Aralık, 2009 arşivi
2009 hadi baş baş
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 29 Aralık 2009 tarihinde gönderildi
2009, Fenerbahçe için çok sıradan geçti. Üst üste galibiyetler, rekorlar, bomba transferler, skandal transferler, kelepçeler, grup seksler, trafik kazaları, şike iddiaları. Oğlum 2010, burası Fenerbahçe. Kendine güveniyorsan gel.
Şimdi sayın okurum,
Bayanlar Voleybol’da Lig birincisi kim? Hem de yenilgisiz…
Fenerbahçe.
Peki Bayanlar Basketbol’da yenilgisiz birinci kim?
Fenerbahçe.
Boston’da yapılan bilmem ne kürek yarışlarında kim birinci oldu?
Fenerbahçe.
T.B.M.M’de, yılın en başarılı atletleri ve en başarılı antrenör ödülünü alan Karin Melis Mey, Fatih Avan ve Metin Altıntaş hangi takımdalar?
Fenerbahçe.
Türkiye Kısa Kulvar Yüzme Şampiyonası’nda kim şampiyon?
Fenerbahçe.
Peki, Türkiye Büyükler Ferdi Boks Şampiyonası’nda kim takım halinde şampiyon?
Fenerbahçe.
Bayanlarda Masa Tenisi Liginde yenilgisiz lider kim?
Fenerbahçe.
UEFA Avrupa Ligi H grubu lideri kim?
Fenerbahçe.
Ziraat Kupası 3.Kademe A Grubu lideri kim?
Fenerbahçe.
İlk yarıyı kim lider kapadı?
Fenerbahçe.
Diğer branşlarda en kötü derecesi üçüncülük olan kulüp kim?
Fenerbahçe.
Peki, biz kim için yazıyoruz çiziyoruz yıllardır; Wagenhaus gitsin, Hotiç gitsin, Tarık gitsin, Preko gitsin, Sergio gitsin, İlker gitsin, Oktay gitsin, Celil gitsin, Simao gitsin, Fatih Akyel gitsin, Beschastnykh gitsin, Serkan gitsin, Aragones gitsin, Maldonado gitsin, Burak gitsin, Ali Bilgin gitsin, Gökhan Emreciksin gitsin, Uğur gitsin, Deniz gitsin, Önder gitsin, Kazım gitsin, Güiza gitsin, Anelka gelsin, Appiah gelsin, van Hooijdonk gelsin, Gökhan Gönül gelsin, Aykut Kocaman gelsin, Ali Koç gelsin, Özer oynasın, gençler oynasın diye?
Kimin iyiliği için yazıyoruz?
Göttingen mi?
Nein.
Fenerbahçe.
Özer mi Alex mi?
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 25 Aralık 2009 tarihinde gönderildi
Özer Hurmacı, Altay maçında iyi oynadı, topla hızlı çıktı, şut çekti, öldürücü paslar attı, 2 tane de gol attı. Lakin, Özer hayatının en büyük hatasını yaptı. Çünkü, Özer bunları Alex’in Fenerbahçe’sinde yaptı.
Futbol alemimizde, devre arası gibi medyanın boş kaldığı vakitlerde gündeme hep aynı konu gelir.
O konu, Alex mi Hagi mi’dir.
Bu karşılaştırma, bamya mı daha lezzetli, whopper menü mü daha lezzetlidir diye sormak gibi birşeydir. Bamyacılar, whopper’in ateşte pişmesini ve ekstra acısını bahane ederler, bamya daha faydalıdır, kabızlığı giderir gibi şeyler eklerler. O sırada sen mayonezi ağzına sıkıyorsundur.
Şimdi gündemde Özer mi Alex mi sorusu vardır.
Ne yazık ki, “Alex gidince, onun yerine geçmek ister misin” sorusuna kibarca “Neden olmasın” diyen Özer, sabah “Alex’in aklını alırım, Alex kim ulan” gibi manşetler görmüştür.
Öncelikle Özer genç değil, 23 yaşında eşşek kadar bir delikanlıdır.
Alaman altyapısı, mütevazi kişiliği, maç sonundaki sakin demeçleri, saçı, başı, her şeyi ile büyük bir takıma uyabileceğini göstermiştir.
Özer mi Alex mi sorusu sorulursa, cevabı çok nettir.
Şu an Semih’e “88 dakika hiç koşma, adam geçme, pres yapma, fakat son 2 dakika ne yaparsan yap” deseler Semih’in Alex gibi, 100 gol-100 asist ile oynamaması hiç de mucizevi değildir.
Kaldı ki, Alex 5 senede her “Türkiye’nin en iyi futbolcusu kim” sorusuna devamlı “Semih” yanıtını vermiştir.
İşte Özer’in kafasını kullanması gereken yer şu andır.
Çünkü Alex’in istemediği, parmakla göstermediği oyuncu Fenerbahçe’de barınamaz.
Son 5 senede, Tuncay, Anelka, Appiah, Luciano, Tümer, Ümit Özat, Kezman, Roberto Carlos, Nobre, Aurelio, van Hooijdonk, Zico, Aragones gibi isimler gelip geçmiş, sadece 2 isim hep kalmıştır.
O da Alex ve Semih’tir.
Özer, kendi kariyeri ve Türk futbolu için yakında bir karar verecektir.
Çünkü, Alex varken Özer oynayamaz.
Oynasa da oynatmaz.
Alex ile Özer oynatılır, ortaya “Sergen-Şifo Mehmet yan yana oynamaz” gerizekalıları çıkar.
Özer, top oynar, “İşte yeni Alex” derler.
E ulan eski Alex’den memnun değilim ki, niye yenisini isteyeyim?
3.47 Trabzon treni
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 22 Aralık 2009 tarihinde gönderildi
Fenerbahçe güzel kapandı, biraz bastı, Güiza koştu, Alex istedi, Santos yeni transfer gibiydi. Kısacası Fenerbahçe rakibine baktı, maçını seçti ve kazandı.
Bu haftanın gündemini veriyorum: DTP, Aşk-ı Memnu, Hüseyin Fidan.
Hüseyin Fidan malum Trabzon maçının batak yan iki hakeminden biri.
Hakemler konusunda tek felsefem olmuştur.
Oynat, dur, geri al, adamın donu daha önde ama kıçı daha arkada, çizgiyi geçti mi, bilgisayardan bak, tuvalet kağıdı koy, bak bariz gol değil gibi…
Hiçbiri ile ilgilenmem. Hiçbir pozisyonu bahane etmem. 50 yıl önceki hiçbir pozisyonu gündeme getirmem. 10 sene önceki maçın hakemini bırak, sabah ne yediğimi unuturum.
Fakat tek pozisyonda hakemin lisansını yırtarım.
Eğer bir insan arkadan tekmeye hala kırmızı kart gösteremiyorsa, o adamı 400 milyon dolarlık pazarın içinde barındırmam.
Trabzon maçındaki pozisyonda öyle bir pozisyondu.
3.47 m. ofsayt.
Evet, adamın lisansını yırtalım. Fakat bu pozisyona dikkat edin.
Bir tane Trabzonlu futbolcu tepkisi yok.
Çünkü maçın içinde değiller. Sadece deli dana gibi koşuyorlar.
Şimdi hakemin lisansı ile birlikte futbolcuların da mı belgelerini yırtalım?
Neden itiraz edemiyorlar biliyor musunuz?
Çünkü hiç biri profesyonel değil.
Biri iddiacı, biri kebapçı, biri benzinci, öbürü tekstilci.
Hakem, niye hata yapıyor biliyor musunuz?
Biri polis, biri astsubay, öbürü tüccar.
Sen trilyonluk ihaleye hazırlanıyorsun, senin hakemin 3.Lig futbolcusundan az alıyor.
Adamın kimbilir kafasında ne vardı o an?
Kirası mı, düğünü mü, çocuğu mu?
Kimbilir.
Maça bakalım.
Fenerbahçe taktiği 4-4-1-1 değil. Fenerbahçe’nin taktiği artık 1-0.
Takım oturuyor, kapanıyor, kimse yerinden kaldıramıyor. Yıllardır en iyi yaptığı şey kontratak.
Güiza’nın kompleksi de çok kötü oturdu. Fenerbahçe adamı gol atsın diye aldı, adam gol atamayınca üzülüyor, bari koşayım diyor. Çok kritik bir gol daha attı, çok kritik bir gol daha kaçırdı.
Trabzon treni kaçırmak istemiyorsa acilen Umut’la falan ilişkisini kesecek.
Yerine doğru dürüst bir hücumcu alacak. Bu Fatih Tekke mi olur, Gökhan Ünal mı olur bilmem.
Fakat ofansif anlamda Güiza’dan daha verimsiz bir forvet kimdir diye sorsan inanın Umut derim.
Koşuyor, her topa kafa sokuyor, ısırıyor, kendini paralıyor.
Fakat Trabzon ondan ne istiyor?
Tek şey.
Gol.
Beni de twit Kazım!
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 16 Aralık 2009 tarihinde gönderildi
50 gün içerisinde Galatasaray’ı dağıttı, 4 maç ceza aldı, hakemlere İngilizce ders verdi, maç gecesi kameralara yakalandı, otelde kelepçesi bulundu, araba ile kaza yaptı, tesislere sokulmadı, belki oynamadığı maçta şike bile yaptı. Sergen, Batuhan, Maradona, Mecnur, Teoman kim varsa hepsini solladı. Ne Messi, ne Zidane. İşte benim idolüm, Kazım the Kazım.
Şekip Mosturoğlu’nun 2 gündür anası ağlıyor.
Adamcağız bir tek Dest-i İzdivaç’a çıkmadı.
Fakat şuna eminim, Fenerbahçe bu konuda haklı.
Çünkü Fenerbahçe haksız olsaydı, kimsenin ağzını bıçak açmazdı.
Açtırılmazdı.
Fakat Şekip Mosturoğlu, bas bas bağırıyor, üstüne gidiyor, sorular soruyor, kanıt istiyor.
Ben buradan Kazım’ın şike yapmadığını anlıyorum.
Fakat, tekrar söylüyorum.
Suç, Kazım’da değil.
Bana 23 yaşında o parayı ver, öyle bir vücut ver, bir de öyle ten ver, Türkiye’nin yarısı ile beraber olurum, deve güreşinde bile hile yaparım.
Sorun, Kazım’ın kamçısı, dövmeleri, babası, içkisi, Sos Dantos’u da değil.
Sorun, nah seni oraya Lefterlerden, Erdoğanlardan, Oğuz Çetinlerden sonra getirip koyanda.
Sorun, sana o paraları, o yetkiyi verende.
Sorun, senin sportif direktörünün, belki de Türkiye’nin en namuslu spor adamının, 17 haftadır daha görev tanımını bilememesinde.
Sorun, Fenerbahçe.org’un giriş sayfasına Brezilya ikonunu koyanda, Portekizce’ye çevirtende.
Sorun, hala kombine alıp, ki o paralar grup sekslere gidiyor, daha Sinan Bolat gibi bir kafa golü atamayan Güiza’nın golüne sevinen taraftar da.
Fakat esas sorun nerede biliyor musunuz?
Sorun, bu kadar zırvanın içerisinde, Oğuz Çetin’den sonra ilk defa her pozisyonda karşı kaleye gitmeyi düşünen, şut çeken, pas veren, asist yapan, son saniyede çizginin biraz gerisinden top çıkaran 23 yaşındaki Özer Hurmacı’nın menajerlik şirketinin Messi’nin, Robben’in, Diego’nun, Ramos’un da aynı şirket olduğu ile yazmayan bendenizde.
Kralın dönüşü
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 08 Aralık 2009 tarihinde gönderildi
Fenerbahçe bundan sonra karşı takımı ısırmak, koparmak, pataklamak istiyorsa 3 şeyden vazgeçmelidir. Bir, golden sonraki salsalardan. İki, takımdaki salçalardan. Üç, maçtan sonraki kalçalardan.
Diyorlar ki, futbolcu gece hayatı yapamaz, içki içemez, sigara içemez, karı-kız peşinde koşamaz.
Herhalde Rooney annemin içtiği çay kadar bira içmiş midir?
İçmiştir.
Cantona, Cüneyt Arkın kadar adam dövmüş müdür?
Dövmüştür.
Ronaldo grup seksten sonra maçta 3 gol atmış mıdır?
Atmıştır.
Yine diyorlar ki, Kazım gece hayatı yaptı, elini kırdı.
Fenerbahçeli Tarık da bel soğukluğu kapmıştı.
Ulan bu çocukların ne suçu var?
Ben Colin Kazım olacağım, bana 18 yaşında trilyon verecekler, bir de zenci olacağım, ben 1 ayda ebola olurum, ne elimin kırılması.
Fakat sorunu hala Kazım, Santos zannediyoruz.
Sorun Alex’in, Deivid’in, Güiza’nın ruhsuzluğu zannediyoruz.
Sorun şu, sizi oraya kim alıyor?
Size kim veriyor o paraları?
O paraları niye veriyorlar?
Veya maç sırasında eğlenmeye giden Kazım’a, maaşını almaya geldiği sırada niye vezneyi kapatıp eğlenmeye gidemiyoruz?
Doğrudur, Fenerbahçe’nin yanlış transferleri, her klübün sorunudur.
Fakat Fenerbahçe’nin bir sorunu daha vardır.
Fenerbahçe’ye 11 tane Appiah getirirsin, önce herşey çok güzeldir, 2 ay sonra bir bakarsın, hiçbiri koşmuyordur.
Fenerbahçe’nin Galatasaray’dan veya Beşiktaş’dan en büyük farkı budur.
Fenerbahçe ne kriz yönetebilir, ne ruh yaratabilir, ne disiplin sağlayabilir, ne kabuk değiştirebilir, ne de risk alabilir.
Ben 30 yıldır sadece bir kere Zico’nun Gaziantep maçına yedeklerle çıktığını gördüm.
Yani 30×50 maçta sadece 1 risk.
Fakat malesef Fenerbahçeli futbolcular uyuyan devi uyandırdı.
Çünkü Aziz Yıldırım sahalara, soyunma odasına, mikrofonlara geri döndü.
O kadar ağır yazdık, o kadar söyledik, o kadar kızdık, demek ki siz bizden anlamıyorsunuz.
Demek ki siz, Aziz Yıldırım’dan anlıyorsunuz.
O zaman yapacak birşey yok.
Verin kıçtan Azizsilini çocuklara.
Fakat şunu bilin, Fenerbahçe’nin bittiği an, ne Beşiktaş maçıdır, ne bilmem ne maçıdır.
Fenerbahçe’nin bittiği an, Alex’e padişah kavuğu giydirdiğin andır.
Abdest alayım kafama sıkın
Emrah Öner tarafından, Genel kategorisi altında, 01 Aralık 2009 tarihinde gönderildi
Yıllar evvel haraçsever bir kaç arkadaş, Maçka’da Fatih Tekke’yi köşeye sıkıştırır; “İstediğimiz parayı vermezsen ayaklarına sıkar futbol yaşantını bitiririz” der. Fatih, bir kaç saniye düşünür, düğmelerini çözer, kollarını sıvar ve cevap verir; “Size para veremem. Abdest alayım, kafama sıkın.”
Merak etmeyin Kasımpaşa maçı ile Arsenal – Chelsea maçını karşılaştırmayacağım.
Yine merak etmeyin, dünyada hangi ırk El Clásico maçı yerine Sivas – Beşiktaş maçını seyretti diye de sormayacağım.
Aramızda neden 500 yıl fark olduğunu zaten herkes biliyor.
Fakat ben size bir örnek daha vereyim.
Kasım ayı Futbol Extra dergisinde şöyle bir yazı; UEFA bu sene Avrupa Ligi’ni lanse ederken, Monaco’daki kura çekimine çok önemli bir adam çağırdı. Bu adam, 1971 senesinde Ferencváros’a, eski UEFA kupasının ilk golünü atarak tarihe geçmişti. Fakat ne bu adamın o ilk golden haberi vardı, ne de eski klübünün, ne de federasyonun. Adamcağız, telefonda haberi alırken belki de kendini Yavuz’un Minibüsü’nde zannetti.
Bu adam, eski PTT’li, Fenerbahçeli Yaşar Mumcu idi…
**************
Aynı sayıda Fatih Tekke röportajı da vardı.
Fatih Tekke, aynı Fatih Tekke.
Kızıyor, dobra konuşuyor, eleştiriyor, üzülüyor, özlüyor, namazını kılıyor, evde yumurta kırıyor, iyi-kötü çıkıyor topunu oynuyor.
Ruhu ile, namusu ile, cesareti ile, iş ahlakı ile, iş disiplini ile…
Ve şerefi ile…
Şeref diyince, Fenerbahçe için ne taktikten bahsetmeye yüzüm yeter, ne Alex’i, Önder’i, ne Deivid’i, ne Kazım’ı anlatmaya terbiyem el verir.
Ve daha kötüsü, Fenerliye soruyorsun, Beşiktaş maçı için bir gram üzülmemiş veya şaşırmamış.
Çünkü Beşiktaş’ı Anadolu Klübü olarak görüyorlar.
Ve Fenerbahçe iki haftada, 2 Anadolu klübünden (!) 6 gol yiyor.
Kızmıyor.
Şaşırmıyor.
Penaltılara ve ofsaytlara itiraz bile etmiyor.
Malesef, 6 gol yiyen Fenerbahçe 2009 takımı değil…
Fenerbahçe’nin ruhu 6 gol yemiş.
Fenerbahçe’nin ruhu seyircisiz.
Fenerbahçe’nin ruhu, Aykut’u, Rıza’sı, Fatih Tekke’si gitmiş.
Fenerbahçe’nin ruhu tuz ruhu olmuş, sen hala tek forvet diyorsun, çift ön libero diyorsun…







Son Yorumlar