43 ile Etiketlenmiş Yazılar

3000 Ispartalı

Yıllarca Aykut Kocaman maçı seyrettim.
Tonlarca Aykut Kocaman röportajı izledim.
Yarım düzine de Aykut Hoca basın toplantısına katıldım.

Adamcağız şu ana kadar 1 kere güldü.

Onda da Aykut Hoca niye gülmüyorsun dediler, adamcağız ona güldü.

Fakat ben eminim Aykut Hoca evinde de gülmüyordur.
Bayramda da gülmemiştir, yılbaşında da gülmeyecektir.

Nasıl gülsün ki?

22 senede sadece bir adet “Iniesta” Gökay çıkmış, adam nasıl gülsün?

Elalem anti-maddeyi bulmuş, sen yıpratıcı forvetini yeni bulmuşsun, adam nasıl gülsün?

Baskette, voleybolda, istopta, yakartopta, yağlı güreşte, deve güreşinde her yerde Fenerbahçe birinci, futbolda dördüncü, adam nasıl gülsün?
Geçen sene üstteki takımları yeniyordun, alttaki takımları yenemiyordun. Şimdi alttaki takımlara 5 atıyorsun, üsttekileri yenemiyorsun, adam nasıl gülsün?
Adamcağız tee Brezilya’lardan Andre Santos’u, Baroni’yi getirmiş, sen herifleri yuhalıyorsun, adam nasıl gülsün?

Buca 12 maçta 5 gol atmış, sana Kadıköy’de bir maçta 2 gol atmış, adam nasıl gülsün?

Avrupa’dan elenmiş, 30 milyon zarar var, Fenerbahçe Uche’sini daha yeni bulmuş, adam nasıl gülsün?

3000.golü gözden çıkardığın, Boğa Heykeli’nin yerine heykeli dikilecek, babaannemin bile benden çok sevdiği, belki de Fenerbahçe’nin gelmiş geçmiş tek adamı atmış, adam nasıl gülsün?

3000 gol oldu, ama 300 Ispartalı Andre Santos, Baroni, Bilica, Kazım, Güiza, Selçuk, Uğur Boral hala Fenerbahçe’den maaş alıyor, adam nasıl gülsün?

Bu kafayla giderse 5000. golü genç Semih atacak, adam nasıl gülsün?

Yahu 25 senedir tribünde ağlayan taraftar dolu, 50 senedir Fenerbahçe’li olan bir adamın sevinme geni kaybolur, adam nasıl gülsün?

http://www.haberturk.com/yazarlar/574406-3000-ispartali

http://www.htspor.com/fenerbahce/haber/574430-3000-ispartali

, , , , , , , , , ,

6 Yorum

Pes 2011

Oyun İstasyonunda aylardır beklediğimiz oyun piyasaya çıktı.
Pes 2011.
Müthiş bir oyun.
Bizim ligi de olağanüstü gerçekçi yapmışlar.

Oyunu kuruyorsun.
Fakat başta birini seçmen lazım.

Hiddink var, Erman var, Ahmet Çakar var, Oğuz var, Arda var, Mesut var.
Gerçi bunların çoğu Pes 1913’de de vardı.
Yeni olarak Markus Merk var.

Hepsinin farklı özellikleri var.
Mesela Hiddink’i çok güçlü yapmışlar.
11 milyon Euro ile oyuna başlıyorsun.

Yeni versiyonda Erman’ın uzun laf sokma kesinliği (long pass accuracy) 96.
Ahmet Çakar’ın azimlilik (tenacity) 93, polemik (polemic) 100 üzerinden 117.
İkisinin takım çalışması (teamwork) 98.
Serhat Ulueren ile beraber takım çalışması 99.
Gökmen gelince 43.

Bülent Uygun, dönme hareketi (swerve) 92.
Aykut Kocaman, asabiyet (agression) 94.

Arda’yı da iyi yapmışlar.
Tepki (response) 95, artistlik 98, gıdı 100.

Ama gerçekten 3G Spor Toto Lig’i o kadar gerçekçi ki…

Hala hakeme taş var,
Saha kapama var,
HD küfür var,
Elektrik kesintisi var,
Servet’in sümüğü var,
Koskoca İnönü, Fi Yapı oluyor, o var,
Milyar dolarlık ülkemizin kapısına Azerbaycan yerleştiriyir, o var,
Milyon dolarlık kulüplerimize Young Boys – Karpaty Lviv kakalıyor, o var,
Solda Sabri, sağda Özer var,
6+2+2+bu da iki, var,
50 yaşında Aurelio, hissedilen yaş 100, o var,
Yedek klübesinde Necipler var,
Mesut’a yuhlama var.

Var oğlu var.

Ulan ben de diyorum bu oyunun ismi niye Pes.
Ve seneye gelecek oyunları söylüyorum.

Çüş 2012.
Oha 2013.

Erman Hoca ile Arda dedim de.
Bir oyun daha var.
Street Fighter 2011.

Orada da Honda ile Ryu kapışıyor.
Çok sağlam kavga var.
Honda Ryu ile Chun Li’nin özel hayatına mı karışmış ne.
Fakat Ryu şu an adyuket’i çekti. tak tak turu ket’i bekliyor.

, , , , ,

2 Yorum

Boru değil, sıfır insan hatası

Bir kere daha gördük ki, şu an dünyanın en iyi futbolcusu Messi, en iyi takımı Barcelona, en iyi teknik direktörü Mourinho, en iyi başkanı ise Aziz Yıldırım’dır.


“Fenerbahçe son üç haftada kağıt üzerinde çok zor görünen Eskişehirspor, Ankaragücü ve Trabzonspor ile oynayacak. Bunları aşacak güce sahip ama garanti mi derseniz; değil tabii…”

Bunlar Rıdvan Ağabey’in son sözleri.
Son sözleri derken, Allah bir o kadar daha ömür versin, demek istediğim son yazısı.

Yine, Allah taş yapar, 20 senedir sadece yorumculuk yapan Rıdvan Dilmen’i eleştirmek kim, biz kim…
Şeytani tahminleri var bir de. Mesela Güiza’yı da beğenir Rıdvan Hoca, Deniz’i de.
Fakat bu cümlelerden şunu anlıyorum, Fenerbahçe kesin şampiyon.
Hem de 3 maçı alarak.

Öyle ya, Sn.Dilmen’in bugüne kadar dediklerinin hep tersi çıktı. Adamcağızın bir de bahis ile ilgili ismi çıktı.
Lig’in başından beri 5 farklı şampiyon yarattı, her hafta da değiştiriyor zaten…
Yahu adamın merhemi olsa kendi keline sürer. Ne bahisi, ne mafyası, ne tefecisi…

Gündeme dönelim. Bu günlerde 3 gündem var bence.
Biri Arda.
Artık Arda ile birşey yazmak istemiyorum. Çünkü Batuhan gibi top oynamadan gündemde kalan Arda’dan da, ona sanki 30 yıldır Real Madrid kaptanıymış gibi mikrofon uzatandan da, o 1.50lik külhanbeyi tavırlarından da çok sıkıldım.

İkincisi, Azizsilin.
Ona açık bir mektup yazalım, açık ne demekse.

Sevgili Başkan,
Allahaşkına ne uğraşıyorsun Daum’la, Aragones’le, onunla bununla? Ne ihtiyacın var trilyonluk sözleşmelere? Ne gerek var Aykut Kocaman’a? Son haftalarda yaşanan o kadar strese? Senin yapacağın tek şey var; şeref tribününün altından soyunma odasına bir yürüyen merdiven. Hatta futbolcular direk şeref tribününe gelsin. Sen hiç yorulma. Bak, bir el attın, takım 8 haftadır gol yemiyor. Bir el daha at, şunun surasında ne kaldı?

Üçüncüsü, yorumcuların yorumlarına yapılan yorumlar.
Erman Hoca, Bobo ve penaltı ile ilgili bir yorum yaptı. Sonra Gökmen Özdenak “Ben şu an Galatasaray forveti olsam, ben de gol atmazdım.” dedi. Fakat Sergen Yalçın, “Şike yapmak öyle kolay değil. Bir trilyon prim versen maça çıkınca futbolcu parayı unutur.” dedi. Düşünün bunu diyen adamın top oynarken 50 tane atı vardı. Chelsea maçından önce bahis oynadı, gol attı.

Tek sorum var, Keita da Bobo gibi, Rijkaard’a maçta kafa geri pası olursa ben vereceğim dedi mi? Ya da antrenmandan sonra çalıştı mı? Futbol bu, insan hata yapacak. Erman Hoca da hata yapabilir, Keita da. Boru değil, sıfır insan hatası isteniyor marka değeri için.

Boru değil, sıfır insan hatası. Yani Otomosyon.

http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/14543880.asp

, , , , , , , , , , , , , , ,

Yorum yok

Sakallı bebek

Evet Türkiye Kupası finali belli oldu. Ne diyorsunuz?
Geçen sene nasıl Beşiktaş Lig’i aldığında “Fenerbahçe ve Galatasaray yokken babam da şampiyon olur” dendiyse, bu sene kupada aynı şeyler Fenerbahçe’ye söylenecektir. Ve tarihe de böyle geçecektir. Eğer Trabzon’u yenemezlerse daha kötü. 25 sene daha dalga geçilecektir. Fenerbahçe en son kupayı aldığı zaman Güiza bebekti ama sakallı bebek falan.

Bitime 5 hafta kaldı, Bursa şampiyon olursa 3 büyükler iyi bir tokat yemiş olurlar mı?
Bence Bursa’dan daha büyük bir tokat Beşiktaş’ın bu sene Lig’i yine almasıdır. Ben size söyleyeyim, Aziz Yıldırım ve Adnan Polat’a Bursa’nın şampiyonluğu hiç koymaz. İyi ki Fenerbahçe olmadı der Adnan Polat. Keza Aziz Yıldırım da. Çünkü biliyorlar ki, seneye ve ondan sonra Bursa ortada olmayacak. Fakat Beşiktaş bu gerizekalı dalaşmalardan kendini sıyırsaydı 20. şampiyonluğa ulaşabilirdi. Ama sen daha Serdar Ozkan’ın kulağını çekemiyorsun ki, gelip Kadıköy’de Fenerbahçe’nin kulağını çekesin.

Derbinin hakemi günlerdir tartışılıyordu. Ve en sonunda belli oldu.
Hakem konusunda bir tane yazımı bulamazsınız. Fakat sadece birşeyi merak ediyorum. Gece barda bir adamla kavgaya tutuştun. Adam “Ben polisim ulan” diye bağırıyor, fakat sen adamı yaraladın. Bunun cezası nedir? Fakat adam o an mesaide değil ama bağırıyor. Devlet memuruna mesai dışında da vurmak kaç aydan başlar? Geçen haftadan beri ufacık bir el pozisyonu için Bünyamin Gezer’e edilmedik küfür, aşağılayıcı söz, yerin dibine sokucu kelime kalmadı. Şimdi bunlar için suç duyurusu olmayacak mı? Hatta statta birşey atılsa idi cezası direk hapis değil miydi?

Mustafa Denizli’nin yine çok samimi açıklamaları var.
Eğer 4 büyükleri 4 tane Mustafa Denizli yönetse, hayatımız boyunca ne kavga olur, ne küfür. Ve 4 takım da şampiyonluğa oynar. Fakat Lig’i domine ettiği için değil, hepsi puan kaybettiği için.

Neyse, Jo arkadaşlarını da Barcelona’ya bırakıp gelmiş ve özür dilemiş…
O kadar sığ bir memlekette yaşıyoruz ki. Zaten çocuğa da demediğimizi bırakmadık. Şimdi Fenerbahçe, Beşiktaş’a ve Eskişehir’e yenilse, Galatasaray da Bursa’yı yense, Fenerbahçe’de tekrar grup seksler, kelepçeler, kokain partileri ortaya çıkacak. Ve insanların en sevdiği haber türü pörtleyecek. Kocaman puntalarla “Fenerbahçe niye kaybetti?” 1. Alex’in karısı kuaförde gaz çıkardı, bunu duyan Güiza üzüldü. 2. Manisa maçından sonra Daum’un herkesin önünde bıyığını taraması Aykut’u rahatsız etti. 3. Fenerbahçe devre arasında Brezilyalı çaycı ile anlaşamadı, Güiza üzüldü. 4. Şöyle oldu, Güiza üzüldü. Hala bu haberleri okuyan, hala bu haberleri bir futbolcunun futboluna yorumlayan, hala bu tür gazeteleri alan, hala Jo’yu yuhalayan toplum karanlığa mahkumdur. 6 ay önce “Aziz Yıldırım Haldun Üstünel’i alsın” diyen, ama Jo-Dos Santos-Caner’den üçün birini alan mankafa ise karanlığın daimi müşterisidir.

http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/14437865.asp

, , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Yorum yok

Messi mi Arda mı Babam mı?

 

Çok tartışılan bir konu; hemen soralım. Arda mı Messi mi?
Hemen cevaplayayım. 2 yaşında bir çocuk annesi ile minibüse biniyor, çocuktan para almıyorlar. Peki, minibüs giderken 2 yaşında başka bir çocuk kendi başına binmek için el ediyor. Bedava mı gider? Veya; Bostancı – Kadıköy 3 lira. Erenköy – Kadıköy de 3 lira. O zaman Bostancı – Erenköy bedava mı?

Bütün bunların konumuzla ne alakası var?
İşte Arda ile Messi’nin o kadar alakası var. Hani belki Messi mi Maradona mı tartışılır, kaldı ki bence yine Maradona’dır, çünkü Messi gelecek önce Napoli’yi şampiyon yapacak ondan sonra ben “Messi mi Maradona mı”yı tartışacağım. Veya Daum, Mustafa Denizli, Fatih Terim önce gelecek, Trabzon’u, Sivas’ı, Antep’i, Bursa’yı şampiyon yapacak ondan sonra ben teknik direktörlük tartışacağım. Yoksa oradan atması çok kolay. Arda mı, Messi mi? Messi acaba Arda diye birini tanıyor mudur acaba onu sormak lazım. Ya da Messi Madrid Şehir sinemasını kapatmış mı? Bernabéu’da güvenlik görevlisi dövmüş mü? Bunları da araştırmak lazım. Bir de en son klişe, “Barcelona’yı babam da oynatır”. “O işi babam da yapar.” Baban o işi yapmasaydı, zaten sen olmazdın.

Ama Arda’yı sezon başı baş tacı yaptılar?
İşte esas problem o. Hala Mustafa Sarp diyen, hala 4-6-5-1 diyen, hala Franco diyen yorumcu var bu memlekette. Galatasaray, Arda’yı kaptan yaptığı gün herşeyi kaybetti. Arda kaptanlıktan önce takımın hamalı, golcüsü, Gattuso’su, Appiah’ı, Robben’i, Ribery’isi, Messi’si, yani herşeyiydi. Ama şimdi takımın Alex’i oldu. Eğer sen iyi yetiştirilmemişsen, formaya kaptanlık bandını takınca, bakkala kravat takmış gibi olursun. Herkeslere emirler yağdırırsın, herkesi yönetmeye çalırsın, ulan bir bakmışsın sadece sen ve çırak var. Aslında senin koşman gerekir. Senin iş bitirmen gerekir. Bence futbolcular bilinç altından dedi ki, yahu biz bu kadar koşuyoruz, yırtınıyoruz, seninki sinema kapatıyor, açılışlara gidiyor, bir de bizi o yaşta yönetmeye kalkıyor. Ne basacağım ben topa, gelsin Arda bassın dediler. Şu bir gerçek, takımın %50’si, %60’ı Arda. Arda’yı bu hale getirenler, 20 milyon paunda satmam diyenler, daha başında kulağını çekemeyenler, dolaylı yoldan Galatasaray’ın şu anki haline sebeptirler. Fakat şu da bir gerçektir, Arda hakkaten Türkiye’nin Messi’sidir. Zira Gökhan Zan Türkiye’nin Rio Ferdinand’ı, Sibel Can Türkiye’nin Barbara Streisand’ı, Sinan Çetin Türkiye’nin Tarantino’sudur.

http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/14365664.asp

, , , , , , , , , , , , ,

2 Yorum

Sarı Melekler vs Renkli Kelekler

Sarı Melekler…

Final oynadılar…
Ağladılar ve ağlattılar.

“Benim hissiyatım topun net bir şekilde izdüşümünün penaltı noktasının dışında olduğu yöndedir.”

“Bursaspor penaltı atışını penaltı noktasından 30 santim önde kullanmıştır.”

“Bursa Atatürk Stadı’nda penaltı noktası çok geniş.”

“Selçuk Dereli’ye gıcığım.”

“…ve şimdi Fenerbahçe taç çizgisine çok yakın tehlikeli bir yerden korner kullanıyor.”

“Yerden şuttt, üstten aut.”

“Artık kendinize gelin. Kiminize 2, kiminize 3 milyon Euro ödüyoruz. Türkiye’deki asgari ücretin 300 dolar olduğunu biliyor musunuz? Sizi destekleyen taraftarlar ayda 300 dolara hem geçiniyorlar, hem bilet alıyorlar. Onları düşünün biraz da. Bu paranın hakkını sonuna kadar veren kaç kişi var? Çoğunuz yılda 3-5 maçı tam performansla götürüp gerisinde idare ediyorsunuz. Böyle devam etmeyecek. Gereken fedakârlığı gösterip şampiyon olmazsanız, görün bakın aynı paralar devam edecek mi? Bu arada G.Saray’ı yenin, toplam 1.5 milyon dolar prim dağıtacağız.”

“Berezutski kardeşler, ikiz bunlar. Biri Valeri, diğeri Aleksi. Ekrandaki Vasili.”

“Bilica, sen değil Fenerbahçe’de top oynamak, Fenerbahçe halk pazarında simit satamazsın.”

“İdmandan sonra futbolculara çay servisi yapan çaycının katkısı neyse, Rijkaard’inki de o.”

“Arif vurursa gol olur, vurursa gol olur, vurursa gol olur, vuruyorrr…Aut.”

“Adama pornografik teklifte bulunmuşlar. Ağabey, astronomik olmasın? Hayır. Pornografik.”

“Rüştü çık, Rüştü çık, Rüştü çık, Rüştü çık, Rüştü çıkma, ahhh. Gol oldu.”

“Ziya Ağabey, bunu söylemen için aptal olman gerekir. Sen bana aptal mı diyorsun? Hayır, bunu söylemen için aptal olman lazım diyorum. Ha, tamam o zaman.”

“Hem penaltı, hem gol.”

Sarı Melekler…
Şampiyonlar Ligi’nde final oynadılar.

İşte bu yüzden belki final oynadılar.
İşte bu yüzden belki isimleri Sarı Melek.

Teşekkürler Hanımlar.

http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/14332729.asp

, , , , , , , , ,

4 Yorum

Herif her yerde!

 

http://www.facebook.com/home.php?#/pages/Emrah-Oner-Hurriyetcomtr-Spor-Yazari/95247034053?ref=ts

http://friendfeed.com/emrahoner78

https://twitter.com/emrahoner

kid

, , , , ,

Yorum yok

And Fenerbahce For All!

Ve sonunda o da oldu.

Daha önce kağıda “Mahmut beni düdüklüyor” yazdırıp geyşanın eline tutturan yurdum insanı, metalin sembolüne de forma sokuşturdu. James, ne kadar futbol ile ilgili, hatta ne kadar “football-soccer” ayrımını biliyor, hatta ve hatta ne kadar spor yapıyor bilinmez, fakat o şekil veya şu şekilde, bu fotoğraf Heavy literatürüne girmiştir.

13944_167141646343_740841343_2937484_2727773_n

Daha önce (sanırım) Wasted Years klibinde, Iron Maiden’in komple futbol oynadığını, hatta Steve Harris’in uçarak dömi vole falan attığını görmüştük. Tabi ki, Iron Maiden’in burada New Wave of British Football altyapısına sahip olduğunu belirtmek lazım. Eminim, Bruce Dickinson da, College Football’da UT – Colorado maçını takip etmiyordur. Yine de, insan James’in elinde bir 3 yıldızlı Fenerbahçe fotoğrafı görünce duygulanmıyor değil.

Tabi burada, dikkat edilmesi gereken konu; yüzde kaçlık bir oranın hem futbol ile ilgilenip hem de Heavy Metal ile ilgilendiğidir. Belki bu oran, onbinde 1’dir. Öyle ya, Bostancı Gösteri Merkezi’nde bugün bir Metallica konseri olsa, 9999 kişi simsiyah karafatma gibi giyinip konsere gelir, fakat herhalde 1 kişi sarı lacivert forma ile gelir ve o formaya da imza almaya çalışır. Veya tam tersi, Fenerbahe – PSV maçına, 1 kişi Slayer t-shirti giyer gelir.

Neyse, güzel bir hatıra olmuş…

Bundan sonraki hedefimiz, Children Of Bodom’un Alexi’sine Trabzon forması giydirmek, Nightwish’in Anette’sinin boynuna bir Bursa atkısı dolamak, veya Ozzy – Lefter fotoğrafı çektirmek…

Veya en güzeli…

Moda minyatürde, Megadeth – Metallica maçı yaptırmak.

Hakem tabi ki, James Dio.

, , ,

5 Yorum

Lu gone O!

Ve Fenerbahçe Lugano ile yollarını ayırdı. Fenerbahçe o hırs küpü, o tansiyon hastası adamı, o sarışın kafayı, o deli mavi gözleri kapı dışarı etti. Peki etmeli miydi? Bunu ben de bilmiyorum, yazının sonunda öğreneceğim.

edu-lugano-1111-ic1

Diego Alfredo Moreno Lugano, orijini İsviçre, pasaportu İtalya fakat Uruguay doğumludur. Lakabı “Tota” yani bağıran, uluyan hayvan anlamına gelir. 29 yaşındadır. En az 33 gösterir. Çocukluğundan bir tane bulsam kendi evime de almak isteyeceğim süper bir suratı vardır. Ama ev müstakil olmalıdır, zira o renkli göz ve kıvırcık kafa, evi hipodrama çevirip günde 70 saat haldur huldur koşup, teyzesine yatarak girecek, misafirler üstünden top almaya çalışacaktır. Biraz düz topçudur fakat güçlüdür, o yüzden salonda vazoyu tabloyu kıracağına, dışarda ağacı kökünden sökmesi, ayılarla, yaban domuzlarıyla güreşmesi daha uygundur.

Lugano, 2006-07 sezonundaki Aziz Yıldırım’ın “Kare As” transferlerinden biridir. Diğerleri belki maça kızı çıkmıştır fakat acele ile olsa da São Paulo takımından koskoca Uruguay’ın kaptanını getirilmiştir. Lugano, 2006 yazından beri, Fenerbahçe’de 106 resmi maçta 9438 dakika oynamış, ki maç başına ortalama 89.03 dakikadır, ve o 1 dakikada nereye gitmiştir bilinmemektedir. Lugano, bir orta saha oyuncusu kadar da gol atmıştır.(13 gol) Bu arada bu maçların hepsi ilk 11’dir.

Bunların hepsi 11’dir çünkü, Lugano’nun asabileşince seni şaşal su gibi oradan oraya vurabilecek, tek hareketle seni kağıttan gemiye, uçağa, külaha çevirebilecek bir güç ve asabiyete sahiptir. Hiç bir teknik direktör Lugano cezalı veya sakat değil ise yedek kulübesinde yanında oturtamaz. Hem iyi bir topçu olduğundan dolayı oturtamaz, hem de asabiyet sınırları her futbolcu kadar geniş değildir, ondan oturtamaz.

Lugano, 3 senede 37 sarı kart, 5 kırmızı kart görmüştür. Bu rakamlar, yine defans oyuncuları olan Abdülkerim Durmaz, Bülent Korkmaz, Rambo Yusuf, Arap İsmail, Deli Nezihi ile kıyaslandığında hiçbir şeydir. Fakat kritik yerlerdeki kritik cezaları müthiş ön plana çıkmıştır. En büyük cezasını 5 maç ile Galatasaray maçındaki olaylardan ötürü almıştır. Olaylı maçtan bir süre önce“Fenerbahçe’den ayrılacak” haberlerinin çıkması, karısının sadece 3 aylık spor paketi alması, menajerinin de Juan Figer olması, akla acaba o kavgayı da bilerek mi çıkardı sorularını getirmiştir. Aslında öbür taraftan bakılırsa, Emre Aşık, belki de Lugano’yu bilerek tahrik etmiş ve ayrılma değil gönderme planı başarı ile gerçekleşmiş de olabilir. Çünkü bir Galatasaray’lıya Fenerbahçe’den en sevmediğin futbolcu kimdir diye sorulduğunda akla ilk Emre Belezoğlu, daha sonra Lugano gelebilir. Belki listelere hızlı bir giriş yapan Volkan Demirel de unutulmamalıdır fakat bilinir ki sadece Lugano devamlı Galatasaray’a gol atmaktadır. 2 sene önce Ümit Karan’ın basın toplantısı yapıp “Fenerbahçe’de bir kasap var, maçta bizi doğradı.” demecini de unutmamak gerekir.

lugano_gozluk

Lugano kart görerek takıma zarar veriyor demeci yüzeysel değildir. Örneğin, Lugano 2006-07 sezonundaki Antalya maçında 4.sarı kartını görüp bir hafta sonra Sivas maçında cezalı duruma düşmüştür. Fenerbahçe Luganosuz bu maçta 2 puan kaybetmiştir. Kupa yarı finalinde Beşiktaş ile 1-1 biten maçta, Lugano kırmızı kart görmüş, 3 gün sonra Fenerbahçe Denizli ile evinde 2-2 berabere kalmıştır. Ligin son maçında, Galatasaray karşısında cezalı duruma düşen Lugano, 2007-08 sezonuna başlarken İstanbul Büyükşehir maçında oynayamamış, Fenerbahçe 2-0 yenilmiştir. Olaylı 2007-08 Galatasaray kupa çeyrek finalinde Lugano, kırmızı kart görmüş, ondan hemen sonraki Ankaragücü maçı 0-0 bitmiştir. Lugano, o Galatasaray maçında, Fenerbahçe 1-0 yenikken kırmızı kart görmüştür. Geçtiğimiz sene, yine olaylı Galatasaray maçından sonra 5 maçlık ceza almış, Fenerbahçe ondan sonraki maçlarda 6 puan kaybetmiştir. Bütün bu puan kayıpları, tümüyle Lugano’nun yokluğuna bağlanamıyor ise, bir şekilde Lugano’yu bir yere bağlamak gerekmektedir.

Lugano, son derece disiplinli bir şekilde, 3 sene hiç maç seçmeden, hiç forvet seçmeden Drogba’dan Tokatspor’lu Mustafa’ya kadar herkese aynı standardı göstererek oynamıştır. Lugano, artık Türkiye’yi de tanımış, Türkiye de onu tanımıştır. Zaten sorunlar, kavgalar, itirazlar, didişmeler bu yüzden tavan yapmıştır. Lugano, belki Tuncay’dan daha hırslı, Uche’den daha profesyonel, Müjdat Yetkiner’den daha göbeksiz, Högh’den daha sağlam, Luciano’dan daha golcüdür. Ve belki Fenerbahçe için de şu an bulunmaz hint kumaşıdır, fakat yeni bir oluşum için de tam sırasıdır. Belki, takımın şu an yapısı gereği, en gönderilmemesi gereken oyuncu gibi gözükmesi, tamamen Fenerbahçe’nin takım yapısının ne kadar cılız olduğunu göstermektedir. Fenerbahçe’nin belki de öfke kontrolünden geçmiş en az 6 adet Lugano gibi futbolcuya zaten sahip olması gerekmektedir.

Lugano, tabi ki bir para alacaktır, belki Lugano istemiş olduğu parayı başka yerde hakediyordur, belki Fenerbahçe’de diğer futbolcuların aldığı paranın yanında o para da bir şey değildir. Fakat takıma verilen zarar, takımın itibarı herşeyden önce gelmelidir. Lugano ile anlaşılamaması, 3 ay ortadan kaybolup, babası Juan Figer ile fellik fellik kulüp bakıp, telefonlara çıkmayıp, yine kös kös Fenerbahçe’ye geri gelip utanmadan trilyonlar istemesi değildir. Lugano istemiş olduğu ücretten biraz indirim yapmış olsa, Fenerbahçe yöneticileri bir stope bulamadıkları için onu sırtlarında Almanya’daki kampa götürecektir. Dolayısıyla, Lugano ile anlaşamama konusu, kulübe verdiği zarar ziyan ile, 100 yıllık Fenerbahçe Şerefi ile, itibarı ile ile hiç bir ilgisi de yoktur. Burada tek merak ettiğim konu, Fenerbahçe’den ayrılan Lugano’nun yeni takımının yeni sezonda küme düşüp düşmeyeceğidir.

, , , , , , , , , , , , , , , ,

2 Yorum