Ankara ile Etiketlenmiş Yazılar
Fenerbahçe nasıl şampiyon oldu?
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 30 Nisan 2010 tarihinde gönderildi
Gerçekten Fenerbahçe için işlem tamam mı?
Tabi ki değil. Ben bu yazı okunsun diye o başlığı attım. Vefa Küçük’ün kafasına rakı konmadan ben inanmam. Fenerbahçe’nin sağı solu hiç belli olmaz. Ankara maçları bile Fenerbahçe için garanti değildir.
Peki, en azından nasıl lider oldu, bunu paylaşır mısınız?
Herşey Emre’nin Baros’u sakatlaması ile başladı.
Ciddi misiniz?
Hani Tarih dersinde öğretmen sorar ya, 1.Dünya Savaşı’nın sebepleri nedir diye, sen de hemen atlarsın, “Avusturya – Macaristan Veliahtı’nın öldürül…”. Önde gözlüklü, çirkin, bıyıklı bir kız vardır. O hemen döner “O sebep değil bir kere gerizekalı” der. Bunun gibi birşey. O bir kıvılcımdı. Aslında her şey Fenerbahçe – İ.B.B. maçı ile başladı.
Nasıl yani?
Bakın. Daum çok akıllı bir adamdır. Türkleri de çok sever. O kadar sever ki “Ben şimdi bir Türk hocası olsam, bu golü çalışmıştık derdim” der. O kadar sever ki en iyi arkadaşı Yılmaz Vural’dır. Sahada, klübede, parkta, her yerde sevişirler. Daum İBB maçında gördü ki, bu takımdan hiç birşey olmaz. Bari ben arkaya 6 kişi yaslayayım, Bilica ve Lugano’yu da fazla çıkartmayayım, ileride top tutarız, nasıl olsa diğer 16 takım kornerden, orta sahadan, duran toptan, Duran Duran’dan, her yerden gol yiyor dedi. Zaten Aziz Yıldırım da alttan devamlı sopa gösteriyor. Nitekim, 8 maçtır gol yemeyen ve 22 puan alan Fenerbahçe lider oldu. Hakem veya diğer konulara girmiyorum, İnternet kapanır.
Evet girmeyelim. Peki Kasımpaşa maçında çok gol kaçtı, di mi?
Allahaşkına biri gitsin, futbolculara “altıpas”ın anlamını anlatsın. Fenerbahçe ceza sahasına girmiş, hala birbirine pas veriyor. Herhalde biri demiş ki, altıpasta “6 pas” zorunlu. Bunlar da paslaşıyorlar. O kadar güvenmiyorlar ki kendilerine, hala paslaşıyorlar.
Fenerbahçe şampiyonluğu haketti mi?
Bir Federasyon hayal ediyorum; törende Alex, Arda veya İbrahim Üzülmez kupayı almaya gelirken, çıksın “Bu sene malesef kimse kupayı haketmemiştir. Kimseye kupa veremiyoruz. Seneye inşallah. Dağılabilirsiniz.” desin.
Bursa da mı haketmedi?
Fenerbahçe tüm büyük maçlardan, Trabzon ve Bursa dahil, 15 puan almış. Bursa ise 12. Eğer sen dersen ki, Fenerbahçe sadece büyük maçlara motive olup kazandığı için Lig’i haketmiyor, o zaman Bursa için de aynı şeyi söylemen lazım. Yani Lig’i domine edemiyorlar. Sadece Volkan-Sercan ile hızlı top oynuyor diye, sadece taraftarı hazır diye, bir takım koca şampiyonluğu hakedemez. Başka şeyler de yapması gerekir. Futbol anlamında tabi. Bana kalsa, Bursa bu sene şampiyon olacağına, 5 sene 2. olsun, Lig daha Sağlam olur.
Son yorumunuz, Barcelona – İnter maçı için olsun…
Galatasaray, artık Kadıköy’de Fenerbahçe’yi yenebilecek teknik direktörü bulmuştur. José Mário dos Santos Félix MORinho.
Boru değil, sıfır insan hatası
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 27 Nisan 2010 tarihinde gönderildi
Bir kere daha gördük ki, şu an dünyanın en iyi futbolcusu Messi, en iyi takımı Barcelona, en iyi teknik direktörü Mourinho, en iyi başkanı ise Aziz Yıldırım’dır.

“Fenerbahçe son üç haftada kağıt üzerinde çok zor görünen Eskişehirspor, Ankaragücü ve Trabzonspor ile oynayacak. Bunları aşacak güce sahip ama garanti mi derseniz; değil tabii…”
Bunlar Rıdvan Ağabey’in son sözleri.
Son sözleri derken, Allah bir o kadar daha ömür versin, demek istediğim son yazısı.
Yine, Allah taş yapar, 20 senedir sadece yorumculuk yapan Rıdvan Dilmen’i eleştirmek kim, biz kim…
Şeytani tahminleri var bir de. Mesela Güiza’yı da beğenir Rıdvan Hoca, Deniz’i de.
Fakat bu cümlelerden şunu anlıyorum, Fenerbahçe kesin şampiyon.
Hem de 3 maçı alarak.
Öyle ya, Sn.Dilmen’in bugüne kadar dediklerinin hep tersi çıktı. Adamcağızın bir de bahis ile ilgili ismi çıktı.
Lig’in başından beri 5 farklı şampiyon yarattı, her hafta da değiştiriyor zaten…
Yahu adamın merhemi olsa kendi keline sürer. Ne bahisi, ne mafyası, ne tefecisi…
Gündeme dönelim. Bu günlerde 3 gündem var bence.
Biri Arda.
Artık Arda ile birşey yazmak istemiyorum. Çünkü Batuhan gibi top oynamadan gündemde kalan Arda’dan da, ona sanki 30 yıldır Real Madrid kaptanıymış gibi mikrofon uzatandan da, o 1.50lik külhanbeyi tavırlarından da çok sıkıldım.
İkincisi, Azizsilin.
Ona açık bir mektup yazalım, açık ne demekse.
Sevgili Başkan,
Allahaşkına ne uğraşıyorsun Daum’la, Aragones’le, onunla bununla? Ne ihtiyacın var trilyonluk sözleşmelere? Ne gerek var Aykut Kocaman’a? Son haftalarda yaşanan o kadar strese? Senin yapacağın tek şey var; şeref tribününün altından soyunma odasına bir yürüyen merdiven. Hatta futbolcular direk şeref tribününe gelsin. Sen hiç yorulma. Bak, bir el attın, takım 8 haftadır gol yemiyor. Bir el daha at, şunun surasında ne kaldı?
Üçüncüsü, yorumcuların yorumlarına yapılan yorumlar.
Erman Hoca, Bobo ve penaltı ile ilgili bir yorum yaptı. Sonra Gökmen Özdenak “Ben şu an Galatasaray forveti olsam, ben de gol atmazdım.” dedi. Fakat Sergen Yalçın, “Şike yapmak öyle kolay değil. Bir trilyon prim versen maça çıkınca futbolcu parayı unutur.” dedi. Düşünün bunu diyen adamın top oynarken 50 tane atı vardı. Chelsea maçından önce bahis oynadı, gol attı.
Tek sorum var, Keita da Bobo gibi, Rijkaard’a maçta kafa geri pası olursa ben vereceğim dedi mi? Ya da antrenmandan sonra çalıştı mı? Futbol bu, insan hata yapacak. Erman Hoca da hata yapabilir, Keita da. Boru değil, sıfır insan hatası isteniyor marka değeri için.
Boru değil, sıfır insan hatası. Yani Otomosyon.
Bir konu bir konuk
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 02 Nisan 2010 tarihinde gönderildi
Ne diyorsunuz? Lig biraz daha şekillendi mi?
Kayseri’nin bile şansı olduğu ligde, hala Galatasaray koptu, Fenerbahçe alır, Beşiktaş potaya girdi, Bursa rahat diyen, her hafta şampiyon değiştiren yorumcu var bu memlekette. Hala akıllanmadılar. Lakin tek birşey biliyorum, sezon sonunda Aziz Yıldırım, Fenerbahçe şampiyon olamazsa Volkan’ı o topu istop ettiği gibi istop edecektir.
Galatasaray – Fenerbahçe maçı için yorumunuz? Fenerbahçe yine yendi…
Yenmesinin hiç bir önemi yok ki. Ben şu an herşeyimi sattım, bu hafta Kayseri’ye yatırıyorum. Fenerbahçe işte bu. Analitiği, denklemi, matematiği bu. Kayseri’yi, Eskişehir’i yener garantisi verebiliyor musun? Ben veremiyorum. Hani yazlıkta kızlar maçını seyreder, sen daha bir başka oynarsın. Fenerbahçe, Galatasaray maçlarını öyle oynuyor.
Son dakikadaki penaltı pozisyonu?
Ne hakemin suçu var, ne Dos Santos’un, ne Lugano’nun. O kuralı kim icat ettiyse, Cangelene kadar döveceksin. Futbolu, basketbola çevirdiler en sonunda.
Hiddink, bir tek Selçuk’u beğenmiş?
Hazır gaza gelmişken, ben Selçuk’un yerinde olsam çıkar açıklama yaparım Milli Takım’ı düşünmüyorum diye. Bundan daha büyük hava olamaz. Bundan daha büyük bir fırsat olamaz.
Aykut Kocaman’ın sene sonu istifası konuşuluyor;
Aykut Kocaman Ankara’da mı hala? Ankaraspor’dan istifası mı konuşuluyor? Daha önce etmedi mi o?
Neyse, Arsenal – Barcelona / Galatasaray – Fenerbahçe maçı arasındaki 10 farkı bulabilir misiniz?
Şimdi bir moda başladı Türkiye’de. Messi insan mı, Barcelona bu dünyadan mı diye.Yahu sen ne kıyaslıyorsun Messi’yi, Barcelona’yı bizle? Dünyada yok ki zaten Messi’den başka. Türkiye’deki problem kıyaslama değil, yanlış kıyaslama. Mesela İstanbul’u Paris ile, New York ile kıyaslıyoruz. Belki Paris, Londra, Roma İstanbul’dan 50 yıl ilerde. Fakat Dallas, Napoli, Leeds; Ankara, Elazığ, Mersin’den, Çanakkale’den 500 yıl ilerde. Bak, biz biraz Bursa’yı, Sivas’ı yukarı çektik, lig nasıl güzel oldu. Messi, Barcelona yaratana kadar, Ozan İpek, Bursa, Mehmet Yıldız, Sivas sayısını arttıralım. Bu arada Messi insan değil, doğru. Fakat Ertem Şener de çok insan gibi durmuyor. Bütün gece kafam şişti. Hayır, Japonca, Laosça dil seçeneği olsa onu seçeceğim. O da yok.
Bu haftaki maçlar?
Bu haftanın iki maçı var. Biri İ.B.B. – Denizli. Ben hayatımda İBB kadar şampiyonu, küme düşenleri, Avrupa kupasını katılacakları belirleyen başka bir takım görmedim. Bir tek kendisine yararı yok. Bir de Manchester – Chelsea var sabah sabah. Bizim derbi maçını 12:45’e koysan düşünebiliyor musun bizimkilerin halini? Franco güneş yansıyacak topu görmedim diyecek, biri çok sıcaktı keşke tayt giymeseydim diyecek vs.vs.
http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/14295490.asp
www.emrahoner.com
Fener’in Hıncal’ına adayım
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 12 Mart 2010 tarihinde gönderildi
Fenerbahçe’nin menfaatleri doğrultusunda Fenerbahçe’yi her an ve her yerde karıştıracağıma, ünlü bir teknik direktörü veya futbolcuyu, daha gelmeden yerle bir edeceğime, asla bir daha “Saldır Galaaaaaaatasaray” demeyeceğime, topu görünce bomba diye karakola götürmeyeceğime, şerefim ve namusum üzerine ant içerim.
Evet, lig kızıştı. Bursa ve Beşiktaş üçer puan daha aldılar. Puan tablosu için yorumunuz?
İngiltere ve İspanya’da az çok kimin şampiyon olacağı belli fakat bizim Lig Süper ya, son ana kadar kimin birinci olacağı belli değil. Yahu nasıl olsun? Birinin 2 maçı eksik, öbürünün bir maçı eksik, öbürünün her an taştan sopadan maçı tehir edilebilir, öbürü Ankara ile oynayacak 3 puan sonra yazılacak, öbürüne 3 puan yazılmış haberi yok kendini potada zannediyor. Maşallah puan tablosu değil KPSS. Daha yeni yeni şekilleniyor Lig.
Fenerbahçe zor da olsa Antalya önünde kazandı. Şampiyonluk şansı sürüyor mu?
Fenerbahçe’nin ilk 8 maç sonundaki şansı ne ise şu anda odur. Fenerbahçe’yi ilk 8 hafta Barcelona yaptılar, sonraki 7 hafta 14 puan kaybetti. Sivas’ı 5-1 yendi yine Barcelona yaptılar, sonraki 4 hafta 10 puan kaybetti. Fenerbahçe’nin evinde fikstür avantajı var dediler, ev kerpiçtenmiş, yıkıldı.
Şunu anlatamadım. Fenerbahçe Türkiye’dir. Fenerbahçe Türk İnsanı’nın kümülatifidir. Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final gördü, tahta çıkardılar, sonraki sene Şampiyonlar Ligi’ne katılamadı. Türkiye Dünya 3.sü oldu, sonraki Avrupa Kupası’a katılamadı. Türkiye Avrupa 3.sü oldu, sonraki Dünya Kupası’na katılamadı. Senin balonu şişirmen nefesin ile alakalı değildir yeğen, balonun hacmidir önemli olan, yeğen.
Bursaspor şampiyon olabilir mi?
Olabilir. Tek bir yolu var; şampiyonluğu unutmak. Artık terapi mi görürler, kaplıcaya mı giderler bilmem. Sonraki işlem, bu 4 büyükleri uyandırmadan son maçın son saniyesinde fişi çekmek. 4 büyüklerin böyle trene bakar gibi bakması lazım o an. Buna örnek çok. Mesela Manchester – Fenerbahçe maçı. Adamları uyuttun, uyuttun Boliç gitti, çaktı, geldi. Adamları kızdırınca 6-2 bitiyor. Örnek Aston Villa – Trabzon maçı. Örnek Türkiye’nin 2008 Avrupa maçları. Bunların tersi bir Barcelona – Trabzon maçı var mesela. İlk golü sanırım ilk dakikalarda Trabzon atmıştı, sonra 7-2 bitti.
Son olarak Şekip Mosturoğlu “Bizim bir Hıncal’ımız yok” dedi?
Ben talibim. Vallahi talibim, billahi talibim. Hemen sınav yapsınlar başvurayım. Yanıma manken de istemem. SSK+yol+yemek yeter. Yemin ederim yarın başlarım. Bakın yeminim de hazır; “Fenerbahçe’nin menfaatleri doğrultusunda Fenerbahçe’yi her an ve her yerde karıştıracağıma, ünlü bir teknik direktör veya futbolcuyu, daha gelmeden yerle bir edeceğime, asla bir daha “Saldır Galaaaaaaatasaray” demeyeceğime, topu görünce bomba diye karakola götürmeyeceğime, şerefim ve namusum üzerine ant içerim.”
Jo ve Güiza
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 26 Ocak 2010 tarihinde gönderildi
Aslında Jo’yu Fenerbahçe alsaymış, daha iyi olabilirmiş. Çünkü Jo-Güiza daha iyi bir ikili olurdu. Bir tek Red Kit, Jack, William ve Rintintin eksik kalıyor. Gerçi Fenerbahçe’de 3-4 tane Rintintin sayarım sana da, neyse.
Cuma günü zor şartlarda bir Denizli maçı oynandı. Nasıl bir maçtı?
Bence iyi maç oldu. Ben Fenerbahçe’nin bu kadar mücadele edeceğini tahmin etmiyordum. Maç Dereağzı’nda, derede oynansa, futbolcular daha az yorulurdu. Dos Santos baktı ki hava soğuk, o bile koştu. İlk defa forması kirlendi.
Şükrü Saraçoğlu’nun çim problemi niye önlenemiyor?
Adam çölün göbeğine golf sahası kuruyor. Erensan, yılların Türk kazan firması, Arsenal stadının tesisatını kuruyor. Alttan ısıtmasını, otomasyonunu bir incele, belki işine yarar. Ama, Corinthians’ın çaycısını sor. Bütün klüp bilir.
Denizli tek galibiyetini Ankaraspor’a almış, bir şey farkeder mi?
Farketmez. Fenerbahçe için farketmez. Çünkü Fenerbahçe Manchester’a 3 de atabilir, Giresun’dan 3 de yiyebilir. Fenerbahçe bu. Aslında Lig’de kolay maç devri Beşiktaş’ın Adana Demirspor’a 10 gol attığı gün bitti. 15 senedir yenilgisiz lider var mı? Yok. 20 senedir 10-0 skor var mı? O da yok. Türkiye’de son 10 senede 7-1 var, 8-0 var. İkisi de malum. Uzatmaya gerek yok.
Peki ne eksik Fenerbahçe’de? Veya birşeyler eksik mi?
Fenerbahçe’de yıllardır bir eksik, bir de fazla birşey var. Eksik olan; Van Hooijdonk veya Moldovan. Fazla olan; para. Transfer taksitleri 3 ay geciksin, sen seyret, hepsi Batistuta kesilir. Van Hooijdonk dedim de, adamcağızın 3 sarı kartı vardı, 15 maç 4.sarı kartı görmedi. Emre, Lugano utanmasa soyunma odasında yatarak girecekler. Amaç, herhalde Sivas’da üşütmemek. Al sana bir eksik daha.
Önder sizce affedilmeli mi?
Eğer zaten Fenerbahçe Önder’e kalmışsa, vay haline. Adam Neill’i alıyor, Neill uçaktan gelip -10 derecede maça çıkıyor, sen hala Bekir’i yetiştireceksin. Abdülkadir, Abdülkadir diye getirdin çocuğu, ta oralardan. Şimdi nerede? İ.B.B.gov.tr.
Galatasaray Jo’yu aldı. Dos Santos yolda. Fenerbahçe’de hala Gökhan Ünal dışında bir şey yok. Sizce bu fırtına öncesi sessizlik mi?
Aslında Jo’yu yıllardır Fenerbahçe istiyordu. Kısmet Galatasaray’a imiş. Jo’yu az çok tanıyoruz. Bir kere adam şu an iyi olsa vermezler, onu bırak problemli adam olmasa Premier Lig hiç vermez. Fakat futbolcunun sezon sonuna kadar ki performansı başka birşey. Avrupa’da oynamayacak adamı alman zaten ayrı bir bomba. Aslında Jo’yu Fenerbahçe alsaymış, daha iyi olabilirmiş. Çünkü Jo-Güiza daha iyi bir ikili olurdu. Bir tek Red Kit, Jack, William ve Rintintin eksik kalıyor. Gerçi Fenerbahçe’de 3-4 tane Rintintin sayarım sana da, neyse.
Son olarak, Gökhan Ünal transferi için ne söylerseniz?
Şöyle anlatayım; bir gün hiç giymediğin kotunu yıkamak için çamaşır makinasına sokuyorsun. Aaa, bir bakıyorsun, arka cebinde sayısal loto kuponu. Aaa, bir daha bakıyorsun trilyon sana çıkmış. İşte, sana Gökhan Ünal transferi. Veya Gökhan’ın hissettikleri.
Bu yazı Blackberi ile gönderilmiştir.
Hakkaten bu yazı Blackberi ile mi gönderilmiştir?
Hayır. Öyle yazınca daha bir havalı oluyor. E-maillerin altına da yazıyorum, millet de birşey var zannediyor. Halbuki bildiğin 6300i.
Ve Bihter kocası ile yattı
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 14 Ocak 2010 tarihinde gönderildi
Ve nihayet 2010 geldi. Ve nihayet Kazım ve Önder kovuldu. Ve nihayet Cüneyt Çakır Fenerbahçe maçına verildi. Ve nihayet Nihat gol attı. Ve nihayet bitter Bihter kocası ile yattı.
Yılmaz Vural’ın standupları, Carlos’un cezası, Semih’in opsiyonu, Sercan’ın bonservisi, Avatar’ın pipisi derken herkes 2010’a bomba gibi girdi.
Tabi ki Federasyon ve MHK da 2010’a bomba gibi girdi.
Euro 2016 için şehirler seçti, polemik yarattı, Türkiye’yi ikiye böldü.
Benim aklıma takılan sadece şu.
Sen Konya’ya maç koyuyorsun, holigan gelsin Mevlana’yı görsün diye…
Kaldı ki Trabzon’da da Sümela var, o var bu var.
Sen bazı yerlere otel yetmez diyorsun, öbürlerinde daha stadyum bile yok…
Kaldı ki 6 senede sen Mardin’i Maldiv yaparsın.
Ve sen Kayseri’ye, Adana’ya maç koyuyorsun.
Esas konu o da değil…
2010 Ramazan ne zaman başlıyor?
11 Ağustos.
2016 Ramazan ne zaman?
11 Haziran.
Euro 2016 ne zaman başlar?
11 Haziran.
Yani sen bana diyorsun ki,
2016 Haziran’da Konya’da İngiltere – Almanya maçı var,
Kayseri’de de Hollanda – Rusya maçı var.
Bu maçlarda 300 bin litre bira içilir, ve o gün Ramazan.
Peki sen hiç hayatında Ramazan’da Kayseri’ye, Konya’ya, Ankara’ya gittin mi?
Yok.
O zaman 3 şıkkın var.
Ya maçları sahurda oynatacaksın, herkes çaktırmadan alkol alacak.
Ya maçları hepsini İzmir’de oynatacaksın, herkes çakarak alkol alacak.
Ya da Eshedu en la ilahe illallah….
Gri Kartal
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 10 Ekim 2009 tarihinde gönderildi
Ve Türkiye Futbol Federasyonu Ankaraspor’u Süper Lig’den kovdu.

Sağolsun, Federasyon her ince detayı düşündü ve açıkladı; rakipler 3-0 hükmen galip sayılacak, bu maçlarda atılan goller gol krallığı sıralamasında dikkate alınacak, Ankaraspor’lu futbolcuların 22 Ekim saat 23:59’a kadar transfer imkanı doğacak, Bank Asya’ya 2 takım düşecek vs.
Bunların hepsini maşallah iyi düşünmüşler, iyi taşınmışlar.
Peki hiç akıllarına gelmiş midir ki, bu olayları buraya kadar getiren adamlar öbür sene yine Süper Lig’e gelirse, kaldı ki Ankara’da Belediye Başkanı değişmediği sürece gelir, sen adamlara ne diyeceksin? “Yahu biz o gün eksik bir açıklama yapmışız, malesef Süper Lig’e alamıyoruz” mu diyeceksin?
Bu adamların ne zaman, ne şekilde Süper Lig’e tekrar gelişi yasak değil? Hükümet ve Federasyon değişince gelebilirler mi?
Örneğin, Ankaragücü bu sene küme düştüğü takdirde, Ankaragücü’nü mü burada mı, orada mı tutacaksın, yoksa Ankaraspor’u bir alt kümeye daha mı düşüreceksin? Öyle ya, bu iki takımın bir araya gelmesi yasak.
Sen Ankaragücü ile Ankaraspor’u birleştirmemeye çalışıyorsun, zaten 8 tane futbolcu Ankaragücü’ne gitmiş, yöneticilerin cezasını 3 aya indirmişsin, adamlar Ankaragücü’nde yine mesaiye başlayacaklar, eğer bu 15 gün transfer izni verdiğin dönemde geriye kalan 15-20 futbolcuyu kimse almaz, Ankaragücü hepsini cüzzi bir rakama alırsa, Ankaragücü ile Ankaraspor tamamen birleşmiş olmuyor mu? O zaman ne diyeceksin? Bir tek geriye Ankaraspor’un Teknik Direktörü kalmayacak mı? Hikmet Karaman, yardımcı antrenörlüğü kabul ederse, ben birleşmeye müsade etmedim nasıl diyeceksin?
Sen, bütün bunların olacağını Melih Gökçek daha önceden bilmiyor mu zannediyorsun?
Peki, buna ne diyeceksin?
Bu sene Ocak ayında Fenerbahçe, bir senelik Deivid parasına (3.5 Milyon Euro) Kartalspor’u satın aldığı haberleri çıkmıştı. Hatta bir ara başkan Cemil Turan olacaktı ama Fenerbahçe bunu yalanladı.
Kartalspor ve Fenerbahçe ilişkisini hepimiz biliyoruz. Volkan Demirel, Servet Çetinler hep bu organik ilişkilerden doğmuştur. Aynı ilişki Beylerbeyi – Galatasaray’da da vardır. Kartalspor Bank Asya Ligi’nde şu an 2. sırada. Oldu ya, bu adamlar Süper Lig’e geldiler, Kartalspor-Fenerbahçe ilişkisi yasal olarak nasıl açıklanacak?
Tamam, belki Fenerbahçe Kartalspor’un sahibi değil, zaten yasada bir klübün sahibi bir başka klüp olduğu takdirde Lig’den düşer yazmıyor.
Fakat resmi olmayan ilişkiler sayılmayacak mı?
Örneğin, Oftaş buralardayken hiç mi Lig’in kaderi ile oynamadı?
Bütün bunların mantığında, ilerde olası bir Fenerbahçe-Kartal Lig’inde Fenerbahçe’ye de ceza vermek zorunda kalmamak için mi Ankaragücü’ne ceza verilmedi?
Bir başka örnek, Gaziantep B.Ş.Bld.Spor, bu sene Süper Lig’e çıksa, bu olaylardan sonra Gaziantep ile beraber siz öyle kardeş kardeş, uslu uslu oturun mu denecek?
Belediye takımları ile gerçek ve en net karar ne zaman alınacak?
Gaziantep ile Gaziantep Büyükşehir Bld. hiç birleşmese, fakat bir takımdan diğerine yönetici transfer olsa problem olacak mı, olmayacak mı?
Federasyon zaten Milli takımı bugünlere getirerek büyük bir skandala imza atmıştır, fakat bu küme düşürme kararı ile daha da büyük bir taşın altına da elini sokmuştur.
Doğru veya yanlış yaptı demiyorum fakat bu konu en az Din ve Devlet işlerinin ayrılması gerekmesi kadar ince bir mevzudur.
Bu, çok iyi düşünülmesi gereken bir konudur.
Yanlış bir karar zaten spora siyaseti sokmuş arkadaşları, daha zeki, daha çevik, daha ahlaklı olmalarını sağlar.
Çekirge, bir sıçrar, iki sıçrar, üçüncüde
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 06 Ekim 2009 tarihinde gönderildi
Alain Prost, bir demecinde şöyle der; “Aracın ne kadar hızlı olursa olsun veya sen ne kadar hızlı olursan ol, eğer dikiz aynanda hala rakibini görüyorsan, geçilmeye mahkumsundur.” 
Öyle bir hafta yaşadık ki, Galataray rezil oldu, Fenerbahçe vezir oldu, Beşiktaş dayak manyağı oldu, Bursa memnun oldu, Trabzon kanser oldu, Sivas’a iyi oldu, Eskişehir deli oldu, Ankara’ya ne oldu? vs.
Bu böyle sonsuza ıraksar.
Iraksar fakat bu bizim Türk Milleti olarak özelliklerimizi değiştirmez.
Çünkü;
Arda’yı geçen hafta 30 milyon Euro’ya Barcelona’ya satmadık, bu hafta çocuğu itin bir tarafına soktuk hala çıkarmadık.
Fenerbahçe dedik, kanserojen dedik, uykuda bile çekilmiyor dedik, bileti 55 TL’den 44’e düşürdük, bir hafta sonra Guinness’e geçirdik.
Alex dedik, yürüyor dedik, kışın üşür dedik, şimdi heykelini diktik.
Beşiktaş dedik, Seba dedik, efendi dedik, saygı dedik, herhalde o gün sahada bir tek Nouma’yı dövmedik.
Bir tek Trabzon’a birşey demedik, o da garibim, orada kendi başına uslu uslu oturuyor zaten.
Şimdi şunu hemen söyleyelim.
Bir kere bütün bunlar çelişki falan değil.
Türkiye’de her zaman iki tür futbolsever var.
Bunların kafası 1 ve 0 çalışıyor. Griyi bilmiyorlar.
Yani, Arda’yı seven adam hala hayvanlar gibi çok seviyor, Alex’i sevmeyen adam hala hiç sevmiyor, nefret ediyor.
Fenerbahçe’yi beğenmeyen adam hala hiç beğenmiyor veya Galatasaray’ı beğenen adam bir tane bile laf kondurtmuyor.
Bunları karıştırmayalım.
Sadece bazılarının daha sırası değil.
Onların sırası da gelecek.
Bir başka örnek;
Arda 2 gol atıyor, 20 yaşında kaptanlık pazu bandını takıyoruz, Metin Oktay forması falan giydiriyoruz, adama Messi diyoruz.
Fakat takım yenilince, sabaha kadar Play Station oynuyor diyoruz, erken yat, fazla sevişme, eğer yapacaksan 35 yaşından sonra futbolu bıraktıktan sonra seviş, gez, Ferrari al diyoruz.
Galatasaray, bu sene 150 gol atar, Avrupa Ligi’ni alır, onu alır, bunu alır diyoruz.
Lakin bir yenilgide Rijkaard’ın Z planı yok ki, adam değil oğlum bu, Surinamlı zaten, Rotterdam’ı küme düşürdü diyoruz.
Alex, Twente maçında hiç ortaya çıkmıyor, adamın futbolculuğunu siliyoruz.
Kıçıkırık bir lig maçında 2 tane topa dokunuyor, koskoca boğa heykelini siliyoruz, yerine onunkini koyuyoruz.
Zaten biz bunu hep yapıyoruz.
Çünkü, bizim elimizin ayarı hiç yoktur.
Biz limitimizi hiç bilmeyiz.
Bu yüzden ne “Eşek şakası”nın İngilizcesi vardır, ne de “Vur dedik, öldürdün”ünün Almancası…
Korkuyorum, Fenerbahçe’yi tam Galatasaray maçı öncesi göklere çıkardılar.
Korkuyorum, çünkü sırf bu stresten dolayı Galatasaray’ı, Kadıköy’de bir milat maçına çıkaracaklar.
Hatırlarsanız, Beşiktaş’ın Kadıköy’deki Japon Bayrağı esprisi öyle günlere denk gelmiştir.
Yine hatırlarsanız, 80’lerin ortalarından, 90ların başına kadar, o güne kadar Beşiktaş’tan belki her maç 3-5 yiyen Fenerbahçe, 93-94 senesinde Uche ile, Gordon Milne’li Beşiktaş’a son saniye golü atarken İnönü Stadındaki maçlar için artık yeni bir sayfa açmıştır.
Sırf bu yüzden, Fenerbahçe’nin Kadıköy’de yenilmezlik ünvanını Galatasaray’a bırakıp, şarkılara güfte olacağına, Fenerbahçe’nin Antep’te yenilmesini isterim.
Eğer Fenerbahçe hakkaten güçlü ise, eğer maç seçmiyor ise, eğer hakkaten profesyonel yönetiliyor ise, eğer istikrarlı ise en yakın rakibini Kadıköy’de ezip geçerek puan farkını 10.hafta 8 puana çıkarması gerekir.
Fakat, Türkiye Lig’i binlerce işaretlerle dolu bir Lig’dir.
O yüzden biraz ürkütücüdür.
Örneğin, Galatasaray Elano’nun ilk 11 oynamaya başladığı 3 maçın sonunda yenilmiştir.
Bu bir işarettir, fakat Rijkaard bunu anlamamıştır.
Mesela bütün insanlık Sabri’yi işaret etmiştir, fakat Yüce Rabbim sistemi değişmesine sebep olan Elano’yu göndermiştir.
İlk önce Eskişehir maçında beraberlik, ardından yine Sturm Graz beraberliği, ve en son Ankaragücü maçında hakedilen bir rezillik.
3 günde bir maç.
Toplam 3 maç, 3 puanı gören yok.
Son maç da 3-0.
İşte o yüzden Allah’ın hakkı Üç’dür.
O yüzden bir, iki, üç, tıp! diye oyun vardır.
O yüzden 3 korner bir penaltıdır.
O yüzden şöyle bir atasözümüz vardır.
Çekirge bir sıçrar, iki sıçrar, üçüncüsünde ağzına….
Sıçrar.







Son Yorumlar