Arda ile Etiketlenmiş Yazılar

Biz duygusalız, onlar öküz

Evet, biz duygusalızdır.
Mesela, sadece bizim radyolarda “Sırada duygusal bir parça var” diye bir tanıtım duyarsınız.
Çünkü diğer bütün parçalar hayvani duygular içerir.

Evet, biz duygusalızdır.
Mesela, bizde küfür edilmez. Seyirci Milli futbolcusuna duygusal ilişki teklif eder, futbolcu da seyircisinin annesine duygusal yaklaşır.

Evet, biz duygusalızdır.
Mesela, sadece bizde depremden kurtulan donarak can verir, ama bir yere gidemeyen bir Milli takım 10 milyon Euro prim alırken yenilgisiz Almanya 5 milyon Euro prim alır.

Evet, biz duygusalızdır.
Mesela, sadece bizde Atlet Arda 238 bin Euro prim alır, Real Mesut 180 bin Euro alır.

Evet, biz duygusalızdır.
Mesela, biz profesyonel takım teknik sorumlusunun parasını vermeyiz, Guus Hiddink’in tazminatını centine kadar veririz.

Evet, biz duygusalızdır.
Mesela, Sabri Fenerbahçeli olarak sarı kart görse küfür ederiz, Volkan Galatasaraylı olarak 3 gol yese alkışlarız.

Evet, biz duygusalızdır.
Mesela, Galatasaray’lı Emre bilmem nenin evladı dediği zaman hırslı oyuncudur, Fenerbahçe’li Emre bilmem nenin evladı dediği zaman vatan hainidir.

Evet, biz duygusalızdır.
Mesela, UEFA kupasını kazanırken, Dünya 3.sü olurken, Avrupa’da yarı final oynarken sistemliyizdir, disiplinliyizdir, mantıklıyızdır. Sadece Kamboçya’ya, Laos’a, Sri Lanka’ya yenilirken duygusalızdır.

Evet, biz duygusalızdır.
O yüzden “tamamen duygusal” diye reklamlarımız vardır.

Evet, biz duygusalızdır.
O yüzden yaşlı başlı amcalara acıyıp teknik direktör yaparız.

Evet, biz çok ama çok duygusalızdır.
Zira Hırvatistan, Almanya, Azerbaycan, Belçika, Avusturya, Letonya öküzdür ve öküz kalacaktır.

, , , ,

2 Yorum

3 büyük

3 büyük…
Ne varsa yine onlarda var.

Biri Aziz Serisi, öbürü Sarı Zeybek, diğeri Aslan Sütü.

Mesela Aziz Serisi…
1998’dan beri Dereağzı ve Samandıra’da üretilir.
Alkol derecesi %30’dur.
Üretiminde her türlü yaş-kuru üzüm, Brezilya odunu, İspanya meşesi, talaş, tahta, ingot kullanılır.
İçimi serttir, Aziz Serisi yıldırım gibidir. Çarptı mı, 10 sene yerinden kalkamazsın.
Bakır imbiklerden her sene yeni bir teknik direktör damıtılır.
27 sene kupalarda veya fıçılarda dinlendirilir.
Son saniyede yine bir çarpar, 2 kere şampiyonluk turu atarsın.
O kadar orijinaldir ki; tesislerde herkes kovulmuştur, fakat bir amca hala ayakları ile üzüm ezer, şişeye koyar, ambalajını yapar, satışını yapar.
Yeni tesisler; Ataşehir ve Kenan Evren Lisesi’nin oraları.

Sarı Zeybek…
1960’ların en ünlü rakısı.
Ümraniye’de üretilir.
Alkol derecesi %27.
İspanyol ve Alaman fıçılarda bekletildiği için sarı bir rengi var. Bazen tüplerde de bekletilir.
Yıldız’ın anasonunun, Fulya’nın üzümlerinin, Deli İbrahim’in boncuklarının birleşiminden oluşur.
15 senede 2 kere damıtılması en büyük özelliğidir.
Çarşı’da pazarda bulunmaz.
Öyle herkes istediği zaman bulamaz.
Azdır, özdür, ama biraz da öküzdür. Pardon, öküzgözüdür.
Üretimin yeri her an değişebilir, yıllardır Anıtlar Kurulu kararını bekler.

Aslan Sütü…
Buzsuz içilebilir, susuz içilebilir, fakat Adnan’sız içilemez. Sofrada muhakkak bir Adnan olmalıdır.
Florya’da üretilir.
Alkol derecesi %20’dir.
2000’den beri tadı çok değişti denir.
Halbuki tat, şişe, alkol oranı, etiket, kapak her şey değişmiştir.
Nasıl Beylerbeyi rakısı “Beyefendilerin Rakısı” ise bu da “Liselilerin Rakısı” olarak geçer.
Yeni tesis için 3.köprünün durumuna göre Riva’yı da satarlar.
Bunlar, Su Adayı “Susuz” Ada diye satarlar.
Oğlum, bunlar yarın anasonu bile satarlar.

İşte size 3 büyük…

Birinin maliyeti 148 milyon, öbürünün 96 milyon, diğerinin 112 milyon Euro.
Toplam maliyetleri 400 milyon Euro.

Ulan cari açık zaten 2 milyar Euro.

Yıllarca bize sadece büyük rakı var dediler, büyük rakı içirdiler.
Ta ki 5lik, 20lik, 35likler ortaya çıkana kadar.

Düşünün günlerce bize ne kadar alkol içirmişler.
Düşünün aylarca bizi nasıl uyuşturmuşlar.
Düşünün, yıllarca bizi nasıl susuz…

Fondiplemişler.

, , , , , , , , , ,

5 Yorum

Messi Macunu

PAOK – Fenerbahçe, 1-0.
Fenerbahçe – Young Boys, 0-1.
Beşiktaş – Porto, 1-3.
Valencia – Bursa, 10-1.
Trabzon – Liverpool, 1-2.
Almanya – Türkiye, 3-0.

Hiç üzülmeyin.
Bu erotik skorların sebebi ne 4-2-3-1, ne Ertuğrul Sağlam, ne Arda, ne Sarbi, ne teknik, ne taktik, ne de para pul.
Bu adamların bizden tek farkı var.
O da domuz eti.

Çünkü ne antrenmanımız da fark var, ne teknolojimizde, ne de başka bir şeyde.
Bu adamlar 3 aylıkken domuz yiyor kardeşim.
Bu adamların bizi acılı ezme yapmalarının tek açıklaması bu.

Domuzun nasıl bir fizyolojik etkisi var, vücutta nasıl bir tepki veriyor bilmiyorum fakat atalarımız demiş ya; “Maşallah domuz gibisin, sana bir şey olmaz”, işte rakiplerimizin böyle maşallahları var.

Domuz kelimesi ile maşallah kelimesini de aynı cümlede kullandım, kusura bakmayın.

Tamam domuz günah, kimse bir şey demiyor, kimse de zaten yemiyor,  fakat neden kimse Sercan 3 adım atarken Kenny Miller  1 adımda bizimkini geçince bir şey demiyor?
Neden adamların omuz genişliği 100 cm, bizim basenimiz 150 cm?
Neden İbrahim Üzülmez kambur, Rio Ferdinand Kimmeryalı gibi?
Neden Arda sakat, Messi demir gibi?
Neden bizim boy ortalamamız bir Kahdalı Mıçı, adamların ki bir Iverson?

Ben şunu da hatırlıyorum, Tuncay Premier Ligindeki ilk maçından sonra “Burada sağ bek-sol bek benden daha hızlı koşuyor” demişti. Bu da domuz etinin beyne de iyi geldiğini kanıtlıyor.

Sakın yanlış anlaşılmasın.
Bu bir domuz teşvik yazısı değil. Bu yazıdan sonra şarküterilerde domuz satışı patlamasın lütfen. Dünyanın en rezil şeyi domuz etidir, sakın yeni Servet yaratacağım diye bahçenizde çocuğunuza domuz çevirmeyin.

Dopingde çıkar mı, faydası olur mu bilmiyorum ama bizim takımlara maçtan önce 10 Kavanoz mesir macunu verelim.  Çünkü Türk Futbolu artık teknikle taktikle bir yere gelmeyeceği belli. Mesir macunu veremiyorsak, en kötü Messi’yi macuna koyup verelim.

Bu mesir macunun Beşiktaş – Bursa maçından önce kullanıldığını görüyorum, maça da kesin etkisi olur fakat maçtan sonra soyunma odasında da bir zararı olur mu onu hiç bilmiyorum.

Bu sorunun cevabını da Türk Futbolu’nun iki duayenine sormak lazım.
Ahmet Çakar ya da Haydar Dümen’e.

En iyi onlar bilirler.

Haydi mutlu Noeller.

, , , , , , , , , , , , , ,

Yorum yok

3000 Ispartalı

Yıllarca Aykut Kocaman maçı seyrettim.
Tonlarca Aykut Kocaman röportajı izledim.
Yarım düzine de Aykut Hoca basın toplantısına katıldım.

Adamcağız şu ana kadar 1 kere güldü.

Onda da Aykut Hoca niye gülmüyorsun dediler, adamcağız ona güldü.

Fakat ben eminim Aykut Hoca evinde de gülmüyordur.
Bayramda da gülmemiştir, yılbaşında da gülmeyecektir.

Nasıl gülsün ki?

22 senede sadece bir adet “Iniesta” Gökay çıkmış, adam nasıl gülsün?

Elalem anti-maddeyi bulmuş, sen yıpratıcı forvetini yeni bulmuşsun, adam nasıl gülsün?

Baskette, voleybolda, istopta, yakartopta, yağlı güreşte, deve güreşinde her yerde Fenerbahçe birinci, futbolda dördüncü, adam nasıl gülsün?
Geçen sene üstteki takımları yeniyordun, alttaki takımları yenemiyordun. Şimdi alttaki takımlara 5 atıyorsun, üsttekileri yenemiyorsun, adam nasıl gülsün?
Adamcağız tee Brezilya’lardan Andre Santos’u, Baroni’yi getirmiş, sen herifleri yuhalıyorsun, adam nasıl gülsün?

Buca 12 maçta 5 gol atmış, sana Kadıköy’de bir maçta 2 gol atmış, adam nasıl gülsün?

Avrupa’dan elenmiş, 30 milyon zarar var, Fenerbahçe Uche’sini daha yeni bulmuş, adam nasıl gülsün?

3000.golü gözden çıkardığın, Boğa Heykeli’nin yerine heykeli dikilecek, babaannemin bile benden çok sevdiği, belki de Fenerbahçe’nin gelmiş geçmiş tek adamı atmış, adam nasıl gülsün?

3000 gol oldu, ama 300 Ispartalı Andre Santos, Baroni, Bilica, Kazım, Güiza, Selçuk, Uğur Boral hala Fenerbahçe’den maaş alıyor, adam nasıl gülsün?

Bu kafayla giderse 5000. golü genç Semih atacak, adam nasıl gülsün?

Yahu 25 senedir tribünde ağlayan taraftar dolu, 50 senedir Fenerbahçe’li olan bir adamın sevinme geni kaybolur, adam nasıl gülsün?

http://www.haberturk.com/yazarlar/574406-3000-ispartali

http://www.htspor.com/fenerbahce/haber/574430-3000-ispartali

, , , , , , , , , ,

6 Yorum

Totoş futbol

Gelmiş geçmiş en iyi 11;
Hiddink, Löw, Parreria, Del Bosque, Lucescu, Hagi, Daum, Zico, Aragones, Rijkaard, tekrar Daum, tekrar Hagi, Schuster ve tekrar Hiddink.

Yedekler;
Toshack, Thomas Doll, Feldkamp, Osieck, Gerets, Scala, Tigana.

Bunların ortalama Türkiye ömürleri 18 ay.

Adnan Sezgin 10 senedir burada, Aziz Yıldırım 20 senedir burada, Hülya Avşar 50 senedir orada, Deniz Baykal 100 senedir şurada, ama bunların ömrü 18 ay.

Peki bunlar neden devamlı kovuluyorlar?
Bilmiyorum, bakalım.

Bunların çoğunun olayı ne?
Total futbol.

Total futbol ne?
Kaleci hariç, herkes her yerde her an oynar.

O zaman total futbol için ilk önce ne lazım?
Kafa.

Peki kardeşim, bu adamlar niye devamlı kovuluyorlar?
Futbolcuya pardon deveye sormuşlar, neden boynun eğri, öyle dümdüz git demiş deve. Daha soruyu anlamamış deve.

Peki Türk futbolcusu bir türlü neden anlamıyor total futbolu?
Çünkü KPSS tüm Türkiye matematik ortalaması 2,5.

E hani KPSS’den 350 kişi tam puan almıştı?
Arda’yı da Madrid almıştı.

Peki, bizim futbolcu hangi futboldan anlar?
Totoş futbol.

Neden?
Bizde hile var, kendini atma var, küfür var, dedikodu var, arkadan konuşma var, kuyu kazma var, doping var, menajer-oyuncu var, komisyon var, rüşvet var, hizip var, adam kayırma var.

E onların hepsi var da, bu kovulan adamlar 1-2 sene sonra yine geliyor?
Dedik ya kardeşim.
Adı üstünde…

Totoş futbol.

, , , , , , ,

2 Yorum

Haftanın panoraması

Türkiye Ligi, yine bildiğiniz gibi.
Keyifsiz, zevksiz, heyecansız.

Yıllardır da bildiğimiz senaryo.
Üç büyüklerin diğer takımlarla puan farkı her hafta açılıyor, Anadolu takımları arkadan yetişemiyor, sonra diyoruz ki Türk Futbolu niye bu durumda?

Nasıl bu durumda olmasın?

Mesela, 9.sıradaki Galatasaray.

Yahu bu takım 3 büyüğe nasıl yetişsin?
Stadı yok, parası yok, pulu yok, seyircisi yok, sağlık kurulu bile yok.
Ahı gitmiş, vahı bile kalmamış, o da gitmiş.
Başkanı cahil, futbol şubesi cahil, futbolcusu cahil.
9.luk bile bence bir başarı.

Sen Federasyon olarak yardım etmiyorsun, sonra adamlar ucuz transferler yapıyor.
Federasyon, Türk Futbolu’nu düşünüyorsa, acilen 6+2+2+4+18’i getirmesi gerekir.

Fakat burada Arda diye bir çocuk var.
3 büyükler ne yapıp edip, bu çocuğu gündemlerine almalılar.
Biraz tahsili, terbiyesi zayıf ama yapacak bir şey yok.
Genel olarak Anadolu’nun sosyoekonomik durumu böyle.

Mesela, Beşiktaş…
Kaç kere söyledik, Anadolu kulüpleri toplama takım yapmamalı diye.
“Bize sadece 35’te geliyorlar” diye Nihat’ı, Aurelio’yu aldılar.
Tamam sen Anadolu kulübüsün, kapasiten küçük olabilir, ama niye gençlere yönelmiyorsun?
Senin tek hedefin, futbolcu yetiştirip 3 büyüklere, yani Trabzon, Bursa ve Kayseri’ye futbolcu satmak olmalıdır.
Başka bir şey olamaz.
Bence başkan daha bunu anlayamadı.

Beşiktaş’da ise Quaresma diye genç bir çocuk var.
Helal olsun yönetime.
Nereden buluyorlar böyle futbolcuları, hayret valla.
Göreceksiniz, bu çocuk daha iyi yerlere gelecek.

Ve Fenerbahçe…
Belki de bir tek Fenerbahçe’nin taktiği doğru işliyor.
Sistemli, disiplinli, taş gibi bir Anadolu takımı.
Bu takımı öyle kolay kolay kimse yenemez.

Büyük maçlarda çok iyi kapanıyorlar.
Zaten 3 büyüklerle bütün maçları kafa kafaya oynadılar.
Ve Bursa’dan aldığı 1 puan çok önemli.

Trabzon ve Kayseri maçı biraz şanssızdı.
Hakem faktörü de maalesef çok büyük.
3 büyüklerin kollandığı bir ligde Anadolu kulüpleri çok zor bir yere gelirler.

Fenerbahçe, diğer Anadolu kulübü takımlarla oynadığı maçlara daha fazla asılıyor.
3 büyüklerden kaybettiği puanları onlardan çıkarıyor.
Bu da iyi bir şey.

Kısacası ben bu Fenerbahçe’yi çok sevdim.
Dört gözle maçlarını takip edeceğim.

Ve helal olsun Aykut Hoca’ya.
Tam bir Anadolu çocuğu.
Ve çok iyi bir takım yaratmış…
Yakında Aykut Hoca’yı 3 büyüklerde teknik direktör olarak görebiliriz.
Söylemedi demeyin.

Haftaya, 3 büyük kulübümüz Trabzon, Bursa ve Kayserispor’u yakından inceleyeceğiz.
Olağanüstü statlarıyla, trilyonluk transferleri ile, popüler başkanları ile, Serkan Balcı’nın Ferrari’si ile, Ergiç’in yatları ile, Şota’nın katları ile 3 büyük nasıl olunuyor onu inceleyeceğiz.

Esenle kalın.

, , , , , , , , , , , , ,

6 Yorum

Ya Ayvırsın, ya da Ayrılırsın

İşte Türk Futbolu’nun kahpe yüzü…

Hani derler ya, İstanbul’un havası hayat kadını gibidir.
Bir açar, bir kapar diye.
Onun gibi bir şey…

Mesela…

Dış hatlardan Rijkaard gidiyor, yanında gözü morarmış Neeskens var.
Kapıdan içeri, frişap’tan rakısını almış Hagi giriyor.

Dış hatlarda Teofilo pijaması ile oturmuş, hanımı portakal soyuyor.
O sırada Iverson pasaport kontrolünden geçiyor.

En basitinden 10 sene önce Galatasaray yüksekten uçardı.
Şimdi THY United, sadece Bursa için geliyor.

İç hatlar zaten köprü gibi.
Sabah 6’da bile yoğun…

Mesut Bakkal ile Rıza Çalımbay Spor Toto CIP Lounge’da karşılaşıyorlar.
“Soyunma odasında benim sigarayı unuttum hocam. Sonra gönderirsin. Ya da sen kendin getirirsin. Ya da 2 aya bekle, ben gelir alırım.”

Yılmaz Vural’a onlayn çek-in yaptırmışlar, o da gidecek gibi.
“Oynayın layn!” diye bağırıyor adam da…

Fakat Ziya Doğan’a da aynı koltuğu vermişler.
Kabin amiri bir şeyler ayarlamaya çalışıyor.
“Kabin Krüv, kros çek” falan diyor.

Öyle bir sistem ki, yeni meslekler de icat ediyor.

Havalimanında yaşayan, içeri her gireni omuza alan hırdavatçılar…
Sonra ortalıktan toz olan ferforje beyinler…
Her gün sabahtan Rijkaard’ın, Schuster’in, Aykut’un Kocaman’ın bavulunu hazırlayan duayen belboylar…
Futbolcuya lazer tutan adama kamera tutan kameramanlar…

İşte bütün bunların arasında Iverson’u getirdi Yıldırım Demirören.

Nasıl getirdi, niye getirdi, kimin aklına geldi, bana sormayın. Ben bilmiyorum.
Zaten bence kendisi de bilmiyor,  Iverson da bilmiyor.
Bu sene başkanın kafasına “yararlı ama tribün transferleri” diye bir şey kim soktuysa esas ben onu arıyorum.
Bu cevabı bir tek o biliyor.

Fakat, Yıldırım Demirören şunu biliyor,
Güzel kumar oynuyor.

Tıpkı Schuster gibi…

Fi Yapı, Guti, Q7, Q3 Necip, Fatih Tekke, Aurelio derken, en son olarak Iverson…

Bunların son kozu olduğunu biliyor.
Ama Yıldırım Demirören, şunu daha iyi biliyor;

Avrupa Ligi gidince, eğer “Son iki” kupa gelmezse, seneye yeni transfer “Rıfkı” eline geliyor.

, , , , , , , ,

8 Yorum

Tarihte bugün

29 Ekim 1923
Mustafa Kemal Paşa`nın tavsiyesi ile 27 Ekim 1923′te Ali Fethi (Okyar) Bey başkanlığındaki hükümetin istifası ve Cumhuriyet Halk Fırkası grubunun yeni hükûmet listesi üstünde anlaşmaya varamaması üzerine, Mustafa Kemal Paşa 28 Ekim gecesi arkadaşlarını toplayarak sorunun gerçek çözümüyle ilgili düşüncesini açıkladı.  İsmet İnönü’yle o gece, devletin niteliğinin Cumhuriyet olduğunu öngören bir yasa tasarısı hazırladı. Ve 29 Ekim günü Türkiye Cumhuriyeti’ni ilan etti.

29 Ekim 1997
Trabzonspor Başkanı Mehmet Ali Yılmaz, ‘‘CINE 5 yetkilileri, eylül ve ekim taksitlerini ödemediler. Bu 2 taksiti ödemezlerse anlaşmayı yırtar atarız” dedi.

29 Ekim 1998
Transfer döneminin ardından bir kenara çekilip takıma müdahale etmeyen ancak Beşiktaş yenilgisinin ardından harekete geçen Yıldırım’ın bu tepkisi üzerine kaptan Rüştü, başkana söz verdi. Rüştü, ‘‘Sizi üzmeyeceğiz. Arkadaşlarım işin bilincinde. 8 maçımızı kazanıp, ilk yarıyı zirvede bitireceğiz’’ dedi.

29 Ekim 1999
Ogün daha önce hiç oynamadıkları 4-3-3 sistemini kısa sürede öğreneceklerini dile getirerek, ‘‘Bizler profesyonel futbolcularız. Zeman ne istiyorsa yapmalıyız. Taşlar yavaş yavaş yerine oturuyor. Şanssızlıklar yaşadık. Ama bunun sonu gelecek’’ diye konuştu.

29 Ekim 2000
Erzurum – Beşiktaş maçından sonra Erzurumspor futbolculardan Ömer ve Ergin maç bitiminde hakemlere büyük tepki gösterdi. İki futbolcu, ‘‘Federasyonundan hakemine kadar herkes bize cephe almış. Artık ne yapalım, İran liginde mi oynayalım? “ dedi.

29 Ekim 2001
Öte yandan uyuşturucu kullandığı gerekçesiyle hakkında dava açılan Daum, yarın başlayacak dava öncesi Alman basınına konuştu. Kendisine komplo kurulduğunu öne süren ünlü çalıştırıcı, ‘‘Hakkımdaki iddialar hayal ürünü ve düzmece. İddiaların hepsini tek tek çürütüp, suçsuzluğumu ispat edeceğim. “

29 Ekim 2002
Fenerbahçe Teknik Direktörü Lorant, G.Antep ve Malatya maçları sonrası istifa etmeyi düşündüğünü ancak başkanla konuştuktan sonra bu fikrinden vazgeçtiğini belirtirken, yorumcuların taktik vermesine kızdığını söyledi.

29 Ekim 2004
GALATASARAY Kulübü İkinci Başkanı Ergun Gürsoy, Fenerbahçe’den sözleşmesi karşılıklı olarak feshedilen eski oyuncuları Fatih Akyel’in yuvaya dönmesine yeşil ışık yaktı. Sezon başından bu yana genç oyuncuyla ilgilendiklerini belirten Gürsoy, ‘Fatih bizim evladımızdır. Ocak ayına daha iki ay var. Ne olur, olmaz bilemiyoruz’ dedi.

29 Ekim 2005
Deniz Barış’ın lisansı askıya alındıktan sonra Aziz Yıldırım, Kurul Başkan Vekili Erkan Vardar’ı telefonla arayıp, bu karardan hoşnut olmadığını söyleyip, Erkan Vardar ve Gürol Kaymak hakkında ağır sözler sarfetti.

29 Ekim 2007
Trabzon Başkan yardımcısı İbrahim Baturoğlu, “Bu saatten sonra takımı şaha kaldıracak olan tek insan evladı Ersun Yanal’dır. “ dedi.

29 Ekim 2008
Galatasaray Başkanı Adnan Polat, Eskişehirspor maçında alınan 4-2′lik yenilginin, Trabzonspor ve Olympiakos maçlarında harcanan yüksek eforun sonucu geldiğini ileri sürdü.

29 Ekim 2009
Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK), 1 hafta önce Fenerbahçe – Galatasaray maçında çıkan olaylar nedeniyle Fenerbahçe’ye 2 maç seyircisiz oynama, Galatasaray Kulübü’ne 20 bin TL para cezası, Bilica’ya ve Abdel Kader Keita’ya da 3 maç ceza verdi.

, , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Yorum yok

7-0 da olabilir, 0-1 de

Mark Twain, 1909’da şöyle demiştir; “Ekim, hisse senetleri üzerinde spekülasyon yapılan en tehlikeli aylardan biridir. Diğer aylar ise; Temmuz, Ocak, Eylül, Nisan, Kasım, Mayıs, Mart, Haziran, Aralık, Ağustos ve Şubat’tır.”

Türkçesi şudur;
Fenerbahçe Kadıköy’de Ekim-Kasım fark etmez Galatasaray’ı yener.

Fakat Fenerbahçe öyle enteresan bir takımdır ki,
Mesela bu maçı 7-0 da alabilir, 1-0 da kaybedebilir.

Çünkü Fenerbahçe öyle enteresan bir takımdır ki,
Mesela taraftarını, teknik direktörünü, başkanını, herkesi yıpratır, ama 30 yılda bir tane yıpratıcı forvet zor bulur.

Fenerbahçe öyle enteresan bir takımdır ki,
Mesela futbolcusuna akşam kafasına oklava verir, sabah ağzına baklava verir.

Fenerbahçe öyle enteresan bir takımdır ki,
Mesela Johnson’u almaya gider, yanında Preko’yu da alır, Andre Santos’u almaya gider, yanında Baroni’yi de alır.

Fenerbahçe öyle enteresan bir takımdır ki,
Mesela Oğuz’u kovar, Rıdvan’ı kovar, Turan’ı kovar, Mustafa Denizli’yi kovar, eninde sonunda Aykut’u da kovar, sonra Türkiye’de antrenör mü yetişiyor der.

Fenerbahçe öyle enteresan bir takımdır ki,
Mesela en başa CEO getirir, sonra “Takımın başına, neydi o, CEYO getirdik, yapamadı” der.

Fenerbahçe öyle enteresan bir takımdır ki,
Son 2 saniyede 2 kupa kaybeder.

Fenerbahçe öyle enteresan bir takımdır ki,
17 şampiyonluğu 19 kere kutlar.

Fenerbahçe öyle enteresan bir takımdır ki,
Hem söver, hem döver.

Bir de şöyle bir gerçek vardır.
“Derbide favoriler kaybeder” derler.

Doğrudur, fakat onun üstünde bir gerçek daha vardır.
Fenerbahçe, Kadıköy’de artık favori bile değildir.

, , , , , , , , , , , ,

Yorum yok

Maçın analizi

Pazar akşamı pijamamı giydim, dişimi fırçaladım, saatimi kurdum, yattım.
Sabaha karşı alarm çaldı, kalktım.
Maç başlamış.
Hemen çayımı aldım, köşeme geçtim.

Maça Erman Hoca hızlı başladı.
İlk dakikalarda sağlı sollu eski görüntüleri gösterdi, “Ben Arda fazla seks yaptı demedim, ben fazla seks yaptım dedim” dedi. Maçın 6.dakikasında iyi bir atak ile tüm gazete başlıklarını gösterdi. 10.dakikada ilk şut geldi, “Galatasaray kulübü beni hedef gösterdi” dedi.

Maçın en tehlikeli pozisyonu 23.dakikada yaşandı.
Erman Toroğlu, Habertürk Gazetesini çıkardı, “Bak burada, benden önce yapılmış suni çim mi seks mi haberi var. Galatasaray Kulübü nerede?” dedi.

Bundan sonra Ahmet Çakar sahneye çıktı, 35 ve 41.dakikada “Şenol’un annesi, şişme kadın, Ümit Karan’ın gollerini” geri ortaladı.
Sonra “Doktor arkadaşlarıma sordum, Osteitis Pubis fazla seksten olmaz dediler” diyerek ilk yarıyı bitirdi.

90+12’de Serhat Ulueren, “Şimdi bir haber geldi, Arda’nın söylediği şerefsiz Gökmen Özdenak’mış” dedi.

Maç boyunca Erman Hoca, 50 korner, 320 faul, 3 röveşata, 7 dömi-vole, 2 trivela şut kullandı.

Sabah olmuş, horozlar ötüyordu, Erman Hoca hala “Ben Arda fazla seks yaptı demedim, ben fazla seks yaptım dedim” diyordu.

Aklımda eski programlardan bir parodi, kulağımda çınlayarak gittim, yattım.

Adnan Aybaba, “Beşiktaş’ın böyle böyle yapması lazım.”
Ahmet Çakar, “Adnan, senin bunu söylemen için gerizekalı olman lazım.”
Adnan Aybaba, “Ahmet Hoca, sen bana gerizekalı mı diyorsun?”
Ahmet Çakar, “Hayır, senin bunu söylemen için gerizekalı olman lazım diyorum.”
Adnan Aybaba, “Ha, tamam o zaman.”

Yatarken…
Peki tüm bu sakatlıklar niye artmaya başladı diye düşündüm.
Şişirdiğimiz büyük takımlar neden teker teker patlıyor diye düşündüm.
Chelsea de, Manchester United de puan kaybediyor, ama en az 20 şutu var, onu düşündüm.
Sahalarımızı düşündüm.
San Marino’ya ilk kornerini, ilk golünü, ilk kornerden golünü tattıran Milli Takım’ın Azerbaycan maçını düşündüm.
Galatasaray neden ve nasıl bu hallere düştü, onu düşündüm.
Ronaldo grup seks yapıyor, kamçılarla yakalanıyor, uyuşturucu kullanıyor, ama leblebi gibi gol atıyor, onu da düşündüm.
Ve Arda’yı düşündüm.

Bütün bu soruları düşündüm…
Sonra aklıma Adnan Aybaba geldi.

Oracıkta uyumuşum.
Bir tarafım açıkta kalmış, bunlar kabus muydu, şimdi onu düşünüyorum.

, , , , , ,

Yorum yok