Her şey Habertürk için…
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 12 Eylül 2010 tarihinde gönderildi
Genç Osman vs. Genç Semih
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 25 Ağustos 2010 tarihinde gönderildi
Biri, Osman Gazi’den sonraki II.Osman idi,
Biri, Semih Bayülgen’den sonraki 2.Semih idi.
Biri, 14 yaşında padişah oldu,
Biri, 14 yaşında Fenerbahçe’ye transfer oldu.
Biri, Osmanlı’nın 16. Padişahı oldu,
Biri, Fenerbahçe’nin 1600. Forveti oldu.
Biri’nin annesi, Mahfiruz Haseki Sultan, Rum’du,
Biri, İzmir doğumluydu.
Biri, onlarca öğretmen gördü, Arapça, Farsça, Latince, Yunanca ve İtalyanca konuştu,
Biri, onlarca forvet gördü, Portekizce, İspanyolca, Rusça, Felemenkçe, Sırpça, Senegalce duydu.
Biri, hiçbir zaman kendine uygun bir sadrazam bulamadı,
Biri, hiçbir zaman kendine uygun bir teknik direktör bulamadı.
Biri, ona sahip çıkacak akıllı ve sadık bir dost bulamadı,
Biri, Alex’i yanına aldı, yine de kimse ona sahip çıkmadı.
Birinin yerine amcası Sultan Birinci Mustafa getirildi,
Birinin yerine dayısı Mamadou Niang getirildi.
Biri, hacca gitmek istedi, gidemedi,
Biri, opsiyonunu kullandı, gidemedi.
Biri, heybetli, yüksek himmet sahibi, yiğit, fevkalede bir binici idi.
Biri, kambur, zayıf, fevkalede bir sırtı dönük forvet idi.
Biri, Kapıkulu Ocakları’nı reddetti.
Biri, Fenerbahçe kaptanlığını reddetti.
Biri, Yeniçerilerin ayaklanmasında öldü.
Biri, Taraftar ayaklanmasında doğdu.
Bunların ikisi de genç idi.
Bunların ikisi de bir şeyler yapmaya çalıştı….
“Bir şah-ı âli şan iken şah-ı cihana kıydılar,
Gayretli, genç bir aslan iken şah-ı cihana kıydılar.”
Günün fıkrası
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 20 Ağustos 2010 tarihinde gönderildi
Günün fıkrası Selanik’ten…
Aziz Yıldırım’ın biri, bir gün yolda yürüyor. Aaa bir bakmış, yerde bir lamba.
Hemen ovmuş lambayı, içinden cin çıkmış.
Cin demiş ki, “Beni kurtardın, ne dilerse dile benden…”
Aziz Yıldırım demiş ki;
“Her yeri baştan inşa etmek istiyorum. Her yer benim olsun. Her yeri yıkmak istiyorum. Her yere ruhsat istiyorum. 50 tane stat, 100 tane AVM istiyorum. 3000 tane tesis istiyorum. “
Cin; “O kadar betonu ben bile bulamam. Sen başka bir şey iste.”
“O zaman” demiş Aziz Yıldırım.
“Bir takım istiyorum.
Bu takım ısırsın istiyorum.
Her hafta bir kupadan elenmesin istiyorum.
Son dakikada anons yapılmasın istiyorum.
Son dakikada bir kerede biz kupa alalım istiyorum.
Orta sahada şaşı futbolcum olmasın istiyorum.
Bir Avrupa maçında da Yasin, Can, Bekir, İlhan, Ali Bilgin, Deniz olmasın istiyorum.
Artık Brezilyalı gelmesin istiyorum.
Her taraf Fransız zenci olsun istiyorum.
2 kere pas yapmak istiyorum.
2 gram pres yapmak istiyorum.
Seyircim kanser olmasın istiyorum.
17 şampiyonluğa 19 kere sevinmesinler istiyorum.
Türk antrenörüm bir kere de kovulmasın istiyorum.
Ben soyunma odasına inmeyeyim istiyorum.
Yanımdakiler istifa etmesin istiyorum.
Cin bakmış, bakmış, bakmış…
Düşünmüş…
“Tesisler normal çim mi olsun, suni çim mi?”
Beşiktaş’ın kabuğu
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 18 Ağustos 2010 tarihinde gönderildi
Beşiktaş iyi yolda mı, kötü yolda mı, ben bilmem.
Ama isterseniz size dünkü maçı özetleyeyim…
Yıllarca Digitürk’e tonla para ödedim.
Dedim ki hep kendi kendime…
Yahu ben sadece Fenerbahçe’yi seyrediyorum…
Hadi biraz da Galatasaray’ı seyrediyorum…
Hadi çok az da Bursa’yı severim…
Ulan Beşiktaş’a niye para ödüyorum?
Öyle ya…
Dünyanın en zevksiz maçı Beşiktaş – Rize maçıdır.
Ondan daha zevksiz maç “seyircisiz” Beşiktaş – Rize maçıdır.
Bundan daha da zevksizi “İbrahim Üzülmez’li seyircisiz” Beşiktaş – Rize maçıdır.
Bir baktım, en sonunda Digitürk beni duymuş.
Kampanya yapmış. Hemen aradım.
Dedim ki,
“Sadece Fener ne kadar?”
“Şu kadar.”
“3 büyüklerin maçları ne kadar?”
“Aynı.”
“Beşiktaş’ı çıkartırsak?”
“Aynı.”
O sırada Guti’nin ara pasında Bobo golü attı.
“Yahu ben Beşiktaş’ı seyretmek istemiyorum.”
“Aynı, beyefendi.”
O sırada Quaresma 3 kişiyi geçti.
“Yahu ben Beşiktaş’a niye para ödeyeyim?”
“Aynı, beyefendi.”
O sırada Quaresma, topu aldı, sektirdi, döndü, bir çaktı.
Hem Helsinki’ye, hem bana, hem benim gibi düşünenlere çaktı.
Ahize de bir tarafıma girmiş…
Telefon da kendiliğinden kapandı…
A.Q.
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 06 Ağustos 2010 tarihinde gönderildi
Binlerce şey yazdılar…Binlerce şey söylediler…Oysa ki Fenerbahçe için yazılacak tek şey vardı…Onu da taraftarlar maç çıkışı söyledi. O da A.Q. idi.
A.Q.
Bu iki harfi;
İster Adaptive Quantization (Uyarlanabilir Niceleme) olarak algılayın…
İster Audi Quattro olarak algılayın…
İster Al Qaeda (El Kaide) olarak varsayın,
İster Alliance Quebec (İngilizce konuşan Quebec’liler Lobisi) olarak varsayın…
İster Australian Quarterly (Avusturalya’da bir dergi) olarak okuyun,
İster Automatic Qualifier (Otomatik olarak bir üst tura çıkan) olarak okuyun…
İster Ahn Quiraj (World of Warcraft’tan bir terim) olarak düşünün,
İster Advanced Queuing (Oracle’de bir mesaj sağlayıcısı) olarak düşünün…
İster Attitude Quotient (Zeka ölçüm katsayısı) olarak bilin,
İster Autism Quotient (Otizm katsayısı) olarak bilin…
İster Andrade Quaresma olarak anlayın…
İster Aykut Qocaman olarak anlayın…
İsterseniz de o manada anlayın.
Ben bilmem.
Bilemem…
Ama şunu bilirim.
Ünlü ozan Duran Duran demiş ki ;
Young Boys never lose it, (Young Boys hiç kaybetmez.)
Young Boys never chose this way, (Young Boys böyle gerizekalı bir futbolu seçmez.)
Young Boys never close your eyes, (Young Boys gözünün yaşına bakmaz.)
Young Boys always shine. (Young Boys seni her zaman paralar ve parıldatır.)
Futbol enteresan
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 16 Temmuz 2010 tarihinde gönderildi
Maradona:“Pele’yi fazla izleyemedim. Belki benden daha iyiydi. Ama annem benim daha iyi olduğumu söylüyor.”

2010 Dünya Kupası bana şunu gösterdi;
Biz futbolu seviyoruz arkadaşım!
Bakma sen, biz Ömer Üründül’ü de seviyoruz.
Ahmet Çakar’ı da, Sergen’in patlayacak gömleğini de seviyoruz.
Kuzey Kore’yi seviyoruz, Yunanistan’ı bile seviyoruz.
Ronaldo’yu, Maradona’yı, Aygün’ü, K.Orhan’ı, Şenol 3’ü, Mourinho’yu, Hakan Şükür’ü, Guti’yi, Lugano’yu, Hagi’yi, Cantona’yı, Milne’nin tercümanı Ali Emeç’i, Şevket Belgin’i, Ali Şen’i de seviyoruz.
Fakat bu mereti niye seviyoruz?
Adamlar bilimsel olarak açıklamışlar.
Dünyada el dışındaki uzuvla oynanan tek spor, futbol.
Düşünün, bir çöpü çöp kutusuna elle mi atmak zor, ayakla mı?
Bir kere bilinç altında çok dolaylı yoldan bu zorluk cezbediyor.
Peki bu zorluk niye cezbediyor?
Çünkü biz biliyoruz ki, Boston Celtics – Trabzonspor ile basket maçı yapsa, %0 şans var.
Ama Brezilya – Keçiörengücü ile futbol maçı yapsa, %0.001 bile ihtimal olsa, o maç 0-0 bitebilir.
İşte o ihtimali bekliyoruz.
Bu maddelerden sadece biri.
Peki biz seviyoruz.
Kadınlar niye sevmiyor?
Niye 1 kadın, 4 senede bir yapılan bir şölene, 1 ay dayanamıyor?
Çünkü kadınların sinir sistemi ile seninki farklı.
Kadınların ayak ile çoğu şeye tepkisi yok.
Kadınlarda ayakla oynanan hiçbir şey, beyinde bir etki yaratmıyor.
Aynı adamlar, kadınların niye araba kullanamadığını da böyle açıklıyor.
Çünkü, sen araba kullanırken ayak hareketlerin ile beynini ayırabiliyorsun.
O ayıramıyor.
Bunda kızacak birşey yok, hanımlar.
Malesef bilim bu.
Size sadece roka ye, tere ye, kuzu kulağı ye diyen de bilim,
Bunu söyleyen de.
Ama isterseniz şöyle toparlayayım.
Biz futbolu seviyoruz.
Çünkü biz Burcu Esmersoy’u seviyoruz.









Son Yorumlar