Aragones ile Etiketlenmiş Yazılar
Transfermers 2 : Yenilenlerin İntikamı
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 15 Temmuz 2009 tarihinde gönderildi
23 yaşında, müthiş bir Brezilyalı. Bırakın telefon kulübesini, komodinde bile çalım atar. 4 senede 103 maçta 111 gol, milli takımda 45 maçta 47 gol. Uğur Boral’dan daha teknik, Selçuk’tan daha savaşçı, Ali Bilgin’den daha süratli. Savaşan bir kadro hedefleyen Fenerbahçe, aradığı yıldızını en sonunda buldu. Los Angeles Bayan takımının 10 numarası Marta Vieira.
Fenerbahçe ilk hazırlık maçında şov yaptı.
Benim için bu maçın skoru hiç önemli değil, önemli olan mantalite, Uğur Boral daha hazır değil gibi teraneleri bana sakın anlatmayın. Ben anlamam.
Senin, Gökhan Gönül’ün kafa golü attığı, Önder Turacı’nın bile gol attığı, kadroda bir tek Lefter’in olmadığı bir maçı en az 11-0 yenmen lazım, fakat sen 4.dakikada Bölgesel Lig’e yüzde yüz gol pozisyonu veriyorsun.
97’de TSYD kupasında Galatasaray Beşiktaş’a 6 gol atarken, tarih sayfalarında 6-0’ın yanında parantez içinde Beşiktaş gençlerle çıkmıştı yazmıyor. Adamlar 6 tane attı, çekti gitti.
Veya Rijkaard 4-3-3 oynayacağım diyor, hücum diyor, 4 hazırlık maçında 4 gol. Rakiplerin daha adını söyleyemiyorum, Rijkaard’ı eleştiren kimse yok. Peki bu mudur hücum futbolu? İster gençlerle çık, ister bayanlarla. Bir ton gol atman lazım. Bir de niye ille de 4-3-3?
Fakat Yılmaz Vural’ın bile Etoo, Messi, Xavi ile Şampiyonlar Ligi’ni kazandırabileceği bir Barcelona’da sen Rijkaard’ı göklere çıkarırsan, Aragones’i İspanya’nın taktiğinin aynısını burada oynatmaya çalışıyor diye yerin dibine sokarsan, veya Zeman sadece 4-4-3 biliyor diye adama voleybolcu, köylü dersen daha ben de birşey diyemem.
Tekrar dönelim Fenerbahçe’ye.
Fenerbahçe’nin tek savaşacak oyuncusu kesin ve kesin Mehmet Topuz.
Bunun lamı cimi yok.
Çünkü başka oyuncu yok.
Kadro aynı. Tempo aynı. Kimya aynı.
Özer pres yapar mı, oyun bozar mı bilmiyorum. Fakat Emre Belezoğlu yakında ağzını da bozar, karşıdaki adamı kesin bozar, orası kesin.
Kısacası yeni hiçbir şey yok.
Savaşan kadro falan da olmayacak.
Herşey aynı.
Fakat ilginç birşey var. Benim bildiğim kadarı ile “Genç Semih”ten sonra en uzun ve tek genç Gürhan’dı. O da artık yok. Belki onun yerini İlhan alacaktı. O da yok.
Eğer Aykut Kocaman onay verdiyse, konuşacak birşey de yok.
Fenerbahçe’ye asap bir sol açık, bir sağ açık, Lugano kalmaz ise bir stoper, bir kaleci ve 2 orta saha şart.
Ha bunlar zenci mi olur, müslüman mı olur ben bilemem.
Hani belki sol ve sağ açıkları iyi birşey alırsan, 2 Alman veya 2 Fransız alırsan belki o zaman forvete de gerek yok. O zaman Güiza’yı baştan yaratabilirsin. Bu arada çok net söyleyeyim, ne Daum, ne Aykut Kocaman, ne Aziz Yıldırım, ne de Semih, Semih’i ilk 11’de düşünüyor.
Güiza – Lincoln eşanlamlılarını başka bir yazıya bıraktım. Aykut Kocaman severler çok üzülecekler, fakat yapacak birşey yok.
(Bkz. Aykut Kocaman’ın açıklaması, “Bu şekilde devam ederse Güiza’ya ceza verilebilir.”)
Korkarım şu olacak.
Hatırlarsanız, Aziz Yıldırım 2006 senesinde istifa etmiş, geri geldiğinde 1 ay içinde 55 milyon Euro’luk 4 transfer yapmıştı.
İşte Lig’e veya Avrupa ön elemelere girerken Aziz Yıldırım yine pat çat küt 2-3 adam alacak.
O sene belki sadece Kezman’ın yerine doğru dürüst bir adam alsa, Fenerbahçe belki o sene Şampiyonlar Ligi’nde final oynayacaktı. Geçtim Edu’yu, Odun’u, Deivid’i, Lugano’yu.
Zaten bu Güney Amerikalılar sakatlanmadan, sözleşmeleri bitmeden hiçbir şey yapamıyorsun.
Deivid’i bile en iyi döneminde satamadın, şimdi kös kös sözleşmesinin bitmesini bekliyorsun.
Alex, Carlos höt diyor, sen 3.5 milyon Avro diyorsun.
Belki bir tek Lugano’ya dersini verebilirsin.
O da eğer durup dururken Beşiktaş’a gitmez ise.
Çünkü Brezilyalıların sağı solu belli olmaz.
Çünkü bu adamlar sağ gösterip sol vururlar.
Çünkü bu adamlar seni beni yerler.
Çünkü bunlar adamı çok rahat Juan Figer.
Bunu kesin Almanak lazım
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 05 Haziran 2009 tarihinde gönderildi
Hürriyet’ten size bir yeni bir hizmet. 2008-2009 Ceplig. Bu yazıyı yazıcınızdan çıktı alın, katlayın, artık cebinize mi sokarsınız, cüzdanınıza mı koyarsınız, ne yaparsınız bilemem, fakat seneye okumadan gelmeyin.
2008-2009 sezonu Galatasaray – Denizli maçı ile başladı.
Almanya’da Ümit Özat, kalp kası iltihaplanması geçirdi, sahada yığılıp kaldı.
Tayyip Erdoğan, Ankaragücü ve Ankaraspor’un birleşmesini istedi.
Güiza, Bağdat Caddesi’nde sigara içerken görüntülendi.
VfvB Ruhrort/Laar takımın Türk futbolcusu Sezgin Özhan, takım fotoğrafı sırasında cinsel organını gösterdi.
Appiah 9 ay sonra topa vurdu.
Uğur Boral pas hatası yaptı.
Hıncal Uluç, Belçika maçından sonra Milli Takım’a teğet geçti, Emre Belezoğlu’na çarpraz girdi, Emre’nin annesi fenalaştı.
Lincoln ülkesine gitti.
Lincoln İstanbul’a döndü.
Yine Belçika maçından sonra Fatih Terim, Osman Tamburacı’ya “Ulan ben senin bıyığını ananı avradını s….” dedi, Tamburacı, “Anam Fatih Terim’i affetmeyecek” dedi.
Aziz Yıldırım, İhsan Topaloğlu’nun programına katıldı, Zico’ya sadece %20 zam yapabileceğini, Zico’nun da bunu kabul etmediğini söyledi; halbuki bundan 8 ay sonra katılacağı bir programda Zico’nun kardeşi yüzünden ayrıldıklarını söyleyecekti.
Kazım Kanat toprağa verildi.
Uğur Boral pas hatası yaptı.
Ümit Özat’a Temmuz ayında FC Köln doktoru tarafından kalp ritm bozukluğu teşhisi koyulduğu ortaya çıktı.
5.haftada Galatasaray’ın sakat sayısı 12’e ulaştı.
Ultraslan’ın kurucusu Alpaslan Dikmen vefat etti.
Maldonado kendisine iyi baktığını, bunun da meyvelerini toplamaya başladığını söyledi.
Renk bilimci Metin Yahya Üster, Beşiktaş’ın renklerinin sarı-mor, yeşil-koyu pembe olması halinde takımın enerji gücünün artacağını söyledi.
Ertuğrul Sağlam ve Sinan Engin istifa ettiler, Mustafa Denizli hemen göreve başladı.
Adnan Polat, Ümit Davala’yı kovdu; “Antrenmandan 10 dakika önce gelip, 10 dakika sonra gidiyor. Bir memur zihniyeti ile hareket ediyordu.” dedi.
Skibbe yardımcılarının işine son verildiğini İstanbul’a dönünce öğrendi.
Uğur Boral pas hatası yaptı.
Güiza, “Türkiye’de fazla kalacağımı sanmıyorum” dedi.
Berkant, uyuşturucu kullandığı şüphesiyle 1860 München’den kovuldu.
İbrahim Kaş, Aragones’in çok iyi bir hoca olduğunu söyledi.
Lincoln ülkesine gitti.
Lincoln İstanbul’a döndü.
Aragones’in yardımcısı Cesar Mendiondo, “Luis, karşısına Tanrı bile çıksa asla havlu atmaz” dedi. Deivid, ayağı kırıldıktan ve annesini kaybettikten sonra ilk maçında gol attı, ağladı.
Ahmet Çakar, Arda’ya “Karabaş” dedi.
Rıdvan Dilmen’in kardeşi intihar etmeye çalıştı, sebebinin Rıdvan Dilmen olmadığını söyledi.
Sergen Yalçın, “Maldonado bence futbolcu değil, saçını kestirmiş, Şanlıurfasporlu oyunculara benzemiş. “ dedi, Urfa’lı bir avukat Sergen’i mahkemeye verdi.
21 yaşındaki Arda’nın maçta kalp ritmi bozuldu, hastahaneye kaldırıldı.
TRT’de Bursasporlu Yusuf’un Beşiktaş maçı görüntüleri yayınlandı, Mehmet Demirkol “Yusuf’un hareketler güzel ama bariz küfür var. Keşke yayına verilmeseydi” dedi.
UltrAslan-Uni’li Anıl Aydın toprağa verildi.
Seyrantepe için Araplarla ortaklık başladı.
Uğur Boral pas hatası yaptı.
Cemal Aydın, Ankaragücü – Fenerbahçe maçı öncesi maçın hakemi Halis Özkahya’yı aradı, Aydın disiplin kurulana verildi.
Aragones, “Ankaragücü maçından alınan 1 puan iyidir” dedi.
Yıldırım Demirören, elinde lazer pointer ile “Özcan Oal bu penaltımızı yedi, Talat Tokat ofsayttan golümüzü vermedi” diye sunum yaptı.
Devlet Bakanı Başesgioğlu’nun oğlu, Gümüşhane maçını bastı.
Beşiktaş PAF takımı Fenerbahçe’yi 4-1 yendi, 3 golü Batuhan attı.
Faruk Yalçın vefat etti.
Uğur Boral pas hatası yaptı.
Op. Dr. Ertuğrul Gür, müslüman olmaları halinde Carlos ve Edu’yu sünnet edebileceğini söyledi. Sinan Engin, Giresunspor’un Asbaşkanlığına getirildi.
Brezilyalılar, Aziz Yıldırım’ın Millenium Park Evlerini uzak diye beğenmediler.
Emre Belezoğlu, bir gazeteciye “Seni sabaha kadar döverim” dedi.
Aragones, “Ben devre arasında yapılan transferleri desteklemiyorum” dedi.
Beşiktaşlı taraftarlar Demirören’i istifaya davet etti.
Aragones’in “’Günaydından daha çok s….git diyorum” sözü yılın sözü seçildi.
Serkan Balcı, “Bizi sadece 3 büyükler zorlar” dedi.
Lincoln ülkesine gitti.
Lincoln İstanbul’a döndü.
Gönenspor maçında, bir anne çocuğunu kavgadan korumak için sahaya daldı.
Arda, Emre Belezoğlu’nun düğününden dönerken kaza geçirdi.
Uğur Boral pas hatası yaptı.
Yusuf, Yıldırım Demirören’in 8.Fenerbahçe’li futbolcusu oldu.
Gordon Milne’nin tercümanı bıyıklı ağabeyimiz Ali Emeç vefat etti.
Tanju, Galatasaray otelinden kovuldu.
Galatasaray’ın vergi borcu 120 taksite bölündü.
Aragones, yılın en iyi hocası seçildi.
Luxemburgo, damadı Maldonado’yu transfer etmek istediğini söyledi.
Galatasaray, Kanaltürk’e yasak koydu.
Aziz Yıldırım, Kutlualp için “Viyana’ya giderken uçakta tuvaletin üstünde oturuyordun” dedi.
Ümit Karan, Sivas maçı sonrası “13 senedir Birinci Lig’de oynuyorum ve bugüne kadar hiçbir hakeme küfür etmedim.” dedi.
Galatasaray, Sivas maçının tekrar oynanmasını istedi.
Güiza, 4 aydır Nuria ile seks yapmadığını söyledi.
FIFA, Appiah konusunda Fenerbahçe’yi haklı buldu.
Sivas’lı İbrahim Dağaşan, santraya Filistin bayrağı dikti.
Celal Kolot, Ernst için “Baki’nin Alma versiyonu” dedi.
Uğur Boral pas hatası yaptı.
Çorlu Sanayispor, Yattara’nın yeğenini transfer etti.
Galatasaray’ın sakat sayısı 14’e ulaştı.
Balili, Türk vatandaşlığına geçti, ismi Atakan oldu.
Uğur Boral pas hatası yaptı.
Transfer edildiği gün “Burası Fenerbahçe gibi değil” diyen Kezman PSG’de kadro dışı bırakıldı.
“Galatasaray Türkiye’dir” adı altında 7 maddelik bir açıklama yayımlandı.
Galatasaray, Kayseri maçından sonra taraftarlar yürüyüş yaptı.
Fulya Süleyman Seba Kompleksi açıldı.
Mesut Özil, “Türk Milli Takımda oynamayı hiç düşünmedim ki” dedi.
Lugano, 5.golünü attı, Güiza’yı geçti.
Bursaspor TV kuruldu.
Duisdorf’lu Türk kaleci, hakemi dövdü.
Selçuk Şahin, köfteci açtı.
Emin Cankurtaran vefat etti.
Taner, Galatasaray maçında 4 gol attı, tarihe geçti.
Lincoln ülkesine gitti.
Lincoln İstanbul’a döndü.
Skib bıraktı, Bülent Korkmaz 2.5 senelik anlaşma imzaladı.
Karadeniz Gazetesi, Alanzinho için “10 trilyonluk maskot” dedi.
Güiza’nın eski eşi kampta seviştiklerini söyledi, Güiza milli takım kadrosunda çıkartıldı.
Sadri Şener, “Trabzon insanı genlerinden sabırsız” dedi.
Burak, Aragones kalırsa takımdan ayrılacağını söyledi.
Fenerbahçe, PAF takımından Özgür Çek ile 5 yıllık profesyonel sözleşme imzaladı.
Uğur Boral, Sivas maçı sonrası “Fener’le kimse alay edemez” dedi.
Uğur Boral pas hatası yaptı.
Şekip Mosturoğlu, Appiah için “Fenerbahçe’nin manevi değerlerine zarar vermiş bir futbolcunun Fenerbahçe’yle yollarının ben kesişmeyeceğini düşünüyorum” dedi.
Amigo Sefa, 1 yıl maçlardan men cezası aldı.
Çin Beşiktaşlılar Derneği, Çin Seddi’ne bayrak astı.
Volkan Ballı, “Kötü günler geride kaldı” dedi.
Seyrantepe bir kere daha greve gitti.
Uğur Boral pas hatası yaptı.
Kilimli Belediyespor ile Erdemirspor maçının hakemi, birbirlerine sert giren iki futbolcuyu saha dışına çıkarıp, 10 saniye kol kola girerek durma cezası verdi.
Fenerbahçe Deivid ile 3 senelik daha sözleşme imzaladı.
Lincoln ülkesine gitti.
Lincoln İstanbul’a döndü.
Kadir Has Stadının açılış maçında Volkan Ballı çimleri beğenmedi, 20 tane dev fan sahayı kuruttu. Galatasaray “Seyrantepe, 29 Ekim 2009’da bitecektir” şeklinde açıklama yaptı.
Meira “Zenit’e gitmeyi düşünmüyorum” dedi, ardından bavullarını toplamaya başladı.
Emre Belezoğlu boğaz kesti, 1 maç ceza aldı.
Ümit Özat, futbolu bıraktı.
Uğur Boral pas hatası yaptı.
Seyrantepe işçileri, “”Paralarımızı vermezlerse Fenerbahçe bayrağı asacağız” dediler.
Emreciksin, “Hayatımda hiçbir zaman sarhoş olmadım” dedi.
Lincoln, 10 küsür bavulla İstanbul’dan kaçtı.
Bülent Uygun, “O kulübe belediyeden ruhsatsızdı. O yüzden kırdım” dedi.
Alper Tezcan, UEFA madalyasını 200.000 TL’e sattı.
Eintracht Braunschweig’li Semih Aydemir, koşu antremanında tramvaya binip bir kaç durak sonra takıma katıldı, sonra kovuldu.
Emre Belezoğlu, “Yere tükürürken bile dikkat eder hale geldim” dedi.
Gökmen Özdenak, “Ersen Martin, Ricky Martin’in kardeşi, baba bir, anneler ayrı” dedi.
Lincoln İstanbul’a geri geldi.
Erhan Albayrak’ın “Lokum” adlı fuhuş operasyonunda ifadesi alındı.
İspanya’ya yenilgisinden sonra Volkan “Işık gözümü kamaştırdı. Eğer suçlu var ise hepimiz suçluyuz” dedi.
Eren Talu’nun eşi Defne Samyeli “Kocam, delilik yapıyor” dedi.
Uğur Boral pas hatası yaptı.
Polis, Beşiktaş taraftarı ile karşılaştı, su sıktı, biber gazı kullandı.
Batuhan, Fenerbahçe maçı öncesi gece kamptan Ortaköy’e geçti.
Arda, yeni telefon hattı için “Kızlar beni Galatasaray hattından arayamazlar. Çünkü ben özel hayatımla iş hayatımı birbirine karıştırmıyorum” dedi.
Batuhan, “Beni Real Madrid’e bile alacaklarını bilsem bir daha böyle bir şey yapmayacağım” dedikten sonra 2 gün sonra 3 bayanla fotoğrafları piyasaya sürüldü.
Galatasaray – Fenerbahçe maçında 4 ölü, 5 yaralı; Lugano kafa attı, Emre ısırdı.
Volkan, Arda’yı aradı, “Erkeksen gelirsin.” dedi.
Sabri, “Emre, beni öldüreceğini söyledi” dedi.
Yıldırım Demirören, “Tezgah kelimesi Türk Futboluna zarar verir” dedi.
Ümit Özat, FC Köln’de antrenörlüğe başladı.
Tugay, rezerv takıma gönderildi.
Uğur Boral pas hatası yaptı.
Fatih Tekke, 7.yabancı oyuncu olarak oyuna girdi, 3-0 hükmen yenilgi beklenirken, para cezası verildi.
Adnan Polat, “Tamamlandığında ortaya muhteşem bir eser çıkacak. Bir dünya yıldızı stadımızı görünce daha kolay imza atacak” dedi.
Arda güvenlik görevlisini kapıya sıkıştırdı.
Ersun Yanal istifa etti.
Bülent Uygun, “İpler bizim elimizde” dedi.
Deivid’in eşi ile Alex’in eşi kuaförde barıştı.
Uğur Boral pas hatası yaptı.
Serdar Kulbilge, klübe ihtarname çekti, kadro dışı kaldı.
Sedat Balkanlı vefat etti.
Gökmen Özdenak, “Futbolculara pornografik paralar ödeniyor” dedi, Ahmet Çakar’ın “O kelime astronomik olabilir mi” sorusuna, Özdenak “Hayır, pornografik. Porno. Erotik değil yani. Porno yani, işin sonu” diye cevap verdi.
Fenerbahçe, Real Madrid – Barcelona maçında Barcelona’dan çok etkilendiklerini, Beşiktaş’ı öyle yendiklerini söylediler.
Lincoln ülkesine gitti.
Lincoln İstanbul’a döndü.
Rıdvan, stoper Gökhan için Aragones’den özür diledi.
Arda’nın silahlı t-shirt giydi.
Hacettepe maçından sonra taraftar striptiz klubünde Arda’ya tepki gösterdi.
Skibbe’nin şantajcısı kadın polis hapse girdi.
Uğur Boral pas hatası yaptı.
Fenerbahçe, kupa finalinde Bobo’yu aldı.
Alex de Souza’nın eşi, “Burası bize uğursuz geldi. Bir daha final maçına gelmeyeceğim. Büyük bir hayal kırıklığı içindeyim” dedi.
İlhan Cavcav anjiyo oldu.
Aziz Yıldırım, “Aragones ve oyuncu seçiminde hata yapmadık” dedi.
Fatih Terim’in parmağını denizin dibinden çıkardılar.
Volkan Demirel, Antalya’da lüks yat yaptırdı.
Aziz Yıldırım, Aragones’in tazminatı yok dedi.
Lincoln, salonda çalıştı.
Uğur Boral pas hatası yaptı.
Lucescu, bir kupa daha kazandı.
Aziz Yıldırım, bir tesis daha açtı.
Lincoln ülkesine gitti.
Lincoln İstanbul’a döndü.
Abdülrahim Albayrak, UEFA kupası finalinde sahaya girdi.
Alex, “Ronaldinho gelirse rahatsız olmam” dedi.
Batuhan’ın kırmızı da geçti, ehliyeti yoktu, polis ceza kesti.
Aziz Yıldırım, 3 yıl şampiyon olacağız dedi.
Anelka, gol kralı oldu.
Batuhan, takımın otobüsünü kullandı.
Adnan Polat, Beşiktaş galip gelince sevinçten ağladı, Cemal Demirören’le şakalaştı, elini uzatıp çak dedi.
Tuncay, küme düştü.
Sinan Engin, Kanaltürk’ten Manisa’ya transfer oldu.
Seyrantepe’de iptal süreci başladı,
TOKİ Eren Talu’ya ihtar çekti.
Güiza, “Beni göndermeyin, seneye kral olurum” dedi.
Tugay Manchester City ile anlaştı.
Beşiktaş şampiyon oldu.
Volkan Demirel, Aragones’ten Fenerbahçe formasına imza aldı.
Lincoln, ülkesine gitti, daha dönmedi.
Ve Uğur Boral pas hatası yaptı.
Öküz gribi
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 17 Mayıs 2009 tarihinde gönderildi
Bir Oscar Töreni hayal ediyorum; Sunucu çıksın desin ki, “En iyi film dalında adaylarımızı izledik. Şimdi zarfımızı açıyoruz, bakalım ödül kime gidiyor, ve ödül…..ve ödül….ve ödül kimseye gitmiyor. Bu seneki filmler rezalet, ödül mödül yok. Dağılın, iyi geceler.”
Antalya sıcağını bile soğutan maçın özetine bir bakalım.
Maçta hem ilk yarıda, hem ikinci yarıda karşılıklı abuk sabuk ataklar vardı. Antalya’nın defansif dörtlüsü (2 ön libero ve 2 stoper) Alex ile adam adama ve tam pres oynamayınca Güiza, Deivid ve Alex bazı pozisyonlar ve şut imkanları buldu. Bunların çoğunu Uğur ve Güiza ofsayt ile vakumladı, sadece Deivid’in bir şutunu Ömer güzel çıkardı.
Josico ve Emre daha öncede denenmişti, ikisi de topla iyi gözüküyor. Fakat geriye çekilirken hiç yoklar. Bu şekilde Antalya Tita, Zitouni ve Dijehouaile bir kaç kontra atak yakaladı. Bunların birinde golü buldu. İlk yarıda da bir penaltı pozisyonu var, ben kesin vermem, onu ekleyeyim.
Genel olarak Mehmet Özdilek, bir puan da yeter diye düşünüp, geriye yaslanıp takımına ilerde bastırtmadı. Ve bana göre risk aldı. Bu şekilde Fenerbahçe 3.bölgede az çok top yaptı.
Maç içerisinde Aragones bir de sürpriz yaptı, Güiza’yı çıkartıp, Alex’i oyunda tuttu. Güiza oyundan tam çıkarken bir gol kaçırdı, bir anda 14 milyon Euro havalarda uçarken gördüm. Böyle bir gol en son belki Demir Hotiç kaçırmıştır.
Uğur Boral yine ikinci yarıda oyundan alındı. Aragones bir maçta oyundan almasa, Uğur kenara gidip soracak, “Hocam Allah korusun, birşey mi oldu, beni çıkarmadınız, çıkayım ben kendi kendime?”. Görüyorsun ki çocuk rezalet, neyi ve niye hala kasıyorsun?
Hani deplasmana giderken sakat ve cezalı oyuncuları İstanbul’da bırakırsın ya, bence Fenerbahçe, Uğur Boral, Ali Bilgin, Vederson, Josico, Deivid, Kazım ne varsa Antalya’da bırakmalı ve öyle dönmeli.
Zaten Lig senin için bitmiş, Lig’in sonuna kadar Beşiktaş’lısın, nereden çıkardın yine Josico’yu Zoziko’yu? Bu Gürhan, Abdülkadir, İlhan neredeler? Kalan maçlara 3-5 tane PAF oyuncusu koysana. Ama nerede?
Peki Antalya’da durum böyle de Lig’de durumlar nasıl?
Özetleyeyim…
Öyle bir Lig ki, biri taraftarın anasını ağlatmış, domuz gribi etmiş,
Öbürü ilk 7’den sadece bir kere Kayseri’yi yenmiş, ama Ankara’nın bütün takımlarına 3 atmış,
Diğeri Mehmet Yıldız’ın eline bakıyor,
Bir diğerinin evinde galibiyeti yok,
Öteki ben Avrupa’lıyım diyor 2 senede 4 antrenör değiştirmiş, 5.si yolda.
Bunlar da top oynuyor işte.
Biz de öküz gibi bakıyoruz trene.
Bu sene kimse hiçbir şey haketmedi, arkadaş.
Vermeyin kimseye bu sene kupa mupa.
Hadi iyi geceler.
Uygun adım, geriye marş marş
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 09 Mayıs 2009 tarihinde gönderildi
Deivid Emre’ye geri veriyor, Emre Uğur’a atıyor, Sivas, Beşiktaş, Galatasaray, Trabzon ve Gençlerbirliği maçlarına bakıyorum, en son Fenerbahçe maçına tekrar dönüyorum, hala Deivid Emre’ye atıyor, Emre Uğur Boral’a.
Geçen hafta Beşiktaş maçındaki akıllı futbola, bakın iyi futbol demiyorum, güvenen Aragones Denizli maçına yine Gökhan Gönül’ü stoperde, Ali Bilgin’i sağ bekte tutarak, yani aynı kadro ile çıktı.
Fakat futbol çok farketti.
Fenerbahçe vasat bir futbol ve Güiza’nın defansa çarpan şutu ile maçı 1-0 aldı.
Aragones belki bizlere “1.74lük stoper olmaz olur mu, bak nasıl da oluyor” demeye çalışıyor fakat sağ bekte Ali Bilgin’in hücum gücünü nasıl zayıflattığını tabi ki göremiyor.
Aragones, Ali Bilgin’in sağ bekte Önder Turacı’dan iyi olduğunu biliyor fakat Mustafa Denizli, Fatih Terim gibi yani her “Büyük Hoca” gibi medyanın dikine gidip fantezi deniyor, Deniz’i, Yasin’in yanına çekmiyor, Gökhan’ı sağ bekte kullanmıyor.
Belki de tamamen Ali Bilgin’in Arap sermayesine katılması için çocuğa gaz veriyor, biz anlamıyoruz.
Tabi bütün bunların, yani bu konuşmaların, bu yorumların sebebi bu seneki yönetim olduğunu biliyoruz. Takım öyle bir hal almış ki;
Josico ve Maldonado gibi şu an Şili’de mi, yoksa Erenköy’de hamamda mı olduğunu bilmediğimiz 2 transfer yüzünden, Selçuk oyundan çıkınca üzülüyoruz, Wederson Uğur Boral’ın yerine girince seviniyoruz, Deniz oynasın istiyoruz, Emre bu takımın vazgeçilmezi diyoruz.
Lugano, Deivid, Alex, Carlos ile anlaşan bu yönetim, seneye 6+2’nin 6’sından kimseyi kesemeyeceğini ve sadece 2’sine oyuncu baktığını ya bilmiyor ya bilmemezlikten geliyor ya da hepimizle dalga geçiyor.
Hep söylediğimiz gibi, önemli olan Fenerbahçe’nin seneye hangi yabancıları transfer edeceği değil, hangi Türk oyuncularla oynayacağıdır.
Belki de Fenerbahçe transfere ilk olarak yayıncı kuruluşa, Oktay Derelioğlu’nun yerine birine alarak başlayabilir.
Eğer krizi bahane edecekler ise, Zaza’nın mirasından biraz borç alınabilir.
Maçın en önemli olay Alex’in oyuna girmesi.
Böylelikle Fenerbahçe yine en sevdiği formata büründü.
Kontra atak.
Zaten Alex girince Denizli’ye karşı hedefsiz, Semihsiz, tek forvet, kontra atak oynayan takımın maçından çok birşey bahsedemiyoruz.
İnşallah birileri Aragones’e, kupayı kaybedip Beşiktaş’ın Ligi alamaması durumunda en az 4. olması gerektiğini Türkçe’ye çevirmiştir.
Diğer maçların en önemli olayı Sivas’ın 3 puan daha vermesi ve belki de herkesin ortak fikri Lig’i vermesi.
Bence, Sivas’ın şampiyonluğu Gaziantep maçında veya İstanbul Büyükşehir maçında değil, Bülent Uygun’un Tvlere, gazetelere, dergilere çıktığı gün kaybetti.
Çünkü Anadolu’nun bağrından çıkan o mütevaziliği, o disiplini, o sentezi sen 3 büyüklerin arasına sokmaya çalıştı.
Yıllardır Trabzon’un yaptığı hatayı yaptı.
Ve 3 hafta kalmasına rağmen belki de havlu attı.
Şimdi “Lâ ilâhe illallah” deme sırası, yönetimin ve Sivas’lı taraftarın.
Babacan in, gerisini aut
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 21 Nisan 2009 tarihinde gönderildi
Dünyanın en zor meslekleri belli oldu; Birinci sırada maden işçiliği var, ikinci sırada beyin cerrahlığı, üçüncü sırada Fenerbahçe kaleciliği.
Yazıya başlamadan önce, Aragones’e naçizane 1-2 tavsiyem olacak.
Hazır lige havlu atmışsın, hazır kupada finale de çıkmışsın, hazır Mayıs’a Kupa Finaline kadar süren var, hazır Avrupa’ya çıkmak için zaten tek şansın kalmış, hazır Uğur Boral’ı da kadro dışı bırakmışsın, gel sen Volkan Demirel’i de iptal et.
Senenin sonuna kadar oturt yedek klübesinde. Bak, Volkan Babacan çok iyi. Toplara çıkıyor, zamanlaması iyi, refleks iyi, pozisyonlama iyi, terbiyesiz de gözükmüyor.
Sonra Emreciksin, Gürhan, İlhan.
Ligin bitmesine de 6 maç var. Koy hepsini her maç ilk 11’e, bir oynat görelim. Baktın ki, hiç biri işe yaramıyor, kirala ya da gönder gitsinler. Bundan daha iyi arka arka oynama fırsatı olur mu?
Bir de Ali Bilgin..
Yahu bu adamın sağ bekte ne işi var? Adam solak ve felaket. Her topu solla almaya çalışıyor. Ters ayakta kalıyor. Defansif hiç bir özelliği yok. Çok merak ediyorum, Ali Bilgin sakatlansa yerine Güiza’yı mı çekeceksin? Halbuki onun yerine Önder’i koy, Önder’in yerine ya Can oynar ya Deniz. Eğer Deniz oynarsa vatandaşın Josico’a da yer açılır. Veya çok istiyorsan Ali Bilgin’i yine orta saha da, Antalya’daki gibi oynat.
Sonra Abdülkadir diye bir çocuk vardı, o nerede? Ne zaman oynayacak? Genç Semih, genç Semih dedik dedik, Galatasaray gitti, genç Semih buldu, çıkardı. Sen ne zaman bir adam çıkaracaksın? Acaba diyorum, buraya gelen antrenörlerin sözleşmesine “Genç bulursan imha et” diye madde mi koyuyorlar yoksa hakkaten Fenerbahçeli Arda, Fenerbahçeli Sergen, Fenerbahçeli Hami yok mu? Daha doğmadılar mı?
Sivas’a gelince, yani öyle bir şey ki, eleme istekleri hiç yoktu, maça asılmadılar diyemiyorum, çünkü gerçekten en az 3 tane yüzde yüzlük gol pozisyonu var.
Fakat 2 gol atmaları gereken bir maçta ilk defa oynayan ne Ali Bilgin-Gökhan ikilisini, ne de Yasin-Önder ikilisini yeteri kadar yıpratabildiler. Kafa golü olmayacağını bile bile sayısız orta yaptılar.
Kafaları tamamen Trabzon maçında olduğunu gösteren bazı kötü bitirişler istatistiklere de yazıldı.
Fakat ben Federasyon olsam, bu 2 sezondur gösterilen iyi niyeti, bu disiplini, bu tempoyu, bu sevgiyi boş geçmem ve Lig Şampiyonluğunu ve Kupayı kazanmış gibi düşünüp Sivas’ı ödüle boğardım.
Bu gece Türkiye futbolu çok iyi bir kaleci kazandı.
İsmi Volkan Babacan.
Efendiliği ile, kurtarışları ile, zamanlaması ile bence futbolseverleri doyurdu.
Uyumsuz ön liberoların, ilk defa oynayan stoperlerin, birbirinden habersiz kanatların, ilerde pres yapmayan forvetin cirit attığı bu maçta Volkan Babacan temposunu, ciddiyetini hiç bozmadı.
İnşallah böyle devam eder.
Maçla ilgili bir-iki not daha isterseniz…
Bu maçta Uğur Boral yoktu, yerine Vederson vardı. Hangisi daha iyi karar veremiyorum.
İkisi arasındaki fark, “Dünyayı kurtaran adamın oğlu” ile “Emret Komutanım şah-mat” arasındaki fark gibi birşey.
Ve tabiki son söz kralın.
Güiza, Euro’nun iki küsür olduğu bu günlerde sadece Fenerbahçe’ye değil, Türk Futboluna atılmış bir kazık olduğunu bir kez daha kanıtladı.
Pat, çat, küt ve lig bitti.
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 12 Nisan 2009 tarihinde gönderildi
Maçtan önce İstiklal Marşı, Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklal…1 salise sonra Emre ananı bilmem neresinden bilmem ne yapayım. İşte size Turko derbisi…
Öyle bir derbi ki, öyle bir iki takım ki…
Sonra soruyorlar nereden buluyorsunuz bu kadar yazacak şey..
Yahu Sabri 90 dakika o kadar sinirli ki, zannedersin PKK ile maç yapıyor.
Hasan Şaş bütün maç klübede oturuyor, son dakika kavgaya koşarak giriyor.
Emre Belezoğlu zaten tahrik mekanizması, her pozisyonun içinde.
Lugano için çok güzel hareketler bunlar.
Tribün çökecek, sonra şehit olduk diyecekler.
Yani düşünün öyle bir hava estiriliyor ki, Semih-Arda bile kavga ediyor.
Bütün hafta Emre’ye hazırlanan saçma sapan, anlam veremediğim protestolar.
Alex mi Hagi mi gibi abuk sabuk gerginlik reklamları….
1 hafta süren nostalji görüntüleri…
Ve kıs kıs gülen bir Mustafa Denizli…
Bunlar Fenerbahçe – Galatasaray savaşlarında olağan şeyler…
Peki bütün bunların dışında maçta ne vardı derseniz…
Ben size söyliyim.Deivid bitmiş, Güiza bitmiş, Semih bitmiş, Uğur başlamadan bitmiş..
Bir tek Emre, Lugano ve Carlos var..
Şunu anlamıyorum…
Alex yok diye Fenerbahçe 2 pası doğru yapamayacak mı? Alex yok diye kapatalım mı dükkanı?
Fenerbahçe en az 4 kişi eksik oynuyor, yetmiyor, ilk yarıda biri zorunlu, öbürü de yarı-zorunlu 2 değişiklik yapıyor.
Senin yedeklerin zaten “Binbir Gece” figuran kadrosu gibi.
Maçın skorunu değiştirecek tek adam yok.
Galatasaray öyle bir doluyor ki, sezonun gün ışığındaki ilk derbiye 2 müthiş presle başlıyor.
Tribünde Emre presi ve Arda-Baros-Ayhan-Barış presi…
İlk yarının 25.dakikasında bu fırtına kesiliyor, Fenerbahçe Semih-Deivid-Güiza ve Uğur’a rağmen biraz top yapıyor.
Fakat iki takım ne gol atacak, ne pozisyona girecek gücü var.
Sadece kendilerini dövecek kadar güçleri var, o kesin.
Böylece iki takımda belki lige havlu attı.
Galatasaray ilk dakikaları golsüz ve çok rahat geçirdi. Bu dakikaları çok arayacağı belli idi. Çünkü biliyoruz ki, Galatasaray 60.dakikadan sonra bitiyor. 61 olunca Arda da bitti, Kewell da bitti, Baros da bitti.
Sivas’ı saymazsak, bu sene Fenerbahçe’nin deplasmanda Mehmet Aurelio’suz ilk derbisi.
İlginç olan 2006/2007 sezonunda Sami Yen’deki derbide Alex yok, maç 2-1 Fenerbahçe’nin.
2005/2006 sezonunda yine Alex yok, maç 1-0 Fenerbahçe lehine.
Tabi hatırlatalım iki maçta da Mehmet Aurelio ve Tuncay var.
Bazı notların altını çizmek gerekirse, ilk yarının son saniyesinde Selçuk-Deniz değişikliği gibi oyuncu değişikliği hayatımda ilk defa gördüm. Eğer amaç son saniyede gol yememek, uzatmalara oynamak ise zaten bir şey söylemeye gerek yok.
Çünkü Fenerbahçe öyle bir takım olmuş ki millet Emre’yi ıslıklıyor, Emre pas hatası yapmıyor, Uğur yapıyor, Güiza yapıyor.
Selçuk’un ikinci pozisyonu bence sarı kart değil. Ümit Karan arkada kalıyor.
Bir pozisyonda De Sanctis taçtan gelen topa ofsayt diye elini kaldırdı. Bu da milli takım ve Galatasaray kalecisi işte.
Bu maçtan şunu anladık ki, Aragones ne Galatasaray – Kocaeli maçı seyretmiş, ne Hamburg, ne Bordeaux. 3 maçta 11 gol vardı, bu maçta sıfır gol.
Babaannem “Maçlar 21:45’deydi, Aragones uyumuştur, ondandır.” dedi.
Tecrübe işte…
Veya esnaf esnafı gözünden anlarmış…
444 0 ALİŞEN
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 20 Mart 2009 tarihinde gönderildi
Fenerbahçe’de artık çaycısından başkanına, Uğur Boral’ından Vederson’una, Volkan Demirel’inden Ballı’sına, katkılarından dolayı teşekkür etme ve plaket verme zamanı geldi.
Fenerbahçe, Lig’de en sonunda Fenerium markalı havlusunu attı.
Hatta havlu, bornoz, peştemal ne varsa fırlatıp attı ve bitti.
Fenerbahçe için söylenecek o kadar çok şey olmasına, bu konu için tez yapılabilecek olmasına rağmen, inanılmaz birşeydir ki, bazen yazacak tek kelime bulamıyorsunuz.
Tek kelime ile bitiş.
Fenerbahçe 2009-2010 sezonunu değil, bu kafa ile 2015-2016 sezonunu da kaybedecek gibi. Gönderilecek o kadar futbolcu, o kadar adam, transfer edilmesi gereken o kadar oyuncu var ki. Ne desek, nereden başlasak boş…
Sanırım en başında, bir kişiyi göndermek gerekecek…
Ve korkuyorum, bir telefonla, “Fenerbahçe’ye el koymaya geliyorum!” diyen bir başkan veya onun muadili biri gerekecek.
Maça gelince…
En son Pesiç-Repçiç, hatta Can-Lefter, hatta ve hatta Jilet Yılmaz-Manda Özcan döneminde çift forvet oynayan Fenerbahçe’yi, bu sezon yarım yamalak bir maçta çift forvet gördük.
Fenerbahçe biliyoruz ki kontra tabanlı bir takım.
Fakat Alex’in olmaması takımı bu sefer daha süratli çıkmaya çalışan bir kontratak takımı yapıyor.
Çünkü ilk topu alan, Alex’i aramıyor.
Orta sahada nerdeyse Emre-Selçuk hiç oyun kurmadan Uğur-Gökhan-David ile Semih-Güiza’yı topla buluşturuyor.
Artık “El Clasico”laşmış maç başlangıçlarında, Uğur Boral’ın çok iyi bir asisti ve en son 3 ay önce gol atmış bir Güiza tipik aşırtma golü ile Fenerbahçe’yi öne geçiriyordu.
Fenerbahçe’nin bu şekilde 3-4 pozisyonu var.
Hem de net pozisyonlar. Fakat son vuruş yetersizliğinden değerlendiremediler.
Semih, David, Selçuk’u çok güçsüz ve formsuz buldum. Özellikle David yeni sözleşmeden sonra sezonun ikinci yarısı 5 dakika bile top oynamadı. Sayısız pas hataları ile bazı pozisyonlarda atağı başlamadan bitirdi.
Selçuk ve Volkan Demirel de cezalarından ve sakatlıklarından sonra otomatikman formayı alacaklarını bilmemeliler diye düşünüyorum. Özellikle Volkan Demirel örneğinde “kendimi kaybedersem takıma giremiyebilirim” düşüncesini Aragones bir türlü takıma oturtmadı.
İlk yarıda Bursaspor’un bir penaltısı verilebilirdi. Hatta o pozisyonda Lugano atılabilirdi.
Çünkü aynı mantıkla geçen hafta Galatasaray’lı Yasin atılmıştı.
Emre’ye gelince, maç içerisinde Emre’nin üstüne çok gidildi. O kadar küfür yiyip, üzerine oynanınca ister istemez tartışmalar çıktı. Bazı pozisyonlarda Emre kendini kaybediyor, fakat bazı pozisyonlarda hiç bir suçu yok.
Bir kaç kelime de Lugano’ya…
Lugano o kadar sağlam ki, o kadar etkili ki; Kewell’in defansta oynamasına çok karşıydım fakat bence Lugano her takımda çok rahat forvet oynar. Adam bir omuz Sercan ile Shin Young’a atıyor, bir omuz Edu’ya. Edu uyansın diye.
Güiza İspanya Milli Takımın’dan mutlu haber gelince, biraz kımıldadı, o kadar..
Son söz Bursaspor’un, Bursa halkının ve Bursa seyircisinin.
Şuraya yazıyorum…
Eğer bir şehire, bir klübe, bir takıma yeni bir stat yapılacaksa, kimse kusura bakmasın, bu ilk Bursa olur.
O kadar.
Ulan Volkan ne Ballı’sın
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 09 Mart 2009 tarihinde gönderildi
Volkan Ballı, “Bu saha da top oynanmamalı” diyor, Süleyman Hurma da “Ballı’nın böyle bir yetkisi yok ve hep mazeretleri var” diyor; Peki sana böyle konuşma yetkisini kim veriyor?
Biliyorsunuz, Fenerbahçe’de 3 tane Volkan var.
K.Volkan, B.Volkan, bir de Dobi Volkan.
K.Volkan, çok ballı çünkü Aragones gibi bir hocası var. Daum veya Zico gibi değil. Önemli maçlarda, kupa maçlarında görev veriyor, çocuk efendi olduğu için ona destek veriyor, oyuna sokuyor.
B.Volkan, çok Ballı çünkü Fenerbahçe gibi bir sonsuzlukta Uche’nin tercümanı olarak işe başladı, şimdi sahaya çıkıyor, futbolcular oyuna girerken kağıtları kontrol ediyor, çıkarken de başını okşuyor, o biçim para kazanıyor.
Dobi Volkan, çok ballı çünkü B.Volkan’ın ona ekstra ceza vermeyeceğini biliyor, belki Fenerbahçe’deki 100. abuk sabuk hareketini yaparak dalya diyor, fakat Allah da bazen kendisini seviyor ve herkesin zorlanmasını beklediği maçı Fenerbahçe 10 kişi 2-0 bitiriyor.
Bir kez daha söylüyorum, bir daha söylemeyeceğim.
Fenerbahçe’nin kalan maçlarının arasında en zor maçlar Kocaeli, Bursa, Ankara ve Antalya maçlarıdır.
Kayseri, Galatasaray, Beşiktaş, Trabzon deplasmanları, sadece medyanın stres yarattığı maçlardır.
Lakin bu takımlar da Fenerbahçe’yi pres yaparak bozmazlarsa, Mehmet Topuz gibi her topa Nevşehir’den vururlarsa, Alex’e alan bırakıp kontratağa izin verirlerse son 3 maçta 9 gol atıp 9 puan alan Fenerbahçe’den en az 2’er gol yiyeceklerdir.
Maçtan notlar verelim…
1. Eren çok iyi çocuk. Yeni sene için Fenerbahçe’nin zaten 2 adet yabancı kontenjanı açıldı. Ben olsam Edu’yu da kesin satarım, 3.yabancı kontenjanın açılır, ya yeni bir yabancı alırsın, ya da Eren’i.
2. Semih-Gökhan-Lugano iyilerdi, zaten son 4 maçtır 7.5’in altına ortalama ile oynamıyorlar.
3. Olan oldu ve Güiza en sonunda sağ açık da oynadı. Aragones’in vatandaş kayırmasının en güzel örneği. Takım 10 kişi, fakat Güiza oyuna giriyor. Ve sıfır yararı var. Hatta Semih ne kadar yararlı işler yapıyorsa, Güiza mutlak değeri alınmış Semih gibi, o kadar zararlı işler yapıyor.
4. Uğur o kadar kötü ki, Aragones bile ezberini bozdu, 60.dakika olmadan oyuncu değiştirdi.
5. Emre’nin biraz top oynamaya başladıktan sonra yeni “Senin gırtlağını keserim”, Roberto Carlos’un “Deli”, Tolunay Kafkas’ın “Çek elini ulan” hareketi, futbolumuzdaki güzel ve orijinal hareketlerden bir kaçı.
Stada gelince…
Anadolu için bir çığır, bir evre, bir çağ başlangıcı.
Gerçekten çok önemli bir proje. Tabi yerden ısıtmayı biliyorsan.
Sen yağmur yağdıktan sonra 40°C’i basınca, ne çim kalır ne maki. Zaten biraz daha sıcak su göndersen futbolcular varise yakalanacak.
Kayseri yönetiminin en büyük hatası, bu Avrupai stadı bir büyük takımın maçına yetiştirmek.
Halbuki Fenerbahçe’yi yenmek için Kayseri de saha hazır. Erkilet Sümer 2 nolu saha.
Sen niye adamları Şampiyonlar Ligi havasına sokuyorsun?
Adamlar zaten maç seçiyor.
Fakat tabi ki işin ucunda başka bir konu var, tonla para kazanmak için.
Tabi bir de “Kadir Hasss… Stattır, Aragones’in bastonu mu zannettiniz” demek için..
Sol meme kanseri : Uğurus Boralus
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 03 Mart 2009 tarihinde gönderildi
PTT’yi soyuyorlar, ceza olarak çalınan parayı çalışanlardan tahsil ediyorlar. Acaba diyorum, Fener seyircisi Sivas maçından sonra kombine paralarını Uğur Boral’dan, Alex’den alabilir mi?
Fenerbahçe ligde malum, averajla 4. sırada. Duayenler tarafından bir hafta yerin dibine sokulup diğer hafta şampiyonluğun en büyük adayı olan bir Fenerbahçe var.
Genel kanı, şampiyonluk umudunun çok az olduğu.
Yine malumunuz, Fenerbahçe, daha en kritik virajlar olan Kayseri, Galatasaray, Ankara, Beşiktaş, Trabzon deplasmanlarına gidecek. Herkesin yine yazdığı çizdiği gibi, bu da az olan şampiyonluk umudunu sıfırlıyor.
Halbuki bütün bu istatistiki bilgiler, öngörüler, planlar-programlar normal bir insan grubu için yapılır ve uygun olur.
Yahu Fenerbahçe normal bir takım mı ki bu sayılar-rakamlar uysun?
Normal bir organizma mı ki tahminler tutsun?
Fenerbahçe tümör gibi birşey. Operasyon yapıyorsun metastaz yapıyor, hiçbir şey yapmıyorsun küçülüyor, iyiye gidiyor zannediyorsun bir bakmışsın kocaman olmuş, ilaç alıyorsun tepki yok. Son anda doktor değiştiriyorsun, zaten adam mefta.
Mesela Galatasaray öyle değil.
Feldkamp’ı gönderirler, yerine beden hocası gelir şampiyon olur.
Bülent Korkmaz, Bordeaux maçının devre arası girer, Galatasaray tur atlar.
Bak buraya yazıyorum, seneye Skibbe danışman olarak gelir, 3 kupayı da alırlar.
Bu işler Fenerbahçe’de olsa, size yemin ediyorum, Dow Jones o gün kapanır.
Uğur Dündar, Kılıçdaroğlu’nu Hadise’yi bırakır, bunu ilk haber yapar.
Vay sen nasıl 5 maç kala antrenör değiştirirsin, vay sen 2. Arsenal maçını niye beklemiyorsun, vay sen tecrübesiz Rıdvan’ı, Aykut’u, Oğuz’u nasıl getirirsin, vay Fenerbahçe nereye koşuyor, why high one why…
Aynı parallellikte Türk Milli Takımı da normal değil.
Bak iddia ediyorum, orada İspanya’yı yenecek bu takım. Ama sonra Sri Lanka maçında zorlanacaktır.
Lige dönelim ve bir potpori yapalım;
Fenerbahçe ligin ilk 5 takımı ile 5 maç yapmış. Toplam 15 puan üzerinden, 10 puan almış. (5 büyüklerin arasında en iyi oran, %66)
Trabzon 5 maç yapmış, toplam puan 4 (%26), Beşiktaş’ın 3. (%20)
Yani bu demek değil ki, Fenerbahçe aslında beceremeyeceği bir yola giriyor. Hatta aksine en sevdiği döneme giriyor. Büyük takımlar, 6 puanlık maçlar vs.
Fakat, Fenerbahçe Ligin 11.-15. leri ile, 7 maç yapmış, toplam 21 puandan, 13 puan almış. (%61)
Sivas 5 maç yapmış, toplam puan 15. (%100)
Yine başka bir örnek, Trabzon ligin son 3 takımı ile 4 kere oynamış, 12 puan üzerinden 12 puan. (%100). Fenerbahçe’nin oranı %75.
İşte bu tablo da Fenerbahçe’nin nasıl maç seçtiğini ve bundan sonra neden seçmemesi gerektiğini gösteriyor. Çünkü ligde az 6 puanlık maçların yanı sıra bir çok 3 puanlık maç da var. Tabi bunu Aragones’e kim İspanyolca’ya çevirecek, önemli olan o.
Fenerbahçe’nin Sivas ile Çarşamba günü bir de kupa maçı var. Fenerbahçe’nin en son kupayı aldığı 1982 senesi Mersin İdman Yurdu finalinde henüz 1 aylık olan Uğur Boral “agu bugu gugu” yani “Kimse Fenerbahçe ile alaycı konuşamaz, konuşursa böyle olur” demiş midir veya veya patiklerini yere fırlatmış mıdır veya devamlı kendi dururken takımı eleştirmiş midir veya 2 sene sonra doğacak olan Emreciksin sanki yıllardır Fenerbahçe’de gibi hakemin saatine bakıp kaçıncı dakikada bitirdiğini kontrol eder miydi bilmiyorum, fakat şunu biliyorum, bu seneki kupa maçı, senede 1 maç iyi oynadın diye artistik hiç bir hareketi, demeci kabul etmez. Elinde avucunda belki de tek fırsatın 25 senedir alamadığın şu kupa fırsatı, ona da Lig maçındaki gibi asılman, bu kupayı artık getirmen gerekir.
No lam, no cim.

Son Yorumlar