Aragones ile Etiketlenmiş Yazılar

Senden özür dilerim Alex

Bir kere de Altan ağabey yazmıştı.
Senden özür dilerim Alex diye.

Ben de senden özür diliyorum Alex ağabey.

Ama yıllarca senin futbolunu eleştirdiğim için değil.
Senin koştuğun kilometreyi eleştirdiğim için değil.
Senin yaptığın sprint sayısını eleştirdiğim için değil.
Getirdiğin Mal donado için hiç değil.

Bunca yıl;
Seni Önder Turacı’ya mahkûm ettiğimiz için özür diliyorum.
Seni Ali Bilgin ile oynattığımız için özür diliyorum.
Seni Deniz Barış ile tanıştırdığımız için özür diliyorum.
Senin memleketinden getire getire Wederson’u getirdiğimiz için özür diliyorum.
Seni Bilica ile aynı otobüse bindirdiğimiz için özür diliyorum.
Senden Güiza’ya pas atmak zorunda kaldığın için özür diliyorum.
Senin arkanı Yasin Çakmak’a bıraktığımız için özür diliyorum.
Seni Can Arat ile muhatap ettiğimiz için özür diliyorum.
Senin hayatına Josico’yu, Aragones’i soktuğumuz için özür diliyorum.
Seni Kemal Aslan ile paslaşmak zorunda bıraktığımız için özür diliyorum.
Sana gidiciksin diyip, Gökhan Emreciksin’i hemen göndermediğimiz için özür diliyorum.
Seni Türk forvetini Burak Yılmaz ve İlhan Parlak’dan ibaret olduğunu zannettirdiğimiz için özür diliyorum.
Senin hayatına Kazım Kazım gibi bir adam soktuğumuz için özür diliyorum.
Seni Tuncay Şanlı’ya ara pası atmak zorunda bıraktığımız için özür diliyorum.
Sol bekte Ümit Özat’la, sağ açıkta Appiah ile oynadığın günler için özür diliyorum.
Murat Hacıoğlu diye bir adamla antrenman yaptığın için özür diliyorum.
Servet Çetin’in sümüğünü, Serkan Balcı’nın gözyaşlarını yakından gördüğün için özür diliyorum.
Rüştü’ye geri pası atmak zorunda kaldığın için özür diliyorum.
Senden Mateja Kezman’a orta yapmak zorunda kaldığımız için özür diliyorum.
Recep Biler’i ilk 11’de gördüğün anlar için özür diliyorum.
Roberto Carlos diye Mahmut Hanefi’yi getirdiğimiz için özür diliyorum.
Sonra gerçeği gelince, gitmesine de izin verdiğimiz için özür diliyorum.
Anelka ile Nobre’yi, Van Hooijdonk ile Serhat’ı aynı anda gördüğün için özür diliyorum.
Semih ile forvette daha fazla vakit geçiremediğin için özür diliyorum.
Zafer Biryol’la bile oynadığın için özür diliyorum.

Senden özür diliyorum Alex.

Bunca yıl bunları sana çektirdiğimiz için.
Bunca yıl, senin yanına toptan anlayan bir tane adam koyamadığımız için.
Bunca yıl senden Emre’yi, Niang’ı, Dia’yı, Stoch’u, Jobo’yu sakladığımız için.
Bunca yıl, hala Bekir ile, Özer ile, Selçuk ile, Uğur Boral ile, Caner ile uğraştığın için.

Hakkını helal et Alex.
Senden kulübüm adına özür diliyorum.

, , , , , , , , , , , , , , , ,

10 Yorum

Totoş futbol

Gelmiş geçmiş en iyi 11;
Hiddink, Löw, Parreria, Del Bosque, Lucescu, Hagi, Daum, Zico, Aragones, Rijkaard, tekrar Daum, tekrar Hagi, Schuster ve tekrar Hiddink.

Yedekler;
Toshack, Thomas Doll, Feldkamp, Osieck, Gerets, Scala, Tigana.

Bunların ortalama Türkiye ömürleri 18 ay.

Adnan Sezgin 10 senedir burada, Aziz Yıldırım 20 senedir burada, Hülya Avşar 50 senedir orada, Deniz Baykal 100 senedir şurada, ama bunların ömrü 18 ay.

Peki bunlar neden devamlı kovuluyorlar?
Bilmiyorum, bakalım.

Bunların çoğunun olayı ne?
Total futbol.

Total futbol ne?
Kaleci hariç, herkes her yerde her an oynar.

O zaman total futbol için ilk önce ne lazım?
Kafa.

Peki kardeşim, bu adamlar niye devamlı kovuluyorlar?
Futbolcuya pardon deveye sormuşlar, neden boynun eğri, öyle dümdüz git demiş deve. Daha soruyu anlamamış deve.

Peki Türk futbolcusu bir türlü neden anlamıyor total futbolu?
Çünkü KPSS tüm Türkiye matematik ortalaması 2,5.

E hani KPSS’den 350 kişi tam puan almıştı?
Arda’yı da Madrid almıştı.

Peki, bizim futbolcu hangi futboldan anlar?
Totoş futbol.

Neden?
Bizde hile var, kendini atma var, küfür var, dedikodu var, arkadan konuşma var, kuyu kazma var, doping var, menajer-oyuncu var, komisyon var, rüşvet var, hizip var, adam kayırma var.

E onların hepsi var da, bu kovulan adamlar 1-2 sene sonra yine geliyor?
Dedik ya kardeşim.
Adı üstünde…

Totoş futbol.

, , , , , , ,

2 Yorum

Semihgül’ün suçu ne?

9 hafta geçti.
4 hafta da Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi elemesi oynandı.
Etti sana 13 maç.

Bu 13 maçta görüldü ki, Daum’un, Zico’nun, Aragones’in Fenerbahçe’si ile Aykut Hoca’nın Fenerbahçe’sinin arasında en büyük fark ne Dia, ne Niang, ne de Diang.

Eski Fenerbahçe ilk 5’deki her rakibini yenerdi, son 5’deki takımlara puan kaybederdi.
Şimdiki Fenerbahçe ilk 5’i yenemiyor, son 5’e fark atıyor.

Bu sene Trabzon’a, Kayseri’ye, Beşiktaş’a, Galatasaray’a, PAOK’a, Young Boys’a kaybedilmiş yığınla puan ve maç var.
Fakat Kasımpaşa’ya, Konya’ya, Gençlerbirliği’ne atılmış düzine şeklinde gol var.
Fenerbahçe ilk 5’de sadece Antalya’ya 4 golü var, lakin daha oynanmamış Bursa ve Karabük maçları var. Özellikle bence Kadıköy’deki Karabük maçı daha korkunç.

Bir de “Efsane geri döndü” denilen Fenerbahçe, 6.hafta Kasımpaşa yerine Karabük ile oynasaydı, şimdi belki de Rijkaard’ın yerine Aykut Hoca bavul toplamıştı. Veya Galatasaray, 7.hafta Karabük yerine Kasımpaşa ile oynasaydı, şu an Neeskens’in gözü mor değildi.

Bu arada bütün bunların bir iyi yanı var, bir de kötü yanı var.

İyi yanı, demek ki takım artık maç seçmiyor. Eskiden sadece derbi veya Avrupa maçlarına motive olan bir Fenerbahçe vardı. Şimdi her şey standart gözüküyor.

Kötü yanı, sen ilk 5’deki takımları yenersen, dolaylı yoldan 4×3’den (bir takımın Fenerbahçe olduğunu düşünelim) 12 puan, 12 puan x 2 maç, eşittir 24 puan, genelde derbi maçlara 6 puanlık maç denir, 24×2=48 puan belki cebe koyarak lige başlıyorsun. İşte o yüzden eski Fenerbahçe ligin 8-10.haftalarında liderlik koltuğuna oturmuş oluyordu.

Bu ilk 5 dediğimiz büyük takımlara, veya iyi oynayan takımlara, veya takım gibi takımlara karşı Fenerbahçe’nin skor anlamında ne zaman üstünlük sağlayacağını sadece Aykut Hoca biliyor.

Fakat Aykut Hoca bir şeyi daha iyi biliyor.
Fakat uygulayamıyor.

Sezon başında ıvır zıvır bütün adamları göndererek radikal kararlar alan Aykut Hoca hala Semih’i değil, 70 dakika Alex’i düşünüyor.
Hem de geçen hafta Özer’in sakatlanması ile şansa oyuna giren ve oyunu çeviren Semih’i.

Ve Aykut Hoca, şunu da biliyor.
7 senede Semih, Alex kadar görev alsaydı, belki Alex gibi 100 gol-100 asist değil, fakat en azından 50 gol-50 asist ile oynardı.

Aykut Hoca, şunu da biliyor.
Şu an Alex’in ölmüş ise, 10 numarada oynayacak adam kesin Semih’tir.

Ve Aykut Hoca, Alex’e artık koşamıyor diyenlere, en güzel cevabın “Ulan 2003’de de bu adam koşmuyordu ki” olduğunu da biliyor.

, , , , , ,

12 Yorum

Daum-u Memnu (Veda)

Ve merakla izlenen Daum-u Memnu dizisi müthiş bir finalle bitti. Hem de ne final.

“Adnan Daum” köşkü, yatı, katı, oğlu “Nihal Marcel”i aldı gitti.
“Matmazel de Koch”, Daum ile gitti. Hoop hemen arabanın önüne oturdu.
Daum’un karısı ağladı, Gazi sucukları ağladı, Euro/TL paritesini takip edenler ağladı.
“Bihter Aykut Kocaman” kalemi şakağına dayadı, imzayı attı, intihar etti.
“Behlül Güiza” köşkten tam kaçıyordu, evin şişman kahyası “Süleyman Efendi Del Bosque”, Güiza’yı kadroya almadı, çocuğun yine saçı sakalına karıştı. Mezarında “Genç Beşir Semih”i ziyaret etti. Çünkü Güiza kalınca Semih de öldü.
“Firdevs Mahmut Uslu”ya 11 seneden sonra felç geldi.

Köşke Maldonado, Josico, Ali Bilgin, Burak, Fabiano, Aragones, Kezman, Edu, Sergio, Simao devamlı birileri girip çıktı.

Daum-u Memnu.
Yani Yasak Daum.

Konusu; Denizli maçından sonra yasaklanan bir teknik direktörün, Trabzon maçında tekrar yasaklanmasına kadar yaşadığı milyon Euroluk dram.
Türü; Bilim kurgu-fantastik-komedi-dram.

Daum-u Memnu.
Almanya’daki ismi de “Memnun Daum”.

Fakat merak etmeyin, bu dizi burada bitmedi.
Tekrar çekilir.
Bu kafa ve bu para olduğu sürece sonsuza kadar çekilir.

Ve her Türk dizisinde ve filminde olduğu gibi en son iyiler ölür.
Tıpkı Rıdvan Dilmen gibi…
Tıpkı Oğuz Çetin gibi…

Fakat bir kişiye hiçbir şey olmaz.

Çünkü o ölürse film biter…

http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/15180880.asp

, , , , , , , , , , , , , ,

5 Yorum

I could Co-ja Man

Fenerbahçeliler, Rıdvan ve Oğuz’dan sonra, Aykut’un da Fenerbahçe’deki kariyerini belirledi. Aykut Kocaman, Hürriyet’in anketinde %88.5 oyla Fenerbahçe’nin teknik direktörü seçildi. Başın sağolsun Türk Futbolu, Aykut devri de başlamadan bitti.


Flaş…Flaş…
Fenerbahçe Leonel Marshall ile anlaştı.

Son dakika haberi….
Fenerbahçe’de Ewa Skowronska imzaladı.

Bomba….
Christiane Fürst’de işlem tamam.

O da ne??
Lioubov Chachkova da imzaladı. Güzel yıldız, “Fenerbeahça güzeal, rakı güzeal, kebap güzeal” dedi.

Bunlar son 1 haftada çıkan Fenerbahçe haberleri.
Hepsi tabi ki voleybol temalı.

Düşünün…
Bu transferler iki Lig’i de domine etmelerine, Avrupa’da final oynamalarına rağmen yapılan transferler.
Hızlı okuyunca insanın göğsü kabarıyor.

Peki 1 aydır Fenerbahçe futbol takımı haberlerine tıklayınca ne çıkıyor?

daumaykutkocamangüizadaumaykutkocamangüizadaumaykutkocamangüizadaumaykutkocamangüiza daumaykutkocamangüizadaumaykutkocamangüizadaumaykutkocamangüiza….

Hızlı okuyunca şöyle oluyor…

Damdaki yakutlu koca, Mengü İza.

Daum’a gitsin diye milyon dolarlar…
Güiza’ya trilyarlar…
Aragones’e katrilyarlar..
Josico’ya bile milyon dolarlar…

Fenerbahçe, basketbolda, voleybolda, orada, burada niye başarılı oluyor biliyor musunuz?
Çünkü Aziz Yıldırım karışmıyor.

Fenerbahçe, futbolda niye kaybediyor biliyor musunuz?
Çünkü Aziz Yıldırım sadece futbola karışıyor.

http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/14929733.asp

, , , , , , , , , , ,

4 Yorum

Boru değil, sıfır insan hatası

Bir kere daha gördük ki, şu an dünyanın en iyi futbolcusu Messi, en iyi takımı Barcelona, en iyi teknik direktörü Mourinho, en iyi başkanı ise Aziz Yıldırım’dır.


“Fenerbahçe son üç haftada kağıt üzerinde çok zor görünen Eskişehirspor, Ankaragücü ve Trabzonspor ile oynayacak. Bunları aşacak güce sahip ama garanti mi derseniz; değil tabii…”

Bunlar Rıdvan Ağabey’in son sözleri.
Son sözleri derken, Allah bir o kadar daha ömür versin, demek istediğim son yazısı.

Yine, Allah taş yapar, 20 senedir sadece yorumculuk yapan Rıdvan Dilmen’i eleştirmek kim, biz kim…
Şeytani tahminleri var bir de. Mesela Güiza’yı da beğenir Rıdvan Hoca, Deniz’i de.
Fakat bu cümlelerden şunu anlıyorum, Fenerbahçe kesin şampiyon.
Hem de 3 maçı alarak.

Öyle ya, Sn.Dilmen’in bugüne kadar dediklerinin hep tersi çıktı. Adamcağızın bir de bahis ile ilgili ismi çıktı.
Lig’in başından beri 5 farklı şampiyon yarattı, her hafta da değiştiriyor zaten…
Yahu adamın merhemi olsa kendi keline sürer. Ne bahisi, ne mafyası, ne tefecisi…

Gündeme dönelim. Bu günlerde 3 gündem var bence.
Biri Arda.
Artık Arda ile birşey yazmak istemiyorum. Çünkü Batuhan gibi top oynamadan gündemde kalan Arda’dan da, ona sanki 30 yıldır Real Madrid kaptanıymış gibi mikrofon uzatandan da, o 1.50lik külhanbeyi tavırlarından da çok sıkıldım.

İkincisi, Azizsilin.
Ona açık bir mektup yazalım, açık ne demekse.

Sevgili Başkan,
Allahaşkına ne uğraşıyorsun Daum’la, Aragones’le, onunla bununla? Ne ihtiyacın var trilyonluk sözleşmelere? Ne gerek var Aykut Kocaman’a? Son haftalarda yaşanan o kadar strese? Senin yapacağın tek şey var; şeref tribününün altından soyunma odasına bir yürüyen merdiven. Hatta futbolcular direk şeref tribününe gelsin. Sen hiç yorulma. Bak, bir el attın, takım 8 haftadır gol yemiyor. Bir el daha at, şunun surasında ne kaldı?

Üçüncüsü, yorumcuların yorumlarına yapılan yorumlar.
Erman Hoca, Bobo ve penaltı ile ilgili bir yorum yaptı. Sonra Gökmen Özdenak “Ben şu an Galatasaray forveti olsam, ben de gol atmazdım.” dedi. Fakat Sergen Yalçın, “Şike yapmak öyle kolay değil. Bir trilyon prim versen maça çıkınca futbolcu parayı unutur.” dedi. Düşünün bunu diyen adamın top oynarken 50 tane atı vardı. Chelsea maçından önce bahis oynadı, gol attı.

Tek sorum var, Keita da Bobo gibi, Rijkaard’a maçta kafa geri pası olursa ben vereceğim dedi mi? Ya da antrenmandan sonra çalıştı mı? Futbol bu, insan hata yapacak. Erman Hoca da hata yapabilir, Keita da. Boru değil, sıfır insan hatası isteniyor marka değeri için.

Boru değil, sıfır insan hatası. Yani Otomosyon.

http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/14543880.asp

, , , , , , , , , , , , , , ,

Yorum yok

7+

Bu yazı şiddet, küfür, korku ve gerilim içermektedir, lütfen bu yazıyı çocuklarınıza okutmayınız.

Outlook

Bu yazıyı yazar kimliğimi bir kenara koyup Fenerbahçe taraftar kimliğimle yazıyorum. Bu arada yazar kimliğimin de içine oturayım.

Fenerbahçe’nin bugünkü durumunda olmasının sebebi ne Daum, ne Fırat Aydınus, ne Güiza, ne Deniz, ne de Aziz Yıldırım’dır.

Bu tablonun sebebi Fenerbahçe taraftarıdır.

Fenerbahçe taraftarı öyle rastgele bir taraftar değildir. Fenerbahçe taraftarı müthiş enteresandır. Bir kere rengarenktir. Kimyası çok farklıdır. Fiziği de çok farklıdır, çünkü Mecidiyeköy’deki o pis hava Kadıköy’de yoktur. Fenerbahçe taraftarı, maçtan önce Bağdat Caddesi’ni doldurur, saatlerce bira içer, tonlarca patates yer, eğlenir ve İngilizler gibi yürüyerek stada gider. Fenerbahçe taraftarı takımını en çok seven taraftar grubudur, çünkü çok az manyaktır. Bundan yıllar evvel deplasmanlara limitli seyirci alınırken Fenerbahçe, Beşiktaş’dan, Galatasaray’dan 10000 bilet ister, 5000’e izin gelir; lakin Beşiktaş ve Galatasaray taraftarı 5000 bilet ister, maça 1000 kişi gelir. Fenerbahçe seyircisi halis Türk seyircisidir. Fenerbahçe halkın takımıdır. Fenerbahçe bizden biridir. Yani, Fenerbahçe Türkiye’dir.

İşte o yüzden Fenerbahçe seyircisi mankafadır. Cahildir. Zekası yeterli değildir. Kültürsüzdür. Fenerbahçe seyircisi, Güiza’ı ağlatır, kafasına oklava verir, 3 gün sonra ağzına baklava verir. Belki de yeryüzünde havalimanında futbolcu karşılayan ilk klüptür. Fenerbahçe seyircisi Deniz’i yuhalar, Tarık’ı yuhalar, Rıdvan’ı yuhalar, Rüştü’yü döver, Müjdat’ı kovalar, fakat onu alanlara, onu oraya getirenlere bağırmayı akıl edemez. Ya da gücü yetmez. Bir de, 2 gram akılları kalmıştır, onu da çok sevgili ağabeyleri Rıdvan Dilmen almıştır. Öyle ya, Rıdvan Dilmen ilk 8 hafta Fenerbahçe’yi Barcelona yapmış, sonraki 8 hafta Beşiktaş şampiyon olur demiş, 3 hafta önce yine Barcelona yapmış, Beşiktaş havlu atmıştır demiş, şimdi de “Bu kadro ile bu iş olmaz” demiştir. Halbuki bütün sezon kadro aynıdır. Beşiktaş’a da artık birşey diyecek insafı kalmamıştır.

Fenerbahçe yönetimleri de Türk odunluğuna sahip olduğu için ve sıfır profesyonel olduğu için Fenerbahçeliler yıllarca yönetimlerden de çekmiştir.

Örneğin;
- Fenerbahçe 32 senedir yıpratıcı, uzun boylu forvet arar. Elin gavuru Mars’da su bulmuştur, Fenerbahçe hala aradığı yıpratıcı forveti bulamamıştır.
- Her mahallede, her sahada, top oynanan her odada 2 çocuktan biri Fenerbahçe forması giyer, fakat 32 senedir Fenerbahçe’de bir çocuk iki kere üst üste maç oynamamıştır. Genç Semih bile futbola Özçamdibispor’da başlamıştır. Zaten 32 senede 600 futbolcu arasında hala sadece Semih ve Tuncay’ı konuşmak utanç vericidir.
- Fenerbahçe her sene ama her sene trilyonluk flaş transferler yapar. Fenerbahçe bu yüzlerce flaş transferlerden Baliç ve Okocha dışında hiçbirinden para kazanmamıştır.
- Sadece Fenerbahçe’de kovulan teknik direktörler ve futbolcular geri gelir.
- Fenerbahçe Bolu’da, Ağrı’da, Lagos’da, Çin’de tesis açmasına rağmen, seyircisiz bir İstanbul Büyükşehir Belediye takımı Fenerbahçe’yi her sene yenebilmektedir. Zaten bu kafa olduğu sürece de Fenerbahçe daha çok Ozan İpek ve İskender meşhur edecektir.

Bir teori de bütün bu dangalaklıkları “Lise” altyapısı ile açıklar. Örneğin, 10 futbolseveri bir araya getirsek, ki bunların kesin 4’ü Galatasaray’lıdır, 4’ü Fenerbahçe’lidir, 2’si Beşiktaşlıdır; herhangi bir sosyoloğa sorsanız Fenerbahçe’lileri hemen ayırdecektir. Çünkü Fenerbahçe’linin kültür seviyesi, konuşma yeteneği, 2 kelimeyi bir araya getirme refleksi, cahilliği, zekası ve futbol zekası hemen kendini belli eder. Çünkü tekrarlıyorum; Fenerbahçe, 8 yıllık zorunlu eğitime daha yeni geçmiş bir Türkiye’dir. Galatasaray Lisesi ve Beşiktaş Anadolu Lisesi burada Fenerbahçe Lisesi’nden çok kalın çizgilerle ayrılmıştır. Ha bu demek değildir ki, Fenerbahçe’den zeki, kültürlü ve işini bilen bir insan yetişmemektedir, veya Galatasaray ve Beşiktaş’da devamlı saygın, zeki insanlar görev almaktadır. Fenerbahçe’de son 5-10 seneye bakıldığında Kemal Dinçer, Aykut Kocaman ve Ali Koç gibi en azından ne dediği anlaşılan, saygılı, pratik zekalı, prezantabl, dinamik insanlar da yetişmiştir. Fakat ondan öncesi Hasan Özaydın, Ömer Çavuşoğlu ve Erol User’dir. Yani yontma taş devridir. Bu arada Fenerbahçe’de yeni karakterler yetişirken Galatasaray’da Adnan Sezginler, Beşiktaş’da Yıldırım Demirörenler de kontra olarak görev almaktadır.

O zaman bu mantıkla her Galatasaray’lı veya Beşiktaş’lı çocuğun o liselerden çıkması mı gerekir? Hayır, gerekmez. Bir çocuğun öğrenme yaşının 3, karar verme yaşının 4, karakterinin oluşma yaşının 5 olduğunu varsayarsak, çocuk zaten TV’den Aziz Yıldırım, Yıldırım Demirören, Adnan Sezgin, Faruk Süren, Süleyman Seba, Metin Oktay, Metin Tekin, Arda, Fatih Terim, Hasan Şaş, Oğuz Çetin, Recep Çetin’i izleyerek hangi takımın ona daha yakın olduğuna karar verecektir.

Başa dönersek, Aziz Yıldırım ve Daum’un bugünkü tabloda hiçbir suçu yoktur. Çünkü onların kapasiteleri o kadardır. Çünkü onlar gelip geçicidirler. Çünkü onlar dublördür. Dublörler bu kadar performans verirler. Taraftar, kalıcıdır. Taraftar masaya yumruğunu vurmalıdır. Taraftar belirleyicidir. Digitürk ihalesinin rakamından, Kazım’ın seks partnerine kadar herşeyi taraftar belirler.

Diyorlar ki, Daum İ.B.B maçında saçmaladığı için Fenerbahçe yenilmiştir. Peki, Daum ilk defa mı saçmalamıştır? En önemlisi Daum kendi kendine mi Fenerbahçe’ye gelmiştir? Herhalde zamanında Appiah’ı ve Selçuk’u sağ açık oynatan rahmetli babam değildir. Veya dayım yüzünden Ümit Özat Almanya’ya kaçmamıştır. Seyirci ile kavga edip 10 saniye sonra Semih’i oyuna alan kaynım mıdır, eltim midir? Tabi ki Daum’dur.

Ya da, Aziz Yıldırım hiç mi saçmalamamıştır? 1 ayda 55 milyon Euroluk transfer yapan, her sene en az 1 kere kurumlardan istifa edip geri gelen, 12 senede 4 Lig-0 kupa-1 çeyrek final getiren, “devre arasında transfer yararlı olmaz” diyip Appiah, Nobre ve Anelka’yı devre arasında alan, “biz sene başlarında doğru transfer yaparız ve karşı takımı ısıracağım” deyip 4 tane Emre, 4 tane Appiah ve 2 tane Tuncay alması gerekirken sene başında bayanlar liginden Sos Dantos’u ve Baroni’yi alan bir başkan hiç saçmalamamıştır desek ne derece doğru olur?

Veya 5 yaşındaki çocuğun bile Fenerbahçe’nin savaşan adama ihtiyacı olduğunu bilmesine rağmen Brezilya’dan Sos Dantos ve Baroni ikilisi ile dönen, yeryüzünün Uğur Dündar ile en dürüst Fenerbahçelisi sayılan Aykut Kocaman’ın kafasına silah mı dayamışlardır, transferden komisyon mu almıştır, yoksa o da saçmalama hakkını mı kullanmıştır? Fenerbahçe 1 milyon dolara Mehmet Topal’ı bulamazken, bedavaya Mustafa Sarp’ı alamazken, 10 milyon Euro’ya Baroni ve Sos Dantos’u nasıl almıştır? Elalem Emre Çolak’ı, Necip’i oynatırken Fenerbahçe takımı risk almak istemediğinden mi oynatmak istemiyordur, yoksa bu futbolcuları ortaya çıkaracak futbol zekası olan hiç kimse bulunmamaktadır? Daum, Aziz Yıldırım veya Alex bir maç seyrederken, “şu çocuk çok iyi çocuk, bunu oynatalım veya alalım” diyebilecek kapasitedeler midir? Örneğin heykelini dikmeyi düşündüğümüz Alex, kefil olarak Maldonadoyu getirirken, Aziz Yıldırım Aragones için “tam benim çalışmak istediğim teknik adam” derken futbol zekalarını mı ortaya koymaktadırlar?

İşte yukardaki sebepler yüzünden suç bu karakterlerde değil, eğitim seviyesini güncellemeyen, vizyonu geliştirmeyen, hala kombine alan, hala Digitürk alan, hala forma alan, ve hala Fırat Aydınus kırmızı vermeliydi diyen ileri zekalıdadır.

Çünkü o dingil, İBB maçındaki Deniz’in golünde yardımcı hakeme yüklenir, fakat Lille maçındaki Emre’nin golünü konuşmaz.
Çünkü o ingot, kıçıkırık 5.sınıf Brezilyalı’nın ufacık bir hareketi ile mest olur.
Çünkü o ötektoit, her maça gider, protesto edeceği yerde etmez, protesto ederken yanlış adamı eder, seveceği yerde döver, döveceği yerde sever.
Çünkü o kütüğe aslında Aziz Yıldırım ve Daum bile fazladır.
Çünkü o “Biz pazara kadar değil, mezara kadar sevdik” diyen arkadaş bilmez ki, onun mezarını ilk ziyaretçisi ben olacağımdır.
Çünkü o aks bilmez ki, maça gitmeyince yönetim gider.

Ve yine bilmez ki, küçük beyinler Güiza’yı, orta beyinler Daum’u, büyük beyinler yönetimi tartışır.

http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/13980560.asp

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

20 Yorum

2009 hadi baş baş

2009, Fenerbahçe için çok sıradan geçti. Üst üste galibiyetler, rekorlar, bomba transferler, skandal transferler, kelepçeler, grup seksler, trafik kazaları, şike iddiaları. Oğlum 2010, burası Fenerbahçe. Kendine güveniyorsan gel.

noel

Şimdi sayın okurum,
Bayanlar Voleybol’da Lig birincisi kim? Hem de yenilgisiz…
Fenerbahçe.

Peki Bayanlar Basketbol’da yenilgisiz birinci kim?
Fenerbahçe.

Boston’da yapılan bilmem ne kürek yarışlarında kim birinci oldu?
Fenerbahçe.

T.B.M.M’de, yılın en başarılı atletleri ve en başarılı antrenör ödülünü alan Karin Melis Mey, Fatih Avan ve Metin Altıntaş hangi takımdalar?
Fenerbahçe.

Türkiye Kısa Kulvar Yüzme Şampiyonası’nda kim şampiyon?
Fenerbahçe.

Peki, Türkiye Büyükler Ferdi Boks Şampiyonası’nda kim takım halinde şampiyon?
Fenerbahçe.

Bayanlarda Masa Tenisi Liginde yenilgisiz lider kim?
Fenerbahçe.

UEFA Avrupa Ligi H grubu lideri kim?
Fenerbahçe.

Ziraat Kupası 3.Kademe A Grubu lideri kim?
Fenerbahçe.

İlk yarıyı kim lider kapadı?
Fenerbahçe.

Diğer branşlarda en kötü derecesi üçüncülük olan kulüp kim?
Fenerbahçe.

Peki, biz kim için yazıyoruz çiziyoruz yıllardır; Wagenhaus gitsin, Hotiç gitsin, Tarık gitsin, Preko gitsin, Sergio gitsin, İlker gitsin, Oktay gitsin, Celil gitsin, Simao gitsin, Fatih Akyel gitsin, Beschastnykh gitsin, Serkan gitsin, Aragones gitsin, Maldonado gitsin, Burak gitsin, Ali Bilgin gitsin, Gökhan Emreciksin gitsin, Uğur gitsin, Deniz gitsin, Önder gitsin, Kazım gitsin, Güiza gitsin, Anelka gelsin, Appiah gelsin, van Hooijdonk gelsin, Gökhan Gönül gelsin, Aykut Kocaman gelsin, Ali Koç gelsin, Özer oynasın, gençler oynasın diye?

Kimin iyiliği için yazıyoruz?

Göttingen mi?

Nein.

Fenerbahçe.

www.emrahoner.com

, , , , , , , , , , , , , , , ,

Yorum yok

Özer mi Alex mi?

Özer Hurmacı, Altay maçında iyi oynadı, topla hızlı çıktı, şut çekti, öldürücü paslar attı, 2 tane de gol attı. Lakin, Özer hayatının en büyük hatasını yaptı. Çünkü, Özer bunları Alex’in Fenerbahçe’sinde yaptı.

ozer_basin_041109__H6T4xMe2_

Futbol alemimizde, devre arası gibi medyanın boş kaldığı vakitlerde gündeme hep aynı konu gelir.
O konu, Alex mi Hagi mi’dir.

Bu karşılaştırma, bamya mı daha lezzetli, whopper menü mü daha lezzetlidir diye sormak gibi birşeydir. Bamyacılar, whopper’in ateşte pişmesini ve ekstra acısını bahane ederler, bamya daha faydalıdır, kabızlığı giderir gibi şeyler eklerler. O sırada sen mayonezi ağzına sıkıyorsundur.

Şimdi gündemde Özer mi Alex mi sorusu vardır.
Ne yazık ki,  “Alex gidince, onun yerine geçmek ister misin” sorusuna kibarca “Neden olmasın” diyen Özer, sabah “Alex’in aklını alırım, Alex kim ulan” gibi manşetler görmüştür.

Öncelikle Özer genç değil, 23 yaşında eşşek kadar bir delikanlıdır.
Alaman altyapısı, mütevazi kişiliği, maç sonundaki sakin demeçleri, saçı, başı, her şeyi ile büyük bir takıma uyabileceğini göstermiştir.

Özer mi Alex mi sorusu sorulursa, cevabı çok nettir.
Şu an Semih’e “88 dakika hiç koşma, adam geçme, pres yapma, fakat son 2 dakika ne yaparsan yap” deseler Semih’in Alex gibi, 100 gol-100 asist ile oynamaması hiç de mucizevi değildir.
Kaldı ki, Alex 5 senede her “Türkiye’nin en iyi futbolcusu kim” sorusuna devamlı “Semih” yanıtını vermiştir.

İşte Özer’in kafasını kullanması gereken yer şu andır.
Çünkü Alex’in istemediği, parmakla göstermediği oyuncu Fenerbahçe’de barınamaz.
Son 5 senede, Tuncay, Anelka, Appiah, Luciano, Tümer, Ümit Özat, Kezman, Roberto Carlos, Nobre, Aurelio, van Hooijdonk, Zico, Aragones gibi isimler gelip geçmiş, sadece 2 isim hep kalmıştır.

O da Alex ve Semih’tir.

Özer, kendi kariyeri ve Türk futbolu için yakında bir karar verecektir.
Çünkü, Alex varken Özer oynayamaz.
Oynasa da oynatmaz.
Alex ile Özer oynatılır, ortaya “Sergen-Şifo Mehmet yan yana oynamaz” gerizekalıları çıkar.
Özer, top oynar, “İşte yeni Alex” derler.

E ulan eski Alex’den memnun değilim ki, niye yenisini isteyeyim?

, , , , , , , ,

2 Yorum

Rijkaard-Meleke-Arafat Üçgeni

http://okuryazar.ntvspor.net/hakan-unsal-arda-ve-baros-ilk-11de-baslamaliydi/comment-page-2/#comments üzerine…

Huyumuz kurusun, her işi son güne bırakmaya bayılırız. Doğalgaz faturasının son günü 100 kişinin arasına girer bekleriz. Koskoca bitirme tezini pazartesi sabahı okulda bitiririz. Askere 35 yaşında çocuğumuzla gideriz. Mesai saatine salise kala ofise girmeye çalışırız. Biri dese ki, gece saat 03:23′de deprem olacak, 03:21′e saat kurarız, 03:22′de evden çıkarız. Kısacası, biz oyuna son dakika gireriz, golümüzü atarız, sonrasını Allah’a bırakırız.

qhyfut58

Evet, biz biraz ters milletizdir.

UEFA yetkilisi gelir, elini torbaya sokar, Kazakistan’ın bilmem ne takımını, Macaristan’ın MTK’sını, 69.paralel’den Tromso’yu, Valerenga’yı, İzlanda’ları, Slovenya’ları, Satanist Metalist’leri çeker, göbek atarız. Sonra adamlar bizi elerler, mahalle takımına elendik deriz. Adamlar yarı finale çıkarlar, “Orta sahadaki zenciyi alsaydık şimdi şampiyonduk” deriz.

Bize Sevilla çıkar, eleriz, Sevilla küçümsedi ondan oldu deriz. İnter’i, Manchester’i, Liverpool’u yeneriz, eksiklerdi deriz. 1-2 tane genç koyarız, niye oynattın deriz. Oynatmayız, bu maçta oynatmayacaksın ne zaman oynatacaksın deriz. Gençlerin hepsini koyarız, “Yahu insan 1-2 tane koyar, hepsini niye koyuyorsun?” deriz. Ya bütün bunları diyen adam 1 kişi, yani biz abartıyoruz, ya da inanılmaz bir bilgi kirliliği var, biz görmüyoruz.

Bir kere ortada bir sorun var mı, ona bakmak gerekir.

Evet sorun var.
Var-dı.
Fakat Rijkaard bunu son anda gördü ve düzeltti. Baktı ki, pabuç pahalı, baktı ki, yukarıdan uyarılar geliyor, hemen kendini sağlama aldı. Bu sorun Aragones’li Fenerbahçe’de de vardı, Hiddink’li Fenerbahçe’de de vardı, Del Bosque’li Beşiktaş’da da vardı. Bu arkadaşlar zaten, daha “sorun mu, ne sorunu, shorun mu?” derken gönderildiler. Bu arkadaşlar, bizleri sadece teorik olarak tanıdıkları için, bizleri disiplinli, sistematik, etik, iş ahlakı yüksek, hiç bir işi son ana bırakmayan, çalışkan, akıllı, mantıklı, şansını iyi kullanmayı bilen bir topluluk zannettikleri için, kısacası bizleri Avrupa’lı zannettikleri için, bizlere 4-3-3, 3-5-2, ful pres, orta saha sürekli pas, hızlı çık dediler ve kulübelerine çekildiler. Ne bizim sosyal yapımızı bildiler, ne kendileri taviz verdiler, ne tavsiye aldılar.

20 Temmuz tarihli yazısında Uğur Meleke der ki, “Rijkaard, Tobol maçı kadrosuyla yatırım yaptı. Belli ki, bu Şampiyonlar Ligi şampiyonu hoca için bir futbol maçının hedefi, yalnızca o gün alınacak 5-0’lık galibiyetten ibaret değil. Ama onun maçı kaybetse bile kaybetmek istemediği başka şeyler var galiba. Kampta daha çok çalışanın, daha iyi performans verenin oynayacağına olan itimadı gibi…”

Evet, Uğur Meleke ve böyle düşünenler haklı çıktılar. Rijkaard, kampta iyi çalışanlara hakkını verdi. Rijkaard, gençler bir kısmını kapı dışarı etti, bir kısmını “Ben size adam olamazsınız demedim, A takımı oyuncusu olamazsınız dedim” diye PAF’a geri gönderdi. Baktı ki, Emre Çolak renkli ekranda çok gözüküyor, onu hemen Polis Radyo’suna geri gönderdi.

Rijkaard bunu çok az geç anladı veya anlattılar.
Şimdi ona göre kadro kuracak, taktik bulacak ve ciddi maçlar yapacaktır. Her genci Arda veya Arsenal’li genç gibi olacak zanneden Türk sporsevere de ayriyeten bir basın toplantısı düzenleyecektir.

İstanbul’daki rövanşta, Galatasaray bu takıma, TOKİ’nin göstereceği herhangi bir sahada, Arda ile, Kewell ile, Baros ile çıkar 20 atar, geçer gider. Sakın yanlış anlaşılmasın, Rijkaard aynı genç kadro ile çıksın, yine 20 atma potansiyeli var. Fakat, Galatasaray’ın Rus Ruleti oynayacak ne canı var, ne zamanı var, ne de şansı var.

Belki bu konu daha uzun ama, Galatasaray’ın yeni transfer yapacak parası da yok.
Galatasaray’ın yeni bir stat için parası da yok.
Galatasaray’ın belki de Rus Ruleti için tabanca ve tek kurşun alacak parası bile yok.
Ona rağmen hala Erhan diyorlar, Mehmet Güven diyorlar, Yaser diyorlar.

Bilmiyorlar ki, Galatasaray Tobol’a elensin, Adnan Polat’ı Yasser Arafat bile kurtaramayacak.

, , , , , , , , , , , , ,

2 Yorum