Hepimiz kazız, hepimiz kazım’ız

Şimdi biri Aziz Yıldırım’a “Aziz Başkan, Galatasaray’ın başına geç, istediğin gibi kulübün içine et, ya da en azından bildiğin gibi yönet” dese, sana yemin ediyorum, Aziz Başkan;

Serdar Özkan’ı alır,
Jo’yu alır,
Dos Santos’u alır,
Leo Franco’yu alır,
Ali Turan’ı alır, 6 ay oynatmaz, oynatınca da sağ bek oynatır,
Mustafa Sarp’ı alır,
Gökhan Zan’ı alır,
Iorfa’yı alır,
Sarr’ı alır,
Pino’yu alır,
Carrusca’yı alır,
Christian’ı alır,
Lincoln’ü alır,
Elano’yu alır,
Bratu’yu alır,
Barusso’yu alır,
Tolga Seyhan’ı alır,
Berkant’ı alır,
Volkan Arslan’ı alır,
Caner’i alır,
Cihan’ı alır,
Murat Sözkesen’i alır,
Mehmet Güven’i alır,
Mehmet Bölükbaşı’nı alır,
Kaleci Orkun’u alır,
Kaleci Aykut’u alır,
Orhan Ak’ı alır,
Serkan Kurtuluş’u alır,
Servet’i alır,
Volkan Yaman’ı alır,
UEFA’da son dakikada Hasan Şaş’ı oyuna sokar,
Sabri’yı kaptan yapar,
Hagi’yi getirir, aynı anda Tugay’ı getirir,
Misimović’i alır, 6 saat sonra geri gönderir,
Stadı  50 yılda bitirir,
Forma skandalı yapar,
Tromso’ye elenir,
Karpaty Lviv’e elenir,
Nonda’yı satar,
Keita’yı satar,
Su Ada’yı satar,
Riva’yı satar,
Revivo’yu alır,
Baljiç’i alır,
Bülent Korkmaz’ı alır,
Skippe’yi alır,
Tanju Çolak’ı alır,
Yıldo’yu alır,
Gökmen Özdenak’ı alır, 

Ama Colin Kazım’ı nah alır.

Der ki, “Ulan Adnan, Colin Kazım’ı da alırsak Fenerbahçeli olduğumuzu anlarlar. Sen bana bari Necati’yi getir. Bir de tuvalet kağıdı getir.”

3 Yorum

En

Bu da benim “en”lerim.

En sopalık futbolcu,
Fábio Alves da Silva “Bilica”.

En alakasız transfer,
Fatih Tekke.

Hepimizi en yıpratıcı forvet,
Batuhan Karadeniz.

En iyi çıkış yapan,
Galatasaray U17 seyircileri.

En taş doping,
Fenerli Diana Taurasi.

En iyi transfer,
Sergen Yalçın – Türkiye Radyo Televizyon Kurumu.

En iyi gol,
Bülent Uygun’un Bucaspor’a bacağı ile attığı gol.

En bomba demeç,
“Ben düğüne gelmem demiyorum, Ali Şen gelirse gelmem diyorum.”

En samimi demeç,
“Ulan Arda, işkembe mi içiyorsun?”

En her gübreden çıkan ama sıfır elde var sıfır,
Arda Turan.

En genç futbolcu,
İbrahim Üzülmez.

En yaşlı futbolcu,
Christian Baroni.

Yangında ilk kurtarılacak futbolcu,
Alex de Souza.

En karizma,
Ricardo Quaresma.

En iyi Aykut Kocaman,
88’deki Aykut Kocaman.

En müzelik teknik direktör,
1960 model Rolls-Royce Schuster.

En tatlı acı badem,
Fenerbahçe Acıbadem.

En salak,
Türkiye Ligi’ni takip ettiğim için, ben.

İkinci en salak,
Fenerbahçe’yi takip ettiğim için yine ben.

7 Yorum

Biz

Galatasaray U17 – Fenerbahçe U17.
Galatasaray U50 – Fenerbahçe U17.
Beşiktaş – Bursa.
Arda – Baroni.
Emre Belezoğlu – Kangele.
Tokat Topçam – Keçiörengücü.
Beşiktaş Hentbol – Trabzon Sutopu.
CHP – CHP.
Emre Belezoğlu – Ronald Reagan.
Kadıköy/Kartal Minibüsü – 559 Rumeli Hisar üstü Özel Halk Otobüsü.
Edebiyat 11A – Fen/Matematik 11B.
Çınar Apartmanı, Daire 43 – Daire 16.
Hacı İbrahim Taksi Durağı – Korsan Taksi durağı.
Halı sahanın sol beki – sağ açığı.
Emre Belezoğlu – Tarık Tarcan.
Berkcan’ın yeni sevgilisi – eski sevgilisi.
Banucan’ın yeni sevgilisi – yeni sevgilisi.

Diyorlar ki, yasa olmadan biz bu terörü önleyemeyiz.

Ne yasası, ne kanunu, ne terörü, ne önlemesi.

Biz, kavga seviyoruz kardeşim, kavga. Futbol değil.
Çünkü biz, 1299’dan beri kavga ediyoruz.
Biz, mazoyuz, öyle yetiştirilmişiz ki, çocukluktan beri dayak yiyoruz, terlik yiyoruz, kafamıza tebeşir yiyoruz.
Biz, annemizi bile 9 ay tekmeliyoruz.
Biz, “Anam avradım olsun” diye yemin ediyoruz.
Biz, hala kadınımızın sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmiyoruz.
Biz, bırak birinin arkasından konuşmayı, insanın ölmüşüne, kitabına küfür ediyoruz.

Biz, kaldırımdan yürümüyoruz, kıç kadar boyumuzla sanki yol bizimmiş gibi yoldaki arabaya ters ters bakıyoruz.
Biz, 17 yaşındayız, elimizde tespih, sakallar bir karış, 40 yaşında Kurtlar Vadisi – Yeditepe gibi dolaşıyoruz.
Biz, sokakta kavgayı ayıracağımıza, cips alıp seyrediyoruz.
Biz, haberlerde, spor programlarında, yemekteyiz’de kavga görünce dayanamıyoruz.
Biz, enerji verimliliği kanunu yapacağımıza, silah kanunu çıkartıyoruz.
Biz, Metin Oktay gibi adamdan sonra “Scarface” t-shirti giymiş, güvenlik görevisini tartaklamış, hemen hemen her kavganın içinde olan adama kaptanlık veriyoruz.

Biz, yasa masa istemeyiz.
Biz, kan isteriz, kavga isteriz, karambol isteriz, kaos isteriz.
Ya bizi öbür dünyaya gönderseler, önce ben geldim lan diye kavga çıkartırız.

Biz Türk’üz, babacım.
Türk’üz.

O yüzden Arena diye stat yaptırıyoruz.

7 Yorum

Aykut not run

Aykut not run.

Türkçesi, Aykut terli terli koşma. Arkana bez koy.
İngilizcesi, I could not run.
Türkçesi, takım koşmuyor.
Ulan onun da Türkçesi, Fenerbahçe Aykut Hoca ile nereye koşuyor?

Cevabı, Aykut Hoca bu sene rekordan rekora koşuyor.

Her türlü kupadan elendi, deplasmanda sadece 1 galibiyet aldı, derbi maçı kazanamadı, Kadıköy’de Buca’dan 3 gol yedi, Sabri’ye 3lü çektirdi, bir tek Şenol Güneş ile polemiğe girmemişti, onu da yaptı.

Düşünün, Peygamber gibi adam Şenol Güneş ile polemiğe girmek…
Ben 30 yılda, ilk defa Şenol Güneş’in birine cevap verdiğini görüyorum.
Gerçi Şenol Güneş’in ne konuştuğunu anlamıyorum fakat bir şeyler söyledi Şenol Güneş.

Tabi bir de şu var, ben de 15 sene evvel son saniyede ligi Aykut’un golü ile kaybetsem, o acıyı hiçbir zaman unutmam, ayriyeten Aykut Hoca’ya Korece küfür ederim.

Peki, Şenol Güneş’in ne konuştuğunu anlamıyorum da, Aykut Kocaman’ı anlıyor muyum?
Hayır, anlamıyorum.

Uzun uzun cümleler, net olmayan cevaplar, kinayeler vs..

Bak Aykut Hoca’yı şuna benzetiyorum…

Arkadaşın annesi bir gün pazardan dönüyor. Elinde torbalar.
İyi giyinimli bir adam karşısına dikiliyor. “Pardon” diyor. “Bir şey soracağım hanımefendi, ben nasıl görünüyorum?”
Teyzem, şaşırmış. “E, iyi görünüyorsunuz” diyor tedirgin tedirgin. İçinden sapık herhalde diyor.
“Kusura bakmayın. Yıllardır görmediğim arkadaşlarla yemeğe gidiyorum da, iyi görünmek istiyorum” diyor.
Teyzem hala şaşkın.
“Peki” diyor adam. “Bir şey daha soracağım. Benimle yemeğe gelir misiniz?”
Arkadaşın annesi, bembeyaz oluyor, şekilden şekle giriyor. Ne desin?
Torbaları havaya kaldırıyor, “Ben ıspanak yapıcam!”

Yani biz ne soruyoruz Aykut Hoca’ya, o ne anlatıyor.

Biz soruyoruz, Andre Santos’u, Baroni’yi sen getirmedin mi?
Biz soruyoruz, bu adamlar gibi adamlar yüzünden Daum kovulmadı mı?
Biz soruyoruz, Colin Kazım’ı sen affetmedin mi?
Biz soruyoruz, Baroni küsünce Baroni’yi, Alex küsünce Alex’i, Semih küsünce Semih’i, Dia küsünce Dia’yı, Stoch küsünce Stoch’u, Selçuk küsünce Selçuk’u takıma koymadın mı?
Biz soruyoruz, Güiza küsünce Güiza’yı da mı koyacaksın?
Biz soruyoruz, sağ bek Okan vardı, o nerede?
Biz soruyoruz, ligin başında Gökhan Ünal vardı, o nerede?
Biz soruyoruz, Rıdvan Hoca seni ne zaman eleştirecek?
Biz soruyoruz, “Yapamayacağımı gördüğüm anda beni hiçbir kuvvet hiçbir görevin başında tutamaz” diyorsun, peki sen ne zaman yapamayacağını görürsün Aykut Kocaman?

Sen ne zaman güleceksin Aykut Kocaman?
Sen ne zaman seveceksin Aykut Kocaman?
Sen ne zaman sarılacaksın Aykut Kocaman?

Ozanın bir mısrada dediği gibi;
“Sen ne zaman koyacaksın Aykut Kocaman?”

, , , , , , , ,

4 Yorum

Face verdik, book’unu çıkarmayın

5000 sarı kart, 50 bin isabetsiz pas, 1 milyon faul…
Fenerbahçe’nin 2.yarıları, Guti’nin promili, Arda’nın pubisi, Colin Kazım’ın pipisi…

Ligin ilk yarısının analizi için gazetelerde bunlar gibi, binlerce sayı ve data.
Bunları okuyacak vaktiniz yok ise, ben size ligin ilk yarısını özetleyeyim.

Mesela,
Ben bu sene Türkiye Ligi’ni seyrettim.
Bir de Acun’un Yetenek Sizsiniz’i seyrettim.
Tam Türk futbolunun niye böyle olduğunu anladım derken, bir de Animal Planet’in Yetenek Sizsiniz’i seyrettim. 
Biz niye onlara hayvan demişiz, ben anlamadım.

Mesela,
Geçen ben yayıncı kuruluşu aradım.
“Türkiye Ligi’ni kapatsak sadece İngiltere Ligi’ni açsak” dedim.
Hayır dediler.
“Türkiye Ligi’ni kapatayım, Telegol’ü kapatayım, bir tek İngiltere Ligi kalsa” dedim.
Hayır dediler.
“Türkiye Ligi’ni kapatayım, Telegol’ü kapatayım, yanına Tabata ile Serdar Özkan’ı vereyim” dedim.
Telefonu yüzüme kapadılar.

Mesela,
Bende uyku problemi var.
Doktora gittim.
Bana haftada Spor Totoş Ligi’nden 3 maç seyredeceksin dedi.
Olur mu öyle şey dedim.
Reçeteye Konya – Galatasaray, Fenerbahçe – Sivas, Beşiktaş – Gaziantep yazdı.
Ohhh, bir seyrettim, 4.5 saat kesintisiz uyku.
Bir de üstüne Mustafa Denizli & Şansal Ağabey.
Ohhh, etti sana günde 9 saat.
Beni hakikaten Türk doktorlarına emanet edin.

Mesela,
Umut 100ler kulübüne girdi, onu gördüm.

Mesela,
Burak Yılmaz’a çok iyi forvet dediler, onu gördüm.

Mesela,
Alex frikikten gol attı, onu da gördüm.

Yahu, onu bırak Rıdvan, Aykut’u eleştirdi.
Onu bile gördüm.

Artık ölsem de gam yemem.

Not : Bu arada Colin Kazım’ın twitteri var ise, Emrah Öner’in de Facebook’u var.
Emrah Öner – The Spor Yazarı diye bir şey kurduk. Yorumlarınızı oraya da bekliyorum.
(Her türlü yorumu yazın, küfür edin, kırın, dökün ama ne olur saçmalamayın)
http://www.facebook.com/home.php?#!/group.php?gid=133230486718894

, , , , , , , , , , , , ,

1 Yorum

İngiliz Kemal

 

Ahmet Gökçek – Melih Gökçek.
George Walker Bush – George Herbert Walker Bush.
Uday Hüseyin – Saddam Hüseyin.
VI. Mehmet Vahidettin – Sultan Abdülmecit.
Hakan Şükür – Sermet Şükür.
Metin Şen – Ali Şen.
Mehmet Ali Erbil – Sadettin Erbil.

Bunlar, camiamızın ünlü baba-oğulları.
Bir de Emrah Öner  – Kemal Öner var.

Mesela benim babam da, bana hiç ev almadı. Ben 10 küsür yaşında Fenerbahçe – Atalanta maçından eve gece gelince, “Yürü git, Caniggia mıdır nedir onun evinde kal o zaman” diye evden kovdu.

Mesela benim babam da, bana şirket kurmadı. Beni şirkete uzun saçlı, küpeli, top sakallı olduğum için almadı.

Mesela benim babam da, benim kalbimi hiç kırmadı. Halı sahadan gözlüğüm kırık gelince, direkt sapını da kırdı.

Mesela benim babam da, hiç karı-kız götürmedi. Show TV’de Metin Serezli’nin yarışmasından bulaşık makinası, Arzum mutfak robotu götürdü.

Mesela benim babam da, bana hiç futbol kulübü devretmedi. Ebe Hanım’ın bilmem neresinde bir devremülk, 99 model Astra devretti.

Mesela benim babam da, beni sanat camiasına sokmadı. Kafamı ÖSS’e soru bankasına soktu.

Mesela benim babam da, cüzdanımı hiç dolarlarla eurolarla doldurmadı. Benim yerime ÖYS’de Makine Mühendisliği’ni doldurdu.

Mesela benim babam da, hiç para çalmadı. Onun yerine sülalemizin kalbini çaldı.

Çünkü;
Benim babam , 48 kiloda Türkiye Kasa Minder Gençler Şampiyonuydu.
Benim babam, Vefa Lisesi mezunuydu, takım kaptanıydı.
Benim babam, jimnastik yaptı, halter yaptı, futbol oynadı, Süleymaniye Sirkeci ve Taçspor kalecisiydi.
Benim babam, teniste Veteran Milli Takım’a kadar yükseldi.
Benim babam siyah-beyaz adamdı.
Benim babam Toyota gibi adam değil, adam gibi adamdı.

Benim babam 2006’da vefat etti.
Benim babam bugün doğdu.

Benim babam İngiliz Kemal’di.

, , , , , , , , , , , , ,

11 Yorum

3 büyük

3 büyük…
Ne varsa yine onlarda var.

Biri Aziz Serisi, öbürü Sarı Zeybek, diğeri Aslan Sütü.

Mesela Aziz Serisi…
1998’dan beri Dereağzı ve Samandıra’da üretilir.
Alkol derecesi %30’dur.
Üretiminde her türlü yaş-kuru üzüm, Brezilya odunu, İspanya meşesi, talaş, tahta, ingot kullanılır.
İçimi serttir, Aziz Serisi yıldırım gibidir. Çarptı mı, 10 sene yerinden kalkamazsın.
Bakır imbiklerden her sene yeni bir teknik direktör damıtılır.
27 sene kupalarda veya fıçılarda dinlendirilir.
Son saniyede yine bir çarpar, 2 kere şampiyonluk turu atarsın.
O kadar orijinaldir ki; tesislerde herkes kovulmuştur, fakat bir amca hala ayakları ile üzüm ezer, şişeye koyar, ambalajını yapar, satışını yapar.
Yeni tesisler; Ataşehir ve Kenan Evren Lisesi’nin oraları.

Sarı Zeybek…
1960’ların en ünlü rakısı.
Ümraniye’de üretilir.
Alkol derecesi %27.
İspanyol ve Alaman fıçılarda bekletildiği için sarı bir rengi var. Bazen tüplerde de bekletilir.
Yıldız’ın anasonunun, Fulya’nın üzümlerinin, Deli İbrahim’in boncuklarının birleşiminden oluşur.
15 senede 2 kere damıtılması en büyük özelliğidir.
Çarşı’da pazarda bulunmaz.
Öyle herkes istediği zaman bulamaz.
Azdır, özdür, ama biraz da öküzdür. Pardon, öküzgözüdür.
Üretimin yeri her an değişebilir, yıllardır Anıtlar Kurulu kararını bekler.

Aslan Sütü…
Buzsuz içilebilir, susuz içilebilir, fakat Adnan’sız içilemez. Sofrada muhakkak bir Adnan olmalıdır.
Florya’da üretilir.
Alkol derecesi %20’dir.
2000’den beri tadı çok değişti denir.
Halbuki tat, şişe, alkol oranı, etiket, kapak her şey değişmiştir.
Nasıl Beylerbeyi rakısı “Beyefendilerin Rakısı” ise bu da “Liselilerin Rakısı” olarak geçer.
Yeni tesis için 3.köprünün durumuna göre Riva’yı da satarlar.
Bunlar, Su Adayı “Susuz” Ada diye satarlar.
Oğlum, bunlar yarın anasonu bile satarlar.

İşte size 3 büyük…

Birinin maliyeti 148 milyon, öbürünün 96 milyon, diğerinin 112 milyon Euro.
Toplam maliyetleri 400 milyon Euro.

Ulan cari açık zaten 2 milyar Euro.

Yıllarca bize sadece büyük rakı var dediler, büyük rakı içirdiler.
Ta ki 5lik, 20lik, 35likler ortaya çıkana kadar.

Düşünün günlerce bize ne kadar alkol içirmişler.
Düşünün aylarca bizi nasıl uyuşturmuşlar.
Düşünün, yıllarca bizi nasıl susuz…

Fondiplemişler.

, , , , , , , , , ,

5 Yorum

Messi Macunu

PAOK – Fenerbahçe, 1-0.
Fenerbahçe – Young Boys, 0-1.
Beşiktaş – Porto, 1-3.
Valencia – Bursa, 10-1.
Trabzon – Liverpool, 1-2.
Almanya – Türkiye, 3-0.

Hiç üzülmeyin.
Bu erotik skorların sebebi ne 4-2-3-1, ne Ertuğrul Sağlam, ne Arda, ne Sarbi, ne teknik, ne taktik, ne de para pul.
Bu adamların bizden tek farkı var.
O da domuz eti.

Çünkü ne antrenmanımız da fark var, ne teknolojimizde, ne de başka bir şeyde.
Bu adamlar 3 aylıkken domuz yiyor kardeşim.
Bu adamların bizi acılı ezme yapmalarının tek açıklaması bu.

Domuzun nasıl bir fizyolojik etkisi var, vücutta nasıl bir tepki veriyor bilmiyorum fakat atalarımız demiş ya; “Maşallah domuz gibisin, sana bir şey olmaz”, işte rakiplerimizin böyle maşallahları var.

Domuz kelimesi ile maşallah kelimesini de aynı cümlede kullandım, kusura bakmayın.

Tamam domuz günah, kimse bir şey demiyor, kimse de zaten yemiyor,  fakat neden kimse Sercan 3 adım atarken Kenny Miller  1 adımda bizimkini geçince bir şey demiyor?
Neden adamların omuz genişliği 100 cm, bizim basenimiz 150 cm?
Neden İbrahim Üzülmez kambur, Rio Ferdinand Kimmeryalı gibi?
Neden Arda sakat, Messi demir gibi?
Neden bizim boy ortalamamız bir Kahdalı Mıçı, adamların ki bir Iverson?

Ben şunu da hatırlıyorum, Tuncay Premier Ligindeki ilk maçından sonra “Burada sağ bek-sol bek benden daha hızlı koşuyor” demişti. Bu da domuz etinin beyne de iyi geldiğini kanıtlıyor.

Sakın yanlış anlaşılmasın.
Bu bir domuz teşvik yazısı değil. Bu yazıdan sonra şarküterilerde domuz satışı patlamasın lütfen. Dünyanın en rezil şeyi domuz etidir, sakın yeni Servet yaratacağım diye bahçenizde çocuğunuza domuz çevirmeyin.

Dopingde çıkar mı, faydası olur mu bilmiyorum ama bizim takımlara maçtan önce 10 Kavanoz mesir macunu verelim.  Çünkü Türk Futbolu artık teknikle taktikle bir yere gelmeyeceği belli. Mesir macunu veremiyorsak, en kötü Messi’yi macuna koyup verelim.

Bu mesir macunun Beşiktaş – Bursa maçından önce kullanıldığını görüyorum, maça da kesin etkisi olur fakat maçtan sonra soyunma odasında da bir zararı olur mu onu hiç bilmiyorum.

Bu sorunun cevabını da Türk Futbolu’nun iki duayenine sormak lazım.
Ahmet Çakar ya da Haydar Dümen’e.

En iyi onlar bilirler.

Haydi mutlu Noeller.

, , , , , , , , , , , , , ,

Yorum yok

El Kalasico

Dünyada kaç derbi var?
Tansel Taşanlar üşenmemiş, oturmuş, saymış.

İskoçya derbisi;
Celtic – Rangers.
İlk, Katolikler Protestanlara ağız burun girmiş.
Yani…
Din derbisi.

Yunanistan derbisi;
Olympiakos – Panathinaikos.
Biri çalışan kesim, öbürü tiki.
Yani…
Sınıf derbisi.

Yugoslavya derbisi;
Kızılyıldız – Partizan.
Biri askerin takımı, öbürü halkın takımı.
Yani…
MGK derbisi.

Roma derbisi;
Roma – Lazio.
Biri solcu, biri sağcı.
Yani…
Siyaset derbisi.

Bükreş derbisi,
Rapid Bükreş – Steau Bükreş.
Zamanında Rapidçilere çingene demişler. Öyle kalmış.
Yani…
Irk derbisi.

Mısır derbisi;
Zamalek – Al Ahly.
O kadar manyaklar ki, derbiye yabancı hakem getiriyorlar.
Yani…
Bir şey anladıysam arap olayım derbisi.

İspanya derbisi;
Barcelona – Real Madrid.
Bir rüya. Bir Hayri Pıtır serüveni. Bir klasik olduğu için El Clasico.
Yani…
Klasiklerin derbisi.

Ve İstanbul derbisi;
Galatasaray – Beşiktaş.
Bir tarafımın derbisi.

Ali Turan, Barış Özbek, Servet Çetin, Pino, Tabata, Nihat, İbrahim Toraman, Rüştü, Hakan Arıkan, Hilbert, Gökhan Zan, Sabri, Serdar Özkan, Hakan Balta, Cüneyt Çakır.

El “Kalas”ico.
Yani….
Siz anladınız neyin derbisi…

, , , , , , , , , , , ,

1 Yorum

3000 Ispartalı

Yıllarca Aykut Kocaman maçı seyrettim.
Tonlarca Aykut Kocaman röportajı izledim.
Yarım düzine de Aykut Hoca basın toplantısına katıldım.

Adamcağız şu ana kadar 1 kere güldü.

Onda da Aykut Hoca niye gülmüyorsun dediler, adamcağız ona güldü.

Fakat ben eminim Aykut Hoca evinde de gülmüyordur.
Bayramda da gülmemiştir, yılbaşında da gülmeyecektir.

Nasıl gülsün ki?

22 senede sadece bir adet “Iniesta” Gökay çıkmış, adam nasıl gülsün?

Elalem anti-maddeyi bulmuş, sen yıpratıcı forvetini yeni bulmuşsun, adam nasıl gülsün?

Baskette, voleybolda, istopta, yakartopta, yağlı güreşte, deve güreşinde her yerde Fenerbahçe birinci, futbolda dördüncü, adam nasıl gülsün?
Geçen sene üstteki takımları yeniyordun, alttaki takımları yenemiyordun. Şimdi alttaki takımlara 5 atıyorsun, üsttekileri yenemiyorsun, adam nasıl gülsün?
Adamcağız tee Brezilya’lardan Andre Santos’u, Baroni’yi getirmiş, sen herifleri yuhalıyorsun, adam nasıl gülsün?

Buca 12 maçta 5 gol atmış, sana Kadıköy’de bir maçta 2 gol atmış, adam nasıl gülsün?

Avrupa’dan elenmiş, 30 milyon zarar var, Fenerbahçe Uche’sini daha yeni bulmuş, adam nasıl gülsün?

3000.golü gözden çıkardığın, Boğa Heykeli’nin yerine heykeli dikilecek, babaannemin bile benden çok sevdiği, belki de Fenerbahçe’nin gelmiş geçmiş tek adamı atmış, adam nasıl gülsün?

3000 gol oldu, ama 300 Ispartalı Andre Santos, Baroni, Bilica, Kazım, Güiza, Selçuk, Uğur Boral hala Fenerbahçe’den maaş alıyor, adam nasıl gülsün?

Bu kafayla giderse 5000. golü genç Semih atacak, adam nasıl gülsün?

Yahu 25 senedir tribünde ağlayan taraftar dolu, 50 senedir Fenerbahçe’li olan bir adamın sevinme geni kaybolur, adam nasıl gülsün?

http://www.haberturk.com/yazarlar/574406-3000-ispartali

http://www.htspor.com/fenerbahce/haber/574430-3000-ispartali

, , , , , , , , , ,

6 Yorum