Ebenike
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 05 Mayıs 2011 tarihinde gönderildi

Ve Emenike’nin 31 yaş dişi çıktı.
Tabi ki enteresan olan 31 yaşındaki bir futbolcunun 3 büyüklere (peki 5 olsun) 10 milyona nasıl kakalanacağı değildi.
Veya 3 büyüklerden kimin Emenike’yi alacağının hala belli olmaması hiç değildi.
Veya Fenerbahçe’nin Bilica’yı, Baroni’yi, Güiza’yı halletmeden Emenike’yi nasıl alacağı hiç hiç değildi.
Aslında daha enteresan olan Anadolu kulüplerinin son 10 senede böyle bir pazarlama işinde uzmanlaşırken, 3 büyüklerin, 2011 senesinde trilyonluk bütçelerin içinde hala Stancu ile, Bilica ile, Insua ile uğraşması idi.
Fakat bir enteresanlık da, Emenike’nin transferine en yakın Fenerbahçe olduğunu düşünürsek, Fenerbahçe, Emenike’yi 10’a alsa, (ihtimal yok) 20’e satamayacak olduğu idi.
O yüzden adamın yaşı 24 olsa ne yazar da denebilir.
Emenike, ya Fenerbahçe’de jübile yapar, ya Reina’da jübile yapar, ya da Beşiktaş’a gider.
Bak Galatasaray, alırsa satabilir.
Galatasaray, en kötü yönetiminde bile para kazanmıştır.
Galatasaray, eminim Gökhan Zan’dan bile para kazanacaktır.
Çünkü, Emenike bir Meira veya bir Mehmet Topal değildir.
Çünkü, Fenerbahçe pazarlama konusunda hala bir Galatasaray değildir.
Oyuncu, alt tarafı Emenike’dir.
Alt tarafı derken, yanlış anlamayın Emenike’nin alt tarafı değil, bildiğim kadarı ile sadece yaşı küçültülmüştür.
Tabi ben daha bugüne kadar “35 görünümlü 18” bir Afrikalı görmediğim için bu tip haberler bana zaten olası geliyor. (Genelde bu arkadaşlar 18 görünümlü 35’dir. Bkz. Song)
Hele ki Emenike zaten Samuel Johnson’ın “Hık demiş burnundan düşmüş”ü de olduğu için de, bana hakkaten 24 yaşında gibi de gelmiyor.
Fakat daha da enteresan olan, bir tane sınavı bile yüzüne gözüne bulaştıran, bir tane doping testini bile yapamayan yurdumun bilim insanı, Emenike’ye kemik testi uygulayacak.
Emenike zaten hemen konuyu anlamış, demiş ki “Yaşım 31 değil, 45 bile çıkabilir. Annemi arayın, ona sorun.”
Ve daha da enteresanı…
Bank Asya’da 23 yaşın üzerinde yabancı oyuncu oynatmak yasak.
E bu adam belki de 31 yaşında orada gol kralı oldu.
Belki de geçen seneki Karabük şampiyonluğu bile silinecek.
İster misin, Karabük bu hafta Fenerbahçe’yi yensin, sonra Trabzon’a yenilsin, Trabzon şampiyon olsun, fakat sene sonunda Karabük’ün bu seneki maçları tescil edilmesin, Fenerbahçe 3-0 galip sayılsın, +3 puan alsın ve şampiyon olsun?
Yok artık, Ebenike Ali Sami…
Sen de bizi iyice “Günahların Takımı” yaptın…
Şerefsiz şampiyonluklar 2
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 28 Nisan 2011 tarihinde gönderildi
Habertürk’ün santrali kitlenmiş, internetin servırı çökmüş, Halil (Özer) Ağabey’in telefonunun yes tuşu bozulmuş.
Ulan benim için değer mi?
Ya ne yazı yazmışım…
Anam, anam, anam.
Ne yorumlar, ne e-mailler, ne terimler, ne fanteziler…
Size anlatamam.
Ebeme yoğurtla hücum edenleri mi istersin…
Valideyle tanışmak isteyen var, onları mı istersin…
Yoksa beni Sırat Köprüsü’nde Atatürk ile bekleyenler var, onları mı istersin.
Ya da cinsel tercihlerimi merak edenleri mi istersin.
Sevgili Türkiye’m,
Siz beni pek tanımazsınız.
Pek de okumazsınız.
Ben de pek okumam ve sevmem Emrah Öner’i…
Ama keşke sadece başlığa ve giriş cümlesine bakıp bana yorum yazmasaydınız.
Boşu boşuna internet parası verdiniz…
Bir e-mail aldım,
“Emrah Bey Allah sizin belanızı versin, Allah sizi taş yapsın, Allah sizi Nihat Doğan yapsın” demiş.
5 dakika sonra arkadan e-mail atmış.
“Abi kusura bakma, yazının tamamını şimdi okudum ”
Güzel Türkiye’m,
Böyle bir tarih yok.
Böyle örnekler yok.
Böyle insanlar var ama böyle bir durum yok.
Bunların hepsi düzmece anam.
Bunların hepsi “Nedense hep Fenerbahçe lider olduğu zaman ortaya çıkan şaibeli şampiyonluk safsatasına” bir cevap.
Bunların hepsi “Nedense Emre Belezoğlu Galatasaray’da tekme tokat oynarken tam sayfa haber yapılmıyordu da Fenerbahçe’deyken göze battı”ya bir cevap.
Bunların hepsi kara mizah.
Bunların hepsi hardcore mizah.
Ha, bir olay için özür diliyorum.
Atatürk’e adamcağız dedik.
Koskoca Ulu Önder’e rakı içiyor dedik.
Koskoca Türkiye’nin kurucusunla senli benli konuştuk.
Atatürk, burada olsaydı beni affeder miydi, astırır mıydı bilmiyorum.
Ama keşke burada olsaydı da beni affetmese idi.
Keşke.
Saygılarla ve sevgilerle kalın Türkiye.
Şerefsiz şampiyonluklar
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 26 Nisan 2011 tarihinde gönderildi
Herkesin de bildiği gibi, Fenerbahçe’nin tarihinde bir tane bile şerefli şampiyonluğu yoktur. Fenerbahçe’nin bütün şampiyonlukları ya hile-hurda, ya da zorbalıkla alınmıştır.
Bu seneki olası şampiyonluk nedir ki?
Teee 1908 senesinde Hariciye Nazırı Asım ve Server Paşa’ların torunu Londra Sefareti Başkâtibi Nuri Bey’in oğlu Ziya Bey ile Harekât Ordusu Feriki Şevki Paşa’nın oğlu Ayetullah Bey ve de ünlü edebiyatçı Sami Paşazade Sezai Bey’in yeğeni Enver Necip (Okaner) Bey, 31 akçeye komple Cuma Ligi’ni satın almıştır.
Buca maçındaki penaltı nedir ki?
1899 yılında Yanya’lı Şevkati’nin sağdan ortasında kimsenin eline değmemesine rağmen Osmanlı Futbol tarihinin ilk penaltısı kazanılmıştır. Hatta denir ki, Yanya’lı Şevkati orta bile yapmamıştır.
Eski Galatasaray’lı Emre Belezoğlu’nun yaptığı hareketler nedir ki?
Elkatipzade Mustafa, Kuşdili Çayırı’nda karşıdaki futbolcuya uçan tekmeyi koyunca adamı Beyazıt Harbiye Nezareti sahasında bulmuşlardır.
Haluk Ulusoylar, Mahmut Özgenerler kimdir ki?
Sapına kadar Fenerbahçeli olan, o dönemin Futbol Federasyon Başkanı James Lafontaine, papazı aradan çıkararak, çayırı ihale ile bedavaya Fenerbahçe’ye vermiş, “100 yıl sonra Migros’u Telsim’i falan ayarlayın, stat yaparsınız” diye not bırakmıştır. “Devletten de yardım istemeyin, Hagi’lik yapmayın” diye de eklemiştir.
17 şampiyonluk nedir ki?
Fenerbahçe 1923’de General Harrington Kupası’nda General Harrington’a 100 pound + 2 ton padişah macunu vererek kupayı ayarlamıştır. Hatta işgal kuvvetlerine ayrı ayrı teşvik primi vererek o dönemin yayımcı kuruluşunun ratingini arttırmıştır. Ratingi arttırarak, Boncuklu Deli İbrahim’in havuzundaki paraları da iç etmiştir.
Denizli – Fenerbahçe maçı nedir ki?
1911’de Fenerbahçe bütün maçlarda rakip futbolcunun üzerine 110 dakika kızgın yağ dökerek ligi namağlup bitirmiştir.
İbrahim Toraman’ın kendi kalesine golü nedir ki?
S.Joseph Mektebi Türkçe öğretmeni Enver (Yetiker) Bey, Bereket Jimnastik Kulübü maçında kendi kalesine basket-faul bile yapmıştır.
Keita’nın geçen sene Bursa maçında kendi kalesine kaçırdığı gol nedir ki?
Hasan Sami Kocamemi, kendi kalesine röveşata ile geri pası verip kafasıyla tamamlamıştır. (Hasan Sami Bey, Recep Çetin’in büyük dedesidir.)
2010 Galatasaray – Bursa, 2010 Bursa – Beşiktaş, 2011 Trabzon – Bursa maçları nedir ki?
Fenerbahçe tarihi boyunca istediği her maçı satmış, istediği zaman ekstra efor sarf ederek rakiplerini şampiyonluktan etmiş, istemediği zaman takımların kümede kalmasını sağlamıştır. Fenerbahçe’nin rakipleri daha Fenerbahçe’nin önüne kasıtlı bir şekilde bir tane taş koymamıştır.
Şimdiki yanlı medya nedir ki?
O dönem Atatürk ziyaret etmediği halde, ağzından takdir yazısı bile yamışlardır. Hatta utanmadan rahmetliye Fenerli bile demişlerdir. Halbuki Mustafa Kemal Atatürk Tekirdağ’ı tutmaktadır. Hem de Tekirdağ’ı susuz bir şekilde tutmaktadır.
Yerleştirmeden Geçemezsin Sınavı
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 20 Nisan 2011 tarihinde gönderildi
Aşağıdakilerin hangisi seneye Atletico Madrid’deki Eurovision’da bizi temsil edecek olan şarkıdır?
a) Her sene bir or… rengi var
b) Adnan Abi, böyle forma olur mu abi ya… A…. k… bunların
c) İ… basın, bunu da yazın
d) Şerefsizlik, ahlaksızlık diz boyu
e) Hepsi
Hüseyin Göçek, aşağıdakilerin hangisinin içine etmemiştir?
a) Kubur
b) Kenef
c) Yüznumara
d) Fenerbahçe – Gaziantep
e) Hiçbiri
Aşağıdakilerin hangisi ile dalga geçince direkt sokar?
a) Engerek yılanı
b) Burak Yılmaz
c) Necati Ateş
d) Cenk Tosun
e) Hepsi biri
Aşağıdakilerin hangisi bizim El Kalasico’muzdur?
a) Galatasaray – Beşiktaş
b) Adnan Kardeşler
c) Gökhan – Servet
d) Nihat Doğan – diğer sarışın debil
e) Hepsi gibi
Aşağıdakilerin hangisi “Çılgın Proje”dir?
a) Buca’nın Trabzon’u yenerek Fenerbahçe’yi şampiyon yaparken, Galatasaray’ı küme düşürmesi
b) Fenerbahçe’nin ve Galatasaray’ın hiçbir kupayı alamayıp, Beşiktaş’ın sezonu kupa ile kapatması
c) Selçuk Şahin – Selçuk İnan takası
d) Daum’un Galatasaray’a, Hagi’nin Beşiktaş’a gelmesi
e) Hiçsi
“Aziz Yıldırım – Türk Hakemleri” kelime grubu arasındaki ilişki aşağıdakilerden hangisine daha benzerdir?
a) Yer misin – yemez misin
b) Pata da – küte de
c) Anam – avradım
d) Ananı – avradını
e) Hiçsibiri
Lugano, aşağıdakilerin hangisini iğdiş edecek vakit bulamamıştır?
a) Wagner
b) Ümit Karan
c) Kenny Miller
d) Mert Nobre
e) Hepsisi
Aşağıdakilerin hangisi, aslında istese, Erman Toroğlu’nu da, Ahmet Çakar’ı da bir tepikte son kaleye sokar?
a) Reha Muhtar
b) Yarım Reha Muhtar
c) 40 tane Reha Muhtar
d) Arnold Sivastanegezer
e) Hepsi bir hiç gibi
FBS şifreleri
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 12 Nisan 2011 tarihinde gönderildi
Diyorlar ki YGS’de şifre varmış.
Peki, Fenerbahçe’de yok mu?
Olmaz olur mu?
Bak, ben de sana sızdırayım.
Fenerbahçe’ye ilk 10 dakikada gol atarsan, ayvayı yedin. En büyük şıkkı tutarsın. Zira maçı en az 2-1 kaybettin say. İkinci gol, 75.dakikada gelirse 3-1 olur. Aklında bulunsun, maçı almak istiyorsan, 0-0’a yat, topu çevir, golü 70-80 arası at. Uyuyan devi uyandırma. Lakin 2-1 iken son dakikada 2-2 yaparsan saldırmaya devam et. Zira Fenerbahçe şanslı değildir, son dakikada gol atamaz. En kötü maç 2-2 biter.
Maça başladın. Baktın, ilk 11’de Semih yok. Demek ki problem var. Dakika 75’de Semih girerken 1-0 önde değilsen, demek ki en zor soruyu sona bırakmışsın. Hemen duaları sırala. En kısasını seç.
Eğer Alex’i adam adama tutmayacaksan, aklında bir sayı tut. Onu 3 ile çarp. İşte o rakam sana gol ve asist olarak dönecektir. Alex’e kafa topu bırakmışsan, onu tutamamışsan o zaman hiçbir şıkkı tutmana gerek yok, git başka bir şey tut.
Fenerbahçe hafta içi kupadan elenmişse, vay canına yandığımının, sen rakipsen hafta sonu kesin mağlupsun. Fenerbahçe hafta içi kupada birini elemişse, şansın var. Eğer Fenerbahçe Avrupa’da iyi bir sonuç aldıysa, maça asılmana gerek yok. Dünyalar senin, çünkü maç senin. Bu arada hemen git benzin al. Çünkü Fenerbahçe Avrupa’da yendiyse benzine, una, şekere, her şeye zam gelir.
Fenerbahçe’nin amatör branşları ile futbol ters orantılıdır. Fenerbahçe 10 hafta seri yakalar, kadın baskette ve voleybolda Avrupa’dan elenir. Fenerbahçe, futbolda şampiyonluğu kaçırır, uzun eşekte bile kupa alır. Unutma, Aziz Yıldırım tek bir kanala odaklanabilir. O anı bekle. Masa tenisi, deve güreşini falan takip et.
En önemli denklem; Aziz Yıldırım, arka arkaya 2 antrenmana gelirse o antrenör 1 aya gider. Soyunma odasına inerse 3 aya gider. Antrenörün arkasındayız dediyse en iyi ihtimale 6 aya gider. Ses çıkarmıyorsa 1 seneye gider. Kısacası, bir ara gider.
Emre Belezoğlu, ilk 10 saniyede 2 faul yaparsa kesin bir sarı kart alır. 3 faul yaparsa kırmızı kartı bekle. Eğer faulden sonra sol baldırını tutup 4 kere yerde yuvarlanıyorsa haftaya oynar fakat 8 kere turladıysa, Seyrantepe’deki maçta yok. Not al.
Lugano’nun gözler kamyon farı gibi açık ise, karşısına çıkma. Hadım eder. Eğer saçlar kabarık değil, gözler hafif kısık ise, o maç Fenerbahçe 2 gol yer. Unutma, Hakan Şükür’de sivilcesi ile oynadığı maçta gol atamazdı. Onun gibi düşün.
Fenerbahçe, şampiyonluğu son maça bırakırsa kesin kaybeder. Bu yüzden 30 senedir kupayı alamaz. Fenerbahçe’nin kupayı alması için final oynamaması gerekir. Unutma, Fenerbahçe’nin kaderini muhakkak ama muhakkak rakipteki eski futbolcuları belirler. Bkz. İlyas Tüfekçioğlu, Ertuğrul Sağlam, Hasan Vezir, Burak, Nobre..
Türkiye’ye gelen yabancılar çok iyi aile babasıdır, profesyoneldir, peygamber gibi adamlardır. 2 ay sonra sadece Fenerbahçe’dekiler alkolik, grup seks manyağı ya da kumarbaz olur. Bu formül, son zamanlarda da Galatasaray için geçerlidir. Fakat aklında bulunsun, bu cevap anahtarını ilk bulan Fenerbahçe’dir.
Son olarak, Fenerbahçe’nin rakip sayısı belli değildir. Onsa göre düşün.
Örnek, eğer rakip Bursa ise, Trabzon çelme takar. Trabzon ise, Bursa takar.
Galatasaray, Trabzon’u İstanbul’da 50 senedir yeniyordur, sadece bu sene yenilir.
Bursa, Fenerbahçe’den puan alır, Trabzon’dan haftaya 4 yer.
Unutma.
Fenerbahçe’nin rakibi sınırsızdır. Fenerbahçe’nin Kuzey Kore ile kapıştığı sene, Güney Kore çelme takar.
Bütün bunlar oluyorsa , o zaman son seçeneğe bir bak. Eğer son seçenekte Nihat Doğan varsa, onu işaretle. O da seni survive etmediyse, şeker ye, su iç, zihnin açılır.
Teşekkürler Özer
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 05 Nisan 2011 tarihinde gönderildi
Teşekkürler Özer Hurmacı…
48 maç, 30 tanesi ilk 11, toplam 2685 dakika, 5 gol, 1 asist.
Yani 537 dakikada 1 gol.
Yani 6 maçta 1 gol.
4 milyon avroluk bir bonservis bedeli.
Yıllardır açılmayan bir www.ozer20.com sitesi.
Messi, Robben, Sergio Ramos, Diego, Berkant ile aynı menajerlik şirketine sahip 174 cmlik bir delikanlı.
20 Kasım 1986 Kassel doğumlu bir Alaman.
Ve bununla hiç alakasız 20 Kasım 2003’de bombalanan bir HSBC binası, 20 Kasım 1945’de doğan bir Emel Sayın, 20 Kasım 1967’de doğan bir Teoman.
Aykut Hocam…
İnan ben Bursaspor maçındaki puan kaybında değilim.
Zira sen ilk yarıdaki Galatasaray maçını da, ikinci yarıdaki Galatasaray maçını da hak etmedin ama 4 puan aldın.
İnan Semih’in olmayan penaltısında, ondan sonraki olmayan geri pasta da değilim.
Zira hakem Muddusi Küftüoğlu olunca ben bile pozisyonları doğru dürüst değerlendiremiyor olabilirim.
İnan Niang’ın sahada babaannem gibi dolaşmasında, Stoch’un yok olmasında, Mehmet Topuz’un televizyon kumandası gibi bir orada, bir burada oynatılmasında da değilim.
Çünkü ben Daum ile, Mustafa Denizli ile büyüdüm.
İnan ben Okan Alkan’ın, Gökay İravul’un, İlyas Yılmazer’in, Eren Hoş’un, Recep Berk Elitez’in, Furkan Aydın’ın oynatılmamasında da değilim.
Senden önce ne hocalar geldi, hiç biri gençleri oynatmadı ki, sen oynatasın.
İnan Baroni’yi de anlıyorum, Andre Santos’u da anlıyorum.
Çünkü birinin yedeği Selçuk, birinin yedeği Caner olunca senin de yapacağın bir şeyin olmuyor.
Ve inan ben de senin gibi Alex’çi değilim.
Ama ben de denize düşsem, yılana kasıktan sarılırım.
Fakat Aykut Hoca…
Allah aşkına bir gün gel bana, Özer Hurmacı’yı anlat.
Bana bir sol açık ne iş yapar, onu anlat.
Bana 1 tane şık ara pası atmak için 50 tane pas hatasını anlat.
Bana bir sol açığın 2 yılda 5 gol atmasını anlat.
Ya bana Alex’in veliahdının niye sol açıkta oynattığını anlat.
Bana ne olur bir masal anlatma Aykut Baba.
Bana Özer Hurmacı’yı sevmeyi anlat.
Ya
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 31 Mart 2011 tarihinde gönderildi
Diyorlar ki, Alaman çocuklarımız Türkiye’yi tercih etmiyor.
Ya sen futbol stilini, tarzını, sistemini, formatını yarattın da, 100 senede her turnuvaya katıldın da, çocuklar mı seni tercih etmedi? Sistemsizlikten ve istikrarsızlıktan maçın son anına kadar bizi davul gibi geren sen miydin, yoksa gurbetçilerin aileleri miydi?
Diyorlar ki, gurbetçilerin aileleri çocukları da Türkiye’ye gitmelerini istemiyor.
Ya Almanya seyircisi 2-0 öndeyken sahaya çakmak, çakı, bayrak sopası attı da, çocuklar Türkiye yerine Almanya’yı mı seçti? Beşiktaş Voleybol Takımını yoldan görsen tanımazsın, sırma gibi delikanlıları Neo-naziler mi dövdü?
Diyorlar ki, gurbetçiler artık Fenerbahçe’yi, Galatasaray’ı bile tercih etmeyecekler.
Ya adamın kafasına rakı şişesi attılar, rakı. Bildiğin 70lik aslan sütü. Çocuk, rakının yanına şalgam tercih edecek de, Türkiye’yi nasıl tercih edecek?
Diyorlar ki, Fatih Terim Mesut’u izlemeyi unutmuş da, ondan kaybetmişiz.
Ya Türk Futbolu öyle mayıştırır ki insanı, ben bu halimle Türkiye maçlarını izlerken 30 kere uyuyorum, 60 yaşında adamı mı uyutmayacak?
Diyorlar ki, bizimkiler çocukların ailelerini çok sık ziyaret etmemişler.
Ya sen değil miydin, yıllar evvel Mehmet Scholl ile babasını bir araya getiren, sonra Mehmet Scholl “Benim babam yok” diyip çekip gidince öyle küçük sığır gibi kalan?
Diyorlar ki, Avrupa’da 11 tane Türk oynuyor, Liechstenstein’da bile Türk var.
Ya senin içinden çıkmış Şenol Güneş’e saçlarını inek yalamış dedin, 10 sene Premier Lig’deki Tugay’a durarak oynuyor dedin, Mehmet Topal’ı 5 dakika oynatıyorsun, onların kıymetini bildin de, şimdi Türkiye’ye toplamda 10 kere gelmiş, Türkçesi bozuk, kız arkadaşı Helga, musluktan temiz su içebilen, devamlı şayze diyen, kemik ağırlığı 60 kg, 5.jenerasyon adama mı üzüleceksin?
Diyorlar ki, çocuklar yabancı Milli Takımlarda saygı görmeyeceklermiş.
Ya Philipp Lahm mı golden sonra sağ kolunun çukur bölgesine sol elini koyup sağ elini yukarı doğru kaldırıp gazetecilere gösterdi? Ya da Schweinsteiger mi yine basın tribününe doğru “Şey basın, bunu da yazın” diye işaret yaptı? Türkiye Milli Takımı’nda saygı var da, Almanya Milli Takımı’nda mı olmayacak?
Ve diyorlar ki, Almanlar yasalar çıkarmışlar, çocukları sıkıştırıyorlarmış. Ondan dolayı bize çok oyuncu gelemeyecekmiş.
Ya sen değil misin burada kendi gübrenle kavga ederek 6+2+2 yapan,
Sen değil misin PAF takımlarını kaldıran,
Sen değil misin Mehmet Aurelio’yu, Nobre’yi Türk yapan,
Ve yine sen değil misin Güiza’ların, Tabata’ların milyon euroluk transferlerine izin veren?
Senden özür dilerim Alex
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 22 Mart 2011 tarihinde gönderildi
Bir kere de Altan ağabey yazmıştı.
Senden özür dilerim Alex diye.
Ben de senden özür diliyorum Alex ağabey.
Ama yıllarca senin futbolunu eleştirdiğim için değil.
Senin koştuğun kilometreyi eleştirdiğim için değil.
Senin yaptığın sprint sayısını eleştirdiğim için değil.
Getirdiğin Mal donado için hiç değil.
Bunca yıl;
Seni Önder Turacı’ya mahkûm ettiğimiz için özür diliyorum.
Seni Ali Bilgin ile oynattığımız için özür diliyorum.
Seni Deniz Barış ile tanıştırdığımız için özür diliyorum.
Senin memleketinden getire getire Wederson’u getirdiğimiz için özür diliyorum.
Seni Bilica ile aynı otobüse bindirdiğimiz için özür diliyorum.
Senden Güiza’ya pas atmak zorunda kaldığın için özür diliyorum.
Senin arkanı Yasin Çakmak’a bıraktığımız için özür diliyorum.
Seni Can Arat ile muhatap ettiğimiz için özür diliyorum.
Senin hayatına Josico’yu, Aragones’i soktuğumuz için özür diliyorum.
Seni Kemal Aslan ile paslaşmak zorunda bıraktığımız için özür diliyorum.
Sana gidiciksin diyip, Gökhan Emreciksin’i hemen göndermediğimiz için özür diliyorum.
Seni Türk forvetini Burak Yılmaz ve İlhan Parlak’dan ibaret olduğunu zannettirdiğimiz için özür diliyorum.
Senin hayatına Kazım Kazım gibi bir adam soktuğumuz için özür diliyorum.
Seni Tuncay Şanlı’ya ara pası atmak zorunda bıraktığımız için özür diliyorum.
Sol bekte Ümit Özat’la, sağ açıkta Appiah ile oynadığın günler için özür diliyorum.
Murat Hacıoğlu diye bir adamla antrenman yaptığın için özür diliyorum.
Servet Çetin’in sümüğünü, Serkan Balcı’nın gözyaşlarını yakından gördüğün için özür diliyorum.
Rüştü’ye geri pası atmak zorunda kaldığın için özür diliyorum.
Senden Mateja Kezman’a orta yapmak zorunda kaldığımız için özür diliyorum.
Recep Biler’i ilk 11’de gördüğün anlar için özür diliyorum.
Roberto Carlos diye Mahmut Hanefi’yi getirdiğimiz için özür diliyorum.
Sonra gerçeği gelince, gitmesine de izin verdiğimiz için özür diliyorum.
Anelka ile Nobre’yi, Van Hooijdonk ile Serhat’ı aynı anda gördüğün için özür diliyorum.
Semih ile forvette daha fazla vakit geçiremediğin için özür diliyorum.
Zafer Biryol’la bile oynadığın için özür diliyorum.
Senden özür diliyorum Alex.
Bunca yıl bunları sana çektirdiğimiz için.
Bunca yıl, senin yanına toptan anlayan bir tane adam koyamadığımız için.
Bunca yıl senden Emre’yi, Niang’ı, Dia’yı, Stoch’u, Jobo’yu sakladığımız için.
Bunca yıl, hala Bekir ile, Özer ile, Selçuk ile, Uğur Boral ile, Caner ile uğraştığın için.
Hakkını helal et Alex.
Senden kulübüm adına özür diliyorum.
13. Cuma
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 15 Mart 2011 tarihinde gönderildi
Galatasaray – Fenerbahçe.
Bu haftaki derbinin başka bir özelliği var.
Hayır, hayır…
Bilemediniz…
Emre, geçen sene de yoktu.
Hayır, hayır…
O da değil.
Hakem, pelit hakem pardon elit hakem Cüneyt Çakır da değil.
Galatasaray bu Cuma Fenerbahçe’ye de kaybederse, ligde 13.kez kaybetmiş olacak.
Ve Fenerbahçe’nin 87-88 sezonunda kırdığı o rezil, o dingil, o abuk sabuk rekoru egale etmiş olacak.
Ligin bitmesine 9 maç kala, 3 büyüklerde bir sezonda en çok kaybeden takım.
Galatasaray.
13 maç.
Ve bir Cuma.
13.Cuma.
Aslında bu derbi bir Fenerbahçelinin yıllardır beklediği bir derbi.
Çünkü;
Bir tarafta kümede kalmayı garantileyen Galatasaray, bir tarafta şampiyonluğa giden Fenerbahçe.
Bir yanda cep telefonu, ceketi, donu, aklı, mantığı çalınmış bir Rumen, bir yanda üst üste 9 maç kazanmasına rağmen gülmeyen bir jimnastikçi.
Bir tarafta Galatasaray formasını bu sene sadece 5 maç giymiş, Scarface formasını hiç çıkarmamış Galatasaray kaptanı.
Bir tarafta 3 çocuk babası, kitap okumaktan gözleri bozulmuş, 100 gol-100 asist oynayan Fenerbahçe kaptanı.
Bir yanda sakız çiğnedi diye kovulan bir adam, bir yanda doping yaptı diye kovulan bir kadın.
Bir tarafta yeni stadında Avrupa maçı oynayamayacak UEFA şampiyonu, bir tarafta hafta sonu belki bir Avrupa Şampiyonlar Ligi şampiyonu.
Bir yanda tarihi forma skandalı, bir yanda tarihi forma satışları…
Bir tarafta herkesle kavgalı, agresif, saçları beyazlamış, kendi sağ kolunu kesmiş bir başkan,
Bir tarafta herkesle kavgalı, agresif, saçları beyazlamış, kendi sağ kolunu kesmiş bir başkan…
Hey gidi hey…
İnsan ne olacağım demeli hakikaten..
Çünkü, kim derdi Galatasaray, Fenerbahçe’nin Tahsin Kaya’lı, Aziz Yılmaz’lı senelerine benzeyecek diye.
Kim derdi koskoca Süper Kupa sahibi, şimdilerde tansiyon sahibi.
Kim derdi tarihin kupa kralı, şimdilerde kupa kızı.
Kim derdi sahasında kendi 2.60, rakibi 2.00.
Ya kim derdi Kosecki, Taffarel, Popescu, Hakan Şükür…
Pino-Aydın-Stancu, Yarabbi buna da şükür…
Beni Türk kimyagerlerine emanet etmeyin
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 03 Mart 2011 tarihinde gönderildi
Diana Taurasi için ne zamandır yazacağım, araya Schuster girdi, Hagi girdi, Şenol Güneş girdi…
Hep bir şey girdi.
Ama esas giren Fenerbahçe’ye girdi.
Bir kere bu öyle bir skandal ki, ha Taurasi’yi rezil etmişsin, ha Monaco Prensesi’ni yılbaşında Taksim’de ellemişsin.
Sen memleket olarak rezil rüsva olmuşsun, sports.espn senle dalga geçiyor, ve senin Avrupa’da şampiyon olabilecek bir takımın elenmiş.
O da yetmemiş, Federasyon başkanın çıkmış, 4 milyarlık yemekten sonra 5 TL bahşiş verir gibi, sezon sonuna kadar 1 oyuncu daha alabilirsin demiş.
Bu arada sen eleneli 2 hafta olmuş.
Ya sonra diyorlar ki, Aziz Yıldırım niye sandalyenin üstüne çıkıyor?
Ben Aziz Yıldırım olacağım, o tüpleri ne yaparım biliyor musun?
Sana yemin ediyorum, bundan sorumlu kim varsa herkesi kurbağa testine sokarım.
Ama kurbağa olarak.
Bu arada düşünün ki olay sadece Taurasi değil…
Daha Orhan Şam var, Ceyhan Belediye’li Monique Coke var.
Hayal edin son 1 ayda ne yaşadıklarını…
Orhan Şam’a yolda “Vay Madofinil Orhan!” diye bağıranlar…
“Bu Monique Coker var ya, yakında bize de kakar” diyenler…
Bir de web sitesi.
“Come back Diana”
Geri gel Diana…
Ya kadın geri gelir mi?
Ya bu memlekette doktor olacağım, insanlara yardım edeceğim diye üniversite sınavında kaç yüz kişi kopya çekmiş, kadın bir daha bu ülkeye gelir mi?
Ya bu memlekette karısı hamile kalmasın diye prezervatifi yutan adam var, bu bayan bu ülkeye bir daha gelir mi?
Ya bu memlekette Akhisar Belediye-Tavşanlı Linyitspor maçında tavşan kesip sahaya attılar, Diana bu ülkeye bir daha gelir mi?
Come back Diana.
Ya Allah aşkına yürü git Diana.
Ne işin var Sri Lanka’da, Laos’ta…









Son Yorumlar