Hepimiz kazız, hepimiz kazım’ız
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 06 Ocak 2011 tarihinde gönderildi
Şimdi biri Aziz Yıldırım’a “Aziz Başkan, Galatasaray’ın başına geç, istediğin gibi kulübün içine et, ya da en azından bildiğin gibi yönet” dese, sana yemin ediyorum, Aziz Başkan;
Serdar Özkan’ı alır,
Jo’yu alır,
Dos Santos’u alır,
Leo Franco’yu alır,
Ali Turan’ı alır, 6 ay oynatmaz, oynatınca da sağ bek oynatır,
Mustafa Sarp’ı alır,
Gökhan Zan’ı alır,
Iorfa’yı alır,
Sarr’ı alır,
Pino’yu alır,
Carrusca’yı alır,
Christian’ı alır,
Lincoln’ü alır,
Elano’yu alır,
Bratu’yu alır,
Barusso’yu alır,
Tolga Seyhan’ı alır,
Berkant’ı alır,
Volkan Arslan’ı alır,
Caner’i alır,
Cihan’ı alır,
Murat Sözkesen’i alır,
Mehmet Güven’i alır,
Mehmet Bölükbaşı’nı alır,
Kaleci Orkun’u alır,
Kaleci Aykut’u alır,
Orhan Ak’ı alır,
Serkan Kurtuluş’u alır,
Servet’i alır,
Volkan Yaman’ı alır,
UEFA’da son dakikada Hasan Şaş’ı oyuna sokar,
Sabri’yı kaptan yapar,
Hagi’yi getirir, aynı anda Tugay’ı getirir,
Misimović’i alır, 6 saat sonra geri gönderir,
Stadı 50 yılda bitirir,
Forma skandalı yapar,
Tromso’ye elenir,
Karpaty Lviv’e elenir,
Nonda’yı satar,
Keita’yı satar,
Su Ada’yı satar,
Riva’yı satar,
Revivo’yu alır,
Baljiç’i alır,
Bülent Korkmaz’ı alır,
Skippe’yi alır,
Tanju Çolak’ı alır,
Yıldo’yu alır,
Gökmen Özdenak’ı alır,
Ama Colin Kazım’ı nah alır.
Der ki, “Ulan Adnan, Colin Kazım’ı da alırsak Fenerbahçeli olduğumuzu anlarlar. Sen bana bari Necati’yi getir. Bir de tuvalet kağıdı getir.”
En
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 04 Ocak 2011 tarihinde gönderildi
Bu da benim “en”lerim.
En sopalık futbolcu,
Fábio Alves da Silva “Bilica”.
En alakasız transfer,
Fatih Tekke.
Hepimizi en yıpratıcı forvet,
Batuhan Karadeniz.
En iyi çıkış yapan,
Galatasaray U17 seyircileri.
En taş doping,
Fenerli Diana Taurasi.
En iyi transfer,
Sergen Yalçın – Türkiye Radyo Televizyon Kurumu.
En iyi gol,
Bülent Uygun’un Bucaspor’a bacağı ile attığı gol.
En bomba demeç,
“Ben düğüne gelmem demiyorum, Ali Şen gelirse gelmem diyorum.”
En samimi demeç,
“Ulan Arda, işkembe mi içiyorsun?”
En her gübreden çıkan ama sıfır elde var sıfır,
Arda Turan.
En genç futbolcu,
İbrahim Üzülmez.
En yaşlı futbolcu,
Christian Baroni.
Yangında ilk kurtarılacak futbolcu,
Alex de Souza.
En karizma,
Ricardo Quaresma.
En iyi Aykut Kocaman,
88’deki Aykut Kocaman.
En müzelik teknik direktör,
1960 model Rolls-Royce Schuster.
En tatlı acı badem,
Fenerbahçe Acıbadem.
En salak,
Türkiye Ligi’ni takip ettiğim için, ben.
İkinci en salak,
Fenerbahçe’yi takip ettiğim için yine ben.
Biz
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 28 Aralık 2010 tarihinde gönderildi

Galatasaray U17 – Fenerbahçe U17.
Galatasaray U50 – Fenerbahçe U17.
Beşiktaş – Bursa.
Arda – Baroni.
Emre Belezoğlu – Kangele.
Tokat Topçam – Keçiörengücü.
Beşiktaş Hentbol – Trabzon Sutopu.
CHP – CHP.
Emre Belezoğlu – Ronald Reagan.
Kadıköy/Kartal Minibüsü – 559 Rumeli Hisar üstü Özel Halk Otobüsü.
Edebiyat 11A – Fen/Matematik 11B.
Çınar Apartmanı, Daire 43 – Daire 16.
Hacı İbrahim Taksi Durağı – Korsan Taksi durağı.
Halı sahanın sol beki – sağ açığı.
Emre Belezoğlu – Tarık Tarcan.
Berkcan’ın yeni sevgilisi – eski sevgilisi.
Banucan’ın yeni sevgilisi – yeni sevgilisi.
Diyorlar ki, yasa olmadan biz bu terörü önleyemeyiz.
Ne yasası, ne kanunu, ne terörü, ne önlemesi.
Biz, kavga seviyoruz kardeşim, kavga. Futbol değil.
Çünkü biz, 1299’dan beri kavga ediyoruz.
Biz, mazoyuz, öyle yetiştirilmişiz ki, çocukluktan beri dayak yiyoruz, terlik yiyoruz, kafamıza tebeşir yiyoruz.
Biz, annemizi bile 9 ay tekmeliyoruz.
Biz, “Anam avradım olsun” diye yemin ediyoruz.
Biz, hala kadınımızın sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmiyoruz.
Biz, bırak birinin arkasından konuşmayı, insanın ölmüşüne, kitabına küfür ediyoruz.
Biz, kaldırımdan yürümüyoruz, kıç kadar boyumuzla sanki yol bizimmiş gibi yoldaki arabaya ters ters bakıyoruz.
Biz, 17 yaşındayız, elimizde tespih, sakallar bir karış, 40 yaşında Kurtlar Vadisi – Yeditepe gibi dolaşıyoruz.
Biz, sokakta kavgayı ayıracağımıza, cips alıp seyrediyoruz.
Biz, haberlerde, spor programlarında, yemekteyiz’de kavga görünce dayanamıyoruz.
Biz, enerji verimliliği kanunu yapacağımıza, silah kanunu çıkartıyoruz.
Biz, Metin Oktay gibi adamdan sonra “Scarface” t-shirti giymiş, güvenlik görevisini tartaklamış, hemen hemen her kavganın içinde olan adama kaptanlık veriyoruz.
Biz, yasa masa istemeyiz.
Biz, kan isteriz, kavga isteriz, karambol isteriz, kaos isteriz.
Ya bizi öbür dünyaya gönderseler, önce ben geldim lan diye kavga çıkartırız.
Biz Türk’üz, babacım.
Türk’üz.
O yüzden Arena diye stat yaptırıyoruz.
Face verdik, book’unu çıkarmayın
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 21 Aralık 2010 tarihinde gönderildi

5000 sarı kart, 50 bin isabetsiz pas, 1 milyon faul…
Fenerbahçe’nin 2.yarıları, Guti’nin promili, Arda’nın pubisi, Colin Kazım’ın pipisi…
Ligin ilk yarısının analizi için gazetelerde bunlar gibi, binlerce sayı ve data.
Bunları okuyacak vaktiniz yok ise, ben size ligin ilk yarısını özetleyeyim.
Mesela,
Ben bu sene Türkiye Ligi’ni seyrettim.
Bir de Acun’un Yetenek Sizsiniz’i seyrettim.
Tam Türk futbolunun niye böyle olduğunu anladım derken, bir de Animal Planet’in Yetenek Sizsiniz’i seyrettim.
Biz niye onlara hayvan demişiz, ben anlamadım.
Mesela,
Geçen ben yayıncı kuruluşu aradım.
“Türkiye Ligi’ni kapatsak sadece İngiltere Ligi’ni açsak” dedim.
Hayır dediler.
“Türkiye Ligi’ni kapatayım, Telegol’ü kapatayım, bir tek İngiltere Ligi kalsa” dedim.
Hayır dediler.
“Türkiye Ligi’ni kapatayım, Telegol’ü kapatayım, yanına Tabata ile Serdar Özkan’ı vereyim” dedim.
Telefonu yüzüme kapadılar.
Mesela,
Bende uyku problemi var.
Doktora gittim.
Bana haftada Spor Totoş Ligi’nden 3 maç seyredeceksin dedi.
Olur mu öyle şey dedim.
Reçeteye Konya – Galatasaray, Fenerbahçe – Sivas, Beşiktaş – Gaziantep yazdı.
Ohhh, bir seyrettim, 4.5 saat kesintisiz uyku.
Bir de üstüne Mustafa Denizli & Şansal Ağabey.
Ohhh, etti sana günde 9 saat.
Beni hakikaten Türk doktorlarına emanet edin.
Mesela,
Umut 100ler kulübüne girdi, onu gördüm.
Mesela,
Burak Yılmaz’a çok iyi forvet dediler, onu gördüm.
Mesela,
Alex frikikten gol attı, onu da gördüm.
Yahu, onu bırak Rıdvan, Aykut’u eleştirdi.
Onu bile gördüm.
Artık ölsem de gam yemem.
Not : Bu arada Colin Kazım’ın twitteri var ise, Emrah Öner’in de Facebook’u var.
Emrah Öner – The Spor Yazarı diye bir şey kurduk. Yorumlarınızı oraya da bekliyorum.
(Her türlü yorumu yazın, küfür edin, kırın, dökün ama ne olur saçmalamayın)
http://www.facebook.com/home.php?#!/group.php?gid=133230486718894
3 büyük
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 14 Aralık 2010 tarihinde gönderildi

3 büyük…
Ne varsa yine onlarda var.
Biri Aziz Serisi, öbürü Sarı Zeybek, diğeri Aslan Sütü.
Mesela Aziz Serisi…
1998’dan beri Dereağzı ve Samandıra’da üretilir.
Alkol derecesi %30’dur.
Üretiminde her türlü yaş-kuru üzüm, Brezilya odunu, İspanya meşesi, talaş, tahta, ingot kullanılır.
İçimi serttir, Aziz Serisi yıldırım gibidir. Çarptı mı, 10 sene yerinden kalkamazsın.
Bakır imbiklerden her sene yeni bir teknik direktör damıtılır.
27 sene kupalarda veya fıçılarda dinlendirilir.
Son saniyede yine bir çarpar, 2 kere şampiyonluk turu atarsın.
O kadar orijinaldir ki; tesislerde herkes kovulmuştur, fakat bir amca hala ayakları ile üzüm ezer, şişeye koyar, ambalajını yapar, satışını yapar.
Yeni tesisler; Ataşehir ve Kenan Evren Lisesi’nin oraları.
Sarı Zeybek…
1960’ların en ünlü rakısı.
Ümraniye’de üretilir.
Alkol derecesi %27.
İspanyol ve Alaman fıçılarda bekletildiği için sarı bir rengi var. Bazen tüplerde de bekletilir.
Yıldız’ın anasonunun, Fulya’nın üzümlerinin, Deli İbrahim’in boncuklarının birleşiminden oluşur.
15 senede 2 kere damıtılması en büyük özelliğidir.
Çarşı’da pazarda bulunmaz.
Öyle herkes istediği zaman bulamaz.
Azdır, özdür, ama biraz da öküzdür. Pardon, öküzgözüdür.
Üretimin yeri her an değişebilir, yıllardır Anıtlar Kurulu kararını bekler.
Aslan Sütü…
Buzsuz içilebilir, susuz içilebilir, fakat Adnan’sız içilemez. Sofrada muhakkak bir Adnan olmalıdır.
Florya’da üretilir.
Alkol derecesi %20’dir.
2000’den beri tadı çok değişti denir.
Halbuki tat, şişe, alkol oranı, etiket, kapak her şey değişmiştir.
Nasıl Beylerbeyi rakısı “Beyefendilerin Rakısı” ise bu da “Liselilerin Rakısı” olarak geçer.
Yeni tesis için 3.köprünün durumuna göre Riva’yı da satarlar.
Bunlar, Su Adayı “Susuz” Ada diye satarlar.
Oğlum, bunlar yarın anasonu bile satarlar.
İşte size 3 büyük…
Birinin maliyeti 148 milyon, öbürünün 96 milyon, diğerinin 112 milyon Euro.
Toplam maliyetleri 400 milyon Euro.
Ulan cari açık zaten 2 milyar Euro.
Yıllarca bize sadece büyük rakı var dediler, büyük rakı içirdiler.
Ta ki 5lik, 20lik, 35likler ortaya çıkana kadar.
Düşünün günlerce bize ne kadar alkol içirmişler.
Düşünün aylarca bizi nasıl uyuşturmuşlar.
Düşünün, yıllarca bizi nasıl susuz…
Fondiplemişler.
Messi Macunu
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 09 Aralık 2010 tarihinde gönderildi

PAOK – Fenerbahçe, 1-0.
Fenerbahçe – Young Boys, 0-1.
Beşiktaş – Porto, 1-3.
Valencia – Bursa, 10-1.
Trabzon – Liverpool, 1-2.
Almanya – Türkiye, 3-0.
Hiç üzülmeyin.
Bu erotik skorların sebebi ne 4-2-3-1, ne Ertuğrul Sağlam, ne Arda, ne Sarbi, ne teknik, ne taktik, ne de para pul.
Bu adamların bizden tek farkı var.
O da domuz eti.
Çünkü ne antrenmanımız da fark var, ne teknolojimizde, ne de başka bir şeyde.
Bu adamlar 3 aylıkken domuz yiyor kardeşim.
Bu adamların bizi acılı ezme yapmalarının tek açıklaması bu.
Domuzun nasıl bir fizyolojik etkisi var, vücutta nasıl bir tepki veriyor bilmiyorum fakat atalarımız demiş ya; “Maşallah domuz gibisin, sana bir şey olmaz”, işte rakiplerimizin böyle maşallahları var.
Domuz kelimesi ile maşallah kelimesini de aynı cümlede kullandım, kusura bakmayın.
Tamam domuz günah, kimse bir şey demiyor, kimse de zaten yemiyor, fakat neden kimse Sercan 3 adım atarken Kenny Miller 1 adımda bizimkini geçince bir şey demiyor?
Neden adamların omuz genişliği 100 cm, bizim basenimiz 150 cm?
Neden İbrahim Üzülmez kambur, Rio Ferdinand Kimmeryalı gibi?
Neden Arda sakat, Messi demir gibi?
Neden bizim boy ortalamamız bir Kahdalı Mıçı, adamların ki bir Iverson?
Ben şunu da hatırlıyorum, Tuncay Premier Ligindeki ilk maçından sonra “Burada sağ bek-sol bek benden daha hızlı koşuyor” demişti. Bu da domuz etinin beyne de iyi geldiğini kanıtlıyor.
Sakın yanlış anlaşılmasın.
Bu bir domuz teşvik yazısı değil. Bu yazıdan sonra şarküterilerde domuz satışı patlamasın lütfen. Dünyanın en rezil şeyi domuz etidir, sakın yeni Servet yaratacağım diye bahçenizde çocuğunuza domuz çevirmeyin.
Dopingde çıkar mı, faydası olur mu bilmiyorum ama bizim takımlara maçtan önce 10 Kavanoz mesir macunu verelim. Çünkü Türk Futbolu artık teknikle taktikle bir yere gelmeyeceği belli. Mesir macunu veremiyorsak, en kötü Messi’yi macuna koyup verelim.
Bu mesir macunun Beşiktaş – Bursa maçından önce kullanıldığını görüyorum, maça da kesin etkisi olur fakat maçtan sonra soyunma odasında da bir zararı olur mu onu hiç bilmiyorum.
Bu sorunun cevabını da Türk Futbolu’nun iki duayenine sormak lazım.
Ahmet Çakar ya da Haydar Dümen’e.
En iyi onlar bilirler.
Haydi mutlu Noeller.
El Kalasico
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 30 Kasım 2010 tarihinde gönderildi

Dünyada kaç derbi var?
Tansel Taşanlar üşenmemiş, oturmuş, saymış.
İskoçya derbisi;
Celtic – Rangers.
İlk, Katolikler Protestanlara ağız burun girmiş.
Yani…
Din derbisi.
Yunanistan derbisi;
Olympiakos – Panathinaikos.
Biri çalışan kesim, öbürü tiki.
Yani…
Sınıf derbisi.
Yugoslavya derbisi;
Kızılyıldız – Partizan.
Biri askerin takımı, öbürü halkın takımı.
Yani…
MGK derbisi.
Roma derbisi;
Roma – Lazio.
Biri solcu, biri sağcı.
Yani…
Siyaset derbisi.
Bükreş derbisi,
Rapid Bükreş – Steau Bükreş.
Zamanında Rapidçilere çingene demişler. Öyle kalmış.
Yani…
Irk derbisi.
Mısır derbisi;
Zamalek – Al Ahly.
O kadar manyaklar ki, derbiye yabancı hakem getiriyorlar.
Yani…
Bir şey anladıysam arap olayım derbisi.
İspanya derbisi;
Barcelona – Real Madrid.
Bir rüya. Bir Hayri Pıtır serüveni. Bir klasik olduğu için El Clasico.
Yani…
Klasiklerin derbisi.
Ve İstanbul derbisi;
Galatasaray – Beşiktaş.
Bir tarafımın derbisi.
Ali Turan, Barış Özbek, Servet Çetin, Pino, Tabata, Nihat, İbrahim Toraman, Rüştü, Hakan Arıkan, Hilbert, Gökhan Zan, Sabri, Serdar Özkan, Hakan Balta, Cüneyt Çakır.
El “Kalas”ico.
Yani….
Siz anladınız neyin derbisi…





Son Yorumlar