira yok, 1 lira.
Başbakan, stadı Türk Telekom Gusülhanesine çevirse hiç bir şey diyemezsin.
Mesela, Süleyman Varlıbaş’ın da suçu yok.
Cem Yılmaz da göstermişti.
Öyle bir akustik var ki, 1 kişi yuhalıyor, 10 kişi gibi ses geliyor.
Yani, Cumhuriyet Mitingleri gibi…
3 milyon kişi var, aslında 30 kişi.
Mesela, Galatasaray camiasının da hiç suçu yok.
Ne yapacaksın sen Mecidiyeköy gibi merkezi, İstanbul’un göbeği, metrekaresi 10000 dolar bir yeri? Orada Seyrantepe gibi bir yer kafesiz, alkolsüz bir çiftlik duruyor.
Kim kime, dum duma, re re re, ra ra ra..
Mesela, futbolcuların da bir suçu yok.
Sergen’in dediği gibi, “Ulan 10.takımın açılışı mı olur?”
Mesela, Hagi’nin de bir suçu yok.
O oradan geçiyordu.
E, kardeşim kim suçlu?
Bize bir suçlu lazım.
Böyle kısa, zayıf, kara kuru biri lazım. Böyle hazır suçlu potansiyeli olan. Böyle, nasıl diyeyim…
Aha, valla buldum.
Aykut Kocaman.
Yemin ederim, Aykut Kocaman.
Her şeyin sorumlusu o.
Aykut the Kocaman.
Pes 2011
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 14 Ekim 2010 tarihinde gönderildi
Oyun İstasyonunda aylardır beklediğimiz oyun piyasaya çıktı.
Pes 2011.
Müthiş bir oyun.
Bizim ligi de olağanüstü gerçekçi yapmışlar.
Oyunu kuruyorsun.
Fakat başta birini seçmen lazım.
Hiddink var, Erman var, Ahmet Çakar var, Oğuz var, Arda var, Mesut var.
Gerçi bunların çoğu Pes 1913’de de vardı.
Yeni olarak Markus Merk var.
Hepsinin farklı özellikleri var.
Mesela Hiddink’i çok güçlü yapmışlar.
11 milyon Euro ile oyuna başlıyorsun.
Yeni versiyonda Erman’ın uzun laf sokma kesinliği (long pass accuracy) 96.
Ahmet Çakar’ın azimlilik (tenacity) 93, polemik (polemic) 100 üzerinden 117.
İkisinin takım çalışması (teamwork) 98.
Serhat Ulueren ile beraber takım çalışması 99.
Gökmen gelince 43.
Bülent Uygun, dönme hareketi (swerve) 92.
Aykut Kocaman, asabiyet (agression) 94.
Arda’yı da iyi yapmışlar.
Tepki (response) 95, artistlik 98, gıdı 100.
Ama gerçekten 3G Spor Toto Lig’i o kadar gerçekçi ki…
Hala hakeme taş var,
Saha kapama var,
HD küfür var,
Elektrik kesintisi var,
Servet’in sümüğü var,
Koskoca İnönü, Fi Yapı oluyor, o var,
Milyar dolarlık ülkemizin kapısına Azerbaycan yerleştiriyir, o var,
Milyon dolarlık kulüplerimize Young Boys – Karpaty Lviv kakalıyor, o var,
Solda Sabri, sağda Özer var,
6+2+2+bu da iki, var,
50 yaşında Aurelio, hissedilen yaş 100, o var,
Yedek klübesinde Necipler var,
Mesut’a yuhlama var.
Var oğlu var.
Ulan ben de diyorum bu oyunun ismi niye Pes.
Ve seneye gelecek oyunları söylüyorum.
Çüş 2012.
Oha 2013.
Erman Hoca ile Arda dedim de.
Bir oyun daha var.
Street Fighter 2011.
Orada da Honda ile Ryu kapışıyor.
Çok sağlam kavga var.
Honda Ryu ile Chun Li’nin özel hayatına mı karışmış ne.
Fakat Ryu şu an adyuket’i çekti. tak tak turu ket’i bekliyor.
Sağda Dia, solda Tansaş
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 30 Eylül 2010 tarihinde gönderildi
Ne 4-3-3, ne 4-2-3-1…
Aykut Hoca, takımın şablonunu nihayet açıkladı;
“Kurtlar Vadisi” kadar heyecanlı, “Ezel” gibi sürükleyici, “Lost” kadar gizemli, “Çocuklar Duymasın” gibi bizden, “Aşk-ı Memnu” kadar ihtiras ve entrika dolu, “Süheyl-Behzat Uygur” ayarında bir takım.
Fenerbahçeliler öyle bir 6 hafta yaşadı ki, belki 6 senede bu kadar olay görmedi. İlk yarıda 5 gol olan maçlar, seyircisiz 8 gol, yedek stoper götürülmeyen deplasman maçı, Alex polemikleri, 2 haftada 2 kupadan elenmeler vs…
Yine de bunlar aslında bir Fenerbahçeli için olağan şeyler.
Zira şu an bir araştırma yapsalar, kanserlilerin %70’ı Fenerbahçeli çıkar.
Şimdi ben diyeceğim ki, Alex’i çıkar, bu takım 4-3-3 oynar.
Lakin daha Aykut Hocam, Bilica’yı, Selçuk’u çözemiyor ki, sıra 4-3-3’e gelsin.
Aykut Hoca’nın kafası bence hala çok karışık.
Zannedersin ki, Çırağan’da düğünü Aykut Kocaman yaptı.
Adamcağız 6+2 ile kafayı yoruyor, maç 6-2 bitiyor.
O daha da enteresan.
Bu arada kabul ediyorum; 4-3-3, Selçuk-Ali Bilgin-Deniz Barış ile çok zor bir taktik.
Ama senin elinde Stoch-Niang-Dia var.
Bu arada sağda Dia var, fakat sol bekte bir adam var ki, bir şey söylemiyim.
Sonra adımız ırkçıya çıkıyor.
Ve son söz Ali Sami Yen stadı için…
Ben hayatımda böyle bir basın tribünü görmedim.
Zaten ben hayatımda başka bir basın tribünü de görmedim.
Bu stadın bitmiş de olsa bir ruhu var.
Bu stat binlerce ünlü gördü.
Kızılyıldızlar, Barcelonalar, Milanlar, Chapuisatlar, Hasslerler, Metallicalar…
Ben eminim bu stadın yıkılması ile Türkiye’nin Avrupa’da başarı defteri denen şey kapanacak.
Çünkü bu havayı hiç kimse, hiçbir yerde bir daha yakalayamaz.
Fakat benim takıldığım nokta şu;
Sen ne uğraşıyorsun TOKİ, MOKİ, hak ediş, proje ile.
Hazır ayağına bir maç gelmiş.
İzin versene 30 bin Fenerbahçe’liye, stadı 5 dakikada yıksın.
Bir de oyun yapıyorsun, “Fenerbahçe deplasman takımı. O yüzden kale arkasını verdik” diye.
Yahu adamlar, Sami Yen’de 6 atacağız diye bütün İstanbul’u yakacaklar, sen stadı düşünüyorsun.
http://www.haberturk.com/yazarlar/556900-sagda-dia-solda-tansas
Gündem yoğun
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 24 Eylül 2010 tarihinde gönderildi
Yazılarım her salı ve cuma Habertürk Gazetesi’nin spor ekinde..
İlgilenenlere duyrulur…
Not: Teknik sebeplerden dolayı maalesef http://www.htspor.com sitesinde yokum.
Boşuna aramayın.
***************
Burası Türkiye.
Gündem her zaman yoğun…
Ve utanmadan da salisesinde değişiyor.
Tam Aykut Kocaman’ı, Q7’i, Q3 Nihat’ı konuşacaktık,
Antep maçında adamcağızın kafasına saat geldi.
Daha hakemin kafasına “saat de bayağı geçmiş” diyecektik,
Volkan’ın düğünü geldi.
Ali Şen, dış güveysinden hallice olmuş,
Şenol Güneş patlaması oldu.
Daha bu arada Gülsüm’ün 2.Dünya şampiyonluğu var, Cüneyt Çakır’a bu hafta maç verilmedi, o var, bu var, var oğlu var.
Yahu, Türkiye’de tuvalete girsen, biraz geç çıksan, bir bakmışsın Avustralya’ya girmişiz.
Veya düşün, bir daha girdin, bir çıktın Baykal başbakan olmuş.
İkinci kez biraz fazla kalmışsın, o belli.
Ben bu gündem maddelerinden Gaziantep maçını seçiyorum arkadaş.
En Sağlamı bu.
Ben analiz ettim.
Bir kere bu tür olayları biz abartıyoruz.
Tüm bu olaylarda sadece bir adam var.
Arada Kadıköy’e, Sami Yen’e gidiyor fakat bu adam Bursa maçlarını hiç kaçırmıyor.
Geçen sene Diyarbakır maçı, bu sene Antep maçı.
Yayıncı kuruluş, sarışın, kızıl, esmer her türlü şeyin kalçasını, fondötenini çekiyor, fakat bu adam nedense UV kameralarda bile yok.
Adamın ismi belli, Ulvi.
Senin minibüsçün dövüyor, kocan dövüyor, hocan tebeşir fırlatıyor, annen terlik fırlatıyor;
Sen diyorsun ki olay “münferit.”
Fazla kanama yoksa maç devam etmeli diyorsun,
Duruşmada hâkimin kafaya bir şey atalım, bakalım kanama nerede devam ediyor?
Hadi diyelim ki, bu adamı kamera yakaladı. Kime ceza vereceksin?
Adama mı, kulübe mi, kime?
Hiçbiri.
Adamın çevresindeki 10 tane dallamayı hemen tutuklayacaksın.
Çünkü ben eminim, saat kafaya denk gelince, o 10 kişi kahkahalarla gülüyordur, “Ulan nası godun gafaya, helal olsun” diye.
Ben söylemiştim birader.
Burası Türkiye…
Burada gündem yoğun, öküzlük akıcı…
Alex le Sonsuza?
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 22 Eylül 2010 tarihinde gönderildi
Şimdi yazacaklarımı 7 yaşında bir çocuk da, 77 yaşında bir dede de anlayacaktır.
Alex, Fenerbahçe’nin gelmiş geçmiş en yararlı futbolcusudur.
100 gol -100 asist ile oynayan bir oyuncu eminim bir daha gelmeyecektir.
Alex, Toni Schumacher’den de, Uche’den de, belki Rıdvan Dilmen’den bile daha tapılan bir futbolcu olmuştur.
O kadar sevilmiştir ki, statta bir tribünü oluşmuştur. Özel bir kitlesi vardır.
Kalamış’taki 5-6 yaşındaki çocukların tümünün ismi belki de Aleks’tir.
X harfini muhtar klavyede bulamadığından böyle dansöz ismi şeklinde koymuş da olabilir.
Alex, Fenerbahçe’nin gelmiş geçmiş en yararlı futbolcusudur fakat benim için en iyi futbolcusu değildir.
Örneğin ben, şu ana kadar ben 10000 rüya gördüysem, hiçbirinde Alex yoktur.
Ben halı saha takımı kursam, altın 11 yapsam, Alex en son aklıma gelir.
Ben forma alsam, Alex isminden önce, benim için arkasına yazılacak yüzlerce isim bulunmaktadır.
Ben Alex’çi değilimdir.
Benim futbol kitabımda Alex’in yeri yoktur.
100 gol atsa da benim kafamdaki 10 numara Alex değildir.
Benim futbol anlayışımda, Pesiç-Repçiç’in yeri vardır, Oğuz Çetin’in büyük yeri vardır, Revivo’nun sağlam yeri vardır, Pierre van Hooijdonk’un inanılmaz bir yeri vardır, fakat Alex’in yeri yoktur.
Ben mahalle arasında maç yapan küçük çocukların “Arda çalımlarla gidiyor..”, “Quaresma şut ve gooool”, “Hagi topu aldı”, “Gökhan Zan, ve maalesef çakrası kırıldı” diye konuştuklarını duymuşumdur fakat “Alex, harika bir gol” dediklerini çok az duymuşumdur.
Aykut Hoca, Alex tarzı futbolcuları sevmeyebilir.
Fakat şurada hata yapmaktadır.
Alex’in bu takımdan kesin silinmesi gerekir, fakat Alex gönderilecek ilk oyuncu değildir.
Örneğin, Aykut Kocaman’ın bu seneki en iyi transferi, Niang değildir.
Aykut Kocaman’ın bu seneki en iyi transferi, Deniz Barış, Ali Bilgin, Vederson, Önder Turacı, Colin Kazım ve Güiza’nın kovulmasıdır.
Daha kovulacak en az 5 adam daha var iken, Alex’i kesmek büyük handikaptır.
Maalesef Aykut Hoca, Alex’i bazı duayenlerin gazıyla aniden silmiştir.
Ve Aykut Kocaman’ın unuttuğu çok önemli bir konu daha vardır.
Alex, beyaz Brezilyalıdır. Gözlük takar, çünkü kitap okur. Kafalıdır.
Vederson gibi kafası tüp değildir. Yani zekidir.
Alex’in istemediği hiçbir oyuncu takımda duramamıştır.
Kezman, Güiza, Pierre van Hooijdonk, hepsi şutlanmıştır.
Alex ile birlikte tek sevdiği futbolcu olan Semih, yıllardır bu takımdadır.
Aykut Hoca her ne kadar tecrübeli de olsa, bu konuda karakteri gereği toydur.
Alex isterse, çaycı dahil herkesi, yerini değiştirtme, göndertme gücüne sahiptir.
Buna ister Brezilya mafyası denebilir, ister başka bir şey denebilir.
Fakat Alex’in pozisyonu Başkan’ın ayakta alkışladığı Sakarya maçında belli olmuştur.
Alex, yıllardır bu takımın futbolcu-sportif direktörüdür.



.jpg)






Son Yorumlar